reklam

19 Ocak 2004 Pazartesi 
Ana Sayfa > Haberler

Kentlerde yaşamak için 'kentlilik bilinci' şart

Kırsal alanlardan kentlere göç ne yazık ki, yıllardır önlenemeyen bir olgudur. Doğdukları yerde doyma imkanı bulamayan milyonlarca insan önce, 'taşı toprağı altın' denilen İstanbul'a, ardından Ankara, İzmir, Adana, Bursa ve ekonomik açıdan daha ileride olan diğer gelişmiş şehirlere akın etmeye başladı.

'Doyma' olgusunun yanına bir de 'can güvenliği' eklenince bu akın 80'li yılların sonlarında ve 90'lı yıllarda adeta bir çığa dönüştü. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da binlerce köy boşaldı, meralar, tarlalar, meyve bahçeleri başıboş kaldı. Hayvancılık büyük bir darbe yedi ve Türkiye, sonunda et ithal etmek zorunda kalan bir ülke haline geldi.

Büyük kentlere akın edenler, başlarını sokacak bir 'dam altı' aramaya başladı. Kesesine uygun bir yer bulamayınca da ortaya 'varoş' tabir edilen kentlerin dışındaki gecekondu mahalleleri ortaya çıktı. Birkaç barakayla başlayan varoşlar, zamanla çığ gibi büyüdü ve birer mahalle veya ilçeye dönüştü.

Kültürün özümsenmesi
Kenti ve devleti yönetenler ise, göç karşısında çaresiz kaldı. Kente gelenlerin eğitim düzeyini yükseltmek veya 'kentlilik bilinci' aşılamak yerine oy kaygısı onların her isteğini yerine getirmek zorunluluğu hissetmeye başladı. Ve zaman içinde varoşlar kentleri boğmaya başladı. Bugün İstanbul, İzmir, Adana, Bursa büyük birer köyü andırmaya başladı.

Adana'da bu konuya dikkat çeken iki kişiyi gördüm. Biri Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na adaylığını koyan Prof. Dr. Ali Gören, diğeri ise, Almanya Fahri Konsolosu Teyfik Kısacık. Kısacık, göçle gelen insanların entegrasyonu için bir çalışma başlattı. Bunun için bir de ekip kurdu. Önümüzdeki günlerde bu konuya daha geniş bir şekilde yer vereceğiz.

Prof. Dr. Ali Gören ise, seçilmesi halinde 'kentlilik bilinci ve kent kültürünün özümsenmesi için' çalışma sözü veriyor. Gören bu konuda şunları söylüyor:

Medeniyet merkezi olacak
'Kent kültürü demokratik, uzlaşmacı ve toleransa açık, çok renkli bir yapı olmak durumundadır. Farklılıkların olduğu kentlerde homojen bir kent kültürü üretme çabası kent içinde kamplaşmalara sebep olabilir. Asıl olan bir kentte yaşayan insanların aynı kültürel değerleri paylaşması değil, kent kültürünü paylaşmasıdır. Kentlilik bilincini ve kent kültürünü özümseyen bir bireyin kültür dünyasında farklılıklarını koruması tezat olarak görülmemelidir. Amacımız, kahve köşelerindeki gençliği sosyal, kültürel aktivitelerle uğraşan bir gençlik haline getirmektir. Çok açık ve net söylüyorum. Adana'nın sık sık etkinliklerin olduğu bir kültür ve medeniyet merkezi haline gelmesi için çalışacağız.'
Akşam - Ramazan Güntay

 

Ocak 2004 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04
05 06 07 08 09 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

ARKIMEET


Fotoğraf: Maurizio Marcato

ARKIMEET Konferans Serisinin davetlisi olarak,  Massimiliano Fuksas 
17 Şubat 2004 Saat: 19:00'da Askeri Müze Kültür Sitesi Büyük Konferans Salonu'nda konferans verecek.

Davetiye için tıklayın.

 


BETONART'nın katkılarıyla

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz