reklam

16 Aralık 2004 Perşembe
Ana Sayfa > Haberler

Tarihi kentler Gaziantep'teydi...

Kültürel mirasın korunmasında yerel yönetimleri harekete geçiren Tarihi Kentler Birliği'nin (TKB) 4 - 5 Aralık 2004 günlerindeki ''Gaziantep Buluşması'' bu sözlerle açıldı. Birlik Başkanı ve Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki , aynı sözünden ne demek istediğini de özetle şöyle açıklıyordu;

''- Çünkü, geçmişte üretilenler geleceğin tasarlanmasına da ilham verecek; kimliğimizi yaşatarak gelişmemizi sağlayacak... Biz de Kayseri'de artık bunu rehber alıyoruz; şimdiye kadar kaybettiklerimizin belediyelerde aynı bilincin eksikliğinden kaynaklandığına inanıyoruz...''

Özhaseki'nin ardından söz alanlar da bu değerlendirmeye katıldılar. Gaziantep'in tarihsel kent merkezindeki Şahinbey Belediye Başkanı Ömer Can , özellikle Avrupa kentlerinde geçmişin nasıl korunduğunu her gördüğünde ''utancından ezildiğini'' söyleyerek dedi ki; ''Bizde de bu hassasiyet olsaydı, kentlerimiz çok daha güzel eski dokularıyla dünyanın hayranlığını kazanırdı...''

Buluşmanın ev sahibi, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Asım Güzelbey ise aynı ''pişmanlığı'' şöyle dile getiriyordu;

''- Kurtuluş Savaşımızda ülkeyi kurtaran Gaziantep, son yıllarda da ekonomik kurtuluşumuz için savaş veriyor. GAP Bölgesi ekonomisinin % 40'ını sağlayarak 4 organize sanayi bölgesiyle ulusal ihracatın % 10'unu gerçekleştiriyor... Ancak, bu başarıya ne yazık ki tarihini yaşatmayı da ekleyemedi....''

Peki, 120 ülkeye ihracat yapılan, nüfusu 1 milyonu bulan ve 100 bini aşkın işçiyi istihdam eden fabrikalarıyla sermaye birikimi giderek yükselen Gaziantep, bu ekonomik gücünden ''tarihi kentin yaşatılması'' na da neden pay ayırmadı?

Örneğin, Gaziantep Valisi M. Lütfullah Bilgin 'in belirttiğine göre, kentteki 624 adet tescilli eski eser yapı arasında ''sivil mimarlık örneklerini'' oluşturan 528 eski ''Gaziantep Evi'' nden birçoğu artık ''yok'' lar... Ayakta olanlar arasında ise restore edilenler çok az ve geri kalanlar da ya ''metruk'' lar ya da çok bakımsız ve harap durumda kullanılıyorlar.

İşte böylesine ''zor durumdaki'' mirasın, onca ekonomik gelişmeye rağmen neden hâlâ ''kurtarılmadığı'' nı da toplantıya katılan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener şöyle yorumluyordu: ''Benim çocukluğum Sıvas'taki Selçuklu eserlerinin bulunduğu İstasyon Caddesi'nde geçti. Tarihin içinde oynayıp büyüdüğüm için bu eserlere karşı bağlılığım süregelmiştir. Şimdi eski dokular yok olunca, yeni kuşaklar geçmişi bilmeden yetişiyorlar ve önemini de kavrayamıyorlar. Tarihi çevreyi, bu bilinci yeniden elde etmek iç in de korumalıyız...''

Önce 'ulusal' kaynak
TKB'nin bu değerlendirmelerle başlayan Gaziantep Buluşması'ndaki ana tema; ''Tarihi Miras İçin Avrupa Fonlarından Yararlanma'' olarak belirlenmişti. Mehmet Özhaseki'nin aynı başlıkla yönettiği paneldeki konuşmacılar ise yıllardır dış kredilerin kullanılmasını yöneten deneyimli bürokratlardı.

Kültürel zenginliklerin yaşatılmasında, en değerli katkıyı hiç kuşkusuz öncelikle ''ulusal'' kaynaklar sağlıyor. Çünkü, hem ''yerel sahiplenme ve duyarlılık'' yükseliyor hem de eldeki tüm kaynaklar için ''önceliklerin'' belirlenmesinde ''kimlikli gelişmeye'' verilmesi gereken değer yaygınlaşıyor...

Avrupa fonlarının kullanımındaki temel ilke de öncelikle işte bu anlayışa dayanarak ''ulusal katkı'' koşulunu öne çıkarıyor. Yani, ''kendi mirasına kendi olanaklarıyla da sahip çıkma çabası ve kararlılığı içinde olmayanlara'' yardım etmek yok...

Böylesi bir ilkenin, aslında ''ulusal onur'' olarak da önemli olduğunu belirten uzman konuşmacılar, tarihsel mirası korumak için Avrupa fonlarından yararlanma konusundaki diğer bir önemli koşulun da ''proje üretebilmek'' olduğunu belirttiler.

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Avrupa Birliği'ni İzleme ve Değerlendirme Daire Başkanı Mehmet Çırak , dünyadaki değişik uluslararası yardım fonlarında toplam ''2 trilyon USD'' kaynak bulunduğunu ve bunların sadece ''doğru üretilmiş, gerçekçi ve ikna edici proje'' beklediklerini söyleyerek şundan yakındı: ''Bizde ise durmadan toplantılar yapılıyor, ancak proje hazırlanmıyor. Tüm zamanlarımızı hep ve sürekli konuşmaya ayırıyoruz, uygulamaya değil...''

Paneldeki diğer uzman konuşmacı Gökhan Menteş de ''GAP Kültürel Miras Geliştirme Projesi'' ni yönetirken yaşadıkları deneyimlere bağlı olarak benzer bir yakınmayı şöyle dile getirdi: ''AB'den yardım talep etmek için gerekli proje hazırlama teknikleri için kurslar bile düzenlemeye başladık. Ancak, hâlâ yeterli üretim yok...''

Bu değerlendirmelerde yeniden anımsatılan bir gerçek de AB fonlarında aslında ''Türkiye'nin de katkısı'' olduğuydu. Yani, yardım beklenen kaynaklar, ülkemizin de ödediği paylardan oluşuyor. Ne var ki ''işyerine laf üretme'' yi hâlâ çok sevdiğimiz için kendi paramızın da başka ülkelerdeki kültürel mirasın kurtarılmasına yaramasını yıllardır seyrediyoruz. Örneğin, bizim gibi ''aday ülke'' olan komşumuz Bulgaristan bile tarihi kentlerindeki hemen tüm yaşatma projelerini artık hep AB fonlarıyla gerçekleştiriyor; tabii ''ulusal katkılarını'' da sürdürerek...

Tantan da katıldı
TKB'nin Gaziantep Buluşması, Prof. Dr. Metin Sözen 'in yönettiği ve ''Yerel Kültürümüzün Evrenselleşmesi'' temasıyla gerçekleşen ''Belediye Başkanları Forumu'' ile devam etti.

Buluşmanın aynı zamanda ''onur konuğu'' olan, TKB'nin kuruluşundaki destekleri unutulamayan, eski İçişleri Bakanı Sadettin Tantan da forumda bir konuşma yaparak dedi ki; ''Ben hem belediye başkanlığı, hem bakanlık yaptım. Fatih'te belediye olarak tarihe önce biz sahip çıkmasaydık, ne hükümet destek verirdi ne de AB'den para alınabilirdi...''

ÇEKÜL Başkanvekili Mithat Kırayoğlu 'nun konuyla ilgili genel sunuşunu izleyen konuşmalarda ise hemen tüm belediye başkanları da ''tarihin kurtarılması için yerel çabaların başladığını, ancak devletin daha etkin desteklemesi gerektiğini'' vurguladılar; ancak bu desteğin sadece parasal anlamda değil, daha da temelde ''genel imar, kent, çevre ve yatırım politikaları'' nda da gösterilmesi gerektiği maalesef yeterince dile getirilmedi.

Nitekim ertesi gün, örneğin herkes Zeugma'yı gezmeye giderken hükümetin ''SİT alanlarında arazi tahsis edilen otellere aynı arazileri satma'' genelgesi belediyelere de ulaşıyor; böylece kültürel ve doğal mirası koruma yerine pazarlama politikasında daha da geri bir uygulamanın önü açılıyordu...
Cumhuriyet - Oktay Ekinci 

 

Aralık 2004 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05
06 07 08 09 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Mimarlık ve tasarım dünyası ile ilgili genel tartışma konuları Mimarlık forumunda

Arkitera.com/forum

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz