Haberler

Yalan dünya

Tarih: 4 Temmuz 2007 Kaynak: Yeni Şafak Yazan: Mustafa Kutlu
Erzincan, bilinen tarihte on iki büyük deprem geçirmiş. Bu sebeple hem talihsiz hem tarihsiz bir şehir. Otuz dokuz depreminde kırk bine yakın ölü vermiş. O yıllarda Fırat kenarında, bayağı büyük ve kalabalık bir yerleşim merkeziymiş. Şimdi ondan geriye hiçbir şey kalmadı. Bir Terzi Baba Mezarlığı, iç kalenin yıkılmış kapısı ve iki hamam kalıntısından başka. O Erzincan elli senedir tarla olarak ekilip biçiliyor. Depremden sonra şehri biraz yukarı, dağa doğru taşımışlar, depremzedelerin barınması için demiryolunun üzerinde geçici bir şehir inşa edilmiş. Daha da yukarıda prefabrik, tek katlı, bahçeli evlerden oluşan; ızgara planlı, bütün caddeleri-sokakları birbirini doksan derece kesen, hükûmet, İsmet Paşa heykeli, postane, hastane, Ziraat Bankası, Tekel binası ile “Yeni Şehir” kurulmuş. Seferberlik, savaş, kıtlık görmüş ve boşalmış şehir yirmi yıl sonra bir de depremle karşılaşınca iyicene yılmış, içine kapanmış.

Geçici diye kurulan Çarşı Mahallesi, Taksim Mahallesi, Kızılay Mahallesi''ne taşınan; o küçümen evlerde dükkânlarda kendilerine yeni bir hayat kurmaya çalışan şehir ahalisi uzun süre, kendileri için yapılan bu prefabrik evlere taşınmadılar. Onlara “naylon ev” diyorlar ve bir türlü ısınamıyorlardı. Geçici Şehir İstasyon''dan başlayıp, Yeni Şehir Sineması''nda bitiyordu sanki. Oysa Adliye, Postane, Hastane, Banka yukarıda idi. Halkı oralara uzun süre faytonlar taşıdılar. O yıllarda Erzincan''da tek bir taksi vardı. Köse''nin Playmuth''u. Zengin düğünlerinde gelin arabası olarak tutulurdu.

Küçük şehir, küçük dükkânları, küçümen Buğday Meydanı, küçük mescitleri, daracık sokakları ve onbeş yirmi bin nüfusu ile yetmişli yıllara kadar o mekânda barındı. Orada yedi-içti, çocuklarını okuttu, alış-veriş etti, üzüldü, sevindi, o mahallelerde en az iki nesil yetişti.

Doksaniki depreminden sonra Erzincan bir kez daha boşaldı. Öyle ki bir yaşlı Erzincanlı ile konuştuğumuzda şehrin asıl yerlilerinin yüzde üçe kadar azaldığını üzülerek öğrendim.

Doksaniki depreminden sonra devlet Erzincan''ı yeniden imar etti. Yeşil alanlar çoğaldı, güzel evler yapıldı, zaten bahçeli-düzen üzerine kurulan şehir bayağı mamur bir belde oldu. Halk geçici şehri terk etmiş. Son gördüğümde Çarşı Mahallesi''nin çarşısında bir iki dükkân, birkaç ev kalmıştı.

Onlar da yıkılmış ve boş kalan bölgeye TOKİ yeni binalar yapmış. Orada yeni sokaklar, yeşil alanlar, yeni camiler, yeni sakinler yaşıyor artık. Eskiden kalan tek bir iz yok. Yakında Taksim Mahallesi ile Kızılay Mahallesi de aynı düzene kavuşacak. Böylece o mahallelerde doğmuş, büyümüş, okula gitmiş, âşık olmuş, evlenmiş, iş kurmuş, yaşlanmış, hacca gitmiş, torun sahibi olmuş nesillerin bütün hatıraları bir kez daha toprağa karışmış olacak. Ne tuhaf.

Otuz dokuz depreminden önceki şehri tanıyanlar, daha sonraki geçici şehirde yaşayanlar, son olarak yukarıdaki modern Erzincan''a yetiştiler. Var ömürlerinde üç şehir gördüler. Var olanın nasıl yok olduğuna şahit oldular. İşte “Yalan dünya” dedikleri bu olsa gerek. Şair ne demiş:

Dünya benim diye dâvi kılanlar

Dünyasını koyup koyup gidenler

Erzincan''ın deprem münasebeti ile şiddetle ve defalarca yaşadığı bu değişimi, bu yok oluşu diğer Anadolu şehirlerinin eski mahalleleri de yaşadı. Onlar da yakılıp yerlerini “Yeni Şehir”lere terk ettiler. Anadolu böyle de İstanbul farklı mı?

İstanbul''u mahvettiler deniyor. Kim mahvetti? İstanbul''un yerlileri. O güzelim ahşap-bahçeli evleri yap-satçılara, Laz müteahhitlere kat karşılığı kim sattı? Köşkleri yıktırıp yerine devasa apartmanları kim inşa etti? Sonra kalkıp “Geldiler ve İstanbul''u berbat ettiler. Başka İstanbul mu var?” diyorlar. Hadi canım sende!

Yalan dünya, fâni dünya, boş dünya sözleri boşuna söylenmemiş. Kimse buraya kazık çakıp öylece kalmaz. Ölüm de var, yakım da var. Dünya kalsa idi Sultan Süleyman''a kalırdı. Önemli olan Hakk''ın rızasına uygun bir ömür sürmek; yaşadığı, barındığı, yiyip-içtiği mekânı, beldeyi daha güzel, daha mamur kılarak kendinden sonrakilere bırakmak, ardından hayırla yâdedilmektir.

Allah bes, bâki heves.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.