Haberler

Mortgage İçin Hazır Mıyız?

Tarih: 5 Haziran 2006 Kaynak: Tercüman Yazan: Arif Şimşek
Yıllardır kaderimiz gibi süregelen yüksek enflasyon, 2001''de yaşanan büyük ekonomik kriz sonrasında taviz vermeden uygulanan program sürecinde nihayet düşmeye başladı. Avrupa Birliği Maastrich Kriterleri''nde belirtilen yıllık %3-4 bandına yaklaşması, ekonomide birtakım yapısal dönüşümlere ve aktörlerin (bankalar, özel sektör, kamu sektörü, fon talep edenler...) oyunun kuralını düşük enflasyon ortamına göre dizayn etmesine yol açmaya başladı. Bunun sonucu düşen faizler ve kriz sırasında ertelenen talebin devreye girmesiyle finans sektöründe kredi talebinde önemli artışlar oluştu. Kredi talebiyle ilgili ilk etapta otomotiv sektöründe başlayan dalga, son zamanlarda konut sektörüne doğru kaymış görünüyor.
Yabancıların da girmesiyle bankacılık sektöründe yaşanan rekabet ortamı ve düşen iç borçlanma faizleri nedeniyle bankalar; artık kolay bankacılık yapma alışkanlığını (aktiflerini özel sektöre kullandırma yerine devlet iç borçlanma kağıtlarında değerlendirmesi uygulamasını) kar marjının düşmesi nedeniyle yavaş yavaş terk ediyorlar. Para satarak para kazanma yolunu seçmeleri, kredi faiz oranlarının düşmesi yanında vade yapısının da uzamasına ve özellikle konut kredilerinde 20 yıla varan vadelerde konut kredisi uygulamalarını beraberinde getirdi.

Vade yapısında herhangi bir değişiklik olmamakla beraber, geçen hafta döviz kurunda yaşanan dalgalanma bankaların bazılarını panik havasına sokmuş ve hemen faiz ayarlaması yapmaya itmiş görünüyor. Aylık 0.98''lere düşen oran yeniden yükselerek 1.20''lerde yeni bir istikrar arıyor.

Bankaların hemen hemen hepsi piyasaların yeniden dalgalanmasıyla faizleri yükseltme eğilimine girdiler. Bankaların bu tutumunun, önümüzdeki dönemde uygulanması planlanan düşük faizli, uzun vadeli kredi kullandırılmasını bünyesinde barındıran mortgage programında bir değişikliğe neden olup olmayacağını hep birlikte göreceğiz. Sistemdeki dalgalanma yine kolay bankacılık yapmaya mı yöneltecek, yoksa reel olarak emek-kazanç arasında mı yürüyecek.

Diyelim ki, faizde istikrarı sağladık, uzun yıllar devam edecek hatta daha da düşecek; bilindiği gibi bankalar kendi paralarını kullanmıyorlar. Türkiye''deki yerleşik bankaların ortalama fon toplama vade süresi 3 ay gibi kısa bir yapıya sahip. Faizler düştükçe bu vade sürelerinin daha da aşağılara ineceği açık. Piyasa dengelerinde ufak bir dalgalanma da hemen faiz yükselten bankacılık anlayışıyla nasıl olacak da mortgage sistemi sağlıklı bir şekilde uygulanacak doğrusu herkesin merakı. Son yapılan satışlarla bankacılık sektörünün borsadaki hisseler dahil edildiğinde %30''a varan kısmı yani üçte biri yabancıların kontrolünde deniliyor. Bu faktörün de hesaba katılacağını umuyoruz.

Piyasaların istikrara kavuşması, en büyük temennimiz ama bunun kendiliğinden gerçekleşmesi imkansıza yakın. Gelişmekte olan ülkelerde yeni uygulamalar ileri aşamalarından çok başlangıç aşamalarında destek görmeyi tercih ederler. Bu nedenle mortgage sistemi, kendisine verilen desteklemeleri ileriki yıllarda değil, piyasaya girdiği anda yanında görmek isteyecek. Sistemin istediği destek de verilmeli ki, cazip hale gelsin. Yoksa halihazırda 1-2 yıldır adı mortgage olmasa, özel bir yasal düzenleme bulunmasa da yürüyen bir uzun vadeli kredi sistemi zaten var. Bütün mesele dağ fare doğurmasın.
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.