Haberler

Köprü ve otoyollar halka arz edilmeli

Tarih: 22 Ağustos 2008 Kaynak: Taraf Yazan: Süleyman Yaşar
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun (ÖYK) 19 Nisan 2007 tarihinde aldığı karara göre, iki Boğaz Köprüsü ve dokuz otoyolun özelleştirilmesi bu yılın sonunda tamamlanacaktı. Ama Danıştay Nöbetçi Dairesi ÖYK kararının yürütmesini durdurdu.

Danıştay Nöbetçi Dairesi, yürütmeyi durdurma kararına gerekçe olarak da otoyol ve köprülerin yasal alt yapısı tamamlanmadan özelleştirme programına alınmasını gösterdi. Halbuki 4046 sayılı Özelleştirme Kanunu’na göre, altyapı tesislerinin özelleştirme programına alınmasına dair herhangi bir yasal eksiklik yok.

Ayrıca köprü ve otoyolların özelleştirilmesinde asıl tartışılması gereken nokta kullanılan yasal altyapı değil uygulanan “özelleştirme yöntemi” olmalı. Köprü ve otoyollar için seçilen özelleştirme yöntemi küçük yatırımcının da tasarruflarını değerlendireceği hisse senedi satışı veya gelir ortaklığı senedi ihracı şeklinde uygulanmalı. Çünkü aksi takdirde köprü ve otoyollar birkaç kişinin eline geçebilir. Hatta ‘geçebilir’ değil geçecektir.

Türkiye’de özelleştirilecek otoyollara gelince... Bunların toplam 1987 kilometre uzunluğunda. Sadece 2007 yılında otoyollardan ve köprülerden 303 milyon araç geçti ve net 400 milyon dolar gelir elde edildi. Verilecek işletme hakkı süresinin uzunluğuna göre otoyolların değeri daha da artacak. Nitekim bu işin taliplileri de oldukça fazla.

Bugün dünyada otoyollar ve köprüler pek çok ülkede özel sektör tarafından işletiliyor. Önce otoyol işletmesi için bir otoyol işletme ve bakım şirketi kuruluyor ve devlet bu şirkete belirli bir süre için otoyolların işletme imtiyazını veriyor.

Ardından imtiyazlı şirketin hisseleri bir yandan da sermaye piyasalarında halka açılıyor, bir yandan da hisseler yönetici/yatırımcı gruplara blok halinde satılıyor. Böylece küçük yatırımcılar kârlı kuruluşlara ortak edilip tasarrufları en iyi şekilde değerlendiriliyor.

Bu konuda İtalya, otoyollarını hisse senedi arz ederek özelleştiren ülkelere iyi bir örnek oluşturuyor. İtalya’da Autostrade S.p.A, otoyol işletme şirketi olarak kuruldu ve 1999’da özelleştirildi. Bu şirketin hisselerinin yüzde 37’si çekirdek yatırımcı/yönetici konumunda özel bir şirkete ait. Kalan diğer hisseler ise halkın elinde.

Otoyolların özelleştirilmesinde diğer bir yöntem ise Turgut Özal döneminde Türkiye’de uygulanan “gelir ortaklığı senedi” yöntemi. Gelir ortaklığı senetleri sermaye piyasalarında işlem gördüğü için iyi bir tasarruf aracı olmuştu.

Şimdi Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun, İzmir-Çeşme, İzmir-Aydın Otoyolları ile Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüleri’nin bağlantı yolları ile Gaziantep-Şanlıurfa Otoyolu, İzmir ve Ankara Çevre Otoyolu’nun bağlantı yolları özelleştirilecek. Bu özelleştirmelerden altı milyar dolar gelir bekleniyor.

Danıştay Nöbetçi Dairesi’nin verdiği yürütmenin durdurulması kararı belki ilk kez özelleştirmeyi engelleyici değil, özelleştirmenin önünü açıcı bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Köprü ve otoyolların özelleştirilmesinde işletme hakkı devri yönteminden vazgeçilip “halka arz” yöntemine dönülebilir.

Türkiye’de sadece yeni yapılacak otoyol ve köprüler “yap-işlet-devret” veya “kamu-özel sektör ortaklığı” yöntemleriyle yaptırılarak özelleştirilebilir. Böyle bir özelleştirmenin Türkiye ekonomisine faydası çok daha yüksek olur.

Danıştay’ın yürütmeyi durdurma kararı fırsat bilinip, işte bütün bu noktalar şimdi dikkate alınmalı ve devlet tarafından inşa edilmiş otoyol ve köprülerin özelleştirilmesi halka arz yoluyla yapılmalı. Özelleştirme ancak böyle yapıldığı takdirde otoyol ve köprüler birkaç kişinin olmaz, vatandaşların olur.
Takvim
<<Mayıs 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31          
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.