Haberler

Sömürgecilik Dönemi Mimarisinden Moderne Bir Afrika Kenti: Cape Town

Tarih: 21 Ekim 2008 Derleyen: Gökçe Aras

Kaynak: Wikimedia

Güney Afrika Cumhuriyeti''nin üç başkentinden biri olan Cape Town, yaklaşık 2.000.000''luk nüfusuyla Afrika''nın en büyük ikinci yerleşim bölgesi. Afrika kıtasının Avrupa’ya en uzak ucunda konumlanan Cape Town, 1488''de Portekizli kaşif Bartelemeu Dias tarafından keşfedildikten sonra sırasıyla Boerler ve İngilizler’in eline geçti. Cape Town, Güney Afrika Birliği kurulduktan sonra ülkenin yasama başkenti oldu. 1945''te gerçekleşen Apartheid rejimi ile siyahlar kendi hallerine bırakıldılar ve 1990''da ırk ayrımcılığının da bitmesiyle toplumdaki yerlerini alarak resmi görevlere geldiler.

Güney Afrika’nın en çok turist ağırlayan kenti Cape Town, bunu temiz havasına, doğal güzelliklerine ve nispeten iyi gelişmiş altyapısına borçlu. Kentin sahip olduğu doğal güzellikler arasında en çok bilinenler kentin hemen yakınında konumlanan, bir masayı andıran zirvesiyle Masa Dağları (Table Mountain) ve onu takip eden Atlantik ve Hint Okyanusları’nın birleştiği noktaya nazır Cape Point (Ümit Burnu). Cape Town’u bu iki özelliğinin yanı sıra, hemen yanı başındaki Şeytan Tepesi (Devil''s Peak), Aslan Kafası (Lion''s Head), şarap bağları, uçsuz bucaksız kumsalları, Cape Dutch mimarisinde yapılmış evleri (Hollanda mimarisinin Afrika iklimine uyarlanmış hali), başka yerde görülemeyecek bitkileri ve Afrika penguenleri ile de tanımlamak mümkün.


Kaynak: Wikimedia, BoKaap

Gelir uçurumunun en yüksek olduğu şehirlerden birisi olan Cape Town''un bir köşesinde süper lüks hayatlar, diğer tarafında ise dudak uçuklatıcı bir sefalet yaşanıyor. Okyanus kıyısında, şehre kol kanat geren Table Mountain''ın eşiğinde şık restoranlar, hareketli gece kulüpleri, parlak hayatlar, diğer yanda ise barakalarda yaşanan açlık ve yoksukluk. Township denilen gecekondu mahalleleri, siyahların ezilmiş yaşantısına dair sefalet manzaraları sunan bölgelerden sadece bir tanesi. Cape Town''a esir ticareti ile gelmiş Müslümanlar’ın mahallesi BoKaap ise, düzenli yapılar, rengarenk sokaklar ve şirin evlerden oluşuyor.


Kaynak: ggpht, Ümit Burnu Kalesi

Ümit Burnu Kalesi’nden Kent Merkezine
Eski zamanlarda denizden gelenleri gözetleme noktası olan bugünlerde ise kentlilerin ve turistlerin özellikle gün batımında ziyaret ettikleri, kenti 360 derece gören manzaraya sahip olan Signal Hill’den kente bakıldığında kentin iki yüzünü de net olarak gözlemlemek mümkün. Bu noktadan aşağıya baktığınızda BoKaap’ı, biraz daha uzaklara baktığınızda ise Shell ve LG’nin gökdelenleriyle gözleriniz buluşuyor.

Cape Town’un mimarlık tarihini ise kısaca üç döneme ayırabiliriz: Hollanda Sömürgecilik Dönemi Mimarisi, İngiliz Sömürgecilik Dönemi Mimarisi ve 20.yy Mimarisi.


Kaynak: Wikimedia, Groot Constantia 

Hollanda Sömürgecilik Dönemi

Bu dönem mimarisinin en iyi örneklerini görmek için Stellenbosch bölgesini ziyaret etmek gerekiyor. Bunun yanı sıra Hollanda Sömürgecilik Dönemi’nin en eski ve en ünlü örneği olan Castle of Good Hope’u (Ümit Burnu Kalesi) da es geçmemek gerekiyor. Bu kale yıllar içerisinde çok fazla değişikliğe uğramamış, ama hala Cape Town’daki sömürgecilik örneklerinin ayaktaki en eski örneği. Hollanda Sömürgecilik Dönemi Mimarisi’nin bir diğer ikonu ise Vali Simon van der Stel için inşa edilmiş olan Groot Constantia. 1692 yılında Winelands’da inşa edilmiş olan konut, bu bölgedeki birçok konut için de referans olmuş .

Cape Dutch stili olarak adlandırılan Hollanda Sömürgecilik Dönemi Mimarisi 17. yy’da ortaya çıkmış. Bu mimari stilin tipik özellikleri ise şöyle sıralanıyor, stoep diye adlandırılan verandadan daha küçük bir giriş, evin merkezinde konumlanan ve iki büyük odanın açıldığı geniş bir hol. Evin dış cephesi ise üçgenlerle karakterize edilmiş. Evlerin çatısı genellikle oldukça dik ve duvarlar çoğunlukla beyaza boyalı.

Cecil John Rhodes 1890 yılında İngiliz mimar Herbert Baker’a Groote Schuur Malikanesini sipariş ederek Cape Dutch stilinin yeniden uyanmasını da sağladı. Eskiden Rhodes’in malikanesi olan bina günümüzde Cape Town’un en büyük hastanesi.

İngiliz Sömürgecilik Dönemi
Cape Town’daki Darling Street ya da Long Street’te bir tur atmak İngiliz Sömürgecilik Dönemi mimarisine ilgi duyanlar için çok doğru bir tercih. The Old Town Hall, Long Street Baths ve Bertram House bu özelliğe sahip ünlü binalardan sadece birkaçı. Tabi ki Parlemento Binası’nı da unutmamak lazım. Burada Viktoryan stilinin bütün alana yayıldığı görülüyor. Ayrıca hepsi beyaza boyanmış kolonlar ve balkonlardan oluşan öğrenci bölgesi olan Observatory de oldukça başarılı bulunuyor.


Kaynak: Flickr, Mutual Building

20. yy Dönemi
Ve Cape Town’daki gökdelenler. 20. yy dönemi mimarisi çok olmasa bile Cape Town’u da etkiledi. Tabi ki Afrika kıtasının ilk gökdeleni burada inşa edildi: 1940’da tamamlanan Darling Street’teki Mutual Building. Büyük şirketler olan LG ve Sheel de elbette geri kalamazlardı.

Aparthayd rejiminin hakim olduğu dönemde mimari alanda çok fazla bir üretim de yoktu. Bu dönemin tipik binalarından birisi olarak düz sıkıcı betondan oluşan, Cape Townluların çok da övünemeyeceği Artscape Tiyatro Merkezi ve Hükümet Binası örnek verilebilir.

Turistler, Cape Town mimarisiyle ilk ve son defa ne yazık ki Century City bölgesinde tanışıyorlar. Ama bununla beraber ortalama klasik mimari fanatikleri turist alışveriş pazarını görünce daha kötü bir hayal kırıklığı ile karşılaşabilirler.

V&A Liman Bölgesi’ni ise bazıları çok seviyor, bazıları ise nefret ediyor. Fakat liman bölgesiyle turistik alışveriş merkezlerinin birbirleriyle kombinasyonu oldukça iyi.

Cape Town mimarisinin son dönem iyi örneklerinden bir tanesi ise Uluslararası Kongre Merkez Binası. Kongreler, iş buluşmaları ve uluslararası etkinliklerin düzenlendiği mekan Lower Long Street’deki sekiz hektarlık bir alanda konumlanıyor.


Kaynak: architecturelist, Green Point Stadyumu

Cape Town’daki Güncel Mimari Gelişmeler
Cape Town bugünlerde 2010 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Yapımı devam eden, Alman mimarlık ofisi GMP Architects tarafından tasarlanan Green Point Stadyumu üç sırada 68.000 izleyiciyi ağırlayabilecek. Signal Hill Bölgesi’nin hemen altında konumlanan stadyumun dış kabuğu oldukça şeffaf ve doğrusal olarak konumlandırılmış bir membrandan oluşuyor.
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.