Haberler

Sömürge Hakimiyeti ve Modern Mimarlık Ütopyaları: Kazablanka

Tarih: 18 Eylül 2008 Kaynak: Archined, Baunetz, Haus der Kulturen der Welt, Team 10, Wikipedia Derleyen: Burcu Karabaş

Hız yapan eski model arabalar ve öfkeli mahalle gençleri, geçmişin Fransız banliyöleri söz konusu olduğunda aklımıza gelen sahneler arasında yer alıyor. Düşük gelirli kesime hitap eden toplu konutlar ise, bu “1960’lı yılların gelişmekte olan Avrupa kenti” sahnesinin temel bileşenleri. Söz konusu dönemde henüz yeni olan modern konut kavramının birçok başarısız örneğini barındırdığı söylenen bu banliyöler hakkında fazla bilinmeyen şey ise, günümüzde konut tarihi bağlamında tekrar tekrar incelenen Paris, Londra ve Berlin’in kenar mahalleleriyle özdeşleştirilen sosyal konut konseptinin aslında bu kentlerde oluşmadığı. İlk olarak Cezayir, Fas ve Tunus’ta ortaya çıktıktan sonra geleceğin büyük metropollerine uyarlanan bu konutların bugünkü durumu ise pek iyi değil.

Kuzey Afrika toprakları, 1940’ların sonu ve 1950’lerin başında modern mimari ve kent planlaması denemelerinin yapıldığı bir laboratuvar özelliği taşıyordu. Oldukça büyük yatırımların ve detaylı planların söz konusu olduğu bu denemeler, özellikle “yarının kenti” benzetmesinin yakıştırıldığı Kazablanka’yı bir test alanı haline getirdi. Radikal yenileme ve düzenleme projelerinin gerçekleştirildiği ilk “otomobil dostu” kentlerden Kazablanka, “Fransız Kuzey Afrikası” idealine ulaşmak için bölgedeki ilk yeraltı otoparkının ve Amerikan stilinde tasarlanan en büyük yüzme havuzunun planlandığı yer. Bu kentte gerçekleştirilen projeler, Avrupa metropolleri ve yeni yaşam biçimlerine ilham vermesi amacıyla tasarlandı.

Geliştirilen bu vizyondan ve kentlerde bugün de hala ayakta olan ilk modern sosyal konut denemelerinden, Avrupa modernizminin sömürgecilik ideallerinden kaynaklandığı anlaşılıyor. Kuzey Afrika’da gerçekleştirilen projelerin uluslararası mimarlık disiplinine olan etkisi kayda değer. Bölge kentlerindeki yaşam şartlarının kazandırdığı deneyimler ve sömürgecilik karşıtı hareketlerin etkisiyle, önemli mimarlık grupları teknokratik ve modern planlama kavramları hakkında ciddi tartışmalara girdi. Bu nedenle Kuzey Afrika sömürge ülkelerindeki denemeler, postmodern kent planlaması anlayışının gelişmesinde ve yayılmasında öncü niteliğe sahip.

7 ve 8 Aralık 1952 tarihlerinde gerçekleşen isyanın kanlı bir şekilde bastırıldığı Kazablanka’da, aslında bu tarihten çok önce sömürge karşıtı gösteriler, suikastler ve sabotajlar başlamıştı. Yani modern mimarlığın Kazablanka’daki denemeleri, askerin sokaklarda varlığını gittikçe daha da çok hissettirmeye başladığı dönemde yapıldı. Fas’taki Fransız hakimiyetinin etkinliğine gölge düşüren bu karmaşaya rağmen Fransız yönetimi, kentteki modernleşme ve endüstriyelleşme çalışmalarını sürdürdü. Başarısız olduğu da söylenemez, çünkü 1950’li yıllarda Kazablanka nüfusunun 1936’ya oranla iki katına çıkmış olması, bölgedeki ekonomik ve sosyal kalkınmanın bir göstergesi. Bu gösterge, aynı zamanda iş arayan taşralıların kentteki gecekondulara ve kendileri için kentin en dış hattında ayrılmış alanlara yerleşmesinin başlangıcı oldu. Yeni planlama stratejilerinin ve konut modellerinin kaynağını oluşturacak olan süreç bu gelişmelerle başladı.

İlk Toplu Konut Kentleri
1946 yılından beri “Service d’Urbanisme”in direktörü olan Michel Écochard, kentin banliyöleri için yeni sokak sistemleri ile standardize edilmiş, ancak yerel şartlara uygunluğunu yitirmemiş konut bölgeleri içeren yeni bir master plan hazırlaması için göreve getirildi. Écochard’ın hazırladığı plana uygun olan ilk konut inşaatları, 1952 yılında gerçekleştirildi. Master planın önemli bir özelliği de birçok Avrupalı mimarın tasarım sürecinde yer almasıydı. 1953 yılında Cenevizli ünlü banker bir ailenin torunu olan Jean Hentsch ve okuldan arkadaşı André M. Studer, Fransız “Groupement Foncier Marocain” firması tarafından sağlanan finansal destekle “Habitat Marocain” (Faslılar için Konut) projesine başladı. Bu konutlar, kentin en büyük ikinci gecekondu bölgesi olan Ben M’Sik’in hemen yakınındaki Sidi Othman bölgesinin dışında, Fransız yönetiminde çalışan Faslı memurlar için yapılacaktı.


Habitat Marocain, Sidi Othman - Kazablanka (1954)
André M.Studer, Jean Hentsch Kaynak: ETH Zürich/GTA Institut

Hentsch ve Studer’in alan için geliştirdiği “Sidi Othman Projesi”nin ilk alternatiflerinden biri, üst üste katmanlar halinde yerleştirilmiş avlulu evlerden oluşuyor, parçalı strüktürüyle geleneksel Berberi köylerinden esinleniyor ve o dönemde uluslararası platformda tartışılan modern kent konutlarının “insancıllaştırılması”na örnek teşkil ediyordu. Eski Kuzey Afrika kentlerinin (Kasbah) bu yeni mimari yorumu, Fransız otoriteleri tarafından askeri ve stratejik açılardan sakıncalı bulunarak reddedildi.

Bu itirazdan sonra mimarlar, projede konutların etrafında sıralandığı avluları dikkat çeken biçimde büyük tasarladı. Sonuçta planlanan 11 bloktan sadece 3’ü ve bunlara ek olarak bir pazar alanının inşaatına Nisan 1956’da, Fas’ın resmi olarak bağımsızlığını kazanmasından birkaç hafta sonra başlanabildi. Ancak bölge üzerindeki hakimiyetini kaybeden Fransızlar’ın sürmekte olan tüm projelere mali desteği kesmesi, inşaatların durması ve iki mimarın İsviçre’ye geri dönmeleriyle sonuçlandı. O ana kadar tamamlanamasa da içinde oturulabilecek durumda olan evler ise sahipleri tarafından “değişime uğratıldı”. Mimarlardan Studer’in sonradan belirttiğine göre ise “Binanın iskeleti öyle biçimlendirilmişti ki, içinde ne kadar farklı yaşam ihtiyaçları söz konusu olursa olsun bozulamayacak kadar nitelikli olduğundan kullanıcının yaptığı değişiklikler projeye herhangi bir zarar veremedi”.


Sidi Othman, Kazablanka (2008)
Fotoğraf: Marion von Osten


İsviçreli mimarlar André Studer ve Jean Hentsch’in 1951 tarihli Sidi Othman Projesi’nin yanı sıra dikkat çeken önemli bir proje de “Cité Verticale”. Bu yerleşim bölgesi, 1952 yılında Victor Bodiansky’nin de katkısıyla genç mimarlar Georges Candilis ve Shadrach Woods tarafından geliştirildi.


Georges Candilis, Alexis Josic, Shadrach Woods
Kaynak: Archined

1945’te Le Corbusier’nin ofisinde çalışmaya başlayan Georges Candilis, büroya ortak ve Marsilya’da gerçekleştirilen Unité d’Habitation projesinin yürütücüsü oldu. Le Corbusier’nin bürosunda tanışan ve birlikte çalışmaya karar veren Candilis ve Woods, ilerleyen yıllarda Kuzey Afrika’da faaliyet gösteren ve Le Corbusier, Vladimir Bodiansky, André Wogenscky ve Marcel Py tarafından kurulan Fransız ATBAT inşaat firmasının Afrika’daki kolu “ATBAT Afrique” için çalıştılar. Fas’ın Tangiers kentindeki büro, dönemin politik karışıklıkları yüzünden kapanınca Candilis ve Woods büyütülen Kazablanka ofisinin başına geçti. Ofis ilerleyen yıllarda tamamen kapandı ve mimarlar Paris’te kendi ofislerini açtılar. Kuzey Afrika için yaptıkları çalışmalar sırasında oluşan fikirleriyle 1954 yılında Fransa’da “Opération Million Toplu Konut Mimari Proje Yarışması”na katıldılar ve kazandılar. Bu, Kazablanka ve Kuzey Afrika’da sürdürülen çalışmaların modern toplu konut anlayışını Avrupa’ya taşıdığının bir diğer kanıtı.

Cité Verticale, kent plancısı Michel Écochard’ın, Kazablanka’nın genişleyen bölgeleri için ürettiği 8 x 8 m boyutlarındaki parsellerden birinde yer alan ve dönüştürüldükten sonra az katlı yapıların inşa edildiği avlulardan oluşan “Cité Horizontale”nin de bir parçası. Kent, aynı zamanda o dönemde Kazablanka’nın en büyük gecekondu mahallesinin, “Carrières Centrales” in yanında konumlanıyor. Üç yüksek katlı binanın yer aldığı bu “dikey kent” projesi, taşradan kente göç etmeye başlayan ilk topluluklar için oluşturuldu ve bu bölge hakkında kendi aralarında anlaşmazlıklar yaşayan bir grup Fransız mimar tarafından tasarlandı. Geleneksel konutlarını geride bırakarak modern bir yaşam tarzına adım atmak üzere kente gelen kullanıcılara sunulan Cité Verticale, değişmekte olan yaşam biçimlerini, yeni konut formlarıyla ifade eden bir mimari yaklaşımı barındırıyor. Şaşırtıcı olan ise, bitişiğindeki “modern sömürgecilik” kaynaklı, geçici gecekondu yerleşiminin bu yaklaşıma ilham vermiş olması. Mimarların burada incelediği “kendiliğinden organize olma” özelliğine sahip ikamet etme biçimi, yeni mimarlık ve planlama kavramlarının oluşmasını sağladı. Bunlardan biri de habitat. “(Doğal) yaşam ortamı” olarak tanımlanan habitat, yeni konutların gelecekteki kullanıcısının alışkanlıklarını ve kültürel özelliklerini temel alarak tasarlanması gerektiğini ifade ediyordu. Bu durum, “Avrupa stilinde bir yaşam arayışında olan Avrupalılar” ile “kendi kültürüne özgü bir mimariye ihtiyaç duyan Müslüman ve Yahudi halklar” arasındaki farklılığı gözler önüne serecekti.

Bu farklı habitat modelleri ve özellikle de kente göç eden kesimin yaşama biçimi, kent planlamasını ve konutların kat planlarını değişime uğrattı. Evrensel standartlar tarafından belirlenen gereksinimleri aslında mekan kullanıcısının tanımlaması gerektiği, bu değişim sonucunda oluşan bir fikir. ATBAT Afrique’nin genç mimarları, modern atalarının aksine, planlamalar yaptıkları alanda insanların “zaten” yaşamakta olduğunu farketti. Cité Verticale ve Kazablanka’da yaşanan diğer deneyimler, Candilis ve Woods tarafından tüm dünyada sürdürülen “başka bir modern”i konu alan tartışmalarda da önemli rol oynadı.

Cezayir ve Avrupa
Aynı durum, yaşanan savaşın bitimine kadar toplu konut inşaatlarının sürdüğü Cezayir için de geçerli. “Habitations loyer modére”, kısaltılmış adıyla HLM, yani “Makul kiralık konutlar” projesi, bunlardan biri ve sömürgecilik kaynaklı modernleşmenin olumsuz şartlar ve savaş tarafından durdurulamadığının göstergesi.

“Kitleler için konut” kavramının Avrupa’da yaygınlaşması ise sömürge yönetiminden kurtulan halkın Belçika, Büyük Britanya ve Almanya’ya göç ederken bu mimarlık anlayışını da beraberinde getirmesiyle başladı. Geçici olarak yerleştikleri barakaların etrafında, bugün ilk modern toplu konutun örnekleri olarak nitelendirilen projeler inşa edildi. Birçok devlet adamının da desteğiyle Candilis ve Woods gibi mimarlar, bu gelişmelerin etkisiyle Fransa’nın Paris, Toulouse ve Marsilya bölgeleri için toplu konut projeleri tasarladı.

İlginç olan bir nokta ise, bu projelerin gecekondu bölgelerinin “yerini alması” ve aynı zamanda inşaatlarında bu bölgelerdeki işsiz kesimin istihdam edilmesi amacıyla tasarlanmalarına rağmen, bitirildiğinde orta gelirli kesime hitap etmesiydi. Ancak orta gelirli birinci kullanıcı taşındıktan sonra gecekondularda yaşayan insanlar bu konutlara yerleşebildi. Modern toplu konut anlayışının bu öncülerinden bazıları, 1980’li yıllardan bu yana yine toplumsal ve politik anlaşmazlıkların, dolayısıyla da direnişin merkezi olarak dikkat çekiyor.

Bugün halen ilk sahiplerinin veya onların çocuklarının mülkiyetinde bulunan bu konutlar, her ne kadar sömürgecilik anlayışının Avrupa modernizmi ile birleşmesiyle oluşsalar da birer mimari kazanç ve sosyal kalkınma simgesi olarak nitelendirilebilirler. Çünkü “Fas’ta 1950’li yıllar” düşünüldüğünde ilk akla gelen, henüz yeni oluşmaktayken karanlığa boğulan bir uyanış.

İmaj Galerisi
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Temmuz 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
        1 2 3
4 5 6 7 8 9 10
11 12 13 14 15 16 17
18 19 20 21 22 23 24
25 26 27 28 29 30 31
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.