Haberler

Savaş zamanındaymışız gibi yaşamalıyız

Tarih: 30 Temmuz 2008 Kaynak: NTVMSNBC Yazan: Mine Eroğlu
Kürsel çevre hareketinin en önemli isimlerinden. Çevre sorunlarının çözümüne ilişkin ciddi önerileri var. Hayata domates yetiştirerek başlayan ABD’li tarım bilimci ve çevre analisti Lester R. Brown, TEMA Vakfı 15. Yıl etkinlikleri kapsamında Türkiye''deydi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’in de dinlediği konferansında temel çevre sorunlarının yanı sıra temiz ve sürdürülebilir enerjiye ilişkin önerilerini de aktardı. Brown, konferans sonrasında yeşilİZ’in sorularını yanıtladı.

Plan B 3.0 ile ana mesajınız nedir?
Plan A iş dünyasıyla ilgili bir plandı. Plan B, Plan A’ya bir alternatif oluşturuyor. Plan B’nin iklim değişikliklerinden, yoksulluğu ortadan kaldırmaya, nüfus yoğunluğundan enerjiye, ulaşımdan kıtlığa ve ekonomik yeniden yapılanmaya kadar pek çok çevre sorununun çözümüne ve yerkürenin iyileştirilmesine dair alternatifler sunmayı hedefliyor. Plan B siyasi açıdan uygulanabilir olmasına göre değil, uygarlığı kurtarmak için nelerin gerektiğine göre şekillendi.

En öncelikli alanlar ve mücadele edilmesi gereken konular nelerdir?
Plan B’nin dört temel dayanağı var. Bunlardan biri iklim değişikliği. Karbon emisyonlarını 2020’ye kadar %80 azaltmak zorundayız. İkincisi nüfusu 8 milyar sınırında sabitlemek. Üçüncüsü yoksulluğu tamamen ortadan kaldırmak ki ilk defa bunu yapabilecek kaynaklara ve olanaklara sahibiz. Çin ve Hindistan bu yolda ciddi mesafeler kaydettiler. Ancak 800 milyon kişinin yaşadığı Sahra-altı Afrika’da yoksulluk giderek artıyor. Afrika’ya özel bir önem gösterilmesi gerekiyor.
Dördüncüsü de doğal destek sistemlerini ayakta tutabilmek. Su kaynakları, ormanlar, topraklar gibi bizim için önemli kaynakları ayakta tutmamız gerekiyor. Küçülen ormanların, azalan su kaynaklarının, kaybedilen toprakların bedeli çok büyük. Uygarlığın tehlikede olduğunu görmek için buzullara bakmak yeterli. Plan B’yi savaş zamanındaymışız gibi hızla uygulamamız gerekiyor.

Yeni bir vergilendirme sistemi öneriyorsunuz. Gelir vergileri azalsın, çevre vergileri artsın diyorsunuz. Bunun çevrenin kirletilmesine dolaylı bir engel olacağını düşünüyorsunuz. Bu, parası olanın yine de çevreyi kirletebileceği anlamına gelmiyor mu?
Zenginler bu hakka sahipler zaten şu anda. Sonuçta bu bir karbon vergisi olacak. Karbon emsiyonuna neden olanlar bunun için daha çok para ödemek ve gerçek maliyeti ödemek zorunda kalacaklar. İklim değişikliği maliyetlerini de içeren bir kömür vergisi, rüzgâr ya da güneş gibi temiz ve yenilenebilir enerjilere yatırım yapılmasını teşvik edecek. Dürüst bir piyasa yaratmanın ilk adımı dolaylı maliyetleri hesaplamaktır. Ağaç kesmek isteyenlerin, kestikleri ağacın sunduğu hizmetlerin değerine eşit bir vergi ödemeleri zorunlu kılınabilir. Bu durumda kereste sektörü ekolojik açıdan doğru fiyatlandırılabilir ve bu fiyatların yüksekliği ağaç kesim oranını azaltacak, odunların yeniden kullanımını ve kağıtların geri dönüşümünü teşvik edecek.

Türkiye halen otobanlar ve köprü projeleriyle otomotiv ve petrol sektörünü destekliyor; öte taraftan başbakan üç çocuk öneriyor, büyük kentlerimizde tüketim çılgınlığını körükleyen alışveriş merkezleri birbiri ardına açılıyor… Rüzgârı ve güneşi bol bir ülke olmamıza karşın pek çok termik ve nükleer santral projesi gündemde. Verimli tarım arazilerimiz tarım dışı amaçlarla kaybediliyor. Su kaynaklarımız gün geçtikçe azalıyor ve kirleniyor…

Ekonomideki dönüm noktasına yaklaştıkça giderek elektrikle çalışan demiryollarına daha fazla yatırım yapmamız gerektiğinin farkına varacağız. Biz ABD’de yeni yeni bunun farkına varıyoruz. Başbakan’ın hemen ailelere üç yerine iki çocuk önermesini tavsiye ediyorum. Bizimki kadar kalabalık bir gezegende aile başına üç çocuk çok fazla... Uzun vadede sürekli artan veya azalan nüfuslar sürdürülebilir olmuyor. Çift başına iki çocuk önerim dünyanın tüm ülkeleri için geçerli…
Kullan-at ekonomisinin yerine azalt-yeniden kullan-geri dönüştür ekonomisini getirmeliyiz. Kullan-at ekonomisi, yerkürenin jeolojik sınırlarıyla çatışıyor.

Petrol bitecek diye korkuyoruz ama kimse toprak bitecek diye korkmuyor. Petrolün yerine konabilecekler var ama toprağın yerine ne koyabiliriz?
Dünyanın akkor ampullerinin enerji verimli olanlarıyla değiştirilmesi %12 tasarruf sağlıyor. Türkiye’ye de önerim bir tarih belirleyerek akkor ampullerin kullanımını yasaklaması olacak. Kömürlü ve nükleer santral kullanmayın. Zaten bir süre sonra bunu yapmak zorunda kalacağız. Sadece rüzgâr enerjisiyle şimdikinin iki katı elektrik üretmek mümkün. Türkiye jeotermal, güneş ve rüzgâr açısından şanslı bir ülke… Niçin şimdiden uygulamıyoruz? Hemen şimdi çok önemli kararlar almak ve uygulamak mecburiyetindeyiz.

Halen daha güçlü bir ordu için çok para harcanıyor… Bu Türkiye’de de böyle ABD de... Hükümetlere, kalkınma, büyüme, savunma diyen yönetimlere artık vaktimizin kalmadığını nasıl anlatacağız?

Güvenlik kavramını yeniden tanımlamamız gerekiyor. Karşımızdaki tehlikenin artık başka bir topluluk ya da ülke olmadığının, iklim değişikliği ve başka küresel tehlikeler olduğunun farkına varmalıyız. Biz artık buna karşı adım atmalıyız. Medyanın sorumluluğu büyük... Herkese ve tabii hükümete gerçekleri ancak medya kanalıyla aktarabiliyoruz.

Sizce bizi nasıl bir dünya bekliyor bundan 20 yıl sonra 50 yıl sonra? Umut var mı?
Bu bütünüyle bizim bugün neler yaptığımıza bağlı olacak. Ya küresel uygarlığımızı kurtarmak için hep birlikte seferberlik ilan edeceğiz ya da hepimiz dünyanın yok oluşunun olası kurbanları olacağız.

Olağanüstü bir zorlukla karşı karşıyayız ama iyimser olmak için de pek çok nedenimiz var. Karşılaştığımız tüm sorunları çevresel açıdan sürdürülebilir olarak çözme olanağına sahibiz.


Lester R. Brown
1955 yılında Rutgers Üniversitesi’nden mezun oldu. Bir süre çocukken hayal ettiği gibi domates yetiştirdi. Hindistan’a gitti ve bir sürede orada çalıştı. Orada nüfusun doğal kaynaklar üzerindeki baskısını gördü ve bu sorun üzerinde çalışmaya başladı. Burma, Vietnam, Kamboçya, Laos gibi pirinç ambarı ülkelerde ABD Yabancı Tarım Hizmetleri görevlisi olarak çalıştı.

Azalan ormanlar, yayılan çöller, tahrip olan topraklar konusunda endişe duyan Brown, 1974’te Rockefeller Brothers Fonu’nun yardımları ile küresel çevre sorunlarına çözüm üretmeyi hedefleyen Worldwatch Institute’i kurdu. Bu enstitü her yıl dünyanın durumuna ilişkin raporlar ve çevre koruma üzerine çok sayıda kitap yayımladı. Ardından çevresel olarak sürdürülebilir ekonomiye ulaşmak için vizyon ve yol haritası sağlamayı amaçlayan Earth Policy Institute’i hayata geçirdi. Halen başkanlığını yürütüyor.

Dünyayı uyaran pek çok kitap yazdı ya da yazılmasına katkıda bulundu. Kitapları 40 dilde basıldı, dünyanın her yanında konferanslar verdi. Bu çalışmaları ona uluslararası bir tanınırlık ve Birleşmiş Çevre Ödülü, Mavi Gezegen Ödülü, WWF Altın Madalyası’nın içlerinde olduğu sayısız ödül kazandırdı. Washington’da yaşıyor.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.