Haberler

Bütün Dünya Alternatif Enerji Arayışında

Tarih: 23 Haziran 2008 Kaynak: Ecogeek, EİE, Inbabitat.com, Treehugger, Wikipedia Derleyen: Emine Merdim Yılmaz

Küresel iklim değişikliği, petrol kaynaklarının giderek azalması, petrol fiyatlarındaki artış ve artan nüfusa paralel olarak gelişen enerji ihtiyacı sebebiyle bütün dünya alternatif enerji kaynakları peşinde. BP, General Electric, Sharp ve Shell gibi büyük ölçekli şirketler alternatif enerji sektörüne yatırım yapmaya başladılar. Avrupa Birliği’ndeki ülkelerin liderleri karbondioksit salınımını azaltmak 2020 yılına kadar ulusal enerjilerinin %20’sini alternatif enerji kaynaklarından üretmek için 2007 Mart ayında bir sözleşme imzaladılar.


*GWth
**Milyar litre/yıl

Alternatif enerji kaynakları bu kadar popüler olmasına karşın bir yandan da gerçekten ne kadar temiz oldukları sürekli tartışılıyor. Özellikle, biyoyakıtların üretiminde hammadde olarak tahılların kullanılması ve üretim için verilen desteğin az gelişmiş ülkelerde açlığa yol açtığı yönünde iddialar var. Geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye gelen Yeryüzü Politikası Başkanı ve “çevreci hareketinin gurusu” olarak da tanınan Lester Brown Taraf gazetesine verdiği röportajda tam da bu konuyla ilgili çarpıcı açıklamalar yapıyor:

“Geçen birkaç yılda gördüğümüz şu ki; dünya tahıl talebi ikiye katlanmış durumda. Bunun nedeni de ABD’de büyük miktarda tahılın otomobillerde yakıt olarak kullanılmak üzere üretilmesi. Bu olay potansiyel olarak çok tehlikeli bir durum, tahılın fiyatı yakıtın fiyatına bağımlı hale geliyor. Yani, yakıt fiyatları arttıkça tahıl fiyatları da bunu izliyor. Tahılın fiyatı da düşük olduğu için, tahıl enerji sektöründe kullanılıyor. Bu nedenle biyoyakıt üretimi sürdükçe tahıl ve yakıt fiyatları birbirine bağlı bir şekilde artış gösterecek ve buradaki risk de gelişmekte olan ile tahıl ithal eden ülkelerde siyasi istikrarsızlığa sürükleyecek olması. Bu ülkeler umutsuz hale gelecek ve umutsuz insanlar her kötülüğü yapabilir.”

Tartışılan, Dünya’da büyük bir pazar oluşturan ve fosil yakıtlara alternatif olarak sunulan enerji kaynakları nedir peki? Tanımına ve çeşitlerine kısaca göz atmak gerekirse:

Alternatif ya da Yenilenebilir Enerji Kaynakları
Alternatif enerji kaynakları, fosil yakıtlara alternatif olarak sunulan bazı enerji çeşitleri için kullanılan bir terim. Çoğunlukla, geleneksel olmayan ve çevreye etkisi az olan enerji türleri için kullanılıyor. Alternatif kelimesi bazı kaynaklarda, fosil yakıtlara karşıt olacak şekilde kullanılırken, bazı kaynaklarda “yenilenebilir enerji” kavramı ile değişerek kullanılıyor.

Yenilenebilir enerji ise güneş, rüzgar, yağmur, gel-git ve jeotermal ısı gibi doğal kaynaklar için kullanılan bir terim. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin güneş ışığı, rüzgar gücü, hidroelektrik/micro hidro, biyoyakıt gibi farklı çeşitleri bulunuyor.

Biyoyakıt
Bitkiler büyümek için fotosentez yapar ve atık üretirler. Bu atıklar direkt yakıt olarak ya da likit biyoyakıt üretiminde kullanılıyor. Bu atıklardan biyodizel, ethanol ve yakılabilen küspe üretiliyor.

Bazı bölgelerde likit biyodizel yakıtların üretimi için mısır, mısır sapı, şeker kamışı üretiliyor. Bunun yanında atık ya da saf bitkisel yağlar; hayvansal yağ ve lipidleri de biyodizel yakıtlara dönüştürülüyor. İnek gübresi gibi katı atıklar, kağıt, şeker üretiminde ve arıtma sistemlerinde açığa çıkan gazlarda biyoyakıt üretiminde kullanılıyor.

Jeotermal Enerji
Jeotermal enerji, Dünya yüzeyinin altında depolanan ya da atmosferdeki, okyanuslardaki ısının kullanılarak enerjiye dönüştürülmesine deniyor. Dünya’da ilk jeotermal jeneratör 1904 yılında İtalya’da kurulmuş. Dünya’daki en büyük jeotermal enerji tesisi Kaliforniya’da yer alıyor.

2007 yılındaki verilere göre Dünya’daki enerji ihtiyacının %1’den azı jeotermal kaynaklardan karşılanıyor.

Jeotermal enerji açısından Türkiye’ye bakıldığı zaman bilinen 1.000 dolayında sıcak su ve mineralli su kaynağı ile jeotermal kuyu mevcut. Jeotermal bölgesel ısıtma sistemleri, Gönen (Balıkesir), Simav (Kütahya), Kızılcahamam (Ankara), Balçova (İzmir), Narlıdere (İzmir), Sandıklı (Afyon), Kırşehir, Afyon, Kozaklı (Nevşehir) ve Diyadin''de (Ağrı) kurulmuş durumda. Muhtemel jeotermal potansiyelin kullanımının getirebileceği ekonomik kazanım TÜBİTAK tarafından 9 milyar $/yıl olarak öngörülüyor.

Güneş Enerjisi
Güneşin ışıyan sıcaklığının ve ışığının enerji şeklinde kullanılmasıdır. Güneş gücü ise gün ışığının fotovoltaikler ile elektriğe dönüşmesini ifade eder. Güneş enerjisi günümüzde evlerde aydınlatmada, ısınmada, tarımda, deniz suyundan içilebilir temiz su elde edilmesinde ve ulaşım araçlarında kullanılıyor.

Türkiye’de özellikle Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki şehirlerde banyo ve mutfaklarda kullanılan sıcak su üretimi çatıya yerleştirilen güneş kollektörleri ile sağlanıyor. Aşağıdaki tabloda bütün bölgelerdeki toplam güneş enerjisi ve güneşlenme süreleri görülebilir. Türkiye birçok ülkeye göre şanslı durumda olmasına rağmen bu değerler, Türkiye’nin gerçek potansiyelinin oldukça altında.


Kaynak: EİE (Elektrik İşleri Etüd Dairesi)

Rüzgar Enerjisi
Rüzgar enerjisi, rüzgar türbinlerinin kullanılarak rüzgardan alınan enerjinin kullanılabilir bir enerji türüne örneğin elektriğe dönüştürülmesidir. Rüzgar enerjisi küresel iklim değişikliğinin önlemesinde önemli bir role sahip. Halen Dünya’da en hızlı büyüyen sektörlerden biri ve diğer geleneksel güç santrallerine oranla çok daha çabuk kurulabiliyor.

2007 verilerine bakıldığı zaman, Dünya çapındaki elektrik ihtiyacının %1’i rüzgar enerjisinden üretiliyor. Avrupa’daki ülkelere baktığımız zaman ise Danimarka’nın %19, İspanya ve Portekiz’in %9, Almanya ve İrlanda’nın elektrik ihtiyacının %6’sı rüzgar enerjisinden sağlanıyor.

Türkiye rüzgar enerjisi bakımından şanslı olan ülkelerden biri olarak gösteriliyor. Buna rağmen yapılan yatırımlar oldukça yetersiz. ABD’de rüzgar santrallerinin kurulumu 1930 ve 1940’lı yıllara dayanmasına rağmen Türkiye’de ilk olarak 1998 yılında Çeşme’de kuruldu.


Kaynak: EİE (Elektrik İşleri Etüd Dairesi)

Su Enerjisi ya da Hidro Enerji
Suyun hareketinden ve sıcaklık farklılıklarından faydalanarak enerji üretilmesidir. Sudan enerji üretmek için, hidroelektrik enerji, micro hidro, barajsız hidro sistemler, dalga enerjisi, okyanus sıcaklık farkından faydalanarak kurulan sistemler, gel-git sistemleri gibi pek çok farklı yöntem bulunuyor.

Örnekler
Yukarıda kısaca sözünü ettiğimiz yenilenebilir enerji kaynakları sadece bilim adamlarının değil tasarımcı ve mimarların da gündeminde. Bu enerji kaynaklarının bildiğimiz kullanım şekilleri ve formları tasarımcı ve mimarların elinde farklı şekillere bürünüyorlar. Bunlara örnek olabilecek yüzlerce hatta binlerce örnek arasından birkaç tanesini aşağıda sıraladık. Bu örneklerin çoğu henüz tasarım ya da prototip halinde.

Teatro Del Agua

Grimshaw Architects tarafından tasarlanan, bir performans sanatları merkezi olan, Teatro Del Agua aynı zamanda deniz suyunu arıtma tesisi olarak kullanılacak. Tesis, İspanya Kanarya Adaları’nda inşa edilecek.

No Man’s Land

Ölüdeniz Bölgesi’ndeki İsrail, Ürdün ve Filistin gibi ülkeler için suyun kontrol edilmesi bir siyasi karmaşa kaynağı ve ekolojik olarak içinden çıkılmaz bir durum. Bu sorun aynı zamanda bölgede yaşayan insanların içme su kaynağını tehdit ediyor. New York’lu Phu Hoang’ın geliştirdiği “No Man’s Island” projesi bu sorunu çözmek için tasarlanmış. Projede yer alan yapay adalarda, rekreasyon alanı, konaklama, alışveriş gibi turistik aktiviteler, yenilenebilir enerji ve temiz içme suyu üretecek tesisler bulunacak. Yapay adalardan bir tanesi deniz suyunun içme suyu haline getirilmesinde, bir tanesi denizden enerji üretilmesinde, bir tanesi ise turistik aktiviteler için kullanılacak.

Güneş Balonları

Geotectura’dan Joseph Cory tarafından geliştirilen “Güneş Balonları” projesi, güneş enerjisini gökyüzüne çıkararak uçuruyor. Uzay Mühendisi Dr. Pini Gurfil ile birlikte geliştirdikleri balonlar fotovoltaik güneş enerjisi hücreleri ile kaplı kumaştan yapılan ve içi helyum dolu platformlardan oluşuyor.

Cory ve Gurfil bir ya da iki balonun bir evin, bir araya bağlanmış pek çok balonun ise apartmanların ve toplulukların elektrik ihtiyacını karşılayabileceğini tahmin ediyor.

AeroCam


AeroCam, rüzgar enerjisini kullanarak yüksek katlı her binayı potansiyel bir enerji istasyonuna çevirebilen bir sistem. Bu sistem, mevcut devasa, gürültülü rüzgar enerji sistemlerinin aksine yüksek katlı binaların, ticari binaların ve park alanlarının tepesine yerleştirilecek kadar kullanışlı ve ufak.

Festival Şarj Çadırı


Cep telefonu şebeke şirketi Orange ve yenilenebilir teknoloji şirketi Got Wind İngiltere’deki bir festivalde telefonları şarj etmek için bir çadır kurdular. Bu şarj çadırının özelliği, elektriğin rüzgar enerjisinden sağlanmasıydı. Çadır 1 saatte 100 telefonu şarj edebilecek kadar enerji üretebiliyordu.

Ekolojik Dans Kulüpleri


İngiltere’deki ilk ekolojik enerji kulübü popüler olmaya aday. İlk olarak ekolojik gece kulübüne küresel ısınmayı durdurmaya yönelik çalışmalar yaptığınızı ispat etmeden giremiyorsunuz. Yaya olarak, bisiklet ya da toplu taşıma ile geldiyseniz ücretsiz olarak içeri alındıktan sonra polikarbon kaplarda organik içki ikram ediliyor, tuvalatlerde geri dönüşümlü su kullanılıyor.

Esas bundan sonrası kulübün en ilginç kısmı. Binanın enerjisinin %60’ı dans pistinden sağlanıyor. Pistte dans edildikçe kurulan sistem ile piller doluyor ve elektrik üretiliyor. Rotterdam’da Club4Climate organizasyonun bir parçası olarak bu çoktan yapılmaya başlandı. Bu girişimci, New York, Cape Town ve Rio de Jenerio’da da bu kulüplerden açmayı planlıyor. Hepsinin ortak fikri “Dünya’yı kurtarmak için dans etmek zorundasınız!”

Yapay Enerji Adaları


Okyanus dalgaları yenilenebilir enerji kaynağı olarak kullanılıyor bunun haricinde denizdeki sıcaklık farklılıkları yeni bir enerji kaynağı olarak kullanılabilir. “Yapay Enerji Adaları” projesi, rüzgar, dalga ve güneş enerjisi toplamak için tropik bölgeye kurulacak yüzen adalar ile denizin devasa bir enerji kollektörü olarak kullanılmasını kapsıyor. Adalar, Fransız fizikçi Jacques-Arsène d’Arsonval’dan esinlenerek, mimar, mühendis Dominic Michaelis ve oğlu mimar Alex Michaelin tarafından geliştirilmiş.

Güneş Nilüferleri


ZM Architecture’dan Peter Richardson tarafından geliştirilen projede, Glasgow Nehri üzerinde yüzen “Güneş Nilüferleri” aracılığıyla güneş enerjisinin en verimli şekilde toplanması ve toplanan bu enerjiden kentin faydalanması öngörülüyor. Proje, suyun üzerinde serbestçe hareket eden ama kökleri toprağa bağlı nilüfer çiçeklerinden esinlenerek oluşturulmuş. Benzer şekilde nehir tabanına bağlanan bu dairesel güneş plakları da nehir yüzeyinde hareket ettirilebiliyor ve parça parça sökülüp eklenebiliyor. Güneş plaklarının gün boyunca güneşe en uygun açıyla yönlenmesini sağlamak üzere sistemde motorlar yer alıyor. “Güneş Nilüferleri” aracılığıyla gün boyunca toplanan bu enerjinin kolaylıkla elektrik enerjisine dönüştürülebileceğini ve şehrin raylı sistemine aktarılarak kullanılabileceğini söyleyen Richardson, böylelikle kentin karbon salınımının da azaltılabileceğini belirtiyor.

YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.