|
Mimarların Kocaeli
bildirgesi
Temmuz ayında İstanbul'da gerçekleşecek
Dünya Mimarlar Kongresi için artık gün sayılıyor... Mimarlar Odası'nın ev sahibi
olacağı bu uluslararası buluşmaya hazırlık için ''ulusal sorunların'' saptandığı
Türkiye Kongreleri'nde de sona yaklaşılıyor...
Geçen yılın haziran ayında Konya'da
başlanan ve izleyen aylarda Trabzon, İzmir, Diyarbakır/Mardin ve
Adana/Antakya'da devam eden bu kongreler dizisinin altıncısı 15-16 Nisan 2005
günlerinde Kocaeli'nde yapıldı. İstanbul'daki dünya zirvesinden önce Ankara'da
gerçekleşecek 7. kongre ise 28-29 Mayıs 2005'te...
Vapurda panel/forum
Mimarlar Odası'nın Kocaeli, Bursa ve Eskişehir şubelerinin evsahibi oldukları 6.
kongrede 'Sanayi Kentinde Çevre ve Mimarlık' teması ele alındı... Kültür ve
Turizm Bakanlığı'yla birlikte Kocaeli Valiliği; Kocaeli ve Eskişehir Büyükşehir
Belediyeleri ile Kocaeli Sanayi Odası'nın destekleri, VASCO Turizm ve MAVİ
KALE'nin sponsorluk katkılarıyla gerçekleşen kongrenin ilk gün oturumları Grand
Yükseliş Otel Toplantı Salonu'nda yapıldı.
Uzmanlarla birlikte Mimarlar Odası şube
başkanlarının da 3 kenti irdelemelerinin ardından, Türkiye kongrelerindeki genel
tema olan 'kentler ve mimarlık' konusunu Uluslararası Mimarlar Birliği Konsey
Üyesi Louise Cox sundu. Avustralyalı mimar Cox, 1999 depremi ile Güney Asya'daki
tsunami felaketiyle bağlantı kurduğu konuşmasında; ''mimarlığın gereklerini
yerine getirmenin, aynı zamanda felaketlere de hazırlıklı olmayı içerdiğini''
dünyadan örneklerle anımsattı.
İkinci gündeki panel- forum ise Kocaeli
Büyükşehir Belediyesi'ne ait 'Atatürk Vapuru' nda Körfez'deki sanayi-yerleşme
ilişkileri gözlemlenerek gerçekleştirildi. Vapurdaki panele, Kocaeli'nin önceki
valilerinden; Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu da katıldı...
Sanayi 'çözüm'ü de üretmeli
1990'lı yıllardaki Kocaeli valiliği sırasında Nehrozoğlu tarafından söylenen
''Kentlerimiz büyüdükçe küçülüyor'' deyişi, kongredeki genel kaygıların da
özetiydi. Kentler yaygınlaşırken, eski dokunun azalmasıyla yaşanan kimlik
kaybının ''büyürken küçülme'' şeklinde betimlemesi, Türkiye'ye özgü bir gözlemin
sonucuydu.
Çünkü Türkiye'de 'sanayileşme' denince,
akla kalkınma yerine 'çevre sorunları' ve 'sağlıksız kentleşme' nin gelmesindeki
temel nedenler 'planlamadan ve mimarlıktan uzaklaşmak' ...
Oysa, dünyadaki sanayileşme sürecinde
yaşanan 'kentsel nüfus ve yapı yığılmaları' planlama disiplinini yaratmıştı.
Kente göç edenlere barınma olanakları sağlamak ve fabrikaların yerlerini
belirlemek üzere, mimarlığın ve planlamanın özel bir önem kazandığı bu süreç,
aynı zamanda 'demokratikleşme' yle birlikte 'bilimsel düşünce' yi de
geliştirmişti...
Ülkemizde de 1950'lere kadar benzer
süreç gözlense bile, özellikle son 40 yıl içindeki sanayileşme ile kent
ilişkilerinde 'tam tersi' sonuçlar yaşanıyor. Göçle birlikte planlamanın 'önemi'
ve 'gerekliliği' daha da artmasına rağmen, 'yatırımları teşvik' adına imar
disiplininden vazgeçiliyor. Nüfus artışının barınma gereksinmeleri için de
'mimarlıktan yararlanmak' yerine, 'gecekonduların apartmanlaşmaları' na destek
veriliyor...
İşte tüm bu sorunlar karşısında, sanayi
toplumunun davranış biçiminin de bilgi, teknoloji ve üretim desteğiyle 'çözüm
üretmek' olması gerekirken, 'çözümsüzlüğü meşrulaştırmak' yönündeki popülist
politikalar artarak sürüyor.
Bu saptamaların ışığında derlenen
'Kocaeli Kongresi Sonuç Bildirgesi' nde özetle şu vurgulamalar yer alıyor:
Kocaeli 'metropolü'...
Son yasalarla büyükşehir belediye sınırları il sınırlarına kadar
yaygınlaştırılan Kocaeli, ülkemizin İstanbul'dan sonraki 'metropol' kavramına
uyan ikinci idari bölgesini oluşturuyor. Özellikle İzmit Körfezi'ni çevreleyen
yerleşmelerin, kıyı kuşağındaki sanayi bölgelerine olan bağımlılıkları, mimarlık
ve kent ilişkisinde ekonomik öncelikleri belirleyici kılıyor...
Bu durumun yarattığı sorunları giderme
yönünde bazı 'radikal müdahaleler' gerektiği belirtilen bildirgede şu önerilere
de yer veriliyor:
İzmit 'Kıyı'sına Kavuşmalı : Kentin
denizle olan ilişkisini engelleyen E 5 (D100) Karayolu ile demiryolunun
yeraltına alınarak yaşamın denizle buluşması sağlanmalı...
İzmit 'Tarih'ine Kavuşmalı : 1990
yılında valilikçe başlatılan 'Kapanca Sokak ve çevresi' ndeki eski mimari dokuyu
'yaşatarak koruma' projesi yeniden canlandırılmalı...
Eskişehir'de 'kimlikli büyüme'
Cumhuriyet döneminde yurt düzeyinde planlı ve dengeli sanayileşmenin örnek kenti
olarak gelişen Eskişehir'de, kentsel ve çevresel değerlerin de gözetildiği
'bütüncül planlama' anlayışı zamanla terk edildi...
Bunun yarattığı sorunları gidermeye
yönelik bir gelişme planlamasının başlıca öncelikleri ise bildirgede şöyle
belirlendi:
Geçmişle Bugünün Buluşması : Kentin
Odunpazarı bölgesindeki eski ve özgün dokunun korunması çabaları ile diğer
bölgelerdeki 'kentsel tasarım' ve 'kültürel çevre düzenlemeleri' arasında uyumlu
bir süreklilik sağlanmalı..
Nefes Alma Alanları : Boşaltıldıktan
sonra kent ortasında geniş bir 'tanımsız alan' olarak kalan 'eski sanayi
bölgesi' , toplumsal yaşamla bütünleşen bir rekreasyon alanı olarak
değerlendirilmeli...
Bursa'da 'tarih'in beklentisi:
Bursa'nın ise hem bir tarih kenti hem de sanayi kenti olarak kültür ve çevre
değerlerini gözeten bir çağdaşlığı hedeflemesi ve 2000'li yıllarda üretilen
'Bursa 2020 Çevre Düzeni Planı 'na sahip çıkılması anımsatılan bildirgede şu
vurgulamalar var:
Ovayı Kurtarmaya Öncelik : Türkiye'nin
en bereketli topraklarını barındıran Bursa Ovası'nda çevreye duyarsız
müdahaleler durdurulmalı, tahribat yaratan yapılaşmalar giderilmeli. Sakıncalı
bir güzergâhla geçmekte olan 'yeni çevre yolu' nun yapı saçaklanmalarına neden
olmaması yönünde kesin önlemler alınmalı. Nilüfer Deresi'nin kurtarılmasını
sağlayacak 'arıtma tesisleri' de bir an önce tamamlanmalı...
'Yaşanabilir' Kent Merkezi : Bursa'nın
ve ülkemizin sanayi mirası niteliğindeki Merinos fabrika alanı, kent içinde
geçmişle bağ kurulan bir rekreasyon alanı olarak yaşama katılmalı... 'Kentin
içinde kalan' ve çevreyi kirleten tesisler de bir an önce uygun yerlere
taşınmalı...
Cumhuriyet - Oktay Ekinci |