|
İzmir'in atar damarı
kapanmasın
İzmir'de Ziraat Bankası ve PTT Genel
Müdürlüğü'nün, Büyükşehir Belediyesi'ne karşı açtığı davalar sonucu Kordon ve
Konak'taki 3 değişik yerdeki yeşil alan düzenlemelerinin sökülmesinin ardından,
Sümerbank binasının yanındaki yeşil alan ile Konak Pier'in önünden geçen ve
kentin ana arterlerinden biri olan anayolun asfaltının söküleceği ortaya çıktı.
İzmir için 'atar damar' niteliği taşıyan yolun asfaltının sökülmesi ve ulaşıma
kapanması, kent trafiğine büyük darbe vuracak. Büyükşehir Belediyesi, yolu
ulaşıma kapatmamak için uzlaşma arayışına girdi.
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz
Kocaoğlu, dava açan Ziraat Bankası ve PTT Genel Müdürlüğü'ne çözüm önerileri
sunduklarını, eğer kamu yararına bir anlaşma veya uzlaşma olmazsa, kaçınılmaz
olarak Konak'taki anayolu kapatmak durumunda kalacaklarını söyledi.
İzmir'in merkezinde bulunan ve halkın
yoğun olarak kullandığı üç parsel üzerindeki mevcut kentsel fonksiyonların iptal
işlemlerini sürdürdüklerini anlatan Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu,
söz konusu parsellerin mülkiyetlerinin, kamu kurumları olan Ziraat Bankası ve
PTT'ye ait olduğunu hatırlattı.
Yer teslimi yapılacak
Uzun yıllardır İzmirlilerin kullanımına tahsis edilmiş olan bu alanların, kentin
prestij bölgesinde oldukları ve mezbele halinde bırakılamayacakları için
Büyükşehir Belediyesi tarafından, İzmirlilerin kamusal kullanımına elverişle
şekilde düzenlendiklerini kaydeden Kocaoğlu, şöyle dedi:
'Üzerlerinde kamusal amaçlı bir
kullanımdan başka, herhangi bir ticari yapı veya başka bir uygulama yok. Hal
böyleyken, mülkiyetin sahibi olan kurumlar tarafından belediyemiz aleyhine,
hiçbir uzlaşma ve görüşme teklif edilmeden 'kamulaştırmadan el koyma' davası
açıldı. Bunu niye şimdi yaptıklarını bilemiyoruz. Biz ya yerin teslimini
yapacağız, ya da bizden istenen kamulaştırma bedelini ödeyeceğiz. Söz konusu
davalar sonunda İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ödemekle karşı karşıya kalacağı
toplam tutar 30 trilyon liraya ulaşmakta. İzmirlilerin hizmetinde kullanılacak
olan bu büyük meblağ, kentin geleceğini çok yakından belirleyecek yatırımları
sürdürdüğümüz şu günlerde ödeyebileceğimiz sınırların çok üzerinde. Ayrıca, bur
kamu kurumu olan Büyükşehir Belediyesi'nin kamunun parasını bir başka kamu
kurumuna aktarma lüksü de yok. Biz de belediyemizin hukuk karşısında zor durumda
kalmaması için yer teslimi yapmaya karar verdik.'
Anayol kapanacak
Açılan davaların dayanağı olan hukuksal zorunlulukların da meydanda olduğuna
dikkat çeken Kocaoğlu, 'kamulaştırmadan el koyma' davasının gereğinin
'parsellerin üzerindeki uygulamaların sökülerek terk edilmesi' işleminin
yapılması olduğunu bildirdi. Bu yapılmadığı takdirde, Büyükşehir Belediyesi'nin
söz konusu parselleri hukuken terk etmiş sayılmadığını kaydeden Kocaoğlu, 'Ancak
tartışmaya konu olan parsellerden birisi üzerinden yani Konak Pier önünden
kentimizin ana arterlerinden birisi geçiyor. Şehrin sahil hattındaki tek ulaşım
olanağı olan yol da aynı dava nedeniyle kapatılmak ve mülkiyet sahibi kuruma
terk edilmek zorunda. Bunu yapmadığımız zaman, hukuk gereği davacı kurumun
mülkünü terk etmiş sayılmıyoruz. Eğer kamu yararına bir anlaşma veya uzlaşma
zolmazsa, kaçınılmaz olarak yolu da kapatmak zorunda kalacağımız açık. Anayol
için elimizden geleni yapacağız. Biz belediye olarak hem kişi ve kurumlara
karşı, hem de hizmetle sorumluyuz. İzmir halkının geleceğini korumakla da
görevliyiz. Bütün bu görevleri dengede tutarak yürütmeye çalışıyoruz' diye
konuştu.
İnatlaşma yok
Kurumlar arasında inatlaşmanın söz konusu olmadığını vurgulayan Kocaoğlu, 'Bir
konu etrafında kişiler görüşür ve çıkmaza girerlerse inatlaşma olur. Bize bir
görüşme ve uzlaşma zemini yarıtılmadı. Ne bir inatlaşma ne de uzlaşma söz konusu
değil. Belediye olarak kamu yararına olduğunu düşündüğümüz pekçok binanın
devreni yaptık. İzmir belediyeleri bu konuda bonkör davrandı. 3 kamu niteliği
olan kurum çerçevesinde değerlendirdiğimizde, bu konunun yargıdan önce bize
iletilmemesi üzerine uzlaşmadan söz edilemez. Bütün bunlar uzlaşma ve
iddialaşmada bizim taraf olmadığımızı gösterir' dedi.
Belediye ve Zirrat Bankası arasında
şimdi yaşanan sorunun konusu olan parselle ilgili olarak 1989 yılından
başlayarak çeşitli görüşmelerin yapıldığına değinen Kocaoğlu, bu görüşmelerle
belli bir aşamaya gelendiğini, ancak sonuç alınmadan kesildiğini kaydetti.
Ziraat Bankası'nın davayı sürdürmek yerine, uzlaşmacı bir tutum sergilerse
İzmirlileri mağdur etmeden çözüm üretmenin mümkün olduğunu ifade eden Kocaoğlu,
cevap beklediklerini söyledi.
Akşam - Sezen Özsavrangil |