
Proje Müellifleri
Nimet Aydın, Y.Mimar
Kezban Düzdağ, Peyzaj Mimarı
Yardımcılar
Tuğrul Büyükköken, Mimar
Ali Düzdağ, Mimar
Kumru Alpaydın, Mimar
Mevlüde Gervan, Mimar
Seda Aydın, Mimar
Gülcan Kaya, Mimar
Ebru Gökçe Öztürk, Mimar
Antalya Atatürk Kültür Parkı; içinde barındırdığı işlev çeşitliliği, güçlü yeşili ile kent için çok önemlidir. Ancak, azımsanmayacak kadar yapılaşma baskısı altındadır. İkinci kısım olarak nitelendirilen bölümde Migros, Hastane, TRT Binası gibi ağır işlevler istilası altındadır. Oysaki; imar planında yeşil alan gibi algılanmaktadır. Atatürk Kültür Parkı bir bütün olarak Konyaaltı Plajı ile düşünülmelidir. Ancak, günümüz yerel yönetimleri için bugüne kadar muhafaza edilen yeşil alanlar türlü nedenlerle yapılaşırlarsa daha güzel olacağı varsayılan bir anlayışla yönetilmektedirler.
İçinde 1. Derece Doğal Sit Alanı olan kanyon kayıtsız şartsız korunmalı ve zamanla diğer yapılar da bu alan dışına çıkarılmalıdır.
Yarışma alanı için önerilen tasarım Atatürk Kültür Parkı’ndaki yaya allesinin ikinci kısıma sokulup buradan Akdeniz’e bağlanması üzerine kurgulanmıştır.
Bu geçişler otoyoldan soyutlanmış olarak tasarlanmıştır.
Konsept aslında; Atatürk Kültür Parkı’ndan başlayan yaya sirkülasyonu Dumlupınar Bulvarı’ndan sinyalizasyonla geçerek, 20’li kotlardan kanyona paralel bir yaya allesini dik kesen ve plajın aurasını kanyona bağlayan bir kentsel omurganın tasarıma katılmasıdır.
Asılan bu omurga plajın hareket zenginliğini ve çoşkusunu Kültür Parkı’na taşırken, Kültür Parkı ile plaj arasındaki fiziki eşiklerin de ortadan kaldırılmasını sağlamıştır. Plajda bulunan tüm aktivitelerin ve çoşkunun bu ahşap kent omurgasıyla kanyona ve kente açılması aslında bir üst düzlem arayışıdır. Bu üst düzlem kent için yeni bir kullanım alanıdır. Üst düzlem işlevleri kadar fiziki durumuyla da hareketlidir. Şöyle ki; bu düzlem yatayda ve düşeyde kent için yeni bir “landmark”tır. Bu düzlem farklı bölgelerde farklı konuları içine alan tematik bir düzlemdir ve bağlantı noktalarının kontrast karakterini yapısal özelliklerine de taşımıştır. İkinci kısım park alanının en önemli potansiyeli kanyon, su yatağı topografyanın hareketliliği ve denize olan vistasıdır. Bu potansiyeller tasarım sürecinde kaybedilmemiş tersine zenginleştirilmiştir. Alanda bulunan Minicity tümüyle korunmuştur ve alanın bir potansiyeli olarak görülmüştür. Yarışma şartnamesinin tümüyle bu yapıyı kaldırmaya yönelik tavrı yadırganmıştır. Kentlerimizde sanki özel tasarım yapılar çokmuş gibi özgün yapıların tümüne bir hoyratlık söz konusudur. Önemsenmeyen estetik değerler nedeniyle toplumumuz kentlerimizdeki özgün yapıları içselleştirememektedir. Oysaki, kentlerin gerçek yüzü çeşitlilikleri içinde barındırdıkları çok sesli tavırla özeldir. Bu yapının yaşamaması yanlızca işletme nedenleriyle sınırlıdır. Yapı özgün, tasarım değeri olan bir yapıdır. Bu nedenle kayıtsız şartsız korunmalıdır. Ancak telif yasası gereğince çevre düzenlemesi müellifiyle görüşülerek güncelleştirilebilir ve parkın bütünlüğü sağlanabilir.
Böyle bir öneriye müelliflerin sıcak bakmaması düşünülemez. Eğer çevre düzenlemesi yeniden yapılacaksa, alt düzlemde önerilen tematik parklar alanın bütününe yayılabilir ve böylece parkın bütünlüğüde düşünülebilir.
İkici kısım tasarlanırken plajdan, +1.00 kotundan başlayan ve +15.00 kotuna kadar süren bir çelik konstrüksiyon üzeri ahşap bir omurga vardır. Bu omurga mevcut yapıdan ve çevresindeki tüm yapılardan tamamen ayrılan bir tasarım anlayışıyla yer yer gölge yaratan, yer yer imaj veren ve +15.00 kotuna yükselen bir planatoryum ile son bulan tümüyle bir “landmark”tır. Omurga +11.00 kotunda ilerlerken ara sahanlıklarda bulunan küçük şatışlar plaja yöneliktir.
+11.00 kotundan doğal tepeye kadarki bölümde panayır havasında küçük satışların karakterize ettiği alan vardır. Ancak, plajdan bu pazar yerine insanlar alt meydandan yürüyen merdiven ile ulaşabileceklerdir. Alt meydan plaj karakterindedir. Doğal tepenin kente katılmasının yanında insanların +4.00 kotundan bu tepeyi kullanarak çıkmaları tasarlanmıştır. Büyük bir restoran, akvaryum ve planatoryum temalı açık satışlar ve üst meydan ile omurga yürürken, bu kotta planatoryuma çıkış, doğa müzesi ve akvaryum iniş gibi ayrımlarla sonlanmaktadır. +12.00 kotunda akvaryum ve doğa müzesi girişi, +8.00 kotunda akvaryum ve doğa müzesi, +4.00 kotundaki akvaryum ve doğa müzesi çıkışı, kafe, kente açılış ve en önemlisi kanyona açılış kurgulanmıştır. Kanyon aslında bir açıkhava müzesi olarak düşünülmüş, doğa müzesinin devamı olarak kurgulanmıştır. Doğa müzesi, akvaryum, planatoryum ve idare gibi ağır yapılar aksın sonunda bir “landmark” olarak yorumlanmıştır. Ancak bu omurga Minicity ile direk ilişkilendirilmiş, böylece Minicity içinde bulunan kafe, yeme - içme ve kültürel aktiviteler yaşar hale getirilmiştir. Bu kot Kültür Parkı’na üç odak ile bağlanmış, bu odaklar yeme - içme, oturma, kentsel donatılar gibi işlevlerle donatılmıştır. Kanyon alt ucundaki su yatağı ıslah edilerek insanların kanyonu gezdikten sonra bu su kenarı yolunu takip ederek Akdeniz’e ve plaja düşmeleri sağlanmaktadır.
Omurga kente yeni bir yüzey yaratmakta, tematik parkların olduğu alt düzeleme bağlanırken kotlar itibariyle altına ara bir düzlem almaktadır. