reklam

09 Eylül 2004 Perşembe
Ana Sayfa > Haberler

Atık cenneti

İskenderun Limanı'ndaki 'hayalet gemi'nin sulara gömülmesiyle çevre felaketlerine olan duyarsızlığımız bir kez daha kanıtlandı.

Çevreci örgütler başta Greenpeace olmak üzere aylardır İskenderun Limanı'nı tehdit eden 'MV Ulla' adlı geminin 'batacağı' konusunda Çevre Bakanlığı'nı uyarıyor. İspanya'dan taşınan termik santral küllerinin denize karışması halinde 'krom VI' denilen toksik maddenin çevreye vereceği zarar anlatılıyor. Bilirkişi raporlarında 2200 ton atığın ölümcül etkilerinden söz ediliyor.

Ancak ilgililerin uyanması için, geminin batması gerekiyor!

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, iş işten geçtikten sonra, 'Tam İspanya'ya gidecekken bu gemi neden batıyor, sabotaj ihtimali olabilir mi?' diye soruyor.

Aslında bu soruyu öncelikle zarar görenlerin sorması, 'hükümet edenler'in de çürümeye terk edilen geminin her an batabileceği ihtimalini gözeterek önlem alması gerekirdi.

Kendi kıyılarımızı kirletmemiz yetmiyormuş gibi başka ülkelerin 'atık cenneti' haline geldik! Yıllar önce Karadeniz sahillerine vuran 'zehirli variller' nedeniyle oluşan duyarlılık kayboldu. İskenderun Limanı'nda 4 yıldır kaderine terk edilen geminin batabileceğini öngörmemek, ihmalin ötesinde cinayettir.

Akdeniz'in, Karadeniz'in çöplüğü oluyoruz!

Dün Greenpeace Toksik Maddeler Sorumlusu Banu Dökmecibaşı'yla konuştuk. Dalgıçların henüz gelmediğini söyledi ve geminin ambarındaki zehirli atığın suya karışması tehlikesi konusunda Ankara'yı uyardı.

Greenpeace örgütü, Çevre Bakanlığı'nın istemesi halinde 'su altı ekipleri'yle yardıma hazır olduklarını açıkladı. Bu çağrı gibi 'Gemi batacak' uyarılarına da kulak tıkanmıştı. Oysa Greenpeace, İspanyol gemisi İskenderun'a geldiği andan itibaren yapılan bir 'ihbar'ı değerlendirip zehirli maddenin varlığından kamuoyunu haberdar etmiş, uyarı eylemleri yapmıştı.

Çevreci hareketler, Türkiye'de nedense 'marjinal' bulunup önemsenmediği için, Greenpeace eylemleri karşısında gereken duyarlılık gösterilmedi. Uzayan davalar ve hacizler sonucu, 'hayalet gemi'nin İskenderun Limanı'nda sulara gömülmesi beklendi. Oysa gemi karaya çekilebilir ve atık maddenin denize karışması önlenebilirdi.

Batan geminin zehri İskenderun sularını kirlettikten, çevre ve insan sağlığını, av mevsimi başında balıkçıların geçimini zora soktuktan sonra İspanyollar gemiyi alacaktı demek ya da 'tazminat' istemek neye yarar?

'Cezayir kadar olamadık!' diye hayıflanmayalım.

Yatağan'da zehir soluyan insanlarımızı koruyamayan, Bergama'da siyanürlü altını çıkarmaya çalışan, İskenderun'daki atık yüklü gemiyi batana kadar seyreden bizleriz.

Çünkü ülkemizde çıkar ilişkileri; çevre, insan ve sağlığa verilen değerden önce geliyor!
Milliyet - Derya Sazak

 

Eylül 2004 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05
06 07 08 09 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30
diğer aylar için tıklayın

ARKIMEET

ARKIMEET Konferans Serisinin davetlisi olarak,  Matthias Sauerbruch
5 Ekim 2004 günü saat 19:00'da Askeri Müze Kültür Sitesi Büyük Konferans Salonu'nda konferans verecek.

Davetiye için tıklayın.

 

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz