reklam

19 Ocak 2004 Pazartesi 
Ana Sayfa > Haberler

Tekkede mangal partisi var siz de gelir misiniz?

Geçen çarşamba günü, öğle saatleri. Sayfamızın acar muhabirleri Efnan ve Aycan haberde. Bir ara telefon çalıyor. Ahizenin ucundaki ses biraz telaşla: 'Mehmet Bey, haber güzel oldu ama o tekke çok garip bir yer' diyor... 'Efnan, iyi misiniz?' diyorum, neyse ki iyiler.

Bir saat sonra ikisi de ellerinde 220 yıllık bir tekkenin iç burkan, harap görüntüleri ve akıl almaz bir hikayeyle gazeteye geri dönüyor.

Vakıflar'ın sorumsuzluğu sonucu yıkılmaya terk edilmiş Sütlüce'deki Elif Efendi Tekkesi'nin macerasını AKŞAM okurları üç gün önce yayımladığımız haberden biliyor. Ama haberin perde arkasını anlatmak, Vakıflar'dan bu gerçeküstü hikaye için bir izah istemek de şimdi bana düşüyor sanırım.

Türk tasavvuf tarihinde önemli bir yeri olan Elif Efendi Tekkesi'nin hal-i pür melalini biz, yaşamını tarihi eserleri ayakta tutmaya çalışarak harcamış bir sanat tarihçisinin ihbarı sonucu öğrendik. Anlattığına göre bir zamanlar III. Selim, II. Mahmud gibi sultanların sık sık uğradığı, onarımı için maddi destek sağladığı tekke yıkılmak üzereydi ve daha da garibi tekkede 50'li yaşlarında saçı sakalı birbirine karışmış, üzerindeki yırtık pırtık giysileriyle bir sokak adamını andıran, mahallelinin deli mi, derviş mi olduğunu çözemediği bir adam yaşıyordu. Üstelik sanki kendi eviymiş gibi rahatlıkla. 

Mesela canı sıkıldı mı Hünkar Mahfili'ne çıkıp bir zamanlar Sultan Mahmud'un sema ayinlerini izlediğini yerde keyif çatıyor, yoruldu mu Elif Efendi'nin koltuğuna oturuyordu. Aslında namaz kılarken de Elif Efendi'nin testisini kullanmak istiyordu ama çatlak olan testiyi bir türlü onaramamıştı. Ve yine inanılır gibi değil, tam 10 yıldır tekkede yaşayan bu adamdan Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün haberi vardı ve tıpkı yapının çökmesine seyirci kaldığı gibi onun tekkede yaşamasına da ses çıkarmamıştı.

Keyif Efendi'nin tekkesi
Ne yazık ki, haber dönüşü Efnan ile Aycan'ın anlattıkları da haber kaynağını doğruluyordu. Fotoğraf çekmek için gazetenin şoförüyle bahçeye girdiklerinde onları önce bir Kangal köpeği karşılamış, ardından da 'derviş' efendi zuhur etmişti. Fotoğraflarda ise Haliç manzarasına doğru yerleştirilmiş bir koltuk takımı, iki ağaç arasına gerilmiş bir hamak ve bir mangal duruyordu. Elif Efendi Tekkesi, Keyif Efendi Tekkesi olmuştu yani.

Derviş (?), Efnan ile Aycan'ı görür görmez 'Aaa, melekler gelmiş diye tekkeye (yani evine) buyur etmiş, onlar da tekkede olup bitenleri tespit edebilmek için içeri girmişlerdi. Az sonraysa şoför dervişin koltuk altından sallanan silahı görmüş ve işin tadı kaçmıştı. Eh, haksız da değildi: Medeni bir ülkede olsa, şimdi önemli bir müze olması gereken yapıda cübbesinin altında bir silah, elinde Kangal köpekle dolaşan bir adam vardı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün yüksek onayıyla orada yaşıyordu. Ve elbet, kime ne yapacağı belli değildi.

Elif Efendi Tekkesi'nden sonra servisimize birçok ihbar telefonu geldi ve Vakıflar'ın benzer sorumsuzluğu birçok tarihi yapıdan da esirgemediğini (!) öğrendik. Başımıza bir şey gelmezse, o haberler de hafta içinde bu sayfada yayımlanacak. Ama artık ciddi bir problem haline gelen, başka kurumların yardım teklifini reddedip yapıları çürümeye terk eden Vakıflar'a kim dur diyecek bilmiyorum.

Benimse kabul ederse onlara naçizane bir teklifim var: Derviş haber sonunda Efnan ile Aycan'a 'Bir akşam iki kilo et alıp gelin. Bahçede mangal yaparız' demiş. Vaktiniz olursa siz de gelir misiniz?
Akşam - Mehmet Kenan KAYA

 

Ocak 2004 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04
05 06 07 08 09 10 11
12 13 14 15 16 17 18
19 20 21 22 23 24 25
26 27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Forum

Türkiye'nin tek Bina Eleştirisi forumunda görüşlerinizi profesyoneller ve son kullanıcılar ile paylaşabilir, beğendiğiniz ya da beğenmediğiniz bir bina hakkında kullanıcıların fikirlerini alabilirsiniz.

Foruma gözat

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz