|
Dünyanın 45 şehrinde
onların mobilyaları satılıyor
Bir baba oğul. İkisi de tasarımcı.
İkisi de yaratıcı. İkisi de başarılı. Aziz Sarıyer (55) ve Derin Sarıyer (33)
1999’dan beri dünyanın dört bir yanına mobilya ihraç ediyor. Yalın tarzlarıyla
fark yaratıyorlar.
Aziz Sarıyer oğlunun ismini taşıyan
markanın temellerini 1971’de attı. Her zaman Albert Einstein’ın şu sözüne
inandı: ‘Hayal gücü bilgiden önemlidir. Bilgi sınırlıdır, hayal gücü dünyayı
kuşatır.’ Bu konuda eğitim almamış olmasına rağmen tasarım tarihine giren işler
yaptı. Bugün Derin Design dışında Moroso, Zeritalia, Cappellini gibi markalar
için de çalışıyor. Aziz ve Derin Sarıyer koleksiyonlarını oluştururken her
seferinde duvara yeni bir tuğla koymaya çabalıyorlar.
Aziz Sarıyer içindeki meslek aşkını
açığa çıkardığında daha üç yaşındaymış. Yaşıtları top, araba gibi oyuncaklara
heves ederken o babasından kesici bir alet istemiş: ‘İstediğim şeyin adını da
bilmiyordum. Babamı her gördüğümde elimle kesme işareti yapardım. Derdimi bir
yılda anlatabildim. Dördüncü yaş günümde hayallerimdeki oyuncağı, minyatür
marangoz setini aldılar.’ O yıllarda çocuklar için yapılan minyatür setlerin
plastikten olduğunu zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Aziz Sarıyer’in minik
testeresi oldukça işe yarıyormuş: ‘Bir kaç yıl içinde odamdaki eşyaların
tamamını kesip, yenilerini yapmıştım. Yataktan tutun da sehpaya kadar.’
Profesyonel anlamda mobilya camiasına
babası sayesinde girmiş Aziz Sarıyer. Subay baba emekli olunca bir mobilya
mağazası açmış. ‘Talaşı ilk defa o yıllarda yuttum. Liseye gidiyordum ve hafta
sonları babamla birlikte mal aldığımız imalathaneleri geziyordum.’ Liseyi
bitirir bitirmez Kadıköy’de kendi tasarımlarını satacağı bir mağaza açmış
(1971). Adını da Derin koymuş.
‘Daha 19 yaşındaydım. Tasarım eğitimi
almadan dükkanı açtım. Evlenmiştim, çalışmam gerekiyordu. Hayatımı kazanmak
zorundaydım. Bir adam denizin üzerinden yürüyormuş. Deniz kıyısındaki insanlar
şaşkınlıkla sormuş: ‘Sen ne yaptığının farkında mısın? Denizin üzerinde
yürüyorsun!’ Adam cevaplamış: ‘Başka türlüsünü yapmayı bilmiyorum ki!’ Benim de
alternatifim yoktu. Mobilya yapmaktan başka bir şey bilmiyordum.’
Evimize yeni mobilyalar gelince
merak sardım
O yıllarda Türkiye’deki bütün mobilyacılarda varaklı, gösterişli mobilyalar
satılırken o farklı bir çizgiyi benimsemiş. Dünyada yeni yeni sivrilen çağdaş
tasarımların ilk örneklerini Aziz Sarıyer’in mağazasında görmüş insanlar. ‘Çam
ağacından mobilyalar yapıyordum. Aynen bugünün ünlü markalarının, Habitat’ın
veya Ikea’nın yaptığı gibi. Çok artistik oluyordu. Mobilyaları pirinç ve bakır
gibi aksesuvarlarla süslüyordum. Keten basma kumaşlarla kaplıyordum. Sanat
camiası yaptıklarımdan etkileniyordu.’
Aziz Sarıyer’in oğlu Derin Sarıyer ise
babasının işine 13 yaşındayken merak sarmış: ‘O dönemde dünyada Menfis isimli
meşhur bir firma var. Bir tasarım markası. Daha doğrusu tasarım ve sanatın
arasındaki ince çizgideler. Yaptığı ürünler o güne kadar yapılan her şeye
başkaldırı niteliğinde. Mesela o yıllarda laminat kullanmak ucuzluk
göstergesiyken onlar laminatı renkli ve postmodern bir şekilde kullandılar.
Babamda çok fazla ticari kaygı da gütmeden Menfis’in temsilciliğini aldı. Satar
mı satmaz mı hesabı yapmadı. Bizim evimizde de o mobilyalar yer almaya başladı.
Mobilyaların eve ilk geldiği gün babamın mesleğiyle ilgilenmeye başladım. Çünkü
koltuklar çok ilginçti. Yeni mobilyalarımızı sınıf arkadaşlarım da çok
beğenmişti. Herkes, sizin ev bizimkinden farklı diyordu bu da benim çok hoşuma
gidiyordu. Liseyi bitirince İtalya’ya gidip dil öğrendim. Orada mobilya
tasarımına daha çok ısındım. Dönünce Bilkent Üniversitesi İç Mimari Bölümü’ne
girdim. Babamdan aldığım eğitimi pekiştirdim.’
Sadelik birinci şart fark yaratmak
ikinci
Derin Sarıyer okuldan mezun olduğu zaman Derin markasını yenilemek üzere kolları
sıvamış. Tüm tasarımları bir çerçeve içinde toplamış, markanın kimliğini net bir
şekilde belirlemiş. Bazı serbest tasarımcılara Derin için tasarım yaptırmış.
Bunlara Aziz-Derin Sarıyer tasarımlarını ekleyerek bir çekirdek koleksiyon
hazırlamış. Bu koleksiyonla yurtdışı fuarlara katılmış ve ihracat başlamış
(1999)‘O tarihten sonra yurtdışına ağırlık verdik. Her yıl Milano, New York,
Paris, Londra ve Köln fuarlarına katılıyoruz. Çekirdek koleksiyonumuzda şu anda
150 parça ürün var. Her sene 15-20 parça yeni ürün ekleniyor. 12 ülkede, 45
şehirde satıyoruz. Şu anda Amerika’nın 12 şehrinde varız.’
Derin markası, çalıştığı serbest
tasarımcıları seçerken ince eleyip sık dokuyor. Kıstaslarını Derin Sarıyer
anlatıyor: ‘Bizimle çalışan tasarımcıların Derin’in ruhuna hitap etmesi
gerekiyor. Belli bir uyum içinde olmalıyız. Derin tasarımları olabildiğince
sadedir. Bu birinci şart. İkincisi ise fark yaratmalıyız. Bugüne kadar tasarım
tarihine giren bir sürü çalışma yapıldı. Bu tasarımların her biri birer tuğla
oldular ve birlikte yüksek bir duvar ördüler. Biz koleksiyona giren tasarımların
bu yapıya yeni tuğlalar eklemesine dikkat ediyoruz.’
Şimdiye kadar Tanju Özergin, Defne Koz,
Ayşe Birsel, Bülent Özden, Arif Özden gibi önemli tasarımcılar Derin
koleksiyonuna katkıda bulundu. Yalnızca Türk tasarımcılarla işbirliği yapmak
bilinçli bir tercih mi diye soruyoruz. Aziz Sarıyer ‘Başlangıçta böyle bir
amacımız yoktu açıkçası’ diye cevap veriyor. ‘Ama öyle bir noktaya geldik ki
özellikle yabancı basın bizden bahsederken Türk tasarımcılarla çalışıyor
olmamıza vurgu yapar oldu. Biz de sevdik bu misyonu, sanıyorum bundan sonra
böyle gider.’
Gelecekte nasıl mekanlarda
yaşanacak?
Bir konteyner projem var, sacdan olması şart değil bir kabuk olsun yeter
Aziz Sarıyer İnsan ruhunun ana karnında, plasenta içinde çok mutlu olduğunu tüm
bilim adamları söylüyor. Hepimiz dar ve bedenimizi kavrayan ortamlardan
geliyoruz. Eflatun der ki: ‘Mutluluk çok şeye sahip olmak değil, az şeye ihtiyaç
duymaktan geçer.’ Bu yüzden ben hayatımızı olabildiğince sadeleştirmekten
yanayım. İnsanlar küçük, basit ve dar mekanlarda daha mutlu olabilirler. Benim
bu düşünceye paralel olarak bir konteyner projem var. Bundan böyle hayatımı bir
konteynerde devam ettirebilirim. Deprem ve benzeri afetlere karşı da emniyetli.
Sacdan yapılması şart değil. Bir kabuk olsun ve ben o kabuğun içinde her türlü
ihtiyacımı karşılayayım yeter.
Derin Sarıyer Gelecekte birçok
fonksiyonun birbirine entegre olduğu ürünler ortaya çıkacak. Aynı zamanda
koltuk, aynı zamanda yatak, aynı zamanda sehpa... Teknoloji o kadar fazla
hayatımıza girdi ki. Bilgisayarların hepsi oturma gruplarına dahil olacak.
Kompakt yaşamlar ortaya çıkacak. Dünyadaki metrekareler küçülüyor daha da
küçülecek.
Babanın tasarımları oyunlu
oğlununkiler dingin
Derin markasının yurtdışı macerası başladıktan sonra Aziz Sarıyer’in tasarımları
dünyaca ünlü markalar tarafından keşfedildi. Artık o 5 yıldır Capellini, Moroso,
Zeritalia gibi markalar için tasarım yapıyor. ‘Ben serbest tasarımcıyım artık.
Derin için de çalışıyorum başka markalar için de. Derin markasıyla ilgili diğer
sıkıcı işleri oğluma devrettim.’ Aziz Sarıyer sıkıcı dese de Derin Sarıyer
halinden çok memnun. Reklam, pazarlama, satış, tasarım yönetimi gibi konuların
üstesinden hep o geliyor. Bugün Derin yurtdışı fuarlarında gövde gösterisi
yapabiliyorsa, yabancı dergiler sayfa sayfa Derin’den bahsediyorsa bunlar onun
sayesinde. ‘Markayla o kadar çok özdeşleştim ki ben babam gibi başka markalara
tasarım yapamıyorum. Adım bile aynı. Beni serbest tasarımcı olarak
algılamıyorlar, direkt rakip görüyorlar’ diyor.
Aziz Sarıyer’in tasarımlarıyla Derin
Sarıyer’in tasarımları genellikle birbirine benziyor. Farklarını Derin Sarıyer
anlatıyor: ‘Babamın çalışmaları benimkilere oranla daha heyecan verici ve
oyunlu. Benimkiler daha dingin. Stil anlamında böyle bir fark var ama temeldeki
yaklaşımımız aynı’.
Derin Sarıyer ‘oyunlu tasarım’ deyince
babasına bunun püf noktalarını anlattırıyoruz: ‘Çocuk saflığından daha değerli
bir şey yok bence. Çocuk resim yapıyormuş annesi ne çizdiğini sormuş. ‘Tanrı’yı
çiziyorum’ demiş. Anne şaşırarak ‘İmkansız! Tanrı’yı nasıl çizersin, onun yüzünü
kimse bilmiyor ki’ demiş. Çocuk son sözü söylemiş: ‘Ben çizeceğim bundan sonra
herkes bilecek’. Bunun ne kadar güzel bir mantık olduğunu anlatabildim mi? Ben
de o çocuk gibi bütün şartlanmalardan uzak durarak tasarım yapıyorum.’
Restoranlar için de tasarlıyorlar
Derin’in şu anda İstanbul Maçka’da bir mağazası var. Geçmişte Salı Pazarı,
Etiler gibi semtlerde mağaza açan marka, ihracata başlayınca bu mağazaların
hepsini Maçka’da toplamış. Restoranlar ve gece kulüpleri için de tasarım yapan
Derin son olarak Mimar Emir Uras’ın yaptığı 360 Derece adlı mekan için mobilya
tasarladı.
Hürriyet - Sibel Arna |