Haberler

Nükleeri yeşile boyamak

Tarih: 26 Mayıs 2009 Kaynak: Evrensel Yazan: Korol Diker
Dünyayı kirleten endüstrilerin kendilerine yeşil-çevreci bir görünüm kazandırmaya çalışmaları ya da kendilerini ‘yeşile boyamaları'' çok da yeni bir strateji değil. Benzer şekilde nükleer endüstrisi ve çevresindeki nükleer lobi de kendi halkla ilişkiler stratejilerini belirlerken, 2000''li yılların başında iletişim çizgisi olarak artan çevresel kaygıları kullanmaya karar verdi ve bu doğrultuda da kendisi için yeni yüzler belirledi. Belki de bunlardan en tanınmış olanları Patrick Moore, James Lovelock ve Bruno Comby''dir. Lovelock veya Comby''nin kendi kurdukları organizasyonlar haricinde, Greenpeace ile ya da çevre hareketi ile bağlantıları yok. Moore ise kurucu değil ancak ‘70''li yıllarda Greenpeace''in bir üyesi ve ‘80''lerin başında Greenpeace Kanada''nın Genel Direktörü olarak 1986 yılından sonra gittikçe radikalleşen talepleri sebebiyle Greenpeace''e sırtını döndü. Moore''a göre radikal talepler; yağmur ormanlarının kesilmesini önlemek, PVC üretimine karşı olmak, somon çiftliklerinin engellenmesi, genetiği değiştirilmiş ürünlere ve madenciliğe karşı olmaktı.

Moore yakın geçmişte nükleer endüstri tarafından nükleer enerjiyi temiz ve güvenli olarak tanıtması için finanse edilen Nükleer Enerji Enstitüsü''nün (NEI) idaresi altında nükleer enerji ‘güvenliğinden'' bahsetmeye başladı. Yeni nükleer santraller için halk desteği ile gelen kongre liderlerini ikna propagandasında, Moore''u güçlendirmek amacıyla halkla ilişkiler şirketi Hill&Knowlton''a milyonlarca dolarlık bir kampanya yaptırıldı. Hill&Knowlton''ı ise tütün endüstrisinin savunulduğu halkla ilişkiler kampanyasından hatırlayabilirsiniz.

Benzer şekilde EFN (Environmentalists for Nuclear) ve Comby''de nükleer enerjinin temiz ve güvenilir olduğunu ve daha da önemlisi çağımızın en büyük çevre felaketi olan iklim değişikliğinin çözümü olduğunu iddia etmektedir. Ancak sadece elektrik üretmeye yarayan ve ulaşım, ısınma, sıcak su vs. gibi ihtiyaçlarımıza cevap veremeyen nükleer enerji, yoğun olarak kullanıldığı ülkelerde de fosil yakıtlara olan bağımlılığı azaltmamıştır. Örneğin elektrik üretimini en çok nükleer enerjiye dayandıran Fransa, sanılanın aksine enerji ihtiyacını karşılamada yüzde 70 oranında fosil yakıtlara bağımlıdır.

Kaldı ki nükleer kapasiteyi iki katına dahi çıkartsak, nükleer enerji 2030 yılında toplam enerji ihtiyacının yüzde 10''unu karşılayabilecekken, karbon salımlarında da ancak yüzde 4''lük bir azalma sağlayacak. Vaat edebildiği yüzde 4''lük miktarı da nükleer reaktörlerin ortalama inşa süresinin 7 yıl olduğunu düşünürsek, çok geç sağlayabiliyor.

Geçen 60 yılda hiçbir güvenlik açığına veya radyoaktif atık sorununa çözüm bulamayan ve ‘nükleer silah programı'' başlatmanın en kolay yolu olan nükleer enerjiyi insanlık veya bilim ile bağdaştırmak pek kolay değil.

Burada bir teknoloji ve bilim ayrımı da yapmak gerekiyor; çünkü insanlık tarihi kendisini yok eden ve ileriye götüren teknolojiler üzerine kuruludur. Geleceğimizi iklim değişikliği felaketinden kurtarmanın tek yolu da hakkaniyetli/adil (kimsenin bir başkasının rahat etmesi için kötü koşullarda yaşamak zorunda kalmadığı), doğal limitlere saygı duyan, kirli ve sürdürülemez enerjilerden (fosil yakıtlar ve nükleer enerji) bağımsızlaştıran bir enerji sistemi kurmaktan geçiyor.

Bu amaçla, Greenpeace ve European Renewable Energy Council (EREC) tarafından 2050 yılına kadar ulaşan küresel yenilenebilir enerji haritası çizmesi için DLR (German Aerospace Centre) görevlendirildi. Ortaya çıkan sonuç günümüz teknolojileriyle küresel arzdan 5.9 kat daha fazla yenilenebilir enerjilere ulaşmanın mümkün olduğunu gösterdi.

"Enerji [D]evrimi" senaryosu, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji aracılığıyla, gerçekçi ve akılcı bir biçimde, nükleer enerjiden ve fosil yakıtlardan adım adım uzaklaşma planıdır. Akılcı politikalar ve altyapı seçimleri doğru olarak planlandığında, yenilenebilir enerjiler ve enerji verimliliği nükleer güç olmadan 2050 yılında ihtiyacımız olan enerjinin yarısını karşılayabiliyor.

Sözün kısası, her zaman söylediğimiz gibi; "Çözüm Rüzgar ve Güneşte!"
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.