Haberler

Deprem ve imar

Tarih: 17 Mayıs 2010 Kaynak: Referans Yazan: Bülent İnal
İstanbul''da depremin yaratacağı büyük yıkıma karşı on binler ile ifade edilen yapıların yenilenmesi şart ama başta şehir yöneticilerinin kararsızlığı olmak üzere, zaman zaman da mülk sahiplerinin uzlaşmazlığından hiçbir şey yapılamıyor.

Deprem ve imar, ikisi birbiri ile ilişkili mi derseniz hem de çok. Reddedilemez bir ilişkileri olduğunu düşünüyorum. Her gün bir televizyonda ya da bir gazetede olası İstanbul depreminin muhtemel sonuçlarını izlemek ve okumaktan yıkılmak, yok olmak, yaralanmak, ölmek üzerine bilgilerimiz on üzerinden on alır hale geldi. Ama her nedense çabalar genelde deprem büyüklüğü tahmini ve kaç kişi ölecek boyutunu aşamıyor, akıllı ve hızlı çözüm yolları üretmekte pek başarılı olamıyoruz. Ayrıca İstanbul depremi ihtimali ile o kadar şartlandırıldık ki sanki ülkenin başka yerinde yıkıcı depremler olmayacak, insanlarımız ölmeyecek, çoluk çocuk felaketin sonuçlarından etkilenmeyecek gibi davranıyoruz. Türkiye''nin birçok bölgesinin benzer riskler altında olduğunu hatırlatıp yine İstanbul''a dönelim.

İstanbul''un yapı stoku çok eski
Şehrin sanırım birinci önceliği deprem tehlikesi ve bunun için alınması gereken (acil önlem demeye dilim varmıyor, 1999 yılı depreminden sonra tam on yıl geçti) tüm önlemlerin alınıp projelerin hayata geçirildiğini söylemek mümkün değil. İstanbul''un çöküntüsü herkes kabul ediyor ki ülke için büyük bir kayıp olacak. Yüz binlerce can ve milyarlarca dolar maddi kayıp. Yani yerine kolay kolay konamayacak bir büyük kayıp. Her şeye rağmen yönetenler de şehirde yaşayanlar da pek umursar gözükmüyorlar. Korkular devam ediyor ama çözüm üretmek, birbirine taraf olmaksızın, politik amaçlar gütmeksizin çözümler üretmek nedense pek benimsenmiyor.

Depremin kimi nerede yakalayacağı belli değil, kimi işinde, kimi evinde, okulda, yolda hastanede belki de yeni yapılan saraylarda, yani mahkemede.

İstanbul''un yapıları, teknik anlatım ile yapı stoku çok eski. 1960 ihtilali sonrası hiçbir kural olmaksızın başlatılan kat mülkiyeti ve kat karşılığı inşaat kavramı, o günün şartlarında, incecik demirler, Marmara Denizi''nin tuzlu kumları, on beş santimlik kirişler ve tek tuğla duvarlar ile yapılan binlerce yapı üretti. Özellikle Kadıköy, Bakırköy gibi deprem riski yüksek sahil kesiminde bu inşaatların on binlercesi bugün içinde oturulan ve genelde yaşlı, emekli, gelirleri belli insanların konutları haline geldi. Aynı bölgelerdeki işyerleri de konutlardan farklı değil. Bu on binler ile ifade edilen, genellikle 1960-1970''li yıllarda yapılan yapıların yenilenmesi şart ama başta şehir yöneticilerinin kararsızlığı olmak üzere, zaman zaman da mülk sahiplerinin uzlaşmazlığından hiçbir şey yapılamıyor.

İki temel konuda uzlaşı lazım

İki temel konuda sağlanabilir uzlaşı on binlerce insanın hayatını kurtaracak. Birincisi; kat mülkiyeti kanununda yapılması gerekli, mülkiyet sahiplerini uzlaşmaya zorlayacak değişiklikler. Örneğin bir yapının sahiplerinin makul çoğunluğunun yapının yenilenmesine karar verebilmesine imkân tanınması. "Ben yaşlandım, bir ayağım çukurda yeni eve ne gerek var" veya "Biz zaten karı kocayız, çoluk çocuk yok, ev yeğenlere kalacak neden uğraşayım" gibi bahaneler ile yapının yenilenmesini önleyecek davranışları engelleyecek şekilde mevcut yasanın hızla yenilenmesi. Bu sanırım anayasa değiştirme inadı gibi sabahlara kadar Meclis sıralarında uyumayı gerektirmeyecek bir değişiklik olacak.

İkincisi; İstanbul''un imar hükümlerinde yapılabilir küçük değişiklikler. Depremden yoğun etkilenecek bölgelerdeki imar kat sayısını ve yüksekliklerini biraz değiştirerek eski yapıların müteahhitler tarafından kat karşılığı yapılabilir yapılar ile yenilenmesini sağlayacak ekonomilerin yaratılması. Hele anlaşılmaz çatı kurallarını da değiştirip çatı içlerine özellikle üniversite talebeleri için küçük yerleşim imkânları yaratıldığında, şehrin büyük bir eksikliği olan talebe evleri meselesine de makul ölçüde çözüm getirilmiş olacak.

İstanbul''un gerek büyükşehir gerek ilçe belediyeleri yöneticilerinin siyasi tartışmaların dışında bir araya gelerek doğru kararlar alması, şehrin ve insanlarının kurtuluşu olacak. İstanbul''u yönetenler, hadi, gelin uzlaşmanın bir erdem olduğunu topluma gösterin.

Kalın sağlıcakla. Haftaya: Bir trilyon dolar yetecek mi?

Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.