Haberler

Kültürel Mirasın Korunması Yolunda Bir Adım da Akut''tan

Tarih: 15 Haziran 2007
Dünya’daki ve Türkiye’deki doğal felaketlerde arama – kurtarma hizmetleri ile dikkat çeken bağımsız sivil toplum kuruluşu Akut, birbiri ile etkileşim içinde olan “kültürel mirasın korunması“ ile “iklim değişiklikleri” konularında toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğini düşününüyor. İstanbul’un 2010 yılında Kültür Başkenti olacak olmasını önemli bir fırsat bilen kuruluş elde ettiği deneyimleri ve bilgi birikimini her zaman olduğu gibi toplumla paylaşmayı ve geçmişin mirasçısı, yarının emanetçisi olan genç nesillere hatırlatmayı görev edinerek aşağıda yer alan bilgileri paylaştı.

Günümüzün modern dünyasında afetlerin etkileri ve şiddeti her geçen gün artıyor. Sadece 2002 yılında can mal kaybının yanı sıra sosyal sarsıntıları da beraberinde getiren ve etkileri dünya geneline dalga dalga yayılan 500 büyük felaket yaşanırken dünya genelinde altı yüz milyona yakın kişinin yaşanan felaketlerden etkilendiği tahmin ediliyor. Özellikle bugün Asya ve Afrika’nın gelişmekte olan ülkeleri ile dünya geneline yayılmış pek çok ufak ada ülkesi afetlerin olumsuz sonuçlarıyla baş etmek durumunda kaldı. Nitekim her geçen gün dikkat çekici şekilde etkileri hissedilen iklim değişikliklerinin yanı sıra sayısı ve nüfus yoğunluğu hızla artan büyük kentler gelecekte yaşanabilecek birçok sorunun odağında bulunuyor.

Kuşkusuz uzmanların da sıklıkla ortaya koydukları gibi kentlerin zaman içinde göçlerle kalabalıklaşması, plansız altyapı, yerleşim bölgelerinin seçiminde yapılan yanlışlıklar ve yapı stoklarının kalitesizliği, nüfus yoğunluğu ile refah seviyesindeki dengesizliklerin sebep olduğu sosyal baskılar, doğal yaşam alanlarının korunması yönünde global anlamda ortaya konan isteksizliğin yaşam döngüsünde kırılmalara sebep olması, plansız kalkınma, iç savaş ve sınır çatışmaları vb. ortaya çıkan fakirlik gibi bir çok etken afetlerin sırası ve sonrasında can ve mal kayıplarının daha çok artmasına sebep oluyor.

Geçmişte yaşanan felaketlerin sonuçlarının kalkınma süreçlerinde yeterince dikkate alınmaması, fakirlik, göçler vb. sebepler ile sosyal dokunun çözülmesi toplumsal yaşamda koruma kültürünün zafiyete uğramasına sebep oluyor. Günümüzün modern afet yönetim sistemleri açısından risk körlüğünün giderilmesi ve toplumsal tabanlı koruma bilincinin geliştirilmesi temel hedefler arasında yer alıyor.

Afetlere karşı koruma kültürünün zayıf kalması açısından Türkiye dikkat çekici bir ülke. Ülke coğrafyasının neredeyse %90 afetlerin etkilerine açıkken ve bilim adamları ülkemize özel pek çok farklı tehdidi sıralamışken sadece depreme veya sellerin yarattığı kayıplara odaklanıp, diğer risklere karşı duyarsız kalmamız, kaynakların verimsiz kullanımı başta olmak üzere bir çok sorunu beraberinde getiriyor. Asırlık imparatorluk mirası ve geçmişin deneyimleri afetlere karşı toplumsal duyarlılığı ve direnci artıracağı yerde koruma kültürümüzün yakın zaman kadar çok gelişmiş olmaması büyük bir çelişki. Kuşkusuz bu durumun ortaya çıkmasındaki en önemli sebeplerden birisi tarih boyunca yaşanan afetlerin etkilerinin yeterince inceleyip iyiden ders çıkartıp, kötüden ibret almamış olmamız.

Geçmiş asırların deneyimleri arşivlerde gün ışığına çıkmayı beklerken afet tarihimizin ilk kez yabancılar tarafından incelenip kitaplaştırılması dikkat çekici. Daha da ilginç olanı koruma kültürümüze dair soyut mirasımızın kapı eşiğinden öteye geçememiş olması. Oysa Japonya, ABD, hatta Pasifik’teki birçok ada devletinde afetlerden edinilen deneyimler soyut mirasın bir parçası olarak geleneklere yansıtılarak bir nesilden diğerine aktarılabilmiş. Kuşkusuz ülkemizin yaşadığı bu olumsuzlukların bir sebebi de zaman içinde elde edilen bilimsel verilerin halk diline indirgenmesinde ve eğitim sistemine yansıtılmasında ortaya çıkan eksiklikler. Bugün bile koruma kültürüne katkı sağlayalım derken toplumu korkutup felaketler karşısında sinmesine sebep olacak uygulamaları görebiliyoruz.

Son yıllarda afet sonrası kayıplar ve bunun kalkınma süreçlerine etkileri daha doğru şekilde sayısallaştırılıp ölçülebilmesinin yanı sıra teknoloji kullanımı ve mühendislik çözümlerine daha çok başvurulması yoluyla önemli ilerlemeler kaydediliyor. Özellikle BM ulusal ve uluslararası çözüm ortaklıklarının geliştirilmesi için daha fazla teşvik edici rol oynamasının yanı sıra konunun dünya gündemde sıklıkla yer alabilmesi yönünde çaba gösteriyor. Bu bağlamda 18 - 22 Ocak 2005 tarihinde Japonya Kobe’de “Dünya’da Afetlerin Azaltılması Konferansı“ düzenlendi. Gerçekleştirilen toplantılarda 1994 yılında Yokohama’da ortaya konulan stratejilerin geliştirilmesi ve ülkelerarası işbirliğine dönük çalışmalarının güçlendirilmesi konusunda önemli açılımlar ortaya kondu. Japonya’nın katılımcılara sağladığı çeşitli olanaklar sayesinde BM bağlı 190 ülkenin temsilcileri bir çok yeni görüş ve deneyimi paylaşma ortamı bulmasının yanı sıra konferansın 17 Ocak 1995 tarihinde Kobe’de yaşanan depremin haftasına denk gelmesi anlamlı. Özellikle Güney Asya yaşanan son felaketinin konferansın hemen öncesinde meydana gelmesi konferansa olan ilgiyi artırırken bölgeden gelen taze bilgiler ile toplantılarda ele alınan konuların çeşitliliği ve içeriği daha da zenginleşti. Akut adı geçen konferansa üç gönüllüsü ile ülkemizden katılan tek STK oldu.

Kobe konferansında ele alınan temel konulardan bir tanesi afetlerin etkilerine karşı insanlığın ortak mirası soyut ve somut kültür varlıkları ile doğal mirasın korunması. Normal zamanlarda bile korumakta zorlandığımız ve kalkınma süreçlerinde derin darbeler almış olan doğal ve kültürel mirasımıza sahip çıkabilmek sadece merkezi ve yerel yönetimlerin sorunu olmasının ötesinde geleceğe umutla bakmak isteyen herkesin sorunu. Bu açıdan bakıldığında 1999 depreminden bu yana bir çok soruna çare aranmaya çalışılmışsa da kültürel ve doğal mirasın korunması ile ilgili toplumun bilinçlendirilmesi yönünde yeterli çabanın ortaya konulamadığını söylemek yanlış olmaz.

Adana – Ceyhan ve hemen akabinde yaşanan Marmara depreminden bu yana Akut kamu yararına dernek olmanın sorumluluğuyla koruma kültürünün geliştirilmesi ve afetlerin etkilerine karşı toplumsal direncin artırılması yönünde üstüne düşen görevleri en iyi şekilde yerine getirmeye gayret ediyor. Aynı zamanda dünyada yaşanan felaketlerin sonuçlarını inceleyerek ülkemiz ve insanımız için yararlı olabilecek konularda yeni açılımlar yaratmaya çalışmak. Özellikle bu açıdan bakıldığında Akut ekiplerinin Hindistan ve İran - Bam depremleri ile Mozambik sel felaketinde elde ettiği deneyimler son derece kıymetli. Yaşanan bu felaketler kültürel ve doğal mirasın afetlerin etkilerine karşı korunmasının ne denli güç olduğunu ve arama kurtarma çalışmalarında yaşanabilecek sorunları çok net ortaya koydu.

