|
Kordon'a 'Viyadük Tüneli'!..
Yerel seçimlere doğru Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın İzmir
'de yeniden gündeme getirdiği ''Kordonyolu'' tartışmaları, gazetelerin
sadece Ege sayfalarında kalıyor...
Oysa, bu ülkenin en büyük yatırımlarından sorumlu bir bakanlığı yönetenlerin,
sadece ''kendi beklentileri'' uğruna aynı üklenin en büyük kentlerinden
birini gözden çıkarabilmeleri, ''ulusal'' bir sorun değil midir?
Anımsanacaktır; Kordonboyu'nu ''Kordonyolu'' yapmaya niyetlenen eski Büyükşehir
Belediye Başkanı Burhan Özfatura 'nın bu amaçla kıyı kuşağını hızla
doldurması, 1997'deki sit kararıyla durdurulabilmişti...
İzmir Mimarlar Odası 'nın 6.2.1997 tarihindeki başvurusu üzerine Koruma
Kurulu 'nca alınan ''tarihi ve kentsel sit alanı'' kararına Özfatura'nın ve
bakanlığın itirazlarını da Danıştay 16.12.1997 tarihli kararıyla
reddetmişti.
'Yasadışı' imalatlar
Böylece o güne kadar Alsancak ve Konak 'ta Kordonyolu projesi kapsamında yapılan
''karayolu bağlantı viyadükleri'' ile aynı dönemde hızla gerçekleştirilen
''deniz dolgusu'' da Danıştay'ın kesinleşen kararıyla ''yasadışı
imalatlar'' a dönüştüler...
Doldurulan kıyı kuşağı, denizdeki yüz binlerce ton kaya geri çıkarılamayacağı
için, Mimarlar Odası'nın önerisi üzerine Büyükşehir Belediyesi'nin yeni
başkanı Ahmet Piriştina tarafından üzeri örtülüp düzenlenerek ''kıyı
parkı; gezi yolu ve rekreasyon-kültür alanı'' yapıldı...
Buna karşın, aynı parkın girişindeki ''dev viyadük ayakları'' ise
bunlara ait otoyol projesini de tümüyle iptal eden aynı yargı kararına rağmen
5 yılı aşkındır adeta ''korundular'' ...
Kimi zaman bunların da yıkılıp, ''kordonyolu umudunun'' tümüyle
silinmesi gündeme gelse bile, viyadük ayaklarının ''sahibi'' Bayındırlık
Bakanlığı olduğundan, ''devletin cezasını devletin vermesi'' beklendi
durdu...
'Meşrulaştırma' projesi
İşte şimdi, Bayındırlık Müsteşarı Sabri Erbakan 'ın yeniden sesini yükselterek
''Yapılan harcamalar değerlendirilecek, kordonboyu yolla geçilecek...''
demeye başlamasının temelinde de bu ''hukuk dışı'' viyadük ayaklarını
''kurtarmak'' yatıyor olmalı...
Belki de aynı ayaklara ''yasalara aykırı trilyonlar'' ı harcayanlar hakkındaki
olası ''soruşturma'' ve ''tazminat'' durumlarının da önlenmesine yönelik,
bir tür ''meşrulaştırma projesi'' peşinde koşuluyor...
Nitekim, İzmirlilerin tepkileri ve özellikle Yeni Asır 'ın etkili yayınları
sonucunda; ''Peki, kordonyolu olmasın ama hiç değilse kordontüneli
olsun...'' gibi bir ''çözümü'' (!) ortaya atmak da yine şu ''viyadükleri
meşrulaştırma'' çabasının bir ürünü değil midir?
Yargının yıkım kararı verdiği beton ayakların arasına, yine kordondan
ama bu kez ''yeraltından'' (ya da denizaltından) bir tünel içinde otoyol döşemek
kadar ''akla ve izana aykırı'' bir öneri olabilir mi?...
Bayındırlık ve İskân Bakanlığı, viyadüklerinden ötürü eğer, bu
denli saçma ve üstelik çok pahalı bir yol projesini gündeme getirecek kadar
''zor durumda'' ise merak etmesinler, İzmirliler ''kindar'' değillerdir... Örneğin
Mimar Bakan Zeki Ergezen , şu çirkin viyadüklerini yıkarsa, İzmirliler de
bu yasadışılığa harcanan kamu parasının hesabını sormak yerine, bir
''teşekkür'' le bile yetinebilirler...
İzmir'in kordonu artık kentin kıyı parkıdır... Ne üstünden ne de altından
yol geçebilir...
Cumhuriyet -
Oktay Ekinci
|