Haberler

Ani Sizlere Emanet

Tarih: 5 Ekim 2009 Kaynak: Birgün Yazan: Çare Olgun Çalışkan
Kırk kapılı ya da bin bir kiliseli şehir diye anlatılagelir söylencelerde Ani. Adına dizilen methiyelerin en görkemlisiyse "Ani bir dünyadır ama dünya bir Ani etmez" sözleriyle bir meydan okumaya evrilir yüzyıllar önce. Bugün o parlak, söylencelere ve efsanelere ilham veren şenlikli yıllarını cılız mum ışıklarıyla arıyor Ani. Ayakta kalan yapıları, mağaraları, antik çağın yol izleri, yabanıl doğası ve derin vadilerin izindeki dingin mavi sularıysa, yalnız ve hüzünlü bir iklimin coğrafyasını anlatıyor...

İlk İzler
Ani''deki mekânsal gelişimin ilk izleri Bostanlar deresinin aktığı vadide yer alan volkanik oluşumlu mağaralarda görülür. Oyulmaya elverişli bu yamaç boyunca sıralanan mağaralardaki odalara mezarlık, depolama, güvercinlik, barınma ve dini ritüeller için işlev kazandırılır. Bu odaların bazıları iç merdivenlerle bağlanmış, birkaç katlı odalar şeklinde gelişir.
M.S. 4. yüzyılda Karsaklar tarafından yapılan İç Kale ile tohumları atılan kent yerleşimi, Ermeni Bagratlı Krallığı döneminde ilk sur sistemine kavuşur. Üzerindeki motifler ve süslemelerin bazıları bugün bile saklıdır ve sur kapılarına isimlerini verir. Damalı, aslanlı, hıdrellez kapıları gibi. 900''lü yıllar boyunca nüfusu artar, yeni yollar, evler, yapılar eklenir ve ikinci sur bandıyla çevrilir kent. Binli yılların başında Selçuklu dönemi başlar ve Anadolu''nun ilk camisi Ebul Menuçehr, Ani''den 99 basamaklı minaresiyle yükselir. Bugün ayakta kalabilen yarı hasarlı bu cami, bir Arpaçay''ın akışının bir de yamacında bulunduğu derin vadiden sınır ötesine uzanan engin bir manzaranın yegâne seyir terasıdır. Üçüncü sur sistemiyle Ani tam anlamıyla bir kenttir ve ticaretle beslenir. Siyasi, kültürel ve ekonomik anlamda parlak dönemleridir 11.ve 12. yüzyıllar. Marko Polo''nun Çin''e yaptığı yolculuğunda üzerinden geçtiği İpek Yolu Köprüsü''yse, o yıllarda Ermenistan ile Türkiye topraklarını birbirine bağlarken bugün sadece ayakları ile hayatta.

Sonraki yüzyıllarda depremler, istilalar ve coğrafi keşiflerle azalan ticari canlılık, yaşanan mekansal yıkımlarla birlikte görkemin yerini göçün aldığı bir kent bırakmış ardında. Kenar mahalleleri, konut alanları, dükkânları, hanları, ambarları, hamamları, kilise ve manastırları, bezirhaneleri, ateşgedesi, yeraltı geçitleri, köprüsü, zanaat işçiliğinin yapıldığı atölyeleri, sıkışık nizamdaki binaları ve bir plana bağlı kalmadan gelişen kent dokusunun var olduğu dönemlerden bugüne kalabilen onlarca eser ve kalıntıysa yalnızlığın ve hüznün resmini çiziyor Ani''de. Kısmen veya büyük bir bölümü ayakta kalabilmiş önemli yapılarına yakından ve zamanı durdurarak bakınca bu resim daha da belirginleşiyor.

Yüzyıllara Meydan Okuyan Yapılar
Ayakta kalabilmiş yapılardan Aziz Krikor Şapeli, Ani''deki diğer birçok kilise gibi en iyi kentin çevresinden görülebilecek bir konumda yapılmış ve içinin tasarımı, dıştan bakıldığında tahmin edilemez ve şaşırtıcı derecede ferahtır. 1998''de define avcılarının talanına uğramış olsa da güney cephesinde hâlâ oyma bir güneş saati ile zamana meydan okuyor. Ani''deki en maceracı yapılardan Aziz Prkitch (Halaskar) Kilisesi''nde neredeyse yuvarlak bir temel üzerindeki tüm mimari elemanlar tek bir varlığa karışır. Geçmiş yıllarda yaşadığı çökmede yapının sadece yarısı yıkılmış ve bu yönüyle yapı ya hep, ya hiçtir. Ani''de günümüzün en görkemli yapısı olan Meryem Ana Katedrali''nin mimarı, aynı yüzyıl içinde İstanbul''da depremden zarar gören Ayasofya Kilisesi''nin de tamiratını üstlenmiş olan Ortaçağ''ın ünlü Ermeni mimarlarından Ani''li Trdat''tır. Ani''nin merkezinde yer alan katedral, kırmızı renkli tüf taşları, birden çok girişi ve yüksek iç hacminin yarattığı kasvetli karanlığı ile kararlı bir yapıdır. Tigran Honents Kilisesi iç mekânını kaplayan ve Hazreti İsa ile kilisenin adandığı Krikor Lusavoriç''in hayatlarını resmeden freskleriyle bilinir. Bu nedenle resimli kilise diye de anılır. Kiliseye sonradan eklenen giriş mekânındaki fresklerse önce ziyaretçilerin karalamaları ile hasar görmüş, sonra hasarı "kapatma" uğruna fresklerin büyük kısımları badana ile kaplanmış, bu kez de bu bölümü "toparlamak" için, resimlerin alt sırasının tamamı yontulmuştur. Bu yönüyle şüphesiz Ani''deki en talihsiz yapılardan biridir.

Arpaçay''ın yatağına bakan sarp kayalıklar üzerinde kurulu Bakireler Manastırı ise Azize Hripsime''nin bakire şehitlerine adanmıştır ve bir rahibeler topluluğunu barındırmış olduğuna inanılır. Bu yüzden Rahibeler Manastırı da denilen ve küçük hacmine rağmen, tasarımı karmaşık olan kilise, konumu ve romantik havasıyla yamaçtan aşağıya inmeye davet eder ziyaretçileri. Ani''de, ayakta kalabilmiş bu yapılardan başka Zerdüştlük inancına sahip olanların ateş yakıp dualar okudukları tapınaklar olan ateşgedelerin Anadolu''daki ilk izlerine de rastlanabiliyor. Ani''nin en güney ucundaysa Arpaçay''ın sularıyla çevrilmiş bir burun şeklinde daralan arazi, neredeyse dimdik uçurumlarla korunur. Kız Kalesi Burnu diye bilinen bu bölgeye ancak sur kapılarından başlayarak yapılan uzun ve dolambaçlı bir yürüyüşün ardından varılabiliyor. Burada görülen ev temelleri, Ani''nin diğer kısımlarına göre daha iyi korunduğu için bu alanın Ani''nin terk edilen son yerlerinden biri olduğu düşünülür. Bugün, Ermenice adı da aynı olan Kız Kalesi''nin bulunduğu zirveye erişimin zorluğu nedeniyle Ani''nin bu bölümü bugün nadiren gezilir. Oysa Kars''ta Rus hâkimiyeti döneminde (1878-1918), Kız Kalesi bugüne göre daha gözde bir yer olmalıymış ki bu bölgedeki kilise kalıntısında yer alan duvar yazılarının bugün bile büyük çoğunluğu Rusça ve Ermenicedir. Ani kentinin, Arpaçay''ın ve Ermenistan sınır boyunun Kız Kalesi burnundan toplu görünümü, bu alana varmak için katlanılan yolculuk zahmeti ve yitirilen zamanı unuttururcasına büyülüdür.

Geç Kalınmış Adımlar
1999 yılında Dünya Anıtlar Vakfı tarafından iki yılda bir hazırlanan ‘‘en çok korunmaya muhtaç tarihi eserler ve sit alanları'''' listesine giren ve bugün 1. Derecede Arkeolojik Sit Alanı olan Ani''de 1993''de başlatılan restorasyon çalışmaları akademik alanda beğenilmemiş ve bu durumu 2002''de fark eden (!) Bakanlık da yeni bir restorasyon yaklaşımına geçerek daha olumlu adımlar atmaya başlamıştı ve 2008 yılı sonunda başlanan Tigran Honents Kilisesi ile Ebul Menuçehr Camisi restorasyon çalışmaları bu geç kalınmış adımların en somut uygulamaları olarak biraz olsun umut vaat ediyor bizlere. Bakanlığın Ani gündeminde erişim, konaklama, yeme-içme, bilgilendirme ve tüm alana dönük restorasyon projelerinden oluşan kapsamlı bir yol haritası olsa da bunun uygulama sürecinin çabukluğu ve başarısını zaman gösterecek. Tüm bunlar olurken Ani''nin hemen karşısındaki yamaçta, Ermenistan topraklarındaki taş ocaklarının yarattığı titreşimlerin eserlere verdiği fiziksel zararı kontrol altına alabilmek, ziyaretçilerden kalan Vandalizm izlerinin önüne geçebilmek, yabancı dil bilen rehberlerin ve yeterli bir bilgilendirme sunan pratik çözümlerin hayata geçirilmesi, hayvan sürülerinin otlak alanı olarak kullanımının önüne geçilmesi gibi bir dizi acil eylem pratiğinin de hayat bulması gerekiyor Ani''de.

Türkiye sınırını geçip Kars''a kadar gelemeyen Ermenilerin otobüslerle Ani''nin karşı yamacına kadar gelip, uzaktan da olsa onlara ve diğer tüm halklara da miras Ani''yi seyrettiklerini duyunca üzülmeden, düşünmeden ve çözümü var demeden edemiyor insan. Bir yandan Ani''ye özlemle bakıp, yanı başında taş ocağı işletmek ya da Ani bizimdir deyip vandalizme, başıboşluğa ve düne kadar kaderine terk etmek. İki kanat çırpımlık bu mesafenin İpek Yolu Köprüsü''nün ayaklarını birleştirerek ve sınır telleri yokmuşçasına kucaklaşarak aşılamaması mayamızdaki kardeşlik duygularının, barışa yakın durmaların ne denli aşındığını, maziden kalma hesapların bitmek bilmediğini gösteriyor. Bu köprüyü düşlerinde yeniden kurup, sınırları ortadan kaldırabilenlerse Arpaçay''ın her iki yanındaki masum yürekler, mayası en büyük mirası olanlar...

Nereden başlanır ve nasıl anlatılırdı bilmem. Yazdıklarım az mı gelir, yoksa yeter midir çözemem. Çünkü Ani''yi anlatmak için bildiğim kelimelerin, duyduğum söylencelerin ve öğrendiğim bilgilerin yetmeyeceğini bilirim. Ani''yi size bile bile eksik anlatıyorum ve üzerine koymanızı istiyorum taşlarını eksik kalan bilinmişliğinin. Ani''yi biraz da sizlere emanet ediyorum...

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.