Haberler

Tarlabaşı''nda ''cumbalı okazyon'' günleri başladı

Tarih: 27 Ağustos 2007 Kaynak: Radikal Yazan: Pınar Öğünç

Eskiden içinde Tarlabaşı geçen emlak ilanlarında ''tarihi bölgede fırsat'', ''cumbalı okazyon'' gibi kelime grupları görülmezdi. Zaten Tarlabaşı''ndaki kiralık evler için gazetelere ilan da verilmez, malum semte mahkûm olan kendisini iyi bilir, emlakçılık vazifesi de yapan bakkala etrafta ''uygun bir şey'' sorardı. Kimdi bunlar? 60''lardan beri umudu büyük şehirde arayarak Anadolu köylerinden göçenlerin en yoksulları, Romanlar, 80 sonlarından itibaren zorunlu göç mağduru Kürtler, az semtte kira sözleşmesi imzalayabilen travestiler/transseksüeller, Avrupa''dan önceki ara duraklarında, İstiklal Caddesi''ni göremeden ortadan kaybolacak yasa dışı göçmenler...

Hercümerç nüfus yapısıyla sosyolojik terminolojinin ''getto'' karşılığını dolduramasa da, Tarlabaşı''na mecburiyetin ne manaya geldiğini bilmeyen ''dışarıdakilere'' zor geçit veren, yoksulluk çeşitlerini artırdıkça ''suç''la daha sık anılır bir yer oldu Tarlabaşı. Beyoğlu''nda, İstiklal Caddesi paralelleri bir bir hayat kazanırken, malum bulvarın iki tarafını ortadaki refüjden fazlası ayırdı hep.

Bölgede asayişin berkemal gitmeyen seyri, en azından sadece bu imajı bile daha önceki belediyelerce Tarlabaşı''nda harekat sebebi sayıldı; beton dozerlenerek mesele çözülür sanıldı. Son 10 yıldır depremini bekleyen şehirde Tarlabaşı, cumbası bel vermiş, badanayı, sıvayı çoktan unutmuş geçen yüzyıl binalarıyla ayrıca parça tesirli bir bomba. Velhasıl Tarlabaşı''na el atmak lazım, ama nasıl?

Beyoğlu Belediyesi, Cezayir''den devşirilen Fransız Sokağı, Çiçek Pasajı, Balıkpazarı, Talimhane ''yenileme'' projelerinin ardından sırayı Tarlabaşı''na verdi. 2005''te çıkan ve artık ''Beyoğlu Yasası'' olarak anılan 5366 sayılı yasa ihale sürecini hızlandırdı, CEO vekilinin Berat Albayrak olduğu Çalık Holding, Tarlabaşı''nın 278 binasını kapsayan 21 bin metrekarelik alan için çizimlere başladı. Belediyenin mal sahipleriyle görüşmeleriyse çoktan yapıldı. Tarlabaşı''nda bir şeyler olacak, ama ne olacak?

Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan''ın dediği gibi, çağın ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenecek tarihi bölgede hem mal sahipleri, hem kiracılar kazanacak mı mesela? Kimse mağdur olmayacak ve Tarlabaşı karanlık imajından peyderpey arınacak mı? Tarlabaşı aradaki refüjü aşıp Beyoğlulaşacak mı?

''Gentrification''ın Türkçe karşılığına ''mutenalaştırma'' diyen akademisyenler de var, ''seçkinleştirme'' yahut ''soylulaştırma'' diyen de... Sokağında biraz da tarih esansı arayan orta sınıfın daha önce Cihangir''e, Galata''ya, Tünel''e, Balat''a yaptığı yani... ''Ölü'' bir semte para yatırıp, sonra bu toplaşmayı da ranta çevirmek...

Sorulara devam edelim: Tarlabaşı''nın elden geçmiş kısmında fırlayan emlak fiyatları diğer sokaklara metastas yaptığında, oraya mecburlar ne yapacak? İçerinin illegallikler ağı nereye sıçrayacak, yeni Tarlabaşı neresi olacak? Yeni Tarlabaşı kimin olacak?

İlk sözü Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan''a verdik. Sonra, eski TMMOB Şehir Plancıları Odası Genel Başkanı Erhan Demirdizen, Paris 8 Üniversitesi''ne sunduğu doktora tezinde Tarlabaşı''nı inceleyen Bediz Yılmaz, Galatasaray Üniversitesi öğretim üyesi Jean-François Pérouse, bir yıl önce Bilgi Üniversitesi tarafından açılan ve göç mağdurları için projeler yürüten Tarlabaşı Toplum Merkezi''nin İdari Koordinatörü Neşe Erdilek ve bölge sakinleri meramlarını anlattı.

Başkan olmadan önce Beyoğlu''nun nerelerini severdiniz, nerelerinden hoşlanmazdınız?
Kasımpaşa''da doğdum, 18 yaşına kadar da orada yaşadım. Sonra Emirgan''a taşındık, ama bir yıl sonra Talimhane''deki seyahat acentemizde çalışmaya başladım. 2000''e kadar sürdü. İki bölgeyi iyi hazmettiğimi söyleyebilirim. Balıkpazarı''na bir turist grubuyla geldiğimde, bu halde olmasına tahammül edemezdim. Galata ve çevresinin bakımsızlığına üzülürdüm. Dolapdere ve Tarlabaşı kısmını çok ayrı bir dünya gibi algılamışım.

15 yıllık turizmcilik geçmişinizin belediyecilik vizyonunuza kattıkları neler?
Her şey. Turizmci yerli ya da yabancı müşterisini iyi bir yerde konaklatmak, yedirmek ve şık mekânlarda rahat ettirmek ister. Bir otel kendisi beş yıldızlı olabilir, ama otelin çevresi bir yıldızsa, o beş yıldız gider. Demek ki olay bütündür. Bunu bir kente yayabilirsiniz. Belediye başkanlığında da hitap ettiğiniz, o bölgede yaşayan insanlardır. Müşteri memnuniyeti seçmenleridir artık.

Farklı gelir gruplarından bir turist kafilesiyle farklı gelir gruplarından semt sakinlerinin ihtiyaçları ne kadar kesişir?
Aşağı yukarı aynıdır. Eğitimli-eğitimsiz diye belki bir ayrım yapılır, ama insanlar insan olarak önemlidir, herkesin muhakeme gücü vardır, hisseder. En küçük çocuk da güzeli, en cahili de çirkini algılar. Bir mahallenin ortasına iyi malzemelerle park yapın, ortasına çiçek koyun, kimse o çiçeği ellemez. Geçenlerde bir mahallede spor kulübü yaptık. Boyası, çerçevesiyle çok da cici oldu. Orada toplumsal bir olay olmuş ve çevredeki bütün binaları boyamışlar. Bir tek neye dokunmamışlar biliyor musunuz, o spor kulübüne... Çünkü bina çok güzel.

Boyasından çok, mahallelinin o spor kulübünden faydalanıyor olması önemli olamaz mı?
Bence kilit nokta yaptığınız işin güzelliği. O takdirde toplumun bütün katmanları bunu dikkate alıyor.

Tarlabaşı, Beyoğlu Belediyesi''nin en büyük hamlesi midir?
Kesinlikle. Tarlabaşı bittikten sonra Beyoğlu mutlak anlamda eskiye dönüyor diye bakılacaktır. İnsanların hafızasında Beyoğlu''nun çok iyi olduğuna dair bir yargı var. Tarihi önemli değil, zamanı ne zamansa o zamana dönecek Beyoğlu.

Tarlabaşı projesi, semtin ne kadarını kapsıyor?
Beyoğlu''nun en bakımsız yeri neresi diye sorsanız, cevap tartışmasız Tarlabaşı''dır. Oradaki en dibe vurmuş parça da bizim dönüşümü başlattığımız parça. En dibe vurmuş noktasında bir sıçrama yaşandığında Tarlabaşı''nın bütününe yayılacak, Beyoğlu''nun en geri kalmış parçası rehabilite olduğunda Beyoğlu da kendisini aşmış olacak. Maksimum 2010''da bunu söyleyecek noktada olacağız.

İlk temeller nasıl atılmıştı?
Daha başkan adayıydım, sayın Başbakanımla bir araya geldiğimizde benim önüme iki hedef koydu. Söylediğini dün gibi hatırlarım. Bir: "Ne yapıp edip Tarlabaşı''na bir çözüm bulacaksın! Neye ihtiyacın varsa gel, bana söyle. Yasaysa yasa, kanunsa kanun... Ben sana sonuna kadar destek vereceğim." İkinci söylediği de çok basit gibi görünse de: "Çöp ve temizlik senin en önemli işindir." Bu iki şey kafamda o kadar yer etti ki, ikisine de çok önem vermeye gayret ettim.

Tayyip Erdoğan size ''Tarlabaşı''na çözüm'' dediğinde, sorunun adını nasıl koydunuz?
Sorunuzu, ''Tarlabaşı niye bu duruma düştü ve kurtulması için ne yapmak gerekiyor?'' diye alabilir miyim? Bu hastalığın sebebi ne? Bölgede bir anket yaptık, birçok şey söyleniyor: Gidenler, gelenler, duyarsızlık... Hayır, hiçbiri gerçekçi değil. Hayat değişiyor, yüzyılların getirdiği yenilikler belli şeyleri hayatın dışına itekliyor. Hani ''in''ler ve ''out''lar var ya! 100 yıl evvelinde hayatımızda araba denilen olay bu denli yok, sokaklar dar. Kent belli bir merkeze sıkıştığı için, merkezdeki arsalar çok kıymetli. Tarlabaşı''ndaki binalara bakıyorsunuz: 40-50 metrekare. Bugünün mantığıyla yarım saatte basıp şehrin dışına çıkıyorsunuz, iki dönüm içine 200 metrekare villa yapabiliyorsunuz. Teknolojinin getirdiği hayatın değişimi bu. Beyoğlu bu haliyle nasıl tahammül etsin? 40 metrekarenin ne mesken, ne işyeri olarak anlamı kaldı. İşte düşünün, Tarlabaşı binlerce 40-50 metrekare binadan oluşuyor. Dolayısıyla burası terk ediliyor. Kime? Olanağı daha az olan bir sınıfa. Onlar zoraki oturuyor, giderek kötüleşiyor, bakımsız bakımsız, dip yapıyor. Şehir plancılarımızın bu noktada yeni vizyonlar üretmesi ihtiyacı doğuyor. Batı''daki büyük kentler de belli sendromlar yaşamışlar.

Bu işe girişmeden önce başka kentsel dönüşüm projelerini incelediniz mi?
Yabancılar binaları yeni hayatın ihtiyaçlarına uygun hale getirme noktasını hedef almışlar. Artık hayatımızda arabalar var, iş kolları var. Bir şekilde tarihi koruyarak, binaların fonksiyonlarını ihtiyaçlarımıza uydurmaktır çözüm. Burası teknik ve mimarlarımızın tartışacağı bir konu. Neticede dar metrekareler buraya ekonomik bir değer getirmiyor, gelecek vaat etmediğinden kimse yatırım yapmıyor. Üstüne üstlük Anıtlar Kurulu vesaire süreçleri zor olduğu için vatandaş yatırım yapmaktan kaçınıyor. Vücuda benzetecek olursak, buranın kan damarları kesilmiş. Başbakanımızın desteğiyle bu işi tersine çevirecek işler yaptık. Önce hukuki düzenlemeyi yaptık. Bölgeyi bina, parsel bazında değil, bütün olarak gören, çözümü bütününde arayan bir mantıkla restorasyonu öngören bir yasa hazırladık. Bu yasa hükmünce yenileme alanı ilan edilen bölgelerdeki belediyeler, Anıtlar Kurulu''nun Yenileme Kurulu''yla muhatap olmaya başladı. Yenileme Kurulu''nun diğer kurullardan farkı, parsel değil, ada, bölge bazında soruna bakması, böylelikle Anıtlar Kurulu''na bütünsel bir bakış vererek elini güçlendirmesidir. Bu mekanizma Tarlabaşı''nda 21 bin metrekare büyüklükteki bir arazide 278 binanın geleceğine toptan karar verdi.

''Beyoğlu Yasası'' olarak bilinen, ihale sürecini hızlandıran bu 5366 sayılı yasayı belediyecilikte bir devrim mi kabul etmek gerekir? Mimarlarından biri olduğunuza göre gurur duyuyor musunuz?
Kesinlikle, ne demek... Kentin sahibi olan belediyeler, böylece Anıtlar Kurulu''yla gerçek bir dönüştürme mekanizmasının altyapısını ele geçirmiş oluyor. Türkiye''de fark edildiği gibi, dünyada da fark edilecek ve ödüller alacak. Böyle bir örnek yok çünkü.

Kat malikleriyle görüşmeler nasıl geçti?
Çok olumlu. Tek başlarına bu işi yapamayacaklarının farkındalar. Kansere çare bulmak gibi... Çaresi olmayan bir hastalığa çare bulundu. Tabii ki mutlular, hazırlar, yüzde 80-90 nispetinde bu işi yapın diyorlar. Mutlaka sızlanmalar, endişeler olacaktır, ama işi öğrenip de karşı çıkanı görmedim ben. Topyekûn ıslahı öngören, binaların altlarına otoparklarını yapan, belki iç avlulu binalar haline getirecek bir proje bu.

Dış görünüşte eski bir fotoğraf olacak, içi çok modern mi olacak?
Evet, kat yükseklikleri vesaireyle yine eski ama çağdaş ihtiyaçlara göre... Otopark, alışveriş mekânları, güvenli, ama tarih soluyorsunuz..

Bu bölge sosyolojik açıdan da bir ''çöküntü alanı''. Sakinleri zorunlu göçe maruz kalmış Kürtlerden, Romanlardan, yasadışı göçmenlerden, yoksulun da yoksulu bir kesimden geliyor. Bu yenileme projesinin etkisi bölgenin tamamına yayıldığında bu insanların yaşaması mümkün olmayacak. Onlara öneriniz nedir?
Şimdi bu farklı bir bakış. Bütün insanlar kıymetlidir. Bulunduğumuz yer insanların yaşamları açısından bir risk. Deprem, çöküntü riskinde ölümle karşı karşıyalar. Bu insanları kaderine mi terk etmeliyiz? Efendim, bu binalarda bir şekilde hayat var, sırf orada yaşayan filanca gruptan insanlara tahammül edemediğimiz için bir proje ürettik de onları tahliye ediyoruz durumu yok. Belki insanlar olanaksızlıklarıyla gelip, legal ya da illegal yaşamlarını devam ettiriyorlar, ama temelde her gün riskle karşı karşıyalar.

Depremde ölmeyecekler, ama nasıl, nerede yaşayacaklar? Projenin en tartışılan kısmı da bu...
Mutlaka soruluyor, bu doğal. Ama diyelim iki katlı bir gecekondunuz var, birinde siz oturuyorsunuz, birinde kiracınız. Bir müteahhit gelip size kat karşılığı yer teklif ediyor, 10 katlı bina yapılacak, kiracınızla hukuki bir sorununuz var, çıkarmanız gerekiyor. Şimdi siz güçlü bir insansınız, paranız var. O insanı mutlu edecek argümanınız elinizde hazır. Onun taşınmasına, evinin depozitinin verilmesine fırsatınız var. Size bu fırsatı veren, o yatırımcının binanıza bir teklif vermesidir. Yani bu fırsattan oranın sahipleri kadar, oturanlar da yararlanacak.

Somut olarak akıbet bilinmediği için bir gerginlik oluşuyor galiba.
Gerginlik yok, kim söylüyor bunu! Biz Tarlabaşı''nın 20''de biriyle muhatabız sonuçta, 278 binanın yüzde 70''inin boş olduğunu, bir bölümünün işyeri olduğunu, oturan nüfus olmadığını biliyoruz. Biz böyle bir problemle karşılaşmadık. Bunun alternatifi burada hiçbir şey yapmamak mıdır? Burayı neden adam etmiyorsunuz diye sorar o zaman da insanlar. Durumu kötü insanlar burada yaşasınlar, bu çözüm değil. Burayı adam edin, finansta yardım edecek mekanizmaları harekete geçirerek bu insanlara fırsat tanıyın; çözüm budur. Evlerini barklarını kat karşılığı teklifte bulunacak insanlar zaten buraların sahipleri olarak kalacak. Belki yüzde 100''üne değil, yarısına sahip olacak. Oturan kiracılar kira ve taşınma yardımı alacaklar.

Böyle taahhütleriniz oldu mu?
Tabii ki. Daha oraya gelmedik. Altı aylık, 12 aylık dönemler için görüşeceğiz. Haydi ben burayı yıkıyorum, nereye gidersen git denmeyecek insanlara.

Bölgenin her tür illegal trafiği nereye kayacak, bundan sonrasının Tarlabaşı''sı neresi olacak? Büyükşehir Belediyesi''yle makro düzeyde bir planınız var mı?
Ben tam olarak kimi kastediyorsun anlamıyorum. Oranın gerçek sahiplerini bir yere tahliye etmiyoruz. Tamamının kiracı, göçebe olduğunu söyleyemezsiniz. Tarlabaşı yüzyılları temsil eden bir havza ve 50-100 yıllık aileler var. Az önce saydığınız gruplardan aileler ama mal mülk sahibiler. Kiracılar bu yerler yapılıncaya kadar bir yere gitmek durumunda. Sonra yine kiracı olabiliyorsa, olabilirler.

Muhtemelen olamazlar...
Diyelim, durumları iyi olursa. Bakın, ben bir belediyeyim. Kentimdeki çöküntü alanlarının iyileşmesine çalışıyorum, bu sırada mal sahiplerinin hukukunu korumakla mükellefim. Oturanların zarar görmesini
istemiyorsam da kira yardımı yaparım, yapacağız da. Ama bunun mekanizması var. Devlet yoksa sıradan vatandaşa para vermez. Biz illa yer göstermek zorunda değiliz, kent büyük. Nasıl buraya sıfırdan gelip yerleştiyseniz, aynen başka bir yerde devam edeceksiniz.
Trafik kazası geçirmiş bir hasta ölümle pençeleşiyor, bacağını kesmeniz lazım. Adam tek bacaklı kalacak, acaba ölse mi, diye düşünemezsiniz.

Bu projenin türlü uçlarından eleştirilmesi sizi rahatsız ediyor mu?
Hayır, üç buçuk yıldır dinlemediğimiz, görüşünü almadığımız kimse yok ki. Bu kanun bir konsensüs ürünü. O yüzden çok rahat konuşuyorum.

Tarlabaşı''nda geziyor musunuz?
Ne demek... Tarlabaşı''nın dip tarafında, Yenişehir Camii''nin oralarda bir meydan çalışması yaptık, sürekli oradayım. Onlara yeni bir yaşamın, estetiğin, güzelliğin duygusunu vermek gayretindeyim. İnsanlar bazen kendilerine güvenmiyor, güzelliğe layık olmadığını düşünüyor. Zannediyorlar ki burası iyileşince bize burada yer yok. Bu beni kahrediyor. Her şey onlar için, sahipleri için yapılıyor. Ha, belki yatırımcı firma bu 21 bin metrenin bir dönümünde hayatiyetini devam ettirecek. İlla ki markalar sokağına dönecek gibi algılamaya gerek yok. Balıkpazarı yapılırken de böyle itirazlar olmuştu, belki bir-iki esnaf gitmiştir. Ama kalite yükseldi, kendileri havaya girdiler. Küçük bir esnafken, büyük esnaf oldular. Tarlabaşı''na da 278 zengin dışarıdan gelecek değil.

Florya''yı bırakıp bir gün Tarlabaşı''nda yaşamayı düşünebilir misiniz?
Olabilir.

''Her şeyi tetikleyen Fransız Sokağı oldu''
Erhan Demirdizen Şehir plancısı


Beyoğlu Belediyesi''nin Tarlabaşı projesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Projenin başında sorulan sorular ne kadar doğruysa, sonra atılan adımlar o kadar yanlış. İstanbul kentinin gelişimi içinde Tarlabaşı''nın yeri ve sosyal yapısı hakkında soğukkanlı ve profesyonel bir değerlendirme yapılmadı. Aynen Bedrettin Dalan''ın 1980''li yıllardaki yıkımlarında olduğu gibi, yapılacak yenileme, ''asayiş meselesinin halli''ne indirgendi. Dalan da, yıktığı 200''e yakını tescilli olan 370 binayla, aslında ''çöküntüleşme'' ve ''suç''un da buradan sökülüp atılacağını öngörmüştü. Şu anda da aynı öngörü tedavülde.

Tarihi bir mekânın yenilenmesinde bakış açısı bu olmamalıydı. Yenilemenin asıl amacının ''koruma'' olduğu unutuldu. Koruma, sadece binaların restore edilmesinden ibaret değildir, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir ''yerel kalkınma''dır. Burada yaşayan insanların korumaya katılmasının teşvik edilmesi, en az ilk restorasyon hamlesi kadar değerlidir. Bunu başaramayan koruma girişimleri eninde sonunda daha büyük çöküntüleşmelerin zeminini hazırlar.

Tarlabaşı projesinin daha önce benzerlerini gördüğümüz ''kentsel dönüşüm'' projelerinden hangi açılardan farklılıkları var?
Tarlabaşı projesini tetikleyen örnek Fransız Sokağı. Politikacılar oradaki ''elegan'' ortamdan çok etkilendiler. Ama bütün tarihi kent merkezini bu şekilde tahayyül etmek ciddi sakıncalar taşıyor. İstanbul''un kendi haline bırakılması gerektiğini asla düşünmüyorum. Bazı müdahale ve düzenlemelere şiddetle ihtiyaç var. Tarlabaşı da bu ihtiyacın nüksettiği yerlerden biri. Ama sosyal, ekonomik ve fiziki yapısının topluca ele alınması koşuluyla bu ihtiyacın projelendirilmesi söz konusu olmalı.
''Beyoğlu Yasası'' olarak dile yerleşen yasanın bir benzeri dünya üzerinde herhangi başka bir ülkede mevcut mudur?
Tek kelimeyle, hayır! Bu yasa, dünyada terk edilen bir yenileme anlayışını vaaz ediyor. Tarihi çevreyi tüm tarihi bağlamından koparıp, ''yıpranmaya ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş'' eski binaları tek tek yenileme iddiasını taşıyor. Bu anlamda 1970''li yıllardaki meşhur eski eser yasamızdan bile daha geri.

''Şehrin göbeğinde yaşamak için fazla yoksul, fazla çirkinsiniz''
Bedİz YIlmaz Yrd.Doç.Dr., Mersİn Ünİversİtesİ Kamu YönetİMİ Bölümü

Paris 8 Üniversitesi''ne sunduğunuz tezinizde sizi Tarlabaşı''nı incelemeye iten neydi? Tarlabaşı''nı İstanbul''daki, diğer metropollerdeki benzer çöküntü alanlarından ayıran yanlar neler?
Tarlabaşı şehrin göbeğinde olduğu halde pek çok kimsede korku tüneli etkisi yaratır. Tarlabaşı Caddesi''nin iki tarafı birbirinden apayrı iki dünya gibi; ''aşağı'' kesim yukarı çıkar da, ''yukarıdakiler'' pek oraya gitmez. Benim tezimde orayı seçme nedenim, hem Türkiye''deki klasik gecekondu mahallesi şablonundan farklı olması, hem de ''selpakçı'' çocukların ikâmet etmeleriydi. O çocuklarla ilgili bir yükseklisans tezi yapmıştım ve nerede yaşadıklarını görmek istediğimde yolum Tarlabaşı''na çıktı. Tarlabaşı aslında diğer metropollerdeki çöküntü alanlarıyla benzerlik taşıyor. İstanbul''da da benzerleri var: Süleymaniye, Zeyrek, Fener-Balat, Sulukule, Selamsız... Öne çıkmasının nedeni görünürlüğü, bir de tabii binaların önemli bir kısmının çok güzel olması.

Tarlabaşı''nı nasıl günler bekliyor?
Belediyenin başlattığı proje, esas olarak sermayenin ve kentsel üst sınıfların istediği tarzda bir kentsel dönüşüm projesi. Tarlabaşı''nın elbette sorunları var. Fakat bu sorunları dile getirmek her tür projenin olumlanması anlamına gelmez. Belediyenin bir çalışma yapması gerekliydi, ama bunun Tarlabaşı sakinlerine bir katkısı olmayacak. Proje bölgesi diğer bölgelerden kopuk bir yer olacak, zamanla da diğer bölgelerde ''soylulaşma'' denilen hadise olur büyük ihtimalle, zaten başladı bile. Sanatçılar, avukat vs. gibi serbest meslek sahipleri, yabancılar... Böyle bir vakitler güzel olmuş, merkezi yerlere yavaş yavaş gelerek oradaki emlak fiyatlarını yükseltir ve oranın nüfus yapısını değişime uğratırlar. Burada mülk sahiplerinin kısmen şansı varmış gibi görünüyor ama böyle bir rant ortamında onlar da elindekini kaybedebilir; kiracılarsa zaten mümkün değil orada kalamazlar.

Tarlabaşı''nın yeni hali, şehrin diğer kısımlarına nasıl yansıyacak?
Tarlabaşı''nın böyle sınıf atlaması, şehrin başka yerlerinde de benzer gelişimleri hızlandırır, zaten Sulukule vs. pek çok yerde benzer bir süreç eşzamanlı yaşanıyor. Bu projeyle sermaye yoksullara şunu diyor: ''Siz bu güzel yerlerde, şehrin göbeğinde yaşamak için fazla yoksul, fazla çirkinsiniz. Gözümüzün önünden çekip gidin artık, estetik zevkimiz bozuluyor, bu güzel binalar da onların kıymetini bilen ellerde daha da güzelleşsin.'' Oysa yoksulluğun gerçek nedenlerini ortadan kaldırmadan yoksulları fazla uzaklaştıramazsınız. Çalışmak için, eğlenmek için, seyyar satıcı olarak, kimbilir belki de kapkaççı olarak sizin mahallenize de geleceklerdir. Yapılanın kanalizasyonu denize biraz daha açıktan akıtmaktan farkı yok, bir gün o pislikler gene aynı sahillere vuracak. Esas yapılması gereken yoksullukla topyekûn mücadele edilmesi, devletin sosyal işlevlerinin güçlendirilmesi, gelir dağılımının düzeltilmesi... Yoksa yoksulları kentin merkezinden istediğiniz kadar uzaklaştırın, yaşadıkları yerde iş bulamadıkları sürece karınlarını doyurmak için yeniden merkeze gelmelerini engelleyebilir misiniz?

Uygarlığın 150 metre altı
NeŞe Erdİlek
Bİlgİ Ünİversİtesİ Göç ÇalIŞmalarI UygULAMA
ve ArAŞTIRMA MerkEZİ İdarİ Koordİnatörü


Tarlabaşı Toplum Merkezi kurulduğunda belediyenin Tarlabaşı''nda başlattığı projenin ismi ortalıkta dolansa da, tam olarak cisimleşmemişti. Hem kendi çalışma alanınız hem de o bölge karmaşık nüfus yapısını, hatta bire bir insanlarını tanıyan, bilen biri olarak bu projeyi nasıl değenlendiriyorsunuz?
Tarlabaşı''nın kentsel fizik yapı anlamında bir çöküntü alanı olduğu şüphesiz. Tarlabaşı''nda konut olarak kullanılan binaların gerek can güvenliği, sağlıklı yaşam koşulları, gerek kentin fiziksel yapısı açısından bir sorun olarak ele alınması ve bir an önce rehabilite edilmesinin gerekliliği ortada. Ancak bu kentsel yenileme projesinin aynı zamanda sosyal bir proje ile de desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. İzlenimimiz, bu projenin şimdiye kadar insansız bir proje olarak değerlendirildiği. Kentsel yenilemenin, bölgesel bir rehabilitasyon projesine dönüştürülmesi, bölgede yaşayan vatandaşların da yaşamlarının iyileştirilmesi yolunda projeler ile birlikte düşünülmesi gerektiğine inanıyoruz.

Aylardır birlikte çalıştığınız semt sakinlerinin, size ulaşan ne tür sıkıntıları, endişeleri var?
Bir semt sakini ''Biz uygarlığın 150 metre altında yaşıyoruz'' demişti. Bu, içinde bulundukları psikolojiyi, hissettikleri dışlanmayı çok net anlatıyor. Semt sakinlerinde kendilerinin gözden çıkarıldığı izlenimi var. Burada yaşamaya layık görülmediklerini düşünüyorlar. Tarlabaşı ile ilgili toplumda olumsuz büyük bir önyargı olduğunu, iş bulmaya gittiklerinde bile nerede oturdukları öğrenildiğinde onlara karşı tavrın değiştiğini söylüyorlar. Tarlabaşı''nda suç oranının yüksek olduğu, birçok yasadışı faaliyetin bulunduğu da bir gerçek. Ancak olumsuzluk olumsuzluğu yaratır. Tüm Tarlabaşılıları suçlu görmek ve göstermek de çok yanlış. Dışlandıkça buna karşı bir öfke ve tepki de doğuyor. Bu sorunu hep birlikte; kamu, yerel ve sivil inisiyatifler hep birlikte önyargısız olarak ele alıp çözüm yolları üretmeliyiz.

Tarlabaşı Şanzelize mi olacak?
Jean-François PErouse
Doç. Dr, Galatasaray Ünİversitesi


Gözlemlerimiz ve elde edebildiğimiz bilgiler doğrultusunda, söz edilen şimdiki Tarlabaşı yenileme projesi, 5366 sayılı kanuna dayanarak, özel sektöre devredilmiş, çok noktasal bir yeniden işlevlendirme ve yenileme projesinden ibaret. Noktasal, çünkü Beyoğlu kentsel SİT alanı içinde. 28.03.2006 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı itibarıyla Kalyoncu Kulluğu Caddesi ile Sakızağacı Sokak arasındaki bulvarın iki tarafında yer alan 21 adayı ilgilendiren bir projedir.
Adı biraz yanıltıcı olan Tarlabaşı Yenileme Projesi, geniş ''öteki Beyoğlu''nun yapısal ve sosyal sorunlarını çözemeyen kamu tarafından uzun süredir kaderine terk edilmiş ve ''çöküntü alanı'' haline getirilen bir semtin ufacık bir kısmını hedefleyen, kısa görüşlü, açıkça rant amaçlı bir proje şeklinde algılanabilir. Amacı kontrollü turizm/eğlence sektörüne adanmış Taksim, Talimhane ve İstiklal çekici vitrininin genişletilmesi. Böylece proje, sosyal boyutun ele alınmadığı sürece, mezkur ''çöküntü alanından'' ayrıştırılarak rantı yükselmiş sınırlı/korunmuş bir adacık yaratma çabasından ötesine gidemez. Dolayısıyla özellikle tespit edilen adaların çevresinde, zaten 2004 sonundan itibaren bir yükseliş eğilimi hissedilmeye başlandı, Tarlabaşı emlak piyasası canlanacak, yüksek rayiçler normalleşecek. Sanki son senelerde yaşadığımız Tarlabaşı''nı damgalama süreci, bugünkü '' kurtuluş''a uygun zemin hazırladı... Artık ''iç varoş'' muamelesi biraz aşağı, Dolapdere''ye kayacaktır.

''Tarlabaşı Bulvarı Champs Elysées (Şanzelize) olacak'' söyleminin ötesinde, lanse ve ihale edilen vitrinli/noktasal/ yüzeysel/kentsel tasarıma odaklı proje ile insani, tarihi, çevresel, sosyal Tarlabaşı durumu arasındaki uçurum düşündürücü. Tartışmalı husus, belediye tarafından tanınan ve dikkate alınan tek ciddi muhatabın, ev ve bina sahipleri olması. Her şey Tarlabaşı''ndan ziyade global emlak piyasasıyla ilgili. Bu seçilen adalarda, kuşkusuz büyük balıkların söz sahibi olduğu yukarıdan yürütülen bir seçkinleştirmeden bahsedebiliriz. Ada civarlarında ise küçük, fırsatçı aktörleri harekete geçiren, daha aşağıdan gelen bir seçkinleştirme söz konusu.

SAKİNLERİ NE DİYOR?
''Acilen birisi anlatsın''
Ahmet Dündar 42, Kahvecİ

Artvin''in Yusufeli-Altıparmak Köy Derneği''nin kahvesini işletiyorum, 30 yıldır buradayım. Devlete karşı çıkacağımız yok ama karşıyız. Belediye burada bir toplantı yaptı, ama bir netice alamadık. Kiracıyı mağdur etmeyeceklerini söylüyorlar. Ben mal sahibiyim, diyelim 30-40 milyar verdiler, bu iş o parayla kapanmaz.

O parayla iş de kuramazsın. Ne yapacağız bilmiyorum. Acilen birileri bizi bilgilendirsin.

''Fiyatı neyse odur''
Kerem Kaplan 36, ÇamaŞIrhane sahİBİ

Sekiz senedir Eskiçeşme Sokak''tayım, Van''dan buraya geleli de 16 yıl oldu. Evim kendime ait, dükkâna 450 YTL kira veriyorum. Belediye bizi iki-üç sefer toplantıya çağırdı, gittik. Kiracılara hiçbir şey vermiyor, diyor ki, ''Kiracıyla mal sahibi kendi arasında hallettsin''. Tapu ve ikametgâhlarımızı da istediler, götürüp verdik. Vallahi paramızı verirse, fiyatı neyse odur, o fiyatı vermezse de hiçbir yere çıkamayız ki. Evde 12 nüfusum var, altı çocuk. Evimi 2005''te 80 milyara almıştım, şimdi değeri 200 milyar! Belediye bana o parayı verecek mi? Bu bina dört katlı, ev sahibi de her kattan 500 YTL kira alıyor. O da ne yapacağını bilemiyor.

''Kiralar 200 civarı''
Haydar Turan 63, Emlakçı

Bir sene önce bu Demirbaş Sokak''ta oturanlara Beyoğlu Belediyesi bir seminer verdi, tam olarak ne konuşulduğunu bilmiyorum. Ama bir şeylerin değiştiği muhakkak. Buralarda kiralar, eski kiracıysa 200''ün üstüne çıkmaz, yeniyse 250-300 YTL civarındadır. Değişir mi bilmiyorum. Ama mesela ileride beş katlı bir bina 400 milyara satışa çıkmış. Her dairesi 45 metrekare, bence o bina ancak 200 milyar eder. Neticede bu sokağın yapısı belli. Şu anda dedikodular gırla; plazalar yapacaklarmış, falanmış filanmış. Bakalım...

''Burası iğrenç bir yer''
AyŞe SaĞIr 27, Ev hanımı

Üç yıldır Tarlabaşı''nda oturuyoruz, kiracıyım, 300 YTL kira veriyorum. Belediye bize dedi ki, ''Buralar yıkılınca yıkım parası verilecek, ayrıca da taşınma parası vereceğiz.'' Şimdi de duyduk ki, para verilmeyecekmiş. Zaten kirayı bile zor ödüyoruz. Biz buradan başka nereye gideriz ki? Bizim için Beyoğlu''nda yaşamak önemli değil, yoksa iğrenç bir yer, nefret ediyorum, özellikle de Tarlabaşı''ndan. Ama mecburuz, işyerleri şuracıkta. Eşim barda çalışıyor, yol parası vermiyor. Ev dediğim de zaten bir oda...

''Olan kiracılara oldu''
Edİp Ayaz 27, Bakkal

İki senedir Tarlabaşı''nda yaşıyoruz, ekmek parası kazanırız diye bu bakkalı devren aldık, 30 milyar para döktük, ama daha dükkânın parasını bile çıkaramadık. Dükkâna 500 YTL kira veriyorum, evim de üst katta, ona da 350 YTL kira veriyorum. Zaten ev bir oda. Git derlerse de nereye gideceğim bilmiyorum. Belediye bize para konusunda yardım ederse
belki biraz rahatlarız. Mal sahibi hiçbir şey demiyor, o da kazanacağı paraya bakıyor, aptal değil ki. Sonuçta binayı satsa bile son ana kadar da bizden kazanacağı parayı kazanmaya bakıyor. En kötüsü kiracılara oldu.

''Devlet ne derse o!''
Mustafa Gül 54, Baharatçı

35 senedir Tarlabaşı''nda yaşıyorum, Sakızağacı Caddesi''ndeyim. Bize belediye diyor ki, ''Kiracı ev sahibiyle, mal mülk sahipleri de müteahhitle anlaşacak.'' Ben hem kiracı, hem de mal sahibiyim. Vallahi düşünüyorum ne yapayım diye. Güzel bir yer bulursak satıp gideceğiz. Devlet yıkarsa bizim de yapacak bir şeyimiz yok, devlete karşı gelemeyiz. Onlar ne derse o! Karşı gelmek gerekirse, diğer vatandaş ne yaparsa biz de onu yaparız.

''E-5''e mi çıkayım?''
Sevcan Soylu 36, Serbest meslek

Altı senedir Tarlabaşı''nda hem oturuyorum hem de çalışıyorum. Bu belediyenin yaptığını saçma buluyorum. Neymiş; burayı boşaltacakmış da, yeni bir şehir yapacakmış. Ne alaka! O kadar insan nereye gidecek, bence iç savaş çıkar. Kulüpte çalışıyorum, evim de yakın. Kulübün yıkılması da söz konusu, ama mal sahibi için hava hoş. Evime 300 YTL kira veriyorum, evimin koşulları da gayet iyi. Ama bana çık dese, bir transseksüel olarak beni neresi kabul eder? Kurtuluş, Harbiye, Pangaltı... Şimdi gidip de oralarda otursam, 300''e ev bulmam mümkün değil. O kirayı karşılamak için belki de otobana, E-5''e çıkacağım, evime müşteri alacağım... Bir şekilde yaşamak için, ayakta kalmak için aykırı yaşayacağım. Ama Tarlabaşı''nda rahat, zaten buralar bu yolun yolcusu.

YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.