Haberler

“Bak Oğlum Burası Eskiden Sinemaydı”

Tarih: 29 Mayıs 2008 Yazan: İlknur Şentürk


“Kılıçoğlu İnisiyatifi, 27 Eylül 1959’da açıldığından beri Eskişehir''in kültür hayatına katkıda bulunan Kılıçoğlu Sineması için "Kılıçoğlu Yıkılmasın!" diyor. Kılıçoğlu İnisiyatifi tarafından yapılan basın açıklamasında Kılıçoğlu Sineması için geç kalınmasından endişe edildiği vurgulanıyor. Yaklaşık 48 yıla sığdırılan kültür hizmeti, önümüzdeki günlerde son bulacak. Yarım yüzyıldır izleyicilerin, yeni ya da eski şehirlinin, şehrin Kılıçoğlu Sineması artık bilinmeyen bir geleceği barındırıyor. Yıllarca buluşmalara, görüşmelere, tanışmalara ev sahipliği yapmış, yeme-içme mekânlarıyla gelenlerini kaynaştırmış, gözlükçüleriyle adres olmuş, yer bildirmiş. Şehir tarihiyle, kendi tarihiyle, kültürel geçmişiyle, geçmişteki kimliğiyle buluşma ve yüz yüze gelme mekânına dönüşmüş. Artık şehre ve şehirliye bir başka bakan, kendi zamanlarıyla var olan yapılardan biri olmuş. Yapılaşmış çevredeki standart mimari dili yansıtan yapılarla karşılaştırınca da geçmiş olmuş, kimlik olmuş, bellek olmuş.”

...derken 16 Mayıs 2008 tarihinden itibaren Kılıçoğlu Sineması’nın faaliyetine son verildi! Her türlü konuşma, tartışma, bir araya gelme, eyleme, inisiyatif oluşturma çabalarına rağmen elinizde kalan donup kalakalma, yerinde yeller esme, öfke. Kılıçoğlu Sineması’nın yerine, alışveriş merkezi yapılarak, hayatı unutma, kimliksizleşme, belleksizleşme, daha çok tüketme arzusu ile mutsuz olma alanlarına bir yenisi eklenecek. Varoluşlarını tamamen geçicilik üzerine kuran alışveriş merkezlerinin akıbeti bir yana, sözüm ona muktedirlerin ekonomik sermayelerinin öncelikleri ile toplumsal ve kamusal yaşamı güzelleştirme, soylulaştırma iddiasıyla yaygınlaştırdıkları kültürel sermayeleri ile nasıl baş edilecek?

Althusser1, devletin baskı aygıtları ile ideolojik aygıtları arasındaki “iş bölümü” aracılığıyla üretim ilişkilerinin yeniden üretildiğini vurgular. Bir anlamda mekânlar, alanlar üretim ve tüketim tarzının kendini yeniden üretmesini sağlayan ideolojik bir aygıt halini almıştır: Kalite, nitelik, standartlar sunulan her neyse, sahip olduğu sınıfsal ve finansal ideolojik aygıtla bizi bönleştiriyor, usul usul, uysal uysal bu aygıta gönüllü teslimiyeti getiriyor. Kapitalist toplumsal formasyonun elini uzattığı, egemen ideolojinin kendini gerçekleştirdiği ayrıcalıklı alanlara artık kültür, sanat, edebiyat evrenleri de müthiş bir şehvetle ekleniyor. Üstelik öylesine sessiz sedasız, umarsız... Tüm inisiyatif ve irade oluşturma çabalarına rağmen, egemen ideolojiye tabi olan, egemen ideolojinin soylulaştırıcı, güzelleştirici, süsleyici, tektipleştirici, ehlileştirici tüketim ritüellerinin kurbanlarına dönüşen öznelerin, önünden hızlı, telaşlı, umarsız adımlarla geçtikleri, Eskişehir’in kamusal belleğinin simgesi ve insanların buluşma koordinatlarının izdüşümü olan, her türlü duygulanımlarını yaşadıkları bina boşaltıldı. Yıkımına ve yerinde “mall” yükseltilmesine ramak kaldı. Zaten özgün mimari ve imarlaşma yoksunu olan bir kent için ne acı…

“16 Mayıs 2008 Kılıçoğlu Sineması''nın Faaliyeti Sona Ermiştir.”
Kişisel, kentsel ve toplumsal tarihimizde nice milatlar var bu ve benzeri. Asla yavan, gözü kör korumacı ve kültüralist zihniyet ve yaklaşımlardan medet ummadım. Beni huzursuz ve mutsuz eden belleksizleştiğimiz, donuklaştığımız, çok kolay “normalleştirebildiğimiz” düşüncesi. Kılıçoğlu Sineması’nın yıkılacağının duyulması ile birlikte oluşan Kılıçoğlu İnisiyatifi’nin, internet erişim adresi (kiliçoğ[email protected]), Arredemento Mimarlık Dergisi, Arkitera Forum, yapi.com.tr, Radikal (30 Temmuz 2007), Ankara Mimarlar Odası Bülteni ve birçok kanalla yayım ve iletişim alanlarındaki duyurma ve güç birliği oluşturma çabalarına rağmen “fırsatçılar”, “mall’cular”, iktisadi tapınç2 halinde olanlar ve sahip oldukları ekonomik sermaye ile kültürel sermayeyi de yozlaştıranlar muradına erdi!

Sinemanın dış kapısının önünde kalakalmış iken, bir kadın çocuğu ile girdi pasajın içine ve oğluna “Bak oğlum burası eskiden sinemaydı” dedi. Tarih 17 Mayıs 2008. Sinemanın kapandığına ilişkin ilan tarihi 16 Mayıs 2008. O an aklıma düştü. Belleksizleştirmenin jet hızı ile yaşandığı ve gönül rahatlığı ile onaylandığı an. Pes! Demek ki mücadele alanı ekonomik sermayesi ile ideolojik aygıtını işe koşan muktedirlerle değil de Baudrillard’ın3 tanımladığı, cam küre misali her türlü etkiyi, baskıyı emen, egemen ideolojinin ışınlarını olduğu gibi yansıtan, nereye yuvarlarsan oraya giden ehlileşmiş kitle halimiz olması gerekiyor. Aksi takdirde iktidarın ve sermayenin gözü, kör edici ışınlarıyla bu halimizden nasiplenmeye devam edecek. Ekonomik, kültürel her türlü sermaye biçimi böylesi bir kitle üzerinde meşrulaştırılıyor ve egemenliğini sürdürebiliyor.

Nuri Bilge Ceylan Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü alırken, ödülü yalnız ve güzel ülkesine ithaf etmişti. Yalnız ve güzel ülkesinde, Ceylan’ın filmleri afilli, gıcır gıcır ve soylu sinemalarda gösterime giremiyor ne yazık ki. Önünden geçerken en şımarık ve gevrek tavrımızla “Yaaa kapanmasın yaaa Kılıçoğlu Sineması” diye mızıldanırken bize verili olmayan türde bir yaşamı savunamayacağımız kesin. Sivil iradeyi ve bireysel, kamusal vicdanı nasıl güçlendirelim, etkin kılalım? Bugünümüzü, geleceğimizi tasarlama erkini elinde tutanların, iktisadi tapınçla atan yüreklerini nasıl sızlatalım? Toplumsal kazanımları ve kentin kamusal belleğini küçümseyenlerin, toplumsal dayanışmayı kıranların bileğini nasıl bükelim? Neoliberal kurgu ve uygulamalarla sürekli direnci azaltılan kitleden; kamusallığa olan inancın yeniden beslendiği, özgür, egemen, yürekli dayanışma, işbirliği ve örgütlenmenin var olduğu topluma nasıl ulaşalım? Yanıt bulunması ve harekete geçilmesi gereken asli sorun alanlarımız bunlardır. Bizleri daha soylu, daha güzel, daha kaliteli mekânlara kavuşturma vaadiyle yanıp tutuşanlar, soylulaştırdığınız; emeğin ve işgücünün sömürüsünde sınır tanımadığınız mekânların gelip geçiciliği bir hayaletin ıslığı gibi ensenizde iken siz ürkmüyor musunuz? Sermayenin ideolojik aygıtına dönüşen kültür, sanat, edebiyat ve bireysel ve kamusal yaşam evrenimizi geri istiyoruz.

1 İdeoloji ve Devletin İdeolojik Aygıtları. Çev: Y. Alp, M. Özışık. İletişim yayınları, 1991, İstanbul.
2 Bourdieu, P. (2007) Karşı Ateşler. Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.
3 Baudrillard, J. (2001) Tam Ekran. Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Temmuz 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
        1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.