Bugün yüksek medeniyetlerimizin simgesi İstanbul gibi modern ve tarihi kentler doğal afetlerin etkilerine bu denli açıkken afetlerin etkilerinin azaltılması konusunda ortaya konacak çabalar sadece bizim değil tüm insanlığın ortak mirasının korunması açısından oldukça değerli. Nitekim Kobe depremi sonrasında Kyoto’nun korunmasına dair ortaya çıkan endişeler ve enkaz alanlarında sahipsiz kalan aile arşivleri ile yerel tarihe dair birikimlerin korunması yönünde ortaya konan gönüllü çabalar son yıllarda gerçekleştirilen birçok uluslararası zirve ve toplantıda daha sık gündeme gelmeye başladı. Bunun dışında Irak, Afganistan, Yugoslavya vb. ülkelerde yaşanan savaş, iç çatışmalar ve işgaller sonucunda kaybolan veya el değiştiren kültür varlıkları dünyada endişelerin artmasına sebep olurken 2002 yılında Avrupa’nın pek çok ülkesini etkisi altına alan sel felaketi ve taşkınlar iklim değişiklikleri sürecinde kültürel mirasın korunması ne denli güç olacağına dair somut örneklerden biri olarak iz bıraktı.

Sadece afetlerin etkisi değil teknolojinin yoğun kullanımı ve globalleşmenin yarattığı etkiler de kültürel mirasın korunması yönünde sıkıntıları beraberinde getiriyor. Özellikle yerel dillerin korunması öncelikli konular arasında yer alıyor. Nitekim UNESCO verilerine göre dünyada kullanılan dillerin %90 yakını internette yer bulmazken, dünyada var olduğu kabul edilen altı binden fazla dilin pek çoğunun bir sonraki nesille aktarılamayacağı öngörülüyor. Benzer şekilde Güney Afrika ülkelerinde yaşanan kuraklık, kıtlık ve salgın hastalıklar yirmi milyona yakın insanın incinebilirlik kriterlerini artırırken soyut kültür varlıkları ve yerel dillerin korunması her geçen gün güçleşiyor.

Tüm bu gerekçelerden dolayı bugün UNESCO miras listesinde yer alan İstanbul başta olmak üzere ülke genelinde kültür ve doğal mirasını afetlerin etkilerine karşı koruyabilmek öncelikli gündem maddelerinden biri olmalı. Bu konuda resmi kurumların çabalarının yanı sıra özel koleksiyonlar, kurum arşivleri, yerel tarihe tanıklık eden yazılı ve görsel belgeler ile aile arşivlerinin korunabilmesi konusunda toplumun daha çok bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Pek çok konuda dünyadaki yenilikleri takip edip ülke şartlarına uygun çözümleri sunmaya gayretinde olan Akut kültürel mirasın afetlerin etkilerine karşı korunması konularında bir çalışma başlattı. Kurum olarak özellikle genç nesillerin bilinçlendirilmesine önem verip lise seviyesindeki öğrenci ve eğitmenler için seminer programları düzenleniyorlar. Söz konusu seminerlerde bir yandan tarihimizde yaşanmış afetler ve sonuçları, vakıf kültürü, imece ve yardımlaşma, ahilik geleneği ve meslek ahlakına dair bugüne kalan izler, komşuluk ilişkilerinin koruma kültürüne katkıları, müze ve kütüphanelerin korunması yönünde bireylere düşen görevler, aile arşivleri ile özel koleksiyonların önemi, satın alma ve saklama süreçlerinde dikkat edilmesi gerekenler konular, soyut kültür varlıklarının kaybolmaması için genç ve yaşlı kuşaklar arasında iletişim kanallarının yeniden tesisi, dilin doğru kullanılması, vb. konular ele alınıyor.

Akut’un kültürel mirasın korunması yönünde üstünde önemle durduğu bir diğer konu özel koleksiyonlara sahip kurum ve bireylere eldeki varlıklarını nasıl koruyup acil durum yapılanmaları konusunda neler yapabileceklerine dair yol göstermek.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.