Haberler

Alışveriş Kenti Ankara

Tarih: 13 Kasım 2009 Kaynak: Birgün
Üst üste inşa edilen alışveriş merkezleriyle Ankara merkezsiz bir kabuğa dönüşüyor. Belediye teşvikleri, özelleştirmeler ve küçülen devlet, kolaylaştırıcı yasal düzenlemeler ile palazlanan alışveriş merkezleri sermaye ile devletin karşılıklı aşkının bir meyvesi.

Son dönemde, yaygın biçimde, Ankara''da sıradan bir hafta sonu, büyük bir alışveriş merkezinin otoparkında yer arayarak başlıyor birçokları için. Haftanın altı günü ölesiye çalışıp bu bir güncük tatili iyi değerlendirmek isteyenler doluşuyor alışveriş merkezlerine, biraz da gidecek başka bir yer kalmamasının da etkisiyle. Şu anda bile kaç tane olduğunu sayamazken her gün yeni bir alışveriş merkezinin açılacağını duyuyoruz gazetelerden. Kızılay''dan birer birer taşınıyor ‘prestijli'' mağazalar ve alışveriş merkezlerinde yerlerini alıyorlar, Kızılay giderek daha da çöküyor, Ulus''un daha erken yaşamaya başladığı gibi. Kentin ağırlık merkezi Kızılay''dan, Çankaya''dan Çayyolu''na, Keçiören''e, çepere doğru kayıyor yeni konut alanları ve daha da önemlisi alışveriş merkezleri ile Ankara merkezsiz bir kabuğa dönüşüyor giderek. Bu arada durmadan artan alışveriş merkezleri, yarış içerisinde giderek daha da büyük oluyor, her biri bir dünya gibi. Peki, bu alışveriş merkezleri nasıl bu kadar çok sayıda olabiliyor ve daha da açılmaya devam ediyor? Yok mudur bunun bir doygunluk noktası, bir engeli ya da bir sınırı?
2006 yılında yapılan bir sempozyumda Belediye Başkanımızı gözlerimle görme, canlı dinleme ayrıcalığına vakıf olmuştum. Ankara için dört vizyon biçtiğini söylemişti; Sanayi kenti Ankara, Bilişim Kenti Ankara, Turizm Kenti Ankara ve Alışveriş Kenti Ankara. İlk üçü için ne yapılıyor belediye cephesinde bilemiyorum ama sonuncusu için epey çalışıldığı açık. Aynı sempozyumda Belediye Başkanımız bu konu üstüne ne kadar çalıştıklarını şöyle anlatıyor; "Ticaret merkezleri teşvik edilmeli, Ankara''daki ticaret merkezleri çoğalsın, Migros yanında yer istemiş hemen buyursun dedik, eski Tofaş-Ormak arazisine alışveriş merkezi yapacağız dediler hayhay dedik, ancak tek bir şart koyduk Konya yolu üzerine 50 metrelik Semazen heykeli dikilecek, bunu yapın biz her şeyi yaparız, arsayı da veririz, rantı da veririz..."
Belediye Başkanımızın bu son derece ''toplumcu'' açıklamasının üstüne her geçen gün mevcut alışveriş merkezlerine yenisinin eklendiğinden, bunun Ankara için ne kadar fazla olduğundan, bu alışveriş merkezlerinin bir kısmının battığından, önemli bir kısmının da ilerleyen zamanlarda kesin batacağından, hayatta dolmayacağından bahsetmeyeceğim; derdim alışveriş merkezlerinin haline acındırmak, vah vah demek değil çünkü.

"Arsayı da Veririz Rantı da..."

Belediyenin bunca çabasının Ankara''ya neler ettiğini görmek için sayılarla başlamak lazım. Alışveriş Merkezi Yatırımcıları Derneğinin verilerine göre Türkiye''de 37 ilde 217 tane alışveriş merkezi, bu alışveriş merkezlerinin de 5 milyon m2 kiralanabilir alanı var. Ankara''da 1000 kişi başına düşen kiralanabilir alan 200 m2''nin üstünde; İstanbul''da 150 m2''ye Türkiye''de 100 m2''ye ulaşmamışken. Belediye''nin sokak ilanlarında gördüğümüz gibi ''Büyükşehir Çalışıyor'', Ankara''yı alışveriş kenti yapmak için. Sayılara dönüp tekrar bakalım, evet yanlış görmedik, İstanbul''dan daha yüksek 1000 kişi başına düşen Alışveriş merkezi kiralanabilir alanı. İstanbul''un nüfusu Ankara''yı katlarken, sermaye hızla İstanbul''a doğru akarken, Ankara''daki Merkez Bankası gibi önemli kurumlar dahi İstanbul''a taşınırken bu nasıl olabiliyor?
Alışveriş merkezinin kurulabilmesi için ne gerekir diye şöyle bir bakınca anlaşılıyor işin rengi. Öncelikle büyük bir alan gerekiyor, mülkiyeti parçalı olmayan büyük ölçekli bir arsa, sonra bu tür yatırımlara zorluk çıkarmayan, dahası teşvik eden ve her tür altyapı hizmetini sunan ''anlayışlı'' bir yerel yönetim gerekiyor, bir de müşteriler tabii, yoğun biçimde bir arada yaşarlarsa iyi olur, mesela büyük kentlerde. İkincisi cepte, belediye alışveriş merkezlerinden hiçbir yardımı esirgemeyeceğini açık biçimde belirtmiş çünkü. Üçüncüsü de mevcut, malum İstanbul kadar olmasa da Ankara büyük şehir. Geriye kalıyor ilki, Ankara''nın özgün koşulları tam da burada belirginleşiyor.

Özelleştirmeler
Başkent olarak, her anlamda devlet büyük bir yer kaplıyor Ankara''da. Devlet hızla küçülürken, piyasadan ve üretimden elini eteğini çekerken, her alanda özelleştirmeye giderken Ankara''da kamusal alanın yanı sıra kent mekânı da dönüşüme uğruyor. Türkiye gündeminde sık sık yer tutan ve birçok alanda farklı biçimde hissedilen özelleştirmelerin içinde yaşıyoruz burada. Her özelleştirme sonrasında Ankara''da bir alan satışa sunuluyor, büyük ölçekli, tek parça arsa üzerine kurulu ve ana ulaşım ağı üzerindeki kurumların arazilerinden. Alışveriş merkezleri büyük, ulaşımı kolay ve özelleştirmenin etkisi ile düşük fiyatlı arsaları gökte ararken yerde bir anda buluveriyor. Buradan hareketle, alışveriş merkezlerinin ihtiyaçlarını karşılayabilecek büyüklükte arsa bulmanın oldukça zor olduğu büyük kentler arasında Ankara, özelleştirmelerle ortaya çıkan büyük ölçekli arsa stoku ile sıyrılıyor. İlk koşulu da yerine getirmiş oluyoruz böylece ve Ankara''daki alışveriş merkezi fazlalığının arka planı bir miktar aydınlanıyor.

Devlert Eliyle Üretimden Tüketime
Özelleştirmelerden konu açılmışken devam edelim, sık sık gündeme gelen özelleştirmelerle birlikte devlet eli ile üretim yerini piyasaya bırakıyor, üretim alanları tasfiye ediliyor ve yerlerini tüketim alanları alıyor (bkz. Şeker Fabrikası). Sadece özelleştirmelerle değil başka gerekçelerle de kapatılan fabrikaların etkisi ile kent ve üretim birbirinden kopuyor hızla (bkz Tofaş-Ormak arazisi, yerinde devasa bir alışveriş merkezi yükseliyor şimdi). Cumhuriyet Ankara''sının önemli özelliklerinden biri olan (Türkiye''de birçok başka kentte de uygulanmış olan) üretim alanlarının kent ile güçlü biçimde ilişkilenmesi, devlet eliyle gerçekleştirilen üretim ve dağıtım; devletin küçültülmesi, piyasadan elini eteğini çekmesi ve özelleştirmeler ile yerini insafsızca tüketen, üretmeyen bir kente bırakıyor ve sayıları zaten az olan fabrikaların kapatılması ile sonuçlanıyor.

Başka bir deyişle kentlerin asli işlevi olan üretim yerini boş bir tüketime bırakıyor adım adım.
Özelleştirmelerin bir ayağı var ki o da burada yer almalı; Sümerbank, Et-Balık Kurumu gibi ihtiyaca yönelik tüketim kanalları da birer birer özelleştiriliyor. İhtiyaçlara öncelik veren ve değişim değerinden çok kullanım değerini önemseyen bu kurumlar kapatıldıkça ortalık enikonu alışveriş merkezlerine kalıyor. Özellikle Et Balık Kurumunun Ankara''da başına gelenler epey ilginç. Kurum özelleştirilirken, arsası da özelleştiriliyor ve bin bir oyunla el değiştirerek alışveriş merkezi haline geliyor. Şu anda üstünde birbirine bağlı iki tane alışveriş merkezi var ve Ankara''nın en büyüklerinden.

Üretimde ve tüketimde özelleştirmeler almış başını giderken, Ankara Büyükşehir Belediyesi Ankara''yı büyük bir aşkla alışveriş kenti haline getirmeye çalışırken, yatırımcılar Ankara''da rahatlıkla arsa bulabilir ve izin alabilirken ve akın akın Ankara''ya gelip yeni yeni, cici cici alışveriş merkezleri açarken madalyonun öbür yüzünde ya da aslında aynı yüzünde fabrikalar kapatılıyor, işsizlik artıyor, küçük üretim yok oluyor, devlet halk yanını giderek kaybediyor ve piyasalaşıyor, kent mekânında ve gelir dağıtımındaki eşitsizlikler tırmanıyor ve Ankara tükeniyor.
Başka bir deyişle Ankara''da alışveriş merkezlerinde tüketilenler mal değil sadece, Ankara tüketiliyor ve devlet tüketiliyor özünde. Özelleştirilen kurumların yerine açılan alışveriş merkezleri, devlet eliyle üretim gerçekleştirilen fabrikaların kapatılması ve alışveriş merkezine dönüşmeleri, Et Balık Kurumu, Sümerbank gibi kurumların kapatılması ve ihtiyaçların dağıtım ve satışının piyasaya bırakılması, Ankara''ya ve Türkiye''ye onulmaz yaralar açıyor.

Peki, yok mudur yeni alışveriş merkezlerinin açılmasına bir engel, bir sınır demiştik, bilgiler ışığında görüyoruz ki bu sınır bizim sabrımız. Belediyenin teşvikleri, özelleştirmeler ve küçülen devlet, kolaylaştırıcı yasal düzenlemeler ile iyice palazlanan alışveriş merkezleri sermaye ile devletin karşılıklı aşkının bir meyvesi.Sermaye ile devlet arasındaki bu aşk, burada bitmeli.

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.