Haberler

İzmirli olmak İzmir''in lağım koktuğunu görmezden gelmektir

Tarih: 1 Haziran 2009 Kaynak: Vatan Yazan: Mutlu Tönbekici
Üç dört gündür "İzmir güzellemeleriyle" karşı karşıyayız.

Önce Haşmet Babaoğlu başladı. Birkaç gün önce "İzmir''i özlemek" diye nefis bir yazı yazdı.

Her yaz başı İzmir''e gittiğinde Alsancak''tan bir çift beyaz Converse aldığını, bunun bir çeşit gezentilik büyüsü olduğunu, böyle yaparsa bütün yazı gezerek geçireceğine inandığını yazdığı gün, ben de Beşiktaş''tan ilk Converse''ini alıyordum.

Ah hele Manisa yokuşundan inerken İzmir''i gördüğü anda kalbinin nasıl attığını yazdığı cümlenin sonunda neredeyse ağlayacaktım. Bunu en az yüz kere yaşamışımdır zira.

Bugün de (size göre dün) Hürriyet Pazar Eki''nde Sibel Arna "İzmirli olmak nasıl bir şeydir" diye bir haber patlatmamış mı?

İzmirli bir sürü ünlüye sormuş, bir dolu cevap vermişler.

"İzmirli olmak her faturayı cezalı ödemektir, her yere geç kalırlar" diyen mi istersiniz (Mustafa Denizli), "İzmirliler taşa bile Kadife Kale demişlerdir. Ay yani o kadar hoşlardır yani" diyen mi (Tan Sağtürk), "Açık, ileri görüşlü, özgüveni yüksek ama ukala olmayan bir nesil yetiştirir" diye saçmalayan mı, "İzmirliler, herkesten çok toleranslıdır. Tutkular uğruna yapılan her şeye tahammül gösterirler, İzmir taşra sıcaklığında, metropol medeniyetinde bir yerdir" diyen mi (Emel Müftüoğlu) "İzmirli geniş bakar, geniş düşünür, yüksek sesle konuşur, karşıdan yükselen sesi de dinler, kabul etmese bile onunla birlikte yaşamayı bilir" diye hakikaten iyi sallayan mı (Nuri Çolakoğlu)...

Hepsi palavra tabii ki.

Bütün bunlar İzmir''i 30-40 yıl önce terk etmiş insanların "kör ölür, badem gözlü olur" teraneleri. Zira cevap verenlerin ikisi hariç hiçbiri İzmir''de yaşamıyor. Böyle olmasını istiyorlar şehirlerinin ve abarttıkça abartıyorlar.

İzmir de yazık ki Anadolu kekolaşmasından çok uzun zaman önce nasibini aldı ve öyle rahat rahat öpüşmeler koklaşmalar, mini etekle çarşı içinde tek bir bakış ve tacizle karşılaşmadan yürümeler falan geçmişte kaldı. Tabii ki Malatya ile kıyaslandığında rahattır ama bir Amsterdam da değildir.

Güzel bir şehir elbette. Mimari açıdan bir facia. En çirkinler arasında başa yarışır ama evet hareketlidir, renklidir...

Da bu hareketten bir bereket çıkmayalı neredeyse 60 yıl oluyor bilmem farkında mısınız? En son ciddi hareket Demokrat Parti''nin kurulmasıydı zira. Benim gençliğimde bir de "Yeşiller Partisi" kurulmuştu ki kurulmasıyla dağılması neredeyse bir oldu. (Meşhur travesti "Sevgi Güven" ne yapıyor acaba? "Adımı dünyada olmayan iki şeyden almışım. Sevgi Güven. Memnun oldum" diye tanıştırırdı kendini. Almışım lafındaki "mışım" nasıl ama?!? Heh...)

Ne bir İzmir sanatından söz edebiliyoruz, ne bir İzmir markasından, ne bir İzmir tarzından. Varsa yoksa gevrek, çiğdem ve güzel kızları...

Bir de bu "hoşgörü" meselesi pek "hoş" doğrusu. "Neye" hoşgörüden söz ediyorlar acaba? Sadece ve sadece kendilerine olabilir mi? Kendimizi çok hoş görürüz biz. Yani o kadar olur..

Zira "türbanlı kızlar üniversiteye alınsın" veya "oğlun eşcinsel" dediğin anda İzmirli hoşgörüsünün, sözüm ona "açık görüşünün" nasıl yalan, nasıl uydurmaca, nasıl sadece kendine yontmaca bir şey olduğunu, "Avrupalıdan daha Avrupalıyız ayol" diyenlerin daha Avrupa''nın A''sını kavrayamadığını, medeniyet, hoşgörü dedikleri şeyin ‘bildik'' sınırlar dahilinde Kordon''da rakı içmekten ibaret olduğunu anlayıverirsin.

Kimse dememiş ama İzmir çenesi de çenedir haa bu arada. Açıldı mı kapanmaz. Gir bu konulara bir araba dolusu lafı yersin anında.

Tek Mustafa Denizli''nin dediği doğru. İzmirli kadar gevşek adam yoktur. Ben kendi özbeöz nikahına geç kalan biliyorum!

Fakat çok acayip bir mesele var ki bunu niye hiçbiri dememiş bilmiyorum.

Sibel bana sormamış ama ben söyleyeyim:

"İzmirli olmak İzmir''in BOK koktuğunu görmezden gelmektir."

Bu şehre ilk defa 26 yıl önce geldim, yaşadığım sürece lağım kokuyordu, dün geldim (30 Mayıs 2009) yine lağım kokuyor.

Karşıyaka''da cam açmak mümkün değildi o kadar diyeyim.

Bu insanların bu çekisi nedir, bu nasıl bir beceriksizlik, nasıl bir "yönetememek" nasıl bir belediyesizliktir hakikaten anlamak mümkün değil.

Bu da bir yarı İzmirlinin acı itirafı olsun.

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.