|
Kentlerde yaşamak için 'kentlilik
bilinci' şart
Kırsal alanlardan kentlere göç ne yazık ki, yıllardır önlenemeyen bir
olgudur. Doğdukları yerde doyma imkanı bulamayan milyonlarca insan önce, 'taşı
toprağı altın' denilen İstanbul'a, ardından Ankara, İzmir, Adana, Bursa ve
ekonomik açıdan daha ileride olan diğer gelişmiş şehirlere akın etmeye başladı.
'Doyma' olgusunun yanına bir de 'can güvenliği' eklenince bu akın 80'li yılların
sonlarında ve 90'lı yıllarda adeta bir çığa dönüştü. Doğu ve Güneydoğu
Anadolu'da binlerce köy boşaldı, meralar, tarlalar, meyve bahçeleri başıboş
kaldı. Hayvancılık büyük bir darbe yedi ve Türkiye, sonunda et ithal etmek
zorunda kalan bir ülke haline geldi.
Büyük kentlere akın edenler, başlarını sokacak bir 'dam altı' aramaya
başladı. Kesesine uygun bir yer bulamayınca da ortaya 'varoş' tabir edilen
kentlerin dışındaki gecekondu mahalleleri ortaya çıktı. Birkaç barakayla
başlayan varoşlar, zamanla çığ gibi büyüdü ve birer mahalle veya ilçeye
dönüştü.
Kültürün özümsenmesi
Kenti ve devleti yönetenler ise, göç karşısında çaresiz kaldı. Kente
gelenlerin eğitim düzeyini yükseltmek veya 'kentlilik bilinci' aşılamak
yerine oy kaygısı onların her isteğini yerine getirmek zorunluluğu
hissetmeye başladı. Ve zaman içinde varoşlar kentleri boğmaya başladı.
Bugün İstanbul, İzmir, Adana, Bursa büyük birer köyü andırmaya başladı.
Adana'da bu konuya dikkat çeken iki kişiyi gördüm. Biri Adana Büyükşehir
Belediye Başkanlığı'na adaylığını koyan Prof. Dr. Ali Gören, diğeri
ise, Almanya Fahri Konsolosu Teyfik Kısacık. Kısacık, göçle gelen insanların
entegrasyonu için bir çalışma başlattı. Bunun için bir de ekip kurdu. Önümüzdeki
günlerde bu konuya daha geniş bir şekilde yer vereceğiz.
Prof. Dr. Ali Gören ise, seçilmesi halinde 'kentlilik bilinci ve kent kültürünün
özümsenmesi için' çalışma sözü veriyor. Gören bu konuda şunları söylüyor:
Medeniyet merkezi olacak
'Kent kültürü demokratik, uzlaşmacı ve toleransa açık, çok renkli bir
yapı olmak durumundadır. Farklılıkların olduğu kentlerde homojen bir kent
kültürü üretme çabası kent içinde kamplaşmalara sebep olabilir. Asıl
olan bir kentte yaşayan insanların aynı kültürel değerleri paylaşması değil,
kent kültürünü paylaşmasıdır. Kentlilik bilincini ve kent kültürünü
özümseyen bir bireyin kültür dünyasında farklılıklarını koruması
tezat olarak görülmemelidir. Amacımız, kahve köşelerindeki gençliği
sosyal, kültürel aktivitelerle uğraşan bir gençlik haline getirmektir. Çok
açık ve net söylüyorum. Adana'nın sık sık etkinliklerin olduğu bir kültür
ve medeniyet merkezi haline gelmesi için çalışacağız.'
Akşam - Ramazan Güntay
|