|
Atık
cenneti
İskenderun Limanı'ndaki 'hayalet gemi'nin sulara gömülmesiyle çevre
felaketlerine olan duyarsızlığımız bir kez daha kanıtlandı.
Çevreci örgütler başta Greenpeace olmak üzere aylardır İskenderun
Limanı'nı tehdit eden 'MV Ulla' adlı geminin 'batacağı' konusunda Çevre
Bakanlığı'nı uyarıyor. İspanya'dan taşınan termik santral küllerinin
denize karışması halinde 'krom VI' denilen toksik maddenin çevreye vereceği
zarar anlatılıyor. Bilirkişi raporlarında 2200 ton atığın ölümcül
etkilerinden söz ediliyor.
Ancak ilgililerin uyanması için, geminin batması gerekiyor!
Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, iş işten geçtikten sonra, 'Tam İspanya'ya
gidecekken bu gemi neden batıyor, sabotaj ihtimali olabilir mi?' diye soruyor.
Aslında bu soruyu öncelikle zarar görenlerin sorması, 'hükümet
edenler'in de çürümeye terk edilen geminin her an batabileceği ihtimalini gözeterek
önlem alması gerekirdi.
Kendi kıyılarımızı kirletmemiz yetmiyormuş gibi başka ülkelerin 'atık
cenneti' haline geldik! Yıllar önce Karadeniz sahillerine vuran 'zehirli
variller' nedeniyle oluşan duyarlılık kayboldu. İskenderun Limanı'nda 4 yıldır
kaderine terk edilen geminin batabileceğini öngörmemek, ihmalin ötesinde
cinayettir.
Akdeniz'in, Karadeniz'in çöplüğü oluyoruz!
Dün Greenpeace Toksik Maddeler Sorumlusu Banu Dökmecibaşı'yla konuştuk.
Dalgıçların henüz gelmediğini söyledi ve geminin ambarındaki zehirli atığın
suya karışması tehlikesi konusunda Ankara'yı uyardı.
Greenpeace örgütü, Çevre Bakanlığı'nın istemesi halinde 'su altı
ekipleri'yle yardıma hazır olduklarını açıkladı. Bu çağrı gibi 'Gemi
batacak' uyarılarına da kulak tıkanmıştı. Oysa Greenpeace, İspanyol
gemisi İskenderun'a geldiği andan itibaren yapılan bir 'ihbar'ı değerlendirip
zehirli maddenin varlığından kamuoyunu haberdar etmiş, uyarı eylemleri yapmıştı.
Çevreci hareketler, Türkiye'de nedense 'marjinal' bulunup önemsenmediği için,
Greenpeace eylemleri karşısında gereken duyarlılık gösterilmedi. Uzayan
davalar ve hacizler sonucu, 'hayalet gemi'nin İskenderun Limanı'nda sulara gömülmesi
beklendi. Oysa gemi karaya çekilebilir ve atık maddenin denize karışması önlenebilirdi.
Batan geminin zehri İskenderun sularını kirlettikten, çevre ve insan sağlığını,
av mevsimi başında balıkçıların geçimini zora soktuktan sonra İspanyollar
gemiyi alacaktı demek ya da 'tazminat' istemek neye yarar?
'Cezayir kadar olamadık!' diye hayıflanmayalım.
Yatağan'da zehir soluyan insanlarımızı koruyamayan, Bergama'da siyanürlü
altını çıkarmaya çalışan, İskenderun'daki atık yüklü gemiyi batana
kadar seyreden bizleriz.
Çünkü ülkemizde çıkar ilişkileri; çevre, insan ve sağlığa verilen
değerden önce geliyor!
Milliyet - Derya Sazak
|