|
Foster Barış
Piramidini Yapıyor

Orta Asya steplerindeki yeni bir
başkentte kurulan muazzam bir piramit, dünyanın harikalarından biri olmaya göz
dikiyor ve dünya barışının simgesi olan dini hoşgörü için küresel bir merkez olma
niyetiyle kuruluyor.
Kulağa imkansız gibi gelmiyor mu?
Önümüzdeki Mart ayında yapımına
başlanacak ve 2006 yılının Haziran ayında açılacak olan piramit İngiltereli
mimar Norman Foster tarafından yapılıyor.
Norman Foster şimdiye kadar Londra’daki
Swiss Re için yaptığı “Gherkin” ofisinden şimdilik dünyanın en büyük inşaat
alanına sahip Pekin'de yaptığı havalanına kadar bir çok projesi için alkış aldı.
Fakat şimdiye kadar yaptığı hiçbir şey son işi ile boy ölçüşemeyecek ve
Kazakistan’ın cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev haricinde kimse de böyle bir
bina talebinde bulunmazdı. Arkasındaki güçlü yağ, gaz ve mineral sanayisi ile
Nazarbayev, gücünü sergilediği yeni başkenti Astana’ya ne isterse
yaptırabiliyor.
Nazarbayev, Foster’ın bu yeni binası
ile dini ve etnik uzlaşmayı sağlamayı, yaygınlaştırmayı düşünüyor. Nazarbayev’in
yaptıracağı planlar bununla da bitmiyor. Covent Garden’a rakip olacak bir opera
binası, bir milli kültür müzesi, yeni bir ünivesite ve Kazakistan’ın etnik ve
coğrafi grupları için bir merkez, cumhurbaşkanının planları arasında ki bunların
hepsi Foster’ın 66,99 metre enindeki bir karenin üstüne oturan ve yine 66,99
metre yüksekliğindeki piramidi içinde yer alıyor.
Piramit sadece din adamlarının konuşma
yeri olmayacak. Kazakistan nüfusu Rus Ortodoks ve Müslüman olarak yarıyarıya
bölünmüş olsa da dini uzlaşmanın, dini liderlerle ilk kongresini Eylül 2003’de
yapan ve bunu triennal haline getirmek isteyen cumhurbaşkanının aklında olması
çok da şaşırtıcı değil.
Gümüş renkli taş giydirilmiş çelikten
yapılan elmas örüntüsündeki bir kafesle oluşturulan piramit tasarımı, Foster’ın
çok yakın arkadaşı ve ortak işler yaptığı İngiliz sanatçı Brian Clarke
tarafından yapılan renkli bir camla bitecek. Kazakistan bayrağının renklerinin
kullanıldığı camın altın ve mavi renkleri altında her üç yılda bir dünyanın dört
bir yanından 200 dini elçi toplanacak.
Toplantıların yapılacağı bu mekan,
Birleşmiş Milletlerin sekreterlik konseyinin toplantı odası baz alınarak
yapılmış ve Foster’ın tabiriyle barışın ellerini simgelemek için piramidin en
yüksek noktasına yerleştirilmiş. Büyük bir kütüphane ile tamamlanan dini
araştırma merkeziyse bu toplantı mekanının bir kat altında bulunuyor.
Kamu için düşünülen herşey olağanüstü.
Tabandaki tepenin içinde 1500 koltuklu bir opera sahnesi, piramidin devasa
merkezi atriyumunda tavanı yuvarlak camdan olan bir oditoryum bulunuyor.
Gömülmüş olan opera mekanının tabanınından piramitin tepesine kadar olan
yükseklik 82,5 metre ve asansörler aynı Eyfel Kulesi’nin bacakaları gibi eğik
duran iç duvarlaın üstünden insanları orta katlara taşımakta.
Tam da bu noktada Foster’ın
meslaktaşlarının “Astana’nın asma bahçeleri” olarak tanımladıkları mekana
girdiğiniz anda drama başlıyor. Atriyum duvarları dışarıyı alevlendirir ve
ışıklandırırken, bir çok yerden gelen bitkiler ise duvaralara yerleştirilmiş
durumda. Eğer piramitin tepesinden akan dünyevi olmayan ışığı yakalamak
istiyorsanız cennete doğru yükselirmiş gibi bu bahçeler arasındaki zik zak
rampalarda dolaşmak durumundasınız.
Duygularını kolay kolay göstermeyen bir
adam olmasına rağmen Foster bile bu işin yaptığına inanamıyor. Güney Londra’da
Battersea’daki stüdyosunda, piramitin 1.98 metrelik maketinin önünde dururken
“Bir kaç ay önce bu yapı yoktu” diyor Foster. Binanın yapım maliyeti ise bir
devlet sırrıymış, fakat Britanya’da inşa edilseymiş yüz milyonlarca Pound'a mal
olurmuş.
“Bu şimdiye kadar yaptığımız en hızlı
işti. Çeliği ısmarladılar ve bir ay sonra yapılmaya başlanacak bile. Astana’da
olacak olan şeyin boyutlarını tahmin bile edemezsiniz.”
Sunday
Times – Hugh Pearman
Çeviren: Gülin Şenol - Arkitera |