Haberler

''Ucube''nin faydaları

Tarih: 2 Mayıs 2011 Kaynak: Yeni Şafak Yazan: Yusuf Ziya Cömert
Kars''tayız. Sarıkamış Şehitleri''ni anma programı çerçevesinde bir davet var. Hava, bizim İstanbul''daki havalara göre zehir gibi soğuk.

Birkaç arkadaşla kaleyi dolaşıyoruz. Arkadaşlardan biri Anadolu Ajansı''nın İstanbul Bölge Müdürü Ömer Erim Baştimar. Ömer''in memleketi Kars.

Birinin daha adını anmam gerekiyor. Bir avukat arkadaş. Orada tanıştık. Güler yüzlü, neşeli, anladığım kadarıyla işinin erbabı bir avukat.

Biteviye Kars hikayeleri anlatıyor. Terekeme şöyle yapmış. Kürt şöyle demiş. Tat şunu etmiş diye başlayan hikayeler. Hikayelerin çoğunda Terekeme galip çıkıyor. Uzun saçlı. Görebildiğim kadarıyla, piyasalardaki siyasi kamplaşmalarla pek işi yok. Adı Olgun.

Kars''ın tarihi mekanlarındayız. Her tarafa hakim bir yerde duran, her yerden görüş alanımıza giren ''İnsanlık Heykeli''ni gösteriyor. "Abi" diyor, "Şu heykel manzarayı bozuyor. Birisi sevabına yıksa şunu."

Henüz Başbakan Erdoğan Kars''taki konuşmasını yapmamış. Biz ziyaretlerimize devam ediyoruz. Sonra, Başbakan Erdoğan''ın halka hitap ettiği meydana geliyoruz. Başbakan da, tam o sıralarda ''ucube''yi deşifre ediyor.

"Keşke başka bir şey dileseydim" diyor Olgun.

Sonrasını biliyorsunuz.

Tartışmalar, tartışmalar, tartışmalar. Derken, heykelin yıkımı başlıyor. Haberler, yazılar, manşetler. Ve heykele bir ''şehit'' demedikleri kalıyor.

Acındırıyorlar. Vay efendim, heykelin kafasını koparmışlar. Acımamışlar. Kıymışlar.

Sanki dersin, heykeli doğruyorlar ve heykel ciyak ciyak bağırıyor.

''İşçilerden biri heykel yıkılırken tekbir getirmiş'' diye bir rivayet var. Doğruysa, o işçi tekbiri ''bir marifet yapmış'' edasıyla getirmişse, bu da lüzumsuz bir hareket.

Heykeli yapan arkadaşın feryadını anlayabiliyorum. Sonuçta bir iş yapmış, yaptığı işi savunacak.

Ama bana göre, o heykelin yıkılması, Gümüşsuyu''nun manzarasını bozan Park Otel''in üst katlarının yıkılmasına benzer bir iş. Zavallı otel, gıkını çıkartamamıştı üst katları yıkılırken.

Rahmetli Ramazan Dikmen''le birlikte Üsküdar-Eminönü vapurundaydık. Park Otel bütün cüssesiyle görünüyordu karşımızda. Ramazancığım, "Kim dikmiş bu çirkinlik anıtını buraya?" diye sormuştu, hala kulaklarımdadır.

Bunları geçelim. Ben, asıl, bir ''sanatsal durum''a değinmek istiyorum.

''Sanat eseri'' etiketi, görebildiğim kadarıyla, özellikle heykeltraşlar tarafından, istismar edilen bir etiket.

Bizim, çok iyi şairlerimiz var. Dünya çapında. Ben eminim, çok az ülkenin edebiyatında bizimkiler kadar iyi şairler vardır.

İyi romancılarımız da var. İyi sinemacılarımız, iyi ressamlarımız hatta batılı sanatçılara nisbetle özellikle oyun yazarları açısından biraz geri kalsa da iyi tiyatrocularımız da var.

Ama maalesef, iyi heykeltraşlarımız yok.

Adam bir heykel yapıyor. Burnumuzun dibine dikiyor.

Sırf sanat eseridir diye, adamın yaptığı çirkin şeye katlanmamız gerekiyor. Katlanmazsak, sanata karşı çıkmış olacağız.

Kötü romana kötü deme özgürlüğümüz var, kötü heykele kötü deme özgürlüğümüz yok.

Evet, heykel, bizim geleneksel kültürümüzün bir parçası değil. Ama, roman da bizim geleneksel kültürümüzün bir parçası değil. Buna rağmen iyi roman yazabiliyoruz ve kimse bir şey demiyor.

Resim de öyle ve bizde iyi resim yapan ressamlar olmuş, olmaya da devam ediyor.

(Bir tanesi, Kars''taki ''ucube''ye nazire yapmış. İyi ressam dediğim o değil. İyi ressam, fırçayı eline aldığı zaman cami duvarına bulaşmaz.)

Müzikte, sinemada, dünyadaki en iyilerle yarışan sanatçılarımız var.

Ama iyi heykel yapamıyoruz. Beceremedik bu işi.

Beceremediğimiz işi, ''sanat eseri'' serlevhasının altına sığınarak savunmak yerine özeleştiri yapsak.

"Arkadaşlar, biz şu sanat dalını iyi temsil edemiyoruz, kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz. Bir yeniden düşünelim, nerde yanlış yaptığımızı bulalım" desek.

Bana göre, Erdoğan''ın ''Ucube'' yakıştırması, heykeli ''milli mağdur'', ''milli mazlum'' ilan etmek yerine bu dediğim işe yarasa, heykeltraşlar dahil herkes bu işten karlı çıkar.

Bizim solcularımız (Olmayan solcularımız. Çünkü hiçbiri solcu değil) camilerin kötü bir mimariyle yapıldığından söz açıldığında bir sürü edebiyat üretirler.

(Ki bu görüşe ben de katılıyorum.

Milletin, kurduğu gecekondu mahallesine hemen bir cami kondurmasını ''iyi bir şey'' olarak görsem de, o camilerin bir mimari hassasiyetle inşa edileceğine ''kalfa mantığı''yla yapılmasından hoşlanmıyorum.

''Kentsel dönüşüm'' projelerinin, zaman içinde, mimari hassasiyetten uzak camilerimizi güzelleştirmeyi de kapsamasını temenni ediyorum.)

Heykele de bir el atsalar, solcu arkadaşlarımız.

Ama yapmazlar.

Taksim''deki ucube kültür merkezi için elele verirler, kıyameti koparırlar. Heykelin üstüne sinek konsa altında artniyet ararlar.

Çirkinlikleri savunmakta sürekli ittifak ettikleri için, milletle de haşır neşir olamıyorlar.

Amaan, bana ne, kendi sorunları.

YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Takvim
<<Haziran 2011>>
Pzt Sal Çar Per Cum Cmt Paz
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30      
Haber Bölümleri
Haber Kategorileri
Yayınlanan haberlere günlük olarak yukarıdaki takvimden, haberlerin kategorilerine ise aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.