Haberler

Hitler’in Kitle Turizmi Tesisi Rüyası: Prora

Tarih: 11 Ağustos 2008 Kaynak: Architectural Review, Bundesimmobilien.de, Die Zeit, German-architecture.info, Rügener Anzeiger, Spiegel Wissen Derleyen: Burcu Karabaş

Kuzeyden Güneye Kıyı Boyunca Uzanan Prora Tesisleri''nin Hava Fotoğrafı

Rügen, bir diğer adıyla Rugia, Almanya’nın en büyük adası. Mecklenburg-Vorpommern kıyısı yakınlarında, Baltık Denizi’nde konumlanan ada, diğer birçok adayı kapsayan Rügen Bölgesi’nin de en büyük bölümünü oluşturuyor. Rügen, günümüzde Almanya’nın diğer tüm bölgelerinden daha fazla turist çeken en popüler rekreasyon alanlarından biri. Ancak, İkinci Dünya Savaşı’ndan önce de yine ünlü bir tatil bölgesi olan ada, bu özelliğinden çok Nazi mimarlığının önemli merkezlerinden biri olmasıyla ilgi çekiyor. Bu ilginin nedeni, Adolf Hitler döneminde kurulan “Haz Aracılığıyla Dayanıklılık” (KdF: Kraft durch Freude) organizasyonu lideri Robert Ley’in fikriyle planlanan fakat hiçbir zaman tamamlanamayan Prora Dinlenme Tesisleri.


Kaynak: Telefunker Urban Exploration

1936 - 39 yılları arasında modern tarzda inşa edilen Prora’nın mimarı Clemens Klotz (1886 - 1969). Tesis için açılan yarışmada birinci olan ve Bauhaus etkisinin de yoğun olarak hissedildiği devasa dinlenme kompleksi, aynı zamanda kaplıca özelliği de taşıyor ve birbirinin aynı toplam 8 binadan oluşuyor. Nazi Almanyası’nın en önemli mimarlık örneklerinden biri olan Prora, hem bu sebeplerle, hem de ilk kitle turizmine yönelik girişimlerden biri olması nedeniyle mimari miras listesinde koruma amacıyla kayıt altına alınan yapılardan. Savaş yıllarının beklenmedik şartlarının, tesisin çıkış noktasıyla tamamen ilgisiz bir biçimde kullanılmasına neden olması ise ilgi çekici bir diğer durum.

Deniz kıyısına 150 m uzaklıkta olan tesisi meydana getiren binalar, 4,5 km’lik bir hat oluşturuyor. Robert Ley’in, Butlin tarafından orta gelirli İngilizler için planlanan tatil kamplarından esinlendiği tesisler, mimar Klotz tarafından “her işçinin plajda tatili hak ettiği” fikrinden yola çıkılarak aynı anda 20.000 kişiyi barındırabilecek kapasitede inşa edilmiş. Odaların tamamı deniz manzarasına sahip ve 5 m x 2,5 m ölçülerinde. 6 katlı 8 binanın tamamı, hepsi tıpatıp aynı olan ve içlerinde iki yatak, bir gardrop ve bir lavabonun bulunduğu bu odalardan oluşuyor. Bu da, bir cephede tam 1.118 pencere olduğu anlamına geliyor. Odaların 10 m derinliğinde olması, blokların büyüklüklerine oranla oldukça yassı görünmelerine neden oluyor. Tüm ziyaretçilerin eşit koşullarda ağırlanması amacıyla düzenlenen binalarda tuvalet ve duşlar ise ortak kullanım için odalardan ayrı konumlandırılmış. Tesis, turizmin aktif olduğu bölgedeki yeni otellerle ilgi çekici bir kontrast oluşturuyor. Ayrıca “Prora Modeli”, 1937 yılında Paris’te düzenlenen Dünya Sergisi’nde Grand Prix ile ödüllendirilmiş.


Prora Tesisleri Reklamı (1939)

Mimarın bu ihtiyaç programına uygun olarak tasarladığı Prora, Hitler için çok daha büyük bir idealin parçası olma özelliğini taşıyor. Dünya üzerindeki en büyük sahil tesisini inşa etme hayalini kuran Hitler, tasarımın aynı zamanda, bir savaş çıkması halinde bu binaların askeri hastaneye dönüştürülebilmesine imkan verecek nitelikte olmasını istiyordu. Tesisin tümünde merkezi ısıtma sistemi bulunması, Prora’nın sadece bir tatil kompleksi olmadığının ve Hitler’in farklı amaçları bulunduğunun bir kanıtı. Diğer yandan Hitler, Prora’nın “patetik” bir ulusal sosyalizm anıt mimarisi örneği olmasını da istemiyordu. Bu nedenle blokların tam ortasında, diğerlerinden oldukça büyük bir binanın yükselmesini planladı ve komplekste, mimar Erich zu Putlitz tarafından tasarlanan dev bir “kapalı meydan” olması konusunda ısrar etti (Mimari proje yarışmasını Klotz kazanmıştı ancak Putlitz’in bu yapısının da projeye dahil edilmesi, birinci olan projenin inşaatına başlanması için şart koşulmuştu). Aynı zamanda bir festival salonu işlevine de sahip olması gereken bu mekan, tüm tesisin kapasitesi olan 20.000 kişiyi aynı anda ağırlayabilecek büyüklükte olmalıydı. Hitler’in planları, iki yapay dalgalı yüzme havuzu ve bir tiyatro salonu, ayrıca yolcu gemilerinin yanaşabileceği büyük bir limanı da içeriyordu. Prora, Avrupa’nın “sanayileştirilmiş” ilk tatil köyüydü ve Nazizm’in sivil hayatı askerileştirme çabasının tipik bir örneğini oluşturuyordu.



Temeli 2 Mayıs 1936 tarihinde atılan Prora’nın iskeleti rekor sayılabilecek bir sürede, 17 ayda tamamlandı. Bu süre boyunca, dönemin tüm büyük inşaat firmaları ve neredeyse 9.000 inşaat işçisi ve asker bu projede çalıştı. 1939 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla inşaatı duran tesisin o ana dek tamamlanabilen 8 bina, tiyatro ve sineması terkedilmiş birer kabuk görünümü aldı. Hitler’in çok önem verdiği havuz ve festival salonu projeleri ise hiçbir zaman gerçekleştirilemedi. Hamburg’un bombalanması sırasında kaçan kentliler, binaları barınak olarak kullandı. Savaşın sonunda ise Prora, hava kuvvetlerine ait yedek kadın personelin kaldığı lojmanlara dönüşmüştü. Tesise hiçbir tatilci ayak basamadı.



Savaş sonunda kaba yapının bazı bölümleri önce tekrar onarım düşüncesiyle, fakat daha sonra acil ihtiyaç duyulan barınak ve evlerin inşasında malzeme olarak kullanılmak amacıyla söküldü. Güney kanadının tamamı ve kuzey kanadının büyük bir bölümü ise havaya uçmuştu. 1945 yılında Sovyet Ordusu, bölgenin kontrolünü ele geçirip tesisi üs olarak kullandı. 1950’li yıllarda Alman Ordusu, binalardan kışla ve askeri okul olarak yararlandı. Alman Demokratik Cumhuriyeti’nin sınırları belirlendikten sonra ise Prora, “Walter Ulbricht Evi” adı altında ordu mensuplarının yararlanabildiği bir tatil tesisine dönüştürüldü. 1990 yılında alanın bir kısmı askeri bölge niteliği kazandı, fakat tesis Silahlı Kuvvetler tarafından üstlenilmedi. 1994’ten beri bir “anıt” olarak koruma altında olan Prora’da bugün, vandalizme terkedilen 8 binadan sadece 5’i ayakta. Alt katlardaki kapı ve pencerelerin kalaslarla kapatıldığı ve çatısız bölümlerde ağaçların büyüdüğü binalarda şu anda geçici sergiler düzenleniyor. Erich zu Putlitz’in tasarladığı festival alanı için ayrılan arazide ise huş ağaçları büyüyor ve geçici bir arabalı sinemada “Simpsons” gösteriliyor. Bu karmaşıklığın oluşmasında, blokların kışla olarak kullanılmasının nedeni olarak haritalarda belirtilmemiş olmasının da payı var. Bir kısmı da müze, galeri ve hatta disko olarak kullanılan kompleks, metruk bir “kabuk”tan ibaret olmasına rağmen gücü simgelemesi amacıyla tasarlandığı halen ilk bakışta algılanıyor.


Binaların Şimdiki Durumu
Fotoğraflar: German-architecture.info

1920’li yılllarda Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin (Doğu Almanya) ünlü kabare sanatçılarından birinin oğlu ve Berlinli bir müteahhit olan Ulrisch Busch’un Ostbau GmbH’dan ortağı Dieter Zeuke ile Prora’nın 1. ve 2. bloklarını satın alarak yenilemeyi planladığını açıklaması ise, uzun yıllar boyunca turistlerin ziyaret ettiği metruk tesis hakkında yeni sayılabilecek bir haber. 2006 yılında ortağıyla birlikte bu anıtsal tesisin söz konusu kısımlarını tatil merkezine dönüştürmeyi planladığını açıklayan Busch, aynı zamanda Nazi karşıtı bir kampanya yürütücüsü ve yıllardır Rügen’de faaliyet gösteriyor. Satın almak için Anıtları Koruma Yasası ile korunan tek Nazi eseri olan Prora’nın iki bloğunu özellikle seçtiğini belirten Busch, tesisin sadece parça parça ele alınarak yenilenebileceğini düşündüğünü anlatmış. Bu kararı vermesinde, babasının Nazilere karşı uzun yıllar mücadele etmiş ve iki yıl boyunca da bir Gestapo (Alman Gizli Servisi) hapishanesinde tutulmuş olmasının büyük etkisi olduğunu eklemiş.



Her binada yaklaşık 80 m2 büyüklüğünde 540 oda bulunması ve 3 yıldızlı olması planlanan yeni tesisler, Prora’nın 6 katlı blokları 10.000 üniteye bölen ve iki yatak, bir gradrop ve bir lavaboyu 12 m2’ye sığdıran eski planlara göre oldukça “ferah” olarak nitelendiriliyor. Dükkan ve asansörlerin de bulunacağı yeni tesislerde dikkat çeken bir diğer nokta da, yatırımcıların odaların her birine birer balkon ekleyecek olmaları. Satın alınabilecek, kiralanabilecek veya devremülk olarak kullanılabilecek tesisin inşaatına 2007 yazında başlandı ve yine 2007 yılı sonunda kiracıların taşınması öngörüldü.

Kompleksin 3. bloğu ise aslında bu gelişmelerden oldukça önce, 2004 yılında Inselbogen GmbH şirketi tarafından satın alınmış. Gençler için “spor oteli” olarak tanımlanabilecek bir tesisin hayata geçirilmesi planlanan bu blokta, aynı zamanda kültürel faaliyetler düzenlenecek ve yemek pişirme sanatı gibi farklı konularda eğitim verilecek.



Herhangi bir pürüz çıkmadan ilerliyormuş gibi görünse de bu süreç aslında mimarlık, özelleştirme ve tarihi değer gibi bir arada telaffuz edilmesine alışık olduğumuz kavramları barındıran birçok tartışmayı da beraberinde getirdi. Ulrich Busch, “Bu tesis, birikim yapan ve iyi vakit geçirmek isteyen herkes için. Tatil yapmak için ayrılan zamanı mimariden daha değerli bulan birçok alıcının çıkacağına da eminim,” dedi. “Yeni Kültür Derneği” tarafından 2000 yılında Prora’nın tarihini araştırma amacıyla tesisin 3. bloğunda kurulan Belgeleme Birimi’nden Jürgen Rostock buna, “Bu ürkek anıt kültür turizmi için bir çekim alanı. Tesisi Naziler’in başarısını hatırlatacak izlerden koparmak gerekli, ancak binalara balkonların eklenmesi tüm didaktik değerini yitirmesine neden olur,” şeklinde yanıt verdi. Gerçekten de Prora, görünenden fazla anlamlar barındırıyordu. Belgeleme Birimi tarafından yapılan araştırmaya göre, Hitler’in verdiği “eşit şartlar altında tatil” sözü, döngüsel bir kullanım amacına dayanıyordu. Üretimin sürekliliği sağlanmalıydı ve bu nedenle de ana fikir, “insan” kavramının bir malzeme olarak kullanılmasıydı. Aslında bu “tatil makinesi”, diktatörün büyük amaçlarından birinin parçasıydı. Gerçekten de, tesisin temeli atıldıktan 4 ay sonra savaş zamanında askeri hastane olarak kullanılmasının tamamen bir rastlantı değil, öngörülen bir amaç olduğu ortaya çıktı.





Rostock, 90’lı yıllardan bu yana bölgede “kültürel iletişimin ön planda olduğu uluslararası bir buluşma noktası” oluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak pek başarıya ulaştığı söylenemez. 2001 yılına kadar 1. blokta bir öğrenci oteli işletmiş: “Otelde bir yılda yaklaşık 65.000 kişi kalıyordu, üstelik otel kışın bile doluydu. Kapatılması tam bir ticari delilik.”



Tartışmalar, görüşünü “Müzeler kaybetmeye mahkum işletmelerdir. Yönetim Prora’yı zorla satmadı ya...” cümleleriyle açıklayan 3. bloğun sahibi yatırımcı Hans-Dieter Lahne ile sürdü. Lahne, açıklamalarına tarihi duyarlılığı gereksiz bulduğunu da ekledi. Bölgenin iç işlerinden sorumlu birimin yöneticisi Karl Winands ise açıklamaları ile yatırımcılara desteğini açıkça ortaya koydu: “Binaların denize bakan cephelerine balkon yapılamayacağı düşüncesini aklımızdan atmalıyız. Otel odaları pazarlamak istiyorsanız insanlara odadan dışarı çıkma fırsatını da vermelisiniz.”





Bu tartışmaların dışında kalan 5. blok, bölge yönetimine ait. Burada 700 yatak kapasiteli bir öğrenci oteli yapılması planlanıyor. Binanın çevresi ise yine gençlerin kullanımı için 250 ayrı konaklama alanına bölünmüş bir çadır alanı olarak düzenlenecek. Rotterdamlı Kempe Thill Mimarlık Bürosu tarafından önerilen proje, yaratıcı ve hassas bir şekilde tarihi binayı ele alıyor.



Başlangıçta Mecklenburg-Vorpommern Eyalet Yönetimi’nin elden çıkarmak istediği ve bölge derneği tarafından satın alınan Prora hakkında, işte bu karşıt açıklamalara sahne olan birçok görüşme yapıldı. Sonuçta, tarihle ters düşecek bir dönüşüm planının yanlış olacağı konusunda fikir birliğine varıldı. Bu “suç mimarisi”nin yatırımcılara teslim edilmesi ve yaşanabilecek tesisler olarak korunması gerektiğine karar verildi.



Özel şirketlere satılan blokların yenileme süreci ve geliştirilen farklı kullanım programları kamu tarafından olumlu bulununca bölge yönetimi geriye kalan 4. blok ve Hitler’in kompleksin merkezi olmasını planladığı geniş alanı da satışa çıkardı. Heyecan verici fikirlere sahip güçlü alıcıların başvurması amacıyla duyurulan satışa birçok başvuru çoktan yapıldı bile. Bu süreç de tamamlandığında dev tesis alanının başarılı olarak nitelendirilen özelleştirme süreci tamamlanmış olacak. Tarihi değeri ve anıtsal niteliği olan yapıların yeni işlevlerle şimdiki zamana katılabilmesi elbette üzerinde durulması gereken önemli bir konu. Prora hakkındaki tartışmalar halen sürse de tarih ve mimarlık çevrelerinin görüşü yatırımcılardan farklı: “Prora, toplumsal girişimler açısından oldukça önemli... Söz konusu olan, aynı zamanda Ulusal Sosyalizm ideolojisinin en büyük yapısı.”
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.