reklam

06 Haziran 2005 Pazartesi
Ana Sayfa > Haberler

Dünyanın 45 şehrinde onların mobilyaları satılıyor

Bir baba oğul. İkisi de tasarımcı. İkisi de yaratıcı. İkisi de başarılı. Aziz Sarıyer (55) ve Derin Sarıyer (33) 1999’dan beri dünyanın dört bir yanına mobilya ihraç ediyor. Yalın tarzlarıyla fark yaratıyorlar.

Aziz Sarıyer oğlunun ismini taşıyan markanın temellerini 1971’de attı. Her zaman Albert Einstein’ın şu sözüne inandı: ‘Hayal gücü bilgiden önemlidir. Bilgi sınırlıdır, hayal gücü dünyayı kuşatır.’ Bu konuda eğitim almamış olmasına rağmen tasarım tarihine giren işler yaptı. Bugün Derin Design dışında Moroso, Zeritalia, Cappellini gibi markalar için de çalışıyor. Aziz ve Derin Sarıyer koleksiyonlarını oluştururken her seferinde duvara yeni bir tuğla koymaya çabalıyorlar.

Aziz Sarıyer içindeki meslek aşkını açığa çıkardığında daha üç yaşındaymış. Yaşıtları top, araba gibi oyuncaklara heves ederken o babasından kesici bir alet istemiş: ‘İstediğim şeyin adını da bilmiyordum. Babamı her gördüğümde elimle kesme işareti yapardım. Derdimi bir yılda anlatabildim. Dördüncü yaş günümde hayallerimdeki oyuncağı, minyatür marangoz setini aldılar.’ O yıllarda çocuklar için yapılan minyatür setlerin plastikten olduğunu zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Aziz Sarıyer’in minik testeresi oldukça işe yarıyormuş: ‘Bir kaç yıl içinde odamdaki eşyaların tamamını kesip, yenilerini yapmıştım. Yataktan tutun da sehpaya kadar.’

Profesyonel anlamda mobilya camiasına babası sayesinde girmiş Aziz Sarıyer. Subay baba emekli olunca bir mobilya mağazası açmış. ‘Talaşı ilk defa o yıllarda yuttum. Liseye gidiyordum ve hafta sonları babamla birlikte mal aldığımız imalathaneleri geziyordum.’ Liseyi bitirir bitirmez Kadıköy’de kendi tasarımlarını satacağı bir mağaza açmış (1971). Adını da Derin koymuş.

‘Daha 19 yaşındaydım. Tasarım eğitimi almadan dükkanı açtım. Evlenmiştim, çalışmam gerekiyordu. Hayatımı kazanmak zorundaydım. Bir adam denizin üzerinden yürüyormuş. Deniz kıyısındaki insanlar şaşkınlıkla sormuş: ‘Sen ne yaptığının farkında mısın? Denizin üzerinde yürüyorsun!’ Adam cevaplamış: ‘Başka türlüsünü yapmayı bilmiyorum ki!’ Benim de alternatifim yoktu. Mobilya yapmaktan başka bir şey bilmiyordum.’

Evimize yeni mobilyalar gelince merak sardım
O yıllarda Türkiye’deki bütün mobilyacılarda varaklı, gösterişli mobilyalar satılırken o farklı bir çizgiyi benimsemiş. Dünyada yeni yeni sivrilen çağdaş tasarımların ilk örneklerini Aziz Sarıyer’in mağazasında görmüş insanlar. ‘Çam ağacından mobilyalar yapıyordum. Aynen bugünün ünlü markalarının, Habitat’ın veya Ikea’nın yaptığı gibi. Çok artistik oluyordu. Mobilyaları pirinç ve bakır gibi aksesuvarlarla süslüyordum. Keten basma kumaşlarla kaplıyordum. Sanat camiası yaptıklarımdan etkileniyordu.’

Aziz Sarıyer’in oğlu Derin Sarıyer ise babasının işine 13 yaşındayken merak sarmış: ‘O dönemde dünyada Menfis isimli meşhur bir firma var. Bir tasarım markası. Daha doğrusu tasarım ve sanatın arasındaki ince çizgideler. Yaptığı ürünler o güne kadar yapılan her şeye başkaldırı niteliğinde. Mesela o yıllarda laminat kullanmak ucuzluk göstergesiyken onlar laminatı renkli ve postmodern bir şekilde kullandılar. Babamda çok fazla ticari kaygı da gütmeden Menfis’in temsilciliğini aldı. Satar mı satmaz mı hesabı yapmadı. Bizim evimizde de o mobilyalar yer almaya başladı. Mobilyaların eve ilk geldiği gün babamın mesleğiyle ilgilenmeye başladım. Çünkü koltuklar çok ilginçti. Yeni mobilyalarımızı sınıf arkadaşlarım da çok beğenmişti. Herkes, sizin ev bizimkinden farklı diyordu bu da benim çok hoşuma gidiyordu. Liseyi bitirince İtalya’ya gidip dil öğrendim. Orada mobilya tasarımına daha çok ısındım. Dönünce Bilkent Üniversitesi İç Mimari Bölümü’ne girdim. Babamdan aldığım eğitimi pekiştirdim.’

Sadelik birinci şart fark yaratmak ikinci
Derin Sarıyer okuldan mezun olduğu zaman Derin markasını yenilemek üzere kolları sıvamış. Tüm tasarımları bir çerçeve içinde toplamış, markanın kimliğini net bir şekilde belirlemiş. Bazı serbest tasarımcılara Derin için tasarım yaptırmış. Bunlara Aziz-Derin Sarıyer tasarımlarını ekleyerek bir çekirdek koleksiyon hazırlamış. Bu koleksiyonla yurtdışı fuarlara katılmış ve ihracat başlamış (1999)‘O tarihten sonra yurtdışına ağırlık verdik. Her yıl Milano, New York, Paris, Londra ve Köln fuarlarına katılıyoruz. Çekirdek koleksiyonumuzda şu anda 150 parça ürün var. Her sene 15-20 parça yeni ürün ekleniyor. 12 ülkede, 45 şehirde satıyoruz. Şu anda Amerika’nın 12 şehrinde varız.’

Derin markası, çalıştığı serbest tasarımcıları seçerken ince eleyip sık dokuyor. Kıstaslarını Derin Sarıyer anlatıyor: ‘Bizimle çalışan tasarımcıların Derin’in ruhuna hitap etmesi gerekiyor. Belli bir uyum içinde olmalıyız. Derin tasarımları olabildiğince sadedir. Bu birinci şart. İkincisi ise fark yaratmalıyız. Bugüne kadar tasarım tarihine giren bir sürü çalışma yapıldı. Bu tasarımların her biri birer tuğla oldular ve birlikte yüksek bir duvar ördüler. Biz koleksiyona giren tasarımların bu yapıya yeni tuğlalar eklemesine dikkat ediyoruz.’

Şimdiye kadar Tanju Özergin, Defne Koz, Ayşe Birsel, Bülent Özden, Arif Özden gibi önemli tasarımcılar Derin koleksiyonuna katkıda bulundu. Yalnızca Türk tasarımcılarla işbirliği yapmak bilinçli bir tercih mi diye soruyoruz. Aziz Sarıyer ‘Başlangıçta böyle bir amacımız yoktu açıkçası’ diye cevap veriyor. ‘Ama öyle bir noktaya geldik ki özellikle yabancı basın bizden bahsederken Türk tasarımcılarla çalışıyor olmamıza vurgu yapar oldu. Biz de sevdik bu misyonu, sanıyorum bundan sonra böyle gider.’

Gelecekte nasıl mekanlarda yaşanacak?
Bir konteyner projem var, sacdan olması şart değil bir kabuk olsun yeter Aziz Sarıyer İnsan ruhunun ana karnında, plasenta içinde çok mutlu olduğunu tüm bilim adamları söylüyor. Hepimiz dar ve bedenimizi kavrayan ortamlardan geliyoruz. Eflatun der ki: ‘Mutluluk çok şeye sahip olmak değil, az şeye ihtiyaç duymaktan geçer.’ Bu yüzden ben hayatımızı olabildiğince sadeleştirmekten yanayım. İnsanlar küçük, basit ve dar mekanlarda daha mutlu olabilirler. Benim bu düşünceye paralel olarak bir konteyner projem var. Bundan böyle hayatımı bir konteynerde devam ettirebilirim. Deprem ve benzeri afetlere karşı da emniyetli. Sacdan yapılması şart değil. Bir kabuk olsun ve ben o kabuğun içinde her türlü ihtiyacımı karşılayayım yeter.

Derin Sarıyer Gelecekte birçok fonksiyonun birbirine entegre olduğu ürünler ortaya çıkacak. Aynı zamanda koltuk, aynı zamanda yatak, aynı zamanda sehpa... Teknoloji o kadar fazla hayatımıza girdi ki. Bilgisayarların hepsi oturma gruplarına dahil olacak. Kompakt yaşamlar ortaya çıkacak. Dünyadaki metrekareler küçülüyor daha da küçülecek.

Babanın tasarımları oyunlu oğlununkiler dingin
Derin markasının yurtdışı macerası başladıktan sonra Aziz Sarıyer’in tasarımları dünyaca ünlü markalar tarafından keşfedildi. Artık o 5 yıldır Capellini, Moroso, Zeritalia gibi markalar için tasarım yapıyor. ‘Ben serbest tasarımcıyım artık. Derin için de çalışıyorum başka markalar için de. Derin markasıyla ilgili diğer sıkıcı işleri oğluma devrettim.’ Aziz Sarıyer sıkıcı dese de Derin Sarıyer halinden çok memnun. Reklam, pazarlama, satış, tasarım yönetimi gibi konuların üstesinden hep o geliyor. Bugün Derin yurtdışı fuarlarında gövde gösterisi yapabiliyorsa, yabancı dergiler sayfa sayfa Derin’den bahsediyorsa bunlar onun sayesinde. ‘Markayla o kadar çok özdeşleştim ki ben babam gibi başka markalara tasarım yapamıyorum. Adım bile aynı. Beni serbest tasarımcı olarak algılamıyorlar, direkt rakip görüyorlar’ diyor.

Aziz Sarıyer’in tasarımlarıyla Derin Sarıyer’in tasarımları genellikle birbirine benziyor. Farklarını Derin Sarıyer anlatıyor: ‘Babamın çalışmaları benimkilere oranla daha heyecan verici ve oyunlu. Benimkiler daha dingin. Stil anlamında böyle bir fark var ama temeldeki yaklaşımımız aynı’.

Derin Sarıyer ‘oyunlu tasarım’ deyince babasına bunun püf noktalarını anlattırıyoruz: ‘Çocuk saflığından daha değerli bir şey yok bence. Çocuk resim yapıyormuş annesi ne çizdiğini sormuş. ‘Tanrı’yı çiziyorum’ demiş. Anne şaşırarak ‘İmkansız! Tanrı’yı nasıl çizersin, onun yüzünü kimse bilmiyor ki’ demiş. Çocuk son sözü söylemiş: ‘Ben çizeceğim bundan sonra herkes bilecek’. Bunun ne kadar güzel bir mantık olduğunu anlatabildim mi? Ben de o çocuk gibi bütün şartlanmalardan uzak durarak tasarım yapıyorum.’

Restoranlar için de tasarlıyorlar
Derin’in şu anda İstanbul Maçka’da bir mağazası var. Geçmişte Salı Pazarı, Etiler gibi semtlerde mağaza açan marka, ihracata başlayınca bu mağazaların hepsini Maçka’da toplamış. Restoranlar ve gece kulüpleri için de tasarım yapan Derin son olarak Mimar Emir Uras’ın yaptığı 360 Derece adlı mekan için mobilya tasarladı.
Hürriyet - Sibel Arna

 

Haziran 2005 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
  01 02 03 04 05
06 07 08 09 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31    
diğer aylar için tıklayın

Yurtiçi ve yurtdışındaki ürün tasarımlarını ve yaratıcı çözümleri Endüstri Ürünleri Tasarımı forumunda tartışıyoruz.

Arkitera.com/forum

  

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz