Haberler

Susuzluğa deniz suyu çare olur mu?

Tarih: 16 Ağustos 2007 Kaynak: Radikal Yazan: Funda Özkan
Küresel iklim değişikliğinden aynı kuşakta bulunduğumuz ülkelerle birlikte bizim payımıza düşen ısınma, olumsuz senaryolara göre bundan sonra hep devam edecek. Demek ki önce yöneticilerin küresel ısınmaya, ''doğal afet karşısında elimiz kolumuz bağlı'' tutumundan vazgeçmesi gerekiyor. Hele hele Ankara gibi zamanında gerekli tedbirleri almayıp, ihmal, umursamazlık, plansızlıkla geçen 10 yıldan sonra Melih Gökçek gibi ''Annenizi ziyarete gidin, tatile çıkın'' gibi tuhaf, sözde çözüm yollarıyla ısınmanın getirdiği sorunlar çözülemez.

Bugüne kadar uyarılar hep görmezden gelindi. Şehirleşmede de, turizmde de, sanayileşmede de, hemen hemen hiçbir alanda iklim değişikliği göz önünde tutulmadı. Artık biliyoruz ki acilen alışkanlarımızı, tüketim biçimimizi değiştirmemiz gerekiyor.

Daha önce bu sütunlarda, 2023 yılına kadarki süreci kapsayan Türkiye Turizm Stratejisi''nden söz etmiştim. Türkiye, Cumhuriyet''inin 100''üncü yılı için bir strateji ortaya koyuyor, ancak stratejisine ''çevre'' bilincini pek de dahil etmiyor.

Hâlâ yüzeyseli konuşuyoruz, bakanlığın turizm ile kültür bölümleri ayrılsın mı, ayrılmasın mı?

2023 yılında 63 milyon turist, 86 milyar dolar gelir ve turist başına 1350 dolar harcama (halen 750 dolar kadar) hedefiyle, gittikçe kıtlaşan doğa kaynaklarıyla nasıl paralellik kurulacak, henüz konuşan yok.

Geçenlerde Bodrum''daki Magic Life Oteli''nde genel müdür Mehmet Bahar anlattı, çeşmeden akan su, deniz suyuymuş. Deniz suyu ''ters ozmos'' denilen sistemle farklı işlemlerden geçirilerek, üçte biri içilebilir hale dönüştürülüyor. Kalan üçte ikisi denize dökülüyor.

Ters ozmosu da kısaca şöyle özetleyebilirim: Ozmos, bitkilerin topraktan su temin etmesi gibi doğada var olan bir olay. Suda çözülmüş halde bulunan organik ve inorganik maddeleri, çeşitli virüs, bakteri ve mikroorganizmaları membran tekniğiyle ayıran sistem.

Sürekli ''sağlık'' denetimi yapılan sistemi, Magic Life Bodrum yedi yıl önce kurmuş ve yatırımın maliyeti 1 milyon dolar kadarmış.

Aslında ''muasır medeniyet'' standardında yapılan altyapıyla akan çeşmedeki suya göre epey maliyetli bir yatırım. Ton başına 3.5 dolara mal oluyormuş.

Pahalı ama gerekli. Malum, Bodrum Yarımadası ''turizmdeki tüm canlılığını olmayan suyuyla, daha doğrusu tankerlerle taşınan sularıyla'' koruyor.

Mehmet Bahar da, "Belediyeden, devletten kapımızın önüne kadar su hizmeti alsaydık, elbette böyle büyük bir yatırıma girmezdik" diyor.

Bu sistemi, denize kıyı yerleşim birimleri, şehirler, mesela İstanbul da hayata geçirebilir mi?

Bildiğim kadarıyla yine Bodrum''un Yalıkavak Belediyesi benzer bir proje yürütüyor ve kullandıkları son teknolojiyle suyun tonda 50 cent''e mal edebileceklerini hesaplıyorlar.

Giysileri yıkamayacağımız günler geliyor
Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar Kalpaklıoğlu, boyada geçen yıl satışlarının yüzde 16''sının nanoteknolojik ürünler olduğunu söylüyordu. DYO''nun 2005''te pazara sunduğu nanoteknolojiyle üretilen boyalar bir teknoloji devrimi niteliği taşıyor. Feyhan Yaşar Kalpaklıoğlu ile geçen hafta sonu Çeşme''de bir araya geldiğimizde Yaşar''ın üst düzey yöneticileri de hazır bulunmuştu. Yaşar Boya ve Kimya Grubu Ag-Ge Koordinatörü Gülsen Çeliker''in söyledikleri ilginçti: Akıllı boya olarak tabir edilen ''nano boyaları'', Benelüks ülkelerine (Belçika, Hollanda, Lüksemburg) ihracata başlamışlar. Dahası diyor ki, "Biz gitmiyoruz, müşteri bize geliyor." Bu boyanın, çizilmezlik, yangın geciktiricilik, havayı temizleme, kendi kendini temizleme, enerjiyi biriktirme gibi özellikleri var.

Gülsün Çeliker, 10-15 yıl içinde her alanda nanoteknolojiyle üretilen ürünler göreceğimizi vurgulyor. Mesela çarpamada daha dayanıklı arabalar, terletmeyen-üşütmeyen giysiler. UV lambadan geçirdiğimizde temizlenecek, dolayısıyla yıkanmasına gerek kalmayacak giysiler. 10-15 yıl sabredersek nanoteknoloji sayesinde çevreyi eskisi kadar kirletmeyeceğiz.

Otellerin yüzde 81''inde arıtma yok
Bodrum Magic Life, denizden içme ve kullanım suyunun temin edildiği ''ters ozmos'' sisteminin yanı sıra kullanılan suyunu da arıtıyor. Maalesef ki ''devlet'' zorunlu kılmadığı için turizmde doğaya saygılı benzer tesisler çok çok az. Otellerin yüzde 81''inde artıma tesisi bulunmuyor. İnsanın aklı almıyor, doğayı kirleten turizm tesisi o doğadan nasıl ekmeğini çıkarmaya devam edeceğinin, nasıl geleceğinin kaygısını taşımaz.

Sadece oteller de değil, sanayi tesislerinin yüzde 98''inde, belediyelerin yüzde 95''inde de arıtma tesisi yok.

Bodrum Magic Life Genel Müdürü Mehmet Bahar, otelin tüm pis sularının biyolojik arıtmadan geçirildiğini, sistemin sürekli kimyasal analizlerinin yapıldığını anlatıyor. Pis su, dönüştürüldükten sonra özellikle bahçe sulamasında kullanılıyormuş.

Söylemeden geçemeyeceğim, bugün AB üyeliğini desteklediğini her fırsatta söyleyen iş âlemi yarın öbür gün AB standardındaki çevre yatırımları zorunlu olduğunda feveran edecek. AB üyesi olalım olmayalım çevre elimizden gidiyor, gelecek nesiller için AB standartlarını yerine getirmek zorundayız.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.