Haberler

Zenginliğin yeni topoğrafyası: Kanyon

Tarih: 13 Haziran 2006 Kaynak: Birgün Yazan: Ahmet Tulgar
Projenin sahibi mimarın amacını aştığı aşikar. İstanbul''un, Levent semtinde bir süre önce açılan "Kanyon" alışveriş merkezi işlevsel açıdan, yani bir tüketim ortamı olarak ne denli başarıya ulaşır, bilinmez, zaman gösterecek ama, kentin ve bulunduğu semtin sosyal ve fiziki öğeleriyle istemeden yan yana geldiğinde, bağlantılandığında ister istemez öyle bir göstergeye, öyle bir göstergeler yığınına, yığıntısına dönüşüyor, sadece politik ya da ekonomik değil aynı zamanda mitolojik öyle işaretler gönderiyor ki, İstanbul ve böylelikle elbette Türkiye Sınıf Mücadeleleri’ni bütün aktüalitesi, Türkiye Sınıf Çelişkileri’ni bütün keskinliği ile ortaya seriyor.

Yeni alışveriş merkezimizin, bu yeni "iftihar vesilemiz"in tescilli adı "Kanyon" olabilir, olmuştur artık ama, bana sorsalardı ben ona, mimari yapısı bu kentin, İstanbul''un topoğrafyasının ve sosyolojisinin en temel özelliklerinden birini, özellikle de ve tam da bulunduğu semtin, yani Levent''in yakın çevresi, hemen yanı başı, arka bahçesi olan Gültepe, Çeliktepe, Kağıthane gibi mahallelerinin kurulum mantığını yansıttığı, belki de gizliden gizliye bu mantıktan esinlendiği için, "Dere" ya da "Dereboyu"nu önerirdim isim olarak. Sorsalardı.

Kurumuş ya da hala faaliyette, akan ve şiddetli yağmurlarda taşan bir dere yatağının iki yanına, derenin oluşturduğu vadinin iki yamacına yapılan gecekondularla doğup, sonrasında sıvalı sıvasız apartmanlardan oluşan bu yakın çevrenin, bu alt ve orta sınıf mahallerinin stilize edilmiş haline benziyor, hatta tıpatıp stilize edilmiş hali "Kanyon.".

Her ne kadar "Dere" ya da "Dereboyu" isimlerinin sınıfsal çağrışımları nedeniyle böylesi lüks bir tüketim abidesi için tercih edilmemiş olmasını, tercih edilmesinin olanaksız olduğunu anlayışla karşılamamız gerekirse de, bu "Kanyon" isminin de birçok çağrışım ve duyguyu beraberinde getirdiği gerçeğini reddedemeyiz.

Kanyon''un iki yanında yükselen dik stilize kayalıkların ardında neyin olduğunu bir kez hatırlanırsa, hatırlanacak olursa, bu kelimenin, bu ismin bütün çağrışımları o yüksek duvarları aşıp kanyondan geçenleri, kanyonda bulunanları, Kanyon’dakileri yakalayacak ve huzurunu bozacaktır.

Birçok doğal şahaser insanda sadece güzellik etkisi değil aynı zamanda bir tekinsizlik duygusu da oluşturur. Uçurumlar, şelaler vesaire. Ama özellikle kanyonlar içinden geçilirken hep bir izleniyormuşluk, yukarıdan izleniyormuşluk duygusu, korkusu üretir. Belki pusuya yatmış eşkıyalar, belki zeminden yavaş yavaş ayrılan, aşağı yuvarlanmaya hazırlanan bir kaya parçası. Önü sonu, klostrofobi ile agorafobinin iç içe geçtiği coğrafi, topoğrafik ortamlardır kanyonlar.

Eğer dediğim gibi, "Kanyon"un konumlandığı semtin özellikleri göz önünde bulundurulursa, sahiden de tekinsizlik duygusunun buraya çok da yakıştığını, yakışacağını kabul etmek zorunda kalırız. Yani eğer kanyonların bu psikolojik etkisinden yola çıkılarak konulduysa bu isim bu alışveriş merkezine, pek isabetli olmuş. Ama sanmam bu nedenle konulduğunu.

Kendi eserleri olan bir sosyoekonomik dekadans döneminde sınıf çelişkilerinin sessiz coğrafyasını gizleyen ama gizledikçe de daha çok hatırlatan, bir an için bile olsa unutturmayan bir çaresizlik labirentinde, labirente, bir hapishanenin volta avlusuna, havalandırmasına dönüşmüş "Kanyon"da çıkışı arayan, çıkış arayan, kaçış arayan Türkiye zenginlerine, tutmasam kendimi, az kaldı yani, acıyacağım ki sahiden de acınacaktır durumu bu "Kanyon"dan önce kendi umursamazlıklarına, egoizmlerine hapsolmuş toplumsal kesimin.

Malumunuz kanyonları geçmenin, kanyondan geçmenin yöntemleri farklıdır. Eğer vadi yürümeye olanak veriyorsa vadiyi de kullanabilirsiniz. Ama vadi olanak vermiyorsa kanyon duvarlarındaki, dik yamaçlarındaki dar yollar kalmıştır yolcuya. Yolun iyice daraldığı yerlerde, aman dikkat, duvarlardaki çıkıntılara tutunun, elinizi duvarlara dayayın, dengenizi sağlayın.

Bizim, daha doğrusu onların Kanyonu’nda işte bu çıkıntılar, bu tutamaklar her katta sıralı mağazalar, satışa sunulmuş gerekli gereksiz bütün o mallardır.

Türkiye zenginleri, bir ağaç bile dikmeden, taş taş üstüne koymadan, kökünü kuruturcasına, talan edercesine içinden geçtikleri bir ülkenin bu kaygan zemininde dengelerini sağlamak, para ile para kazanmanın bu denli kolay oluşunun başdöndürücülüğünde dengelerini korumak için her zaman yaptıkları şeyi yaparak, çılgınca tüketerek, tüketim ürünlerine tutunarak geçiyorlar işte şimdi de artık Kanyon’un içinden. Aramızdan.
Kanyon, mimari yapısı ile burjuvazinin tam istediği, ideal dünyayı sunuyor Türkiye seçkin tüketicilerine, seçilmiş tüketicilerine. Optik olarak.

Kendileri ve bir de işte bir yerlerde üretilmiş ve önlerine getirilmiş mallar ve elbette gökyüzü. Üreticiler, çalışanlar ise görüş açısının, kadrajın, kanyonun dışında.

Kanyon, bu haliyle bir bilimkurgu seti yani aynı zamanda Türkiye zenginleri için. Bir vaat edilmiş vadi.
Milyonlarca dargelirlinin sadece varlıklarıyla bile oluşturduğu tehdit dalgalarının yarılıp, kendilerine, bu Türkiye zenginlerine yol açtığı, bu dalgaların arasından geçmelerine, kurtulmalarına izin verdiği, kadim bir mucizenin ters yüz edilmiş, taş kesilmiş hali, manzarası, mimari tablosu.

Mucize ters yüz edilmiştir, ters yüz edilmiş olmalı çünkü dalgaların arasından geçenler, kurtulanlar Musa ve halkı değil, Firavun’un ordusunun ta kendisi.

Kanyon, kadim bir manzaranın ters yüz edilmiş bir halini arz edişiyle de insanlığın ortak belleğiyle çelişen, bilimkurguyu mucizelerin karşısına koyan anti-hümanist ve unutkan bir yapının, bir anlayışın ürünü.

Kanyon bütün durağanlığı ve taş kesilmişliği, taş kesmişliğine rağmen aynı zamanda mobil bir yapıdır da ama. Hareket halinde bir yapı. Bu haliyle de bir bilimkurgu dekorudur işte. Portatif bir yerleştirmedir.

Alışveriş merkezlerinin galerilerinden, balkonlarından ta aşağılara, beton zemine, ortak zemine düşme, o “güzelim” mallardan ayrı düşme korkusu gibi bir korkuya benzeyen o üst sınıftan düşüş kabusunun figüranları olan orta sınıf mensuplarının takibinden, bir kredi kartı buldular mı peşlerine düşen o “kendini bilmezlerin” kalabalığından kaçmak için sürekli onlardan uzaklaştırdıkları, uzaklaştıkları yeni uzay gemisi Türkiye zenginlerinin. Gecekondusu. Dev göçmen çadırı.

Kanyon’un açılışı Türkiye zenginleri ve onların imitatörlerinin büyük izdihamına neden oldu. Özellikle Uzakdoğu makarnası “noodle” satan bir restorana hücum anlaşılır gibi değil. Restoran sık sık kapılarını kapatıyor ve dışarıda biriken müşteriler camekanların arkasındaki öncüllerinin yemeklerini bitirip kendilerinin içeri alınmasını hasret ve iştahla bekliyorlar.

Ancak bu rağbet sadece “Wagamama” adlı bu restorana değil tabii. Bütün mağazalar karış karış geziliyor, hasretle beklenen markalar birer ikişer alışveriş torbalarına dolduruluyor. Bir cinnet hali neredeyse.

Kanyon, bu haliyle şehir devletler döneminde, Napoli prensinin tebasıyla oynadığı bir oyunu hatırlatıyor.

Prens yılda bir kere bütün halkı iki gün boyunca aç bırakırmış. Bu sırada şehrin orta yerine tahta iskeletlerden suni tepeler kurulur, bu tepelerin yamaçlarına envai çeşit yiyecek asılırmış. Ve sonra bir işaretle iki günlük açlığa son verildiğinde halk bu suni tepelerin yamaçlarına hücum eder, tırmanır, prens de kurduğu oyunu balkonundan izlermiş.

Nefsini kontrol etmeyi öğrenmiş, çocuklarının, evlerinin günlük ihtiyaçlarını karşılamak, günlerini kurtarmak için yollara düşmüş Gültepe, Çeliktepe, Kağıthane ve bütün bir İstanbul halkı sakin ve vakur yanı başından geçerken, ne tuhaf Kanyon’un vadiye bakan yamaçlarındaki, teraslarındaki mağazalara tırmananlar, saldıranlar, talancılar, her daim aç, doymak bilmez Türkiye zenginleri oluyor.

Kendi kendilerinin hem prensi hem uyruğu Türkiye zenginleri.
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.