Haberler

Frank’i Sevmek

Tarih: 14 Eylül 2007 Kaynak: New York Magazine Yazan: David Colman Çeviren: Melis Göker

Fotoğraf: David Allee

Tasarlandıktan 57 yıl sonra, Frank Lloyd Wright’ın en önemli projesi olacağını düşündüğü tasarımı, vefalı bir hayranı tarafından sonunda inşa edildi.

1950’de Frank Lloyd Wright New York’un 50 metre kuzeyindeki Mahopac Gölü’nde şahsa ait bir ada üzerinde bir ev tasarladı. Frank Lloyd Wright’ın 1935 yılında tasarladığı başyapıtı “Şelale Evi”ni bile geçeceğini düşündüğü bu tasarımı müşterisinin maddi sıkıntı içerisine girmesi nedeniyle askıya alındı. 50 yıl askıda kalan proje 8 yıllık planlama ve inşaat sürecinden sonra sonunda tamamlandı: 464 metrekare boyunca maun, cilalı taş, beton ve kare çatı pencereleri.

Tasarımın planlama aşamasında Apple’ın ürettiği tasarım programları kullanıldı. Fakat evin düşmanları da var; bazı mimarlar, akademisyenler ve amatörler bu yapının tam anlamıyla Wright’ın tasarladığı yapı olmadığını, yapıda çok fazla taş kullanıldığını, çatı pencerelerinin daha yatık olması gerektiğini, kubbeli olmaması gerektiğini savunuyorlar. Bina resmi olarak gayriresmi. Frank Lloyd Wright Vakfı’nın idari amiri Philip Allsopp durumu: “Bu gerçek bir Frank Lloyd Wright binası değil çünkü vakıf tarafından sertifika verilmedi,” şeklinde açıklıyor.

Fakat bu bölgenin yerlilerinden, eski metal tüccarı olan ve kararlılığıyla bu yapının inşa edilmesini sağlayan Joseph Massaro için bunlar bir şey ifade etmiyor. Massaro 1991’de Mahopac Gölü’ndeki Petra Adası’nı satın alarak adada bulunan ziyaretçi kulübesini restore ettirmeye karar verdi. Bu kulübe Wright’ın müşterisi A. K. Chahroudi eski tasarımdan vazgeçtikten sonra 1950’lerde inşa edilen ufak proje. Massaro, 1999’da Frank Lloyd Wright Vakfı’ndan Wright’ın orjinal planlarının dijital hallerini, vakfın miras programı çerçevesinde yazılı olarak istedi. İnsanlar bu andan sonra Wright’ın asla tamamlanmayan projesini farkettiler. Fakat vakfın çok yüksek bir ücret talep etmesi üzerine aralarındaki anlaşma bozuldu. Bu arada Allsopp, miras programını geçen sene askıya aldı.


Frank Lloyd Wright''ın Orjinal Eskizleri

Vakıf Massaro’nun umutlarını boşa çıkardı. O da detaylı çizimleri Chahroudi’nın oğlundan aldı ve Wright üzerine çalışmalar yapan önemli akademisyenleri ve mimar Thomas A. Heinz’ı yanına alarak proje üzerine çalışmaya başladı. Massaro bu durumu: “Bu Frank Lloyd Wright’ın en önemli evi. Şimdi ona ne dersek diyelim bu ev 30, 40, ya da 50 yıl sonra bir Frank Lloyd Wright evi olarak hatırlanacak. Bunu kimse engelleyemez,” diye açıklıyor.

Petra Adası Evi gerçekten müthiş bir ev, kolonları, çıkmalarıyla, iç mekanla dış mekanın bütünleşmesiyle reddedilemeyecek kadar Wrightvari. Evin masif beton tabanı, üzerine oturduğu iri kaya kütlesinden 23 metre yükselerek tek bir kolonla göle tutunuyor ve giriş, James Bond filmlerivari bir hal alıyor. Ziyaretçiler yapıya Massaro’nun, adanın diğer tarafında yer alan ve hiç de Wrightvari olmayan evinden feribotla geliyor. Wright’ın tasarladığı ev daha çok bir yazlık ev gibi. Koyu kırmızı renkte, beton bir merdiven rıhtımlar üzerinde yine koyu kırmızı betondan bir terasa uzanıyor. Teras zemini adadan çıkan özel bir taş olan “whale kayası” ile parçalara bölünerek etkisi güçlendirilmiş. Karanlık bir kapı yapının giriş mekanına açılıyor. Buranın zemininde de koyu kırmızı kareler var. Mekanın bir duvarında “whale kayası” ve tavanında 26 adet üçgen şeklinde tepe penceresi bulunuyor. Galeri, kuzeye çıkma yaparak güneş doğudan batıya doğru ilerlerken nehrin çeşitli görünümlerini seyretme olanağı sağlıyor. Galerinin sonunda bir veranda başlıyor. Bu veranda da merdivenlerden oluşuyor ve merdivenler aşağıdaki kayalara ulaşıyor. Massaro’nun anlattığına göre bu veranda, projedeki, orjinal halinin modern yapı malzemeleriyle yapılması neredeyse imkansız olan detaylardan biri.

Yatak odaları ve banyolar oldukça konforlu fakat küçük. “Wright bu tasarımda insanları yatak odalarından çıkarıp ortak mekanlarda daha fazla zaman geçirmelerini hedeflemiş,” diyor Massaro ve eğer orjinal tasarıma zarar vermek niyetinde olsa daha büyük yatak odaları yapabileceğini sözlerine ekliyor.

Massaro, “Bu evi tam olarak Wright’ın tasarladığı gibi inşa edebilmek için elimden geleni yaptım,” diyor. Wright’ın tasarımına uygun olarak bakır rölyefleri hazırlayabilmek için özel yapım bir makineden internette ve bakılabilecek tüm kaynaklarda modern detayları (baca başlığı, Şikago’daki maun kapılar, Santa Ana’daki çatı pencereleri, Wright’ın tüm tasarımlarında birlikte çalıştığı Connecticut’lı marangozlar) araştırarak Massaro mükemmel bir Wright evi tasarlamaya çalıştı. Massaro, “Hatta çatıdaki ‘V’ formlu pencereleri kesebilmek için özel bir kalıp bile yaptırdık çünkü Wright’ın kullandığı ‘V’nin özel bir boyutu var. İşte bu denli ileriye gidebildik,” diyor.



Heinz, ArchiCAD programını buluncaya dek Wright’ın eskizlerini rahatça ve doğru olarak bilgisayar ortamına üç boyutlu şekilde geçirebilmek için bir yıl boyunca birçok bilgisayar modelleme programı denedi. Massaro’nun birlikte çalıştığı müteahhit, Leighton of C&L General İnşaat’tan Lidia Wusatowska, aylarca çatı pencerelerini tutacak ve bir kerede dökülerek sertliği doğru olacak betonu üretmek için uğraştı. Ayrıca adaya çeşitli malzemeler getirmek için de büyük çaba harcadı. Mesela bir defasında deniz kumunu adaya getirebilmek için 2 varil kumu buzların altından çıkarması gerekti.

Tüm bu çabalar boşa çıkmadı. Bina birçok açıdan Wright’ın 1950’lerde üçgenler ve heksigonlarla deneysel çalışmalar yapmaya başladığı dönemki işlerinin tipik bir örneği gibi. “Frank Lloyd Wright: 1950’lerin Modern Evleri” adlı kitabın yazarı Alan Hess o dönemle ilgili, “Wright bu dönemde ününün zirvesindeydi. 1951 yılında, o güne dek yaptığı tüm binalardan daha fazlasını bir yıl içerisinde inşa etti. Ve gittikçe daha ileri şeyler denemeye başladı,” diyor.

Ne kadar Massaro oldukça iyi niyetli bir iddia ortaya atsa da aslında Petra Adası Evi, Şelale Evi’yle yarıştırılamaz. Fakat bu Petra Adası Evi’nin kötü bir yapı olduğunu göstermiyor. Wright’ın biyografisini yazmış olan ve Massaro’nun çabasını saygıyla karşılayan mimarlık tarihçisi Robert Twombly: “Bu yapı Wright’ın Şelale Evi gibi oldukça özel çalışmalarından biri. Bana göre boyutu çok büyük. Bu yapı bana biraz Şelale Evi’nin yanında cüce kalmış gibi görünüyor fakat yine de Wright’ın ne denli güzel evler tasarladığının bir göstergesi” diyor.

İnsanlar şu anda Petra Adası’nda inşa edilen yapı hakkında Wright’ın ne düşüneceğini tartışabilir, tartışacaklardır da. Ne de olsa dikkat çekmeketen ve zıtlıklardan hoşlanan Wright bu velveleyi görse hoşuna giderdi.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.