Haberler

Şehir gerçekten altın mı?

Tarih: 30 Nisan 2009 Kaynak: Birgün
Küratörlüğünü Lynn MacRitchie ve Denizhan Özer''in yaptığı, Alexey Moskvin, Lütfi Özden, Lynn MacRitchie ve Denizhan Özer''in karma sergisi ''Altın Şehir'' bugün açıldı.

Günümüz şehirleri geçmişlerinin izlerini taşımaktadır, bununla birlikte çoğu 19.yy''ın ortasındaki ve sonrasında endüstrileşmenin getirdiği hızlı büyümeyle -örneğin Londra Paris ve İstanbul''un nüfusları gibi sadece 30 yılda iki katına çıktığında- yüklenmiş ya da donatılmıştır. Yeni bir hayat tarzı için yeni türde yapılara ihtiyaç duyuldu: tren istasyonları, süpermarketler, sergi salonları ve restaurantlar, ofis blokları ve apartmanlar. Bu genişlemiş şehirler kapitalist çağın ekonomik ve sosyal dinamizmi ve değişkenliklerini cisimleştirmişlerdir. Böylece şehirlerin büyüyen ticari ve endüstriyel girişimleri tarafından üretilen fabrika işçileri, katipler, mağaza çalışanları ve hizmetçilere dönük talebi doyurmak üzere köylülerin kitlesel akışı da başlamış oldu.

1846''da şair Baudelaire modernite adını verdiği, şehir deneyimi ve yeniliğin özü bağlamında tanımladığı ''yeni bir güzellik''i tasvir ediyordu: "şehrimizin yaşamı şiirsel ve fevkalâde olan şeyler bakımından zengindir...fakat biz bunu fark etmeyiz..." modaya uygun hayatın ve akış halindeki binlerce varlığın, suçun ve alıkonulmuş kadınların geçit töreni, devasa bir şehrin yeraltı dünyasında avarece dolaşan sanatçıların bu şehirsel güzelliği keşfetmeleri gerektiğini ifade eden Baudelaire, daha sonra amacını şöyle tanımlamıştır: "ondan içerebileceği güzelliğin gizemli unsurunu -bu unsur ne kadar hafif ya da küçük olursa olsun- damıtmak. Moderniteyle geçici, kısa ömürlü, rastlantısal olanı, bir yarısı sonsuz ve değişmez olan sanatın öbür yarısını kastediyorum.

Sanatçılar ''Altın Şehir'' sergisinde tam da bunu yapmaya çalışıyorlar. Yeni güzelliği değil sadece, kalıcı yeni çirkinliği de... ''Altın Şehir'' sanatçıların içinde yaşadıkları ve çalıştıkları farklı kentleri incelemek için video, enstalasyon, fotoğraf ve resmi kullanarak, güncel kent deneyiminin farklı yönlerini ortaya koyan bir sergi. Başlığıyla bir miti, bir amacı, bir arzuyu, bir umudu akla getiren serginin küratörleri sergide neden kent kavramının irdelendiğini şu sözleriyle ifade ediyorlar: "Toplumsal, politik, entelektüel ve duygusal hayatlarımızın bir sembolü olarak kent çok eski zamanlardan beri sanatçıları büyülemiştir. Politik ve dini iktidarın merkezleri, üretim, ticaret ve mübadelenin göbeği, kültür ve okumanın adaları olarak kentler, kendilerini üreten medeniyetlerin hakim ideolojilerini cisimleştirirler. Şimdi, tarihte ilk kez, kent sakinleri kırsal bölgelerde yaşayanlardan sayıca fazla durumda. Gökdelenler, gecekondu bölgeleri dünyanın her yanına yayıldıkça kentler giderek birbirine benzemekte, muazzam kalabalıkların anonimliği içerisinde bireyi yutmaktadır."

Parıldayan kirli şehir
Altın Şehir bir parıltıyı, zenginliği anlatıyor görünse de sanatçıların tualden fotograf, ses ve videoya uzanan işleri bu parıldayan şehirin farklı ''dökülen katmanları''nı da göstermeyi ihmal etmiyorlar. Şehrin bilinçaltına ve mitolojisine de inmek denilebilir buna. İngiliz sanatçı Lynn MacRitchie''nin yedi video ekranıyla gerçekleştirdiği yerleştirme bizi Londra''nın finans kapital merkezi City''nin hızlı dünyasına götürüyor. Şehrin kapitalist gürültüsü diğer monitörlerden yansıyan sakin su görüntüleriyle tam bir tezat oluşturuyor. Akan su paranın pisini temizleyebilecek mi? MacRitchie için asıl düşündürücü ve umudu bu oluşturuyor. Bütün sokakları, fabrikaları, bankaları, enkazı yıkayıp temizleyecek, bir yeniden başlayış kurabilecek o büyük umut denilebilir.

Alexey Moskvin ise, şu anda Londra''da yaşayan St.Petersburg''lu genç bir sanatçı. ''Altın Şehir''i şöyle görüyor: "bir mit, geçici olana dair bir metafor, bir hayat boyu araştırılabilecek anlaşılması zor bir mekân... benim için o ''ev'' duygusu..." Kendisi de Londra''ya yeni gelen ve yakın zamanda Latin Amerika''ya yaptığı ilk ziyaretten dönen biri olarak şunları keşfetmektedir; "...yer değiştirme duygusu, bir yabancı olma ve büyüdüğü yerden farklı bir ülkede yaşama deneyimi..." Arkadaş ve tanıdıklarından kendisine istedikleri gibi bir ev modeli yapmalarını istemiş; daha sonra bu modelleri "Rusya (anavatan, doğduğum yer- ''olduğum yer''), İngiltere (taşındığım ülke-''olacağım yer'') ve Kolombiya (yabancı ülke)..." ''Olmadığım yer'' şeklinde tasvir ettiği üç ülkede farklı düzenlemeler ve mevkiler içinde fotoğraflamıştır. Ortaya çıkan video enstalasyonu yer değiştirmenin getirdiği gerçek olmama ve acayiplik duygularını iletmektedir.

Ankaralı ressam Lütfi Özden inşa edilmiş şehir çevresinin devasalığı ve düşmanlığı tarafından cüceleştirilmiş insanın yabancılaşmasını anlatıyor. Metal bariyerleri, bitmemiş inşaat alanlarını, kuvvetlendirilmiş betonu, üstgeçitleri ve kamu binalarının yanı başında ya da arasındaki boş çöp alanları... Devasa inşaat malzemesi balyaları görünmeyen vinçlere güvenilmez bir biçimde eklenmiş olarak tehlikeli bir şekilde üzerimize doğru devrilir, şehir inşa edildikçe kendini bizim önümüzde yükseltir gibi görünür: düzensiz, tehditkâr, çukur ve tuzaklarla dolu. Özden, etkileyici fırça hareketleri ve yoğun renklerle bu sahipsiz yerlerin soğukluğunu ifade ediyor.

Resimsi olmayan resimler
Serginin küratörlerinden sanatçı Denizhan Özer için bu yıl verimli geçiyor. 16 Mart''ta Cihangir Daire Sanat''ta düzenlediği ''Geçmiş Tükendi, Şimdi Faturayı Öde'' sergisinin daha etkileri sürerken, yeni bir sergiyle daha izleyiciyle buluşuyor. Özer, Londra ve İstanbul''da yaşamakta ve son zamanlarda Berlin''de çalışmaktadır. Sanatçı şehir hayatının karanlık, genelde saklı tarafına işaret ediyor. Çünkü, şehri bir ''oyun alanı'' olarak kullanan, rant getiren devasa vinçler, bütün dünya kentlerini birbirinin benzeri durumuna getiriyor. Bu vinçler mitolojinin düşsel devleri değil, yeni bir mitolojinin çelikten gövdelerini oluşturuyor. Faturayı hepimize de çıkarıveren. Video, fotoğraf ve enstalasyonları kullanarak politik baskı, toplumsal dışlama, savaş ya da şiddetli iktidar politikalarından muzdarip olan şehir sakinlerinin istikrarsız; genelde belirsiz olan yaşamlarını göstermek istediğini söylüyor Özer. Dünya şehirleri her geçen gün devasa cangıllara dönüşürken, altının ve parıltının nederede olduğunu düşünmek ise izleyene kalıyor. Belki de çamur...
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.