|
İngiltere
Hükümeti’nin Konut Politikasına Tepki

İngiltere'de yoğun konut yerleşim örneği -
Plymouth
İngiltere Hükümeti’nin yeni konut
inşaatlarını engellemek için arayışlara son verilmesi konusunda tepkiler artmaya
başladı. İngiltere’deki konut politikası iyice alışık oldukları bir hal aldı.
Önce milyonlarca yeni konutun inşa edileceği duyuruldu, sonra kırsal bölgeyi
tehdit ettiği endişesiyle doğal kaynakları koruma taraftarlarının protestoları
başladı. Bir sonraki adımda pek birşey kalmadı. Birkaç ay sonra pankartlar
indirildi, imza kampanyaları azaldı
Geçen ay konut politikası ile ilgili 5
yıllık plan hazırlandı. 2004’te Doğu İngiltere Yönetimi’nin kararları
doğrultusunda milyonlarca konut yapılacağı açıklanmıştı. 2002 yılında
Birmingham’da, ondan önce de Thames Gateway’de konut sayısı zirveye ulaştı.
Ancak inşaatı tamamlanan konut sayısına bakıldığında, milyonlarca konut
yapılacağına dair duyurular daha yeni açıklanmışken konut sayısında azalmalar
başladı
Yeni konutların inşa edilmesi talebinin
nedeni insanların kazancının gün geçtikçe artması. 1986 – 2001 yılları arası
İngiltere’deki işgücü 24 milyondan 28 milyona çıktı. Bu 4 milyonluk ekstra ücret
ödemeleri aynı zamanda potansiyel yeni mortgagelar anlamına geldi. Bu sayede
artık daha fazla insan tek başına yaşabilecek güce geldi.
Ancak talep arttıkça tamamlanan konut
inşaatlarındaki sayı tüm zamanların en düşük değerine doğru birdenbire düşmeye
başladı. Çünkü konutlar insanların içinde yaşayacağı süreden daha uzun süre
ayakta kalıyordu ve birçok konut ikinci el piyasaya düşüyordu, bu da konut
açığının bakımsız konut stoğunun sonu gelmez tamiri ve yenilemeleriyle bir
şekilde emildiği anlamına geliyor.
Konut Yapı Kurumu’nda ekonomi danışmanı
John Stewart, mevcut konut değiştirme oranları ele alındığında, bugün yapılan
konutların tahminen 1.600 yıl ayakta durma zorunluluğu olduğunu belirtiyor
Lord Richard Rogers’ın geniş vizyona
sahip bir mimar olduğu şüphesiz, ancak konu yeni konutların inşa edilmesine
gelince anlaşılan biraz gerici bir tutum sergiliyor. Hiçbir zaman 4 milyonu
hedeflemedi, yapabildiği konutlar da ikna edici sayıda değildi. Konutlar yeşil
alanlarda değil de terkedilmiş alanlarda yapılmalı, çevresel sürdürülebilirliğin
yanında sosyal açıdan da sürdürülebilir olmasını sağlamak gerekiyor. Konut
bölgesinin gelişigüzel yayılmaması aksine yüksek yoğunlukta olması gerekiyor.
Bütün bu hedefler, övgüye değer
görülebilir fakat paket halinde bakıldığında yeni binalara karşı koyan bir durum
halini alıyor. (Tesadüf bu ki Rogers’ın kendi evi bu yoğunluktan oldukça uzak
bir yerde; Chelsea’ye komşu iki Gürcistan teras evi.
Thames Gateway için planlanan 120.000
konuttan sadece 22.327’si 2007 yılında tamamlanmış olacak. Geri kalan 97.673’ün
henüz inşaatına bile başlanmamış olacak. Cambridge etrafında ise Marcial
Echenique'in yeni bir buluşu olan ring-yol planı sayesinde 2.582 yeni konut
yapılmış olacak. Ancak buna rağmen 10.000’i hala yapılmak için plan aşamasında
bekleyecek
Şu an arazi açısından herhangi bir
sıkıntı yaşanmıyor, hatta gereğinden fazla arsa olduğu biliniyor. Yoğun tarım
alanları arsanın ortaya çıkmasına da yardımcı oluyor. Ancak planlama izni
olmazsa alanı geliştirmek isteyenlere bir yarar sağlamıyor. (Planlama izni
olmadan bir dönüm 3.000 Pound ederken, planlama izni çıktığında aynı arsanın 1
dönümü 10.000 Pound ediyor.) Eğer hükümet konut yapmak istemezse, arsayı
değerlendirmek isteyenler, hükümete sıkıntı vermeden, İngiltere’deki yaşam
biçimini ya da fabrikaları onararak gerçek olmayan hedefler uğruna uğraşmış
olacak.
The
Guardian - James Heartfield*
Çeviren: Rabia Alga - Arkitera
*James Heartfield 2016’nin Konutları’nı
tanımlayan, yapay çevrenin savunucu olan bir organizasyon olan Audacity’nin
müdürlerinden biridir. |