Haberler

Nafile Mekanlar Üzerine Düşünmek: Urbanlab 2007 (1)- Lüksemburg

Tarih: 19 Temmuz 2007 Yazan: Ayça İnce

2007 Avrupa Kültür Başkenti Lüksemburg’da Bir Şehircilik Atölyesi: Nafile Mekanlar Üzerine Düşünmek: Urbanlab 2007 (1)- Lüksemburg

Lüksemburg kenti, ikinci kez Avrupa Kültür Başkenti oluşunu kültür ve sanat projelerinin yanı sıra, Hou Hanru küratörlüğünde programlanan bir dizi etkinlik kapsamında düzenlenen şehircilik atölyelerinde, uluslararası profesyonellerin yol göstericiliğinde, kenti araştırmaya, düşünmeye ve geleceğini kurmaya yönelik çalışmalara ev sahipliği ediyor. Mayıs 2007 yılında, AMO/OMA yönlendiriciliğinde gerçekleşen “Nafile mekanlar (Junkspace)” içeriği üzerinden bir projesi deneyimi.


Lüksemburg 2007’nin Maskotu

2007 yılında, Lüksemburg ve çevresinin (greater region) Avrupa Kültür Başkenti olması sebebiyle bir çok kültür ve sanat etkinliği düzenlendi. Aslında Lüksemburg kenti 1995 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmuştu. Ancak bu deneyim Palmer Rapor’unun da belirttiği gibi “Lüksemburg’u kültür haritasına yerleştirme” hedefinin bir kısmını tamamlamaya yetmişti. Bu durumun üstüne Lüksemburg, çevre ülkelerle (Fransa, Belçika ve Almanya) işbirliğinde, bölgesel bir başvuru yaparak 2007 Avrupa Kültür Başkenti olma şansına yeniden erişti.

Dolayısıyla Lüksemburg 2007 Avrupa Kültür Başkenti, Lüksemburg ve çevre bölgelerin birbiriyle entegrasyonunu ve geçişliliğini önemseyen, göç olgusu, sınır ötesi ve kültürel işbirliklerini önemseyen bir programla karşımıza çıkmakta.
Yine de Lüksemburg kenti, tüm bu proje ve geçişliliklerin kalbi durumunda. Yukardaki çerçevenin içine oturan sergiler, konserler, toplu turlar ve gösterilerin yanı sıra direkt kente ve kentsel kaliteye dikkat çekecek bir çok projede bir yıllık programa yayılmış durumda.

Bir Bütüncül Kent Programı olarak: Trans(ient) City
Nisan 2007’de, Lüksemburg kentine, yılın sekiz ayına yayılmış performans ve yerleştirmeler ve şehircilik atölyeleri aracılığıyla bakmayı hedef alan “Trans (ient) City” (geçici_üstün, fani kısa süreli- süreksiz) kent programı bunlardan biriydi. Küratorlüğünü, bu seneki İstanbul Bienalinin de küratörlüğünü yapan Hou Hanru’nun üstlendiği bu program, üç proje başlığından oluşmakta.

1. “Urban Landmarks (Kent işaretleri/alemet-i farikaları)”: Davetli sanatçıların Lüksemburg’da bir süre geçirdikten sonra mekana özel ürettikleri yerleştirmeleri içeriyor. İlk örnekleri Nisan 2007’de yerleştirilen bu işlerin hepsi geçici. Konuştuğumuz sanatçıların bir kısmı, eserlere ne olacağını sorduğumuzda bu kararı uygulama komitesine bırakırken, diğer bir kısmı ise özellikle kentteki hızlı değişimi vurgulamak istercesine zamanı gelince eserinin kaldırılmasından yana.


Luxtower007/ Peripheriques

2. “Community Life” (Toplumsal Hayat): Kentte yaşayan halkın katılımını, gündelik hayatı hedefleyen bu projeler, bir çeşit kamusal alan yaratarak gerisini katılımcıya bırakıyor.

3. “Urban Lab” (Şehircilik Atölyeleri): Kentin gerçeklerini, tarihini araştırmak ve Lüksemburg’un geleceğini kurgulamak için daimi bir laboratuvar ortamı sunuyor.

Fransa’dan L’Ecole Nationale Supérieure d’Architecture de Normandie ve L’École Supérieure d’Art et de Design de Reims, İtalya’dan Domus Akademi, yanı sıra İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Mimari Tasarım Yüksek Lisans Programı, Tasarım Kültürü ve Yönetimi Sertifika Programı ve Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi Bölümü öğrencileri ve hocalarının davet edildiği bu atölyelerin her biri bir mimari/tasarım stüdyosu tarafından yönlendiriliyor ve dört ayrı başlık altında gerçekleşiyor.

Mayıs 2007: Nafile Mekanlar (Junk Space)
AMO/OMA Rem Koolhas& Ortakları, Roterdam
Haziran 2007: Ulaşım Altyapıları
Agence FCJZ, Pekin
Eylül 2007: Kamusal/ Özel Mekan
Atelier Bow_ Wow, Tokyo
Ekim 2007: Endüstriyel Mekanların Dönüşümü
Agence Multiplicity, Milano

Her projeye yukarda adı geçen üniversitelerden 3’er kişi katılıyor. Toplam 12 kişilik grupların başında her atolye için yine bu üniversitelerden seçilmiş bir atölye yürütücüsü yer alıyor. Ancak içeriğin belirlenmesi ve projenin gidişatı yukarıda adı geçen tasarım stüdyoları tarafından yönlendiriliyor..

Tüm atölyeler 3 hafta sürüyor. Verilen başlık çerçevesinde araştırma yapan, gruplara ayrılan ve projelerini gerçekleştiren katılımcılar, ülkelerinde döndüklerinde, Trans(ient) City programı organizasyon ekibi, söz konusu projelerin kentte uygulanması için gerekli izinleri alıp, projeleri gerçekleştiriyor. Projeler, bir sonraki atölye başlangıcına kadar kente yerleşiyor ya da uygulamaya konuyor.

İçerik Olarak Urbanlab2007 (1): Nafile Mekan?
28 Nisan – 18 Mayıs 2007 tarihleri arasında benim katıldığım ilk şehircilik atölyesinin konusu
“junkspace” (birebir tercüme ile döküntü mekan- benim tercihim ise “nafile mekan”)di. Bu kavram, 1994 yılında Rem Koolhaas''ın “Generic City” (genelgeçer kent) ile ortaya attığı tanımlamalardan biriydi. Koolhaas, 1990’larda had safhasına ulaşmış bir tip mimari üretime dikkat çekiyordu. Son dönemde gerçekleştirilen her şeyin (sadece mimari projeler değil, içerik ve programlar dahil) sadece inşa edilmiş olmak için yapıldığını, söz konusu üretimin yeni bir şey söylemediğini, birbirinin tekrarı olduğunu iddia ediyordu. Kısacası, bugünde geçeri olan bu kavramsal çerçeve içinde düşünecek olursak yeni yapılan şey- yapıldığı anda- içi boşalmış oluyor, bir cins ''ölü doğum'' meydana geliyor.

Tüm bu süreçye, etrafında gördüğü herşeyi araçsallaştırmaya meyil eden, amaç ile aracı sıklıkla karıştıran akılın (erkin) burada büyük bir payı var. Her şekilde piyasalarda kendine yer bulan ve popüler olan bu egemen görüş, sadece yeni mekanlar inşa etmiyor, mevcut mekanlara da el atabiliyor. Kimi zaman kentsel dönüşüm modelleri, kimi zaman koruma projeleri olarak karşımıza çıkan bu yaklaşımda ya geleneklerin ve tarihin yeniden icadını görüyoruz, ya da “yaratıcı bir yıkım”a şahit oluyoruz.

Yöntem olarak Urbanlab2007(1)
Bu üst başlığın, şehircilik atölye’sinde nasıl işlendiğine bakacak olursak, ilk tespit atölye’ye Rem Koolhas ile tanışma hevesiyle gelenlerin düş kırıklığına uğradığıydı. Koolhas yerine, AMO’dan atölyeyi yönlendirmek üzere Talia Dorsey geldi. Rem Koolhas ve ortaklarının ofisi, OMA’yı bütünlemek üzere kurulan AMO, daha çok projelerin araştırma ve yaratım süreçlerini destekleyen, ve proje gerçekleştirilmese bile tüm bu yaratım süreçlerini kitaplaştırarak, OMA’nın mimari ürün yelpazesini çeşitlendiren diğer bir ofis.


Talia Dorsey/AMO

Nitekim, projenin başında ve sonunda üçer gün olmak üzere cismen gruba katılan, aradaki günlerde de internet aracılığıyla grubu takip edip yönlendiren Dorsey, tüm atölye süresi boyunca görsel malzeme ve nitelikle sunumun öneminin altını çizdi. Bu noktada internet ve grafik anlatım konusunda bir parantez açmak gerekli. Tüm şehircilik atölyelerinin süreçlerini günlük olarak www.urbanlab2007.net  adresinden takip etmek mümkün. Çünkü katılımcılar, wiki yazım sistemi ile oluşturulan web sayfası hakkında temel bir eğitim alarak, siteyi her gün güncelliyorlar. Bu şekilde, süreç esnasında üretilenin kalıcılığını mümkün kılan bu yöntem, aynı zamanda katılımcılarla, proje yürütücüsü ve yönlendiricisi arasında iletişimi ve geri beslemeyi sağlıyor. Gündelik olarak, seçtikleri fotograf ve eskizlerini siteye yükleyen katılımcılar, ortak bir hafızanın oluşmasına hizmet etmiş oluyorlar. Her ne kadar bu işlem, biz katılımcılar tarafından kimi zaman “olgunlaşmamış fikrin zoraki sahnelenmesi”, kimi zamanda “kenti tanımak için harcayabileceğimiz zamanın israfı” olarak eleştirilse de, internet üzerindeki bu paylaşım, takipcilere, genelde pek nadir olan projenin gelişim sürecini aktarmış oldu.

Atölye Süreci
İlk atölyenin başlangıcı, aynı zamanda Kültür Başkenti takviminin bahar projelerinin ilk günü olan 28 Nisan 2007 tarihine denk getirilmişti. Tüm atölye katılımcıları, trans(ient) city programının diğer projeleri olan “kent işaretleri”nin yaratıcıları ve toplumsal hayat projelerinin uygulayıcılarıyla tanışma ve işleri görme şansına erişti. Ertesi gün ise sanatçılar işleri ve Lüksemburg kenti hakkında birktirdiklerini paylaştılar.

İçi temizlenmiş eski bir fabrika binasında yer alan atölyemizde ilk kez bir arada oturduğumuz günde ise, Talia Dorsey, bizlere daha önce verilmiş olan Rem Koolhas’ın “nafile mekan” ve “genelgeçer kent” metinlerini tartışmaya açtı. Katılımcılardan, yukarda bahsettiğimiz çerçeve içinde Lüksemburg kentini bir kaynak olarak yorumlayarak, öne çıkaracakları (amplifiye edecekleri) bir durum belirlemeleri istendi. Bu durum, tasarım aracılığıyla vurgulanması ve kente eklemlenir projeler ortaya çıkması beklendi. Söz konusu projeleri bir çok formatta gerçekleştirmek mümkündü. Lüksemburg 2007 organizasyon komitesi ile işbirliği içinde olan, transient city organizasyon ekibi, bizlere hali hazırda kullanılabileceğimiz proje olanaklarını sundu. Bunlar ağırlıklı olarak gazete, radyo ya da açık hava panoları gibi iletişim medyumlarıydı. Ancak dileyen, önceden tüm koşullarını belirleme, izinlerini almak ve belirli bir bütçe çerçevesi ile sınırlandırmak üzere kamuya açık yerleştirme veya performans yapma hakkına da sahipti.

Sonraki iki hafta boyunca gruplara bölünen katılımcılar, kentle ilgili tanıtıcı toplantılar ve sunuşların (kenti tarihcesi, yeni kentsel dönüşüm alanları hakkında) ardından, kente durum “avına çıktılar”. Ve atölyeyi terk edecekleri 18 Mayıs 2007 gününe kadar, seçtikleri durum üzerinde kurguladıkları projeyi gerçekleşebilir bir hale getirdiler. Son hafta, projeler ve uygulama aşamaları bir jüride konuşuldu, katılımcılar uygulama zamanı Lüksemburg’u terk etmiş olacakları için projeleri son haline getirip, organizasyon komitesine bıraktılar.

Atölye çalışmaları tamamlanıp, sunuş A3’lerinin web sitesine yüklenmesini takip eden haftada (Haziran 2007, ilk hafta) Lüksemburg kenti “urbanlab2007”nin ilk ürünleri ile yüzleşmeye başladı.

Şimdi kısaca ilk atölyenin sonucunda ortaya çıkan projelere bakacak olursak:

Grup 1: Dümdüz Geçip Gitmek?
Lüksemburg kent merkezinde yer alan merkezi otobus duraklarının hemen altına yer alan, 13 adet girişi bulunan bir alt geçit için yapılmış bir proje. Lüksemburg kentini günün farklı zamanlarında ziyaret eden iki kişi size taban taban zıt resimler çizebilir. Her gün, kent dışından kentin yerleşik nüfusunun 3 katı kadar insan Lüksemburg’a çalışmak için geliyor ve gidiyor. Dolayısyla bu durum belirli saatlerde kenti hareketli ve enerjik kılarken, özellikle gece ve iş saatleri kentin aşırı derece boş algılanmasına sebep oluyor. Benzer bir durum 24 saatini gözlediğimiz bu alt geçittede yaşanıyor. Kentin en önemli caddelerinin kesişim noktasına yer aldığı için daimi bir geçiş aksı niteliğini taşıyan bu alt geçidi kullanan farklı gruplar birbirlerinden habersiz yaşıyorlar. Gün boyu birbirlerine değmeden gelip-geçiyorlar. Dolayısyla bu alt gecidi saat 08:00’de başlayan işine gitmek için park yerinden çıkan yuppie, asla okul çıkışı saat 14:00-16:00 civarında hip-hop yapan gençleri göremiyor.

Ya da sabah köpeğini parka yürüyüşe götüren 75 yaşındaki teyze, çalışanlar binalara gelmeden temizliğini yapıp evine dönen Portekizli işcinin kahve& sigara molasına tanık olmuyor. Bu geçitte gün boyu gerçekleşen çeşitli hareket ve insan akışlarına dikkat çekmek için her bir girişe semboller aracılığıyla söz konusu durumları anlatan bir tabela yerleştiren, ve mekanın kendisinde de yine aynı çizgilerle hareketin kendisini öne çıkarn bir proje şu an alt geçitte sergileniyor.

 
Grup 1 Poster

Grup 2: Luxemburger
Bu grup, Lüksemburg kenti bizden neler saklıyor sorusuna cevap aradı. Ve vardıkları nihai sonuç, kentin 14.000’in üzerinde holdinge, 8.500 yatırım şirketine, 200’ü aşkın bankaya ve Avrupa Birliği ve Konseyi binalarına ev sahipliği yapmasından kaynaklanan, kısa süreli yerleşik ve refah seviyesi yüksek nüfusun yarattığı tektiplikti. Bu durumu öne çıkarmak için hamburger metaforunu kullanaraktan, bir Lüxemburger tasarladılar.
Grubun şansına, katılımcılardan birinin “yemek tasarımcısı” uygulanabilir bir proje geliştirmelerine destek oldu. Haziranın ilk haftası çeşitli yerlerde satılacak olan bu hamburgerler konseptini tanıtacak bir afiş, ve tüm proje sürecini anlatan bir alternatif yemek kitapcığı ise projenin yan ürünleri oldu. Bu konuyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için Bilgi, Sahne ve Gösteri Sanatları Yönetimi bölümü öğrencisi Erdem Dilbaz’ın güncellediği www.sahnegeyigi.blogspot.com adresinden ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.


Grup 2 Poster

Grup 3: Parşömen Kent
Yukarıda belirttiğim gibi, 140 ayrı milliyetten insanın yaşadığı Lüksemburg, merkezde bu grup nüfusun %61’ini oluşturuyor. Ve hergün yarısı Fransa’dan, diğer yarısı Almanya ve Belçika’dan olmak üzere nüfusun üç katı kadar insan kente çalışmaya geliyor. Söz konusu günlük ulaşım çoğunlukla kara ve demiryolu ile sağlanıyor. Bu durum kentin merkezinin güneyinde kalan tren garının önemini ortaya çıkarıyor. Ancak bu gar, eski endüstriyel ekonominin canlı olduğu günlere nazaran ihmal edilmiş ve kentin yeni gelişme alanlarının dışında. Bu yüzden Lüksemburg Belediyesi, Kentsel Gelişim Bölümü, gar ve alanının kente entegrasyonu için bir yarışma açıp, sonuçlandırmış. Bu garın bu enerjisine dikkat çekmek için gün boyu gardaki sesleri kayıt edip, tekradan garı kullanann yolculara dinletebilecekleri bir proje geliştirdiler.


Grup 3 Poster

Grup 4: Çok Yakın, Çok Uzak
Adından da anlaşılabilceği gibi bu grup Lüksemburg kentinin sınırları ve sınırlılıklarıyla ilgili bir proje gerçekleştirdi. Lüksemburg kentinin, topografyasına bakınca bir çok sınır göze çarpıypr: tarihi geçmişinin izleri olan kent surları, çevresine bina olduğu vadi ve tepeler ve kenti baştan aşağıya etap etap birleştiren/ bölen yeşil alan ve parklar. Son olarak buna eklenen modern kent dokusu ve gökdelenlerle kent birbirinin içine geçmekten yoksun parçalardan oluşuyor, nitekim bu durum gündelik hayatı da etkiliyor. Bu grup, kente bolca gördüğümüz trafik işaretlerine refransla kendi işaretlerini geliştirip, seçtikleri yerlere yerleştirilmesini öngördüler.


Grup 4 Poster

Değerlendirme:
Lüksemburg’da inşa edilmiş “nafile mekanları” nasıl hayata katabileceğimizi düşünme fikri ile yola çıktığımız bu atölyede, yıkıp, yeni mekanlar yapmadık. Hatta bunun kolaycılık olduğunu düşündük, onun yerine Talia Dorsey’in önerdiği gibi, mevcut olanın potansiyaline konsantre olup, onu öne çıkarmak, onun altını çizmek istedik. Bir sonraki adım, belki mekanda gizli, göz ardı edilmiş olanakları göz önüne çıkarmak ve yeni öneriler getirmek olabilirdi.

Biz, yenilikten ziyade nafile kalana, atıl olana dikkat çekmekle yetindik. Zaten işlerin uygulamalarından sonra bizimle paylaşılan görüntüler, hedefimize ne ölçüde ulaştığımızı gösteriri ölçüde.

Devam edecek...

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.