Haberler

Yazı Karakterleri

Tarih: 22 Haziran 2007 Kaynak: Design Indaba Yazan: Gart Walker Çeviren: İrem Çağıl
Harf ve satır aralıklarıyla dolu hafif ve uçucu fontlar duygusal süslemeler ve diyagonal vurgulamalar. Özel yayınlar, deneysel araştırmalar ve müşteriler için 500’ün üstünde yazı karakteri tasarlamış olan usta Tobias Frere - Jones, Design Indaba Konferansı’nda yazı karakterlerinin inceliklerini tartışacak.

Tobias Frere - Jones 1970 yılında New York’da doğdu ve Rhode Island Tasarım Okulu’ndan mezun olduktan sonra Boston’daki Font Bureau Inc.’e katıldı. Baş tasarımcı olarak geçirdiği yedi senede Frere - Jones, içinde Interstate, Poynter Oldstyle ve Gothic’in de bulunduğu Font Bureau’nun en meşhur fontlarını yarattı. Daha sonra üniversite öğrencilerine font tasarımı öğretmek üzere Yale School of Art’a katıldı. 1999 yılında Jonathan Hoefler’le çalışmak üzere Font Bureau’yu bıraktı ve New York’a geri döndü. Hoefler & Frere - Jones adı altında ikili Martha Stewart Living, GQ, Esquire, Nike, Pentagram, Hewlett-Packard ve bunun gibi önemli isimlerle çeşitli projeler için işbirliği yaptı. Frere - Jones’un çalışmaları Londra’daki Victoria and Albert Müzesi’nin sürekli koleksiyonunda, Amerikan Grafik Sanatları Enstitüsü’nün New York şubesinde kürsüsü var ve geçen sene, tipografiye yaptığı özel katkılardan dolayı Royal Academy of Hague tarafından verilen Gerrit Noordzij ödülünü almaya hak kazanan ilk Amerikalı oldu.

Tipografi sohbetleri
Durban’daki Orange Juice Design’dan Garth Walker, Frere - Jones’a en çılgın tipografik hatıralarını, teknolojinin yazı karakterleri üzerindeki etkisini ve iyi bir tipograf olmak için hangi özelliklere sahip olmak gerektiğini sordu.

Gareth Walker: Kişisel olarak favori bir fontunuz var mı? Ve neden?

Tobias Frere - Jones: Sadece bir tanesini seçmem çok zor, hem bir tasarımcı hem de bir okuyucu olarak bir fontu beğenmem için birçok neden olabilir. En çılgın (ve eski) tipografik anılarım Gill Sans’la olanlar ve National Geographic haritalarına harfleri yerleştirişimiz. Çok güzel şekilleri ile dolu ve temiz kişilikleri vardı; bana bir harfin şeklinin başlıbaşına bir mesaj olabileceğini öğrettiler. Bir tasarımcı olarak, W. A. Dwiggins’in orijinal Hot - Metal Caledonia’sına da hayret ederim. Ondan önce ve ondan beri hiçbir tasarımcı bu kadar teknik sınırlama altında çalışmadı. Ama bir paragrafa hatta birkaç harfe bile baksanız, tarz adına bir başyapıt görürsünüz.

GW: Sizce 1900’lerden önce ve sonra en büyük font tasarımcısı kimdir? Ve neden?

TFJ: Çok zor bir seçim, ama yine de Vincent Figgins (İngiliz, 1766 - 1844) diyeceğim. Old Style, Transitional, Modern, Slab Serif, Sans Serif, Script, Blackletter gibi bugün bildiğimiz bütün temel tasarım kategorileri üzerinde serbestçe çalışan ilk tasarımcıydı. Modern reklamcılığın ortaya çıkışında rol almıştı ve tipografinin yeni medyumda merkezi bir yeri olmasına önayak olmuştu.

GW: “Bir yazı karakterini sevmek” dışında, bir tipograf olmak için neler gerekli?

TFJ: Bir yazar deneyimiyle ya da sadece dile karşı duyulan bir tutku üzerinden, kelimelerin yerleştirilişine karşı birşeyler hissetmeniz gerekli. Her fontun oluşumunda karşınıza çıkan bulmacayı çözebilmek için mikro ve makro ölçekleri birarada görebilmeniz gerekli. Fakat en fazla, sonsuz bir sabrınızın olması gerekli.

GW: Bir tipograf olmak için özel bir eğitim almak gerekli midir? Yoksa birisi kendini eğiterek bunu başarabilir mi?

TFJ: Böyle alaylı tasarımcılardan epey vardır. Benden önceki birçokları gibi, ben de böyle başladım ve daha sonra profesyonel eğitime devam ettim. Okulda ya da işte özel bir eğitim almadan bunu başarmak elbette mümkündür ama çok daha uzun zaman alacaktır ve süreç karmaşıklaşacaktır.

GW: Bilgisayarlar, fontları ticari kullanım için sayısallaştırmanın ötesinde, font tasarımını kolaylaştırdı mı zorlaştırdı mı?
TFJ: İkisinden de biraz oldu. Verdiğiniz kararların sonucunu bir yazıcıdan çıktı alarak anında görmek önceki teknolojilere göre akıl almaz bir gelişme. Bu, tasarımcıya sürecin birbiriyle bağlantılı olan aşamalarını ve bitmiş işlerin bütün görünüşünü görme lüksü kazandırıyor. Fakat işlemin hızı yüzünden, tasarımcının bütün bu süreci gözardı etmesini ve en çabuk şekilde çözüme ulaşmaya alışmasını sağlıyor. Bilgisayar sabırsızlığa yönlendirebiliyor.


GW: Klasik fontlar için bir rönesans var mı? Bir başka deyişle, ‘fütürist’ fontların modası geçti mi?

TFJ: Kesinlikle, “grunge” dönemi mükemmel. Bu tabi ki klasisizm düşüncesine karşı bir soğumaya neden oldu. Daha geleneksel biçimlerde bile, kullanıcıların grunge’ın kendi özel aşırılıklarına yönelik canlı ve dokunaklı karakterlere yöneldiğini görüyoruz.

GW: Bu görsel imgeselleştirme döneminde (başta fotoğrafçılık olmak üzere), tipografinin grafik iletişimin baskın bileşeni olmasına yönelik bir geri dönüşü öngörüyor musunuz? (Yeni bir Herb Lubalin ya da Rodchenko görecek miyiz?)
TFJ:
Tasarımcıların tipografinin, soyut doğası yüzünden, başka hiçbir şeyde göremeyeceğimiz bir ifade gücüne ve inceliğe sahip olduğu düşüncesine vardıklarını görüyorum. Harflerin biçimleri, bir fotoğrafın içeremeyebileceği toplumsal ve tarihsel ipuçlarına sahip olabilirler. Bu durum fotoğrafçılığı tahtından mı indirecek yoksa onun karşısında mı duracak, bunu bilmiyorum. Fakat gerçekten öyle olmasına gerek yok, iyi bir tipograf bir yazı karakterini ve imajı nasıl eşit seviyede biraraya getireceğini bilir.

GW: Dönemin Letraset kataloglarının her yeni sayısında bulabileceğimiz, 1960’ların ve 70’lerin yaratıcı fontlarına bir geri dönüş yaşanacağını düşünüyor musunuz? (Motter Tektura vs.)

TFJ: Geçmişteki tüm hareketlere şu günlerde bir geri dönüş yaşanmakta. Herhangi bir yerden ve zamandan bir stil seçin, birileri muhtemelen şu an onun üzerinde çalışıyordur. Eskiden tarih bizim için, geçmiş başarılara ara sıra ziyaretler yaptığımız, çizgisel bir özellik taşırdı. Şimdi tarih, geçmişteki her hareketin gelecek için makul bir dayanak oluşturduğu büyük bir yığın gibi algılanıyor.

GW: Tipografi ve font tasarımı günümüzün grafik tasarımcıları için, kullanıma hazır dijital font kütüphaneleri yüzünden “ölmekte olan” bir sanat mıdır?

TFJ: Bence el yapımı harf tasarımının kesinlikle soyu tükenmekte, ama umuyorum ki dijital font tasarımcılığı gitgide daha yaygınlaşacak ve bu açığı dolduracak. Dijital medyum için biraz yabancı bir mevhum da olsa, el yapımı font tasarımını bilgisayarlara başarıyla uyarlamamak için bir neden yok.

GW: Tasarımın ve tasarım stillerinin küreselleşmesi ve bu durumun tipografi sanatı üzerindeki “titizleştirici”1 etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz?

TFJ: “Titizleştirici” terimini anladığımdan emin değilim (kusura bakmayın, bu terimi ABD’de kullanmıyoruz). Fakat diyebilirim ki, tasarım daima onu oluşturan kültür tarafından etiketlenmiştir. Bu samimiyetin bir biçimi, fakat aynı zamanda dünyadaki kapsamını da mecburen kısıtlamakta. Tasarımın başarılı olması için köklerine ihtiyacı var ve bu kökler ancak kapasiteleri kadar genişleyebilirler. Sizce bölgesel ya da kültürel bir yazı karakteri olabilir mi? “Afrikalı” ya da ”Çinli” bir font olabilir mi? (burda Güney Afrika’da, dünyanın her yerindeki tasarımcıların kullanımına açık olan “tipik Afrika fontu”nun varlığına inanan birçok Batılı görürüz). Her zaman yerel bir iletişim biçimi vardır, fakat bu her zaman bir yazı karakterinin formunu almaz. Mesela Meksika’da yerel bir tipografi stili daha yeni yeni oluşmakta, fakat el yazmacılığı yüzyıllardan beri var ve gelişmekte. Yerel aksan da yıllardır aynı kalmış. Ben yerel bir tarzın her zaman varolabileceğine ama her zaman uygulanamayacağına inanırım.

GW: Yerel dillere ait tipografi hakkındaki görüşleriniz nelerdir ve bunun örneklerini Güney Afrika “sokak tarzı”nda gördünüz mü?

TFJ: Bunun ulusal bir hazine olarak görülmesi ve öyle korunması gerekir. McDonald’s ve Starbuck’s dünyayı ele geçiriyor diye alarm haline geçiyoruz, aynı şekilde herşey Arial’a dönüştüğünde de alarm vermeliyiz.

Garth Walker Durban’daki Orange Juice Design’da 1995 yılında çalışmaya başladı ve Güney Afrika’nın en tanınmış markaları için tasarımlar yaptı. 80’lerin sonundan başlayarak, Garth yerel dillere yönelik sokak tasarımına vurgu yaparak etrafındaki dünyayı belgelemeye başladı. Bütün bunları vitrine koymak amacıyla deneysel grafik dergisi olan I-Jusi’yi yayınladı (www.i-jusi.com). Garth bir tipograf değil, ama kendisini “tamamen gereksiz harfleri tasarlamayı seven bir tasarımcı” olarak tanımlar. Tek istisna, Johannesburg’daki Güney Afrika Anayasa Mahkemesi için tasarladığı eşsiz tabela. Bu tabeladaki yazı karakterinde Apartheid dönemi hapishane hücrelerinin duvarındaki, daha önce belgelediği graffitilerden esinlenmiş.

1 knock-on için Britanya İngilizcesi’nde önerilebilecek çeviri
Takvim
<<Temmuz 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
        1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.