|
Denizlerimiz bitmeden
yüzümüzü onlara dönelim
Toprak ana ise; deniz de yeryüzünün
rahmidir. Yani deniz dünyadaki yaşamın en büyük kaynağıdır.
Üç tarafımızın denizle çevrili olması,
denizci bir millet olmamız, bu kaynaktan yeterince yararlanabildiğimiz anlamına
gelmiyor. Artık nüfusunun yarısından çoğu sahillerde yaşayan ve sanayisini bu
bölgelere yığan bir ülke olarak, öncelikle denizlerimize sahip çıkmamız ve
denizlerimizle ilgili etkinlilere katılmamız gerekiyor.
Örneğin, bugünlerde Marmaray Projesi
kapsamında, İstanbul Boğazı’nın Üsküdar ile Sarayburnu arasında yapılacak olan
deniz dibi taramasına dikkat etmeliyiz. Çünkü, mevsimlik balık göçleri görülen
İstanbul Boğazı, önemli bir balıkçılık alanı ve biyolojik bir koridordur. Burada
yapılacak olan her kazı vb. çalışma denizde gürültü ve bulanıklılık yaratarak,
hem deniz canlılarının yaşam alanlarını bozabilecek, hem de balık göçlerini
engelleyebilecek.
Dünyanın bu en dar biyolojik
koridorunda, göçmen balıklar başta olmak üzere deniz canlıları Akdeniz’den
Karadeniz’e ve tekrar Karadeniz’den Akdeniz’e düzenli olarak beslenme ve üreme
göçleri yapar. Balıkların Karadeniz’e çıkışında uskumruyu, istavrit, torik,
palamut, orkinos, kılıç, kolyoz, sardalye takip eder. Dönüşte en önce giden en
son gelir. Boğaz’da, sadece balıklar değil, deniz memelilerinden yunuslar da
geçiyor. Böylece burada yanlış bir zamanda yapılacak olan deniz dibi çalışmaları
bu göçlere zarar verebilir.
Nehirlerin üzerinde yapılan en basit
baraj vb. su yapılarında bile küçük balık göçlerinin engellenmemesi için balık
geçitleri, balık geçiş kapıları, balık merdiveni ve balık asansörleri kurulur.
Ayrıca bu projeyi alan firma, Japonya’da yaptığı bir tüp geçit proje
çalışmasında deniz ekolojisine verecekleri zararı en aza indirmek için sekiz yıl
hazırlık yapıyor! Denizlerimize sahip çıkmadığımız için mi ülkemizde bu kadar
acele edebiliyorlar?
Bu nedenlerden dolayı Türk Deniz
Araştırmaları Vakfı (TÜDAV) Başkanı Prof. Dr. Bayram Öztürk, deniz tarama
çalışmalarının 1 Nisan- 1 Temmuz ve 1 Eylül- 15 Aralık dönemlerinde mutlaka
durdurulması gerektiğini söylüyor (http://www.tudav.org/).
Şimdi arkeolojik kazı yapıyoruz diye
Üsküdar Meydanı’ndaki yollarımızı abartılı bir şekilde kapatmalarından dolayı
balıklardan önce Üsküdarlılar mağdur olmuş durumda. Haberlere göre Boğaz’ın
25-56 metre derinliğindeki tabanına 20 metreyi bulan kazılardan çıkması beklenen
malzeme, 1,5 milyon metreküp olacakmış. Buradan çıkacak olan çamurun Kartal’daki
çukur bir alana ya da Şile’ye döküleceği söyleniyor. Şimdiki haliyle kağnı
hızıyla trafiğin çok zor yürüdüğü Bağlarbaşı-Üsküdar, Harem-Üsküdar, vb. kara
yollarından mı 300 bin kamyon çamuru taşıyacaklar? Binlerce beton kamyonu da bu
yollarla mı gelecek? Böyle giderse bu projenin yüklenicilerinden çok çekeceğimiz
var...
Dokuz gün sonra ‘Türkiye’de iyi şeyler
de oluyor!’ diyebileceğimiz ve şenlik havasında gerçekleşeceği için herkesin
ilgi duyabileceği bir festivalden de kısaca bahsetmek istiyorum: 27 Nisan-1
Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Marmaris Uluslararası Denizcilik
Festivali yüzümüzü denizlere dönmemiz için büyük bir şans. Bunun için kendi
alanında bir ilk olan bu festivali düzenleyen ve destekleyenlere çok teşekkür
ederim.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın
himayesinde, Marmaris Belediye Başkanı ve Kaymakamı’nın organizasyonu ile
düzenlenen Uluslararası Marmaris Denizcilik Festivali’ne Türkiye Seyahat
Acenteleri Birliği (TÜRSAB), Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler
Birliği (GETOB) ile Deniz Ticaret Odası da destek veriyor. 15 ülkenin savaş ve
yelkenli okul gemileri davetli. Bu festival, yurtiçinde ve dışında Türk
denizciliğinin tanıtılması, denizcilik kültürünün artırılması, ülkemizde
denizcilik alanında faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar arasında sinerji
yaratılması, özetle ülkemizde denizciliğin daha geniş kitlelere sevdirilmesi ve
benimsetilmesi bakımından çok önemli.
Türkiye'nin en büyük denizcilik
şöleni
Festivalin zengin programı, sergiler, gösteriler, boat show, gemi ziyaretleri,
havai fişek gösterisiyle beraber yelken, yüzme, plaj voleybolu gibi su sporu
yarışmalarıyla dolu. Dünya rekortmeni dalıcımız Yasemin Dalkılıç da festivalde
bir dünya rekoru denemesinde bulunacak. Cumhurbaşkanlığı Devlet Senfoni
Orkestrası’nın bir savaş gemisi üzerinde vereceği konserin yanısıra, birçok ünlü
pop yıldızımız da halka açık konserlerle şenliğe renk katacak. Festivalde yer
alan tüm denizcilerin bulunacağı büyük yürüyüşe ise her ülke kendi tarihi ve
ilginç denizci kıyafetleriyle katılacaklar.
TÜDAV, yarın Notika adlı gemisiyle
Beykoz’dan deniz suyu örnekleri toplaya toplaya 26 Nisan’da Marmaris’e varacak.
Bu su örnekleri ileride denizi kirletenlere ceza verilebilmesi için
kullanılabilecek. TÜDAV, kitaplarını, gemisini, Akdeniz’de kurtarılan balina,
Mersin Balığı ve Ölüdeniz Koruma projesi filmlerini ziyaretçilere gösterecek ve
araştırmalarını anlatacak. Öğrencilere de ‘Bizim Denizlerimiz’ adlı kitap
dağıtılacak. 30 Nisan Cumartesi günü ise sularımızdaki kirlenme ve koruma
önlemlerinin tartışılacağı Deniz Kirliliği konusundaki panele ben de ‘küresel
iklim değişimi’ni anlatmak üzere katılacağım.
Bu festival etkinlikleriyle
Türkiye’mizin gözbebeği turizm kenti Marmaris de tüm dünyaya en güzel bir
şekilde tanıtılmış olacak... Festival hakkında daha fazla bilgiyi festival
sitesinde (
http://www.marmarisdenizcilikfestivali.com/ ) bulabilirsiniz. Tüm deniz
severler unutmayın; Türkiye ve Akdeniz’in bu en büyük denizcilik şölenine
davetlisiniz.
Hürriyet - Mikdat Kadıoğlu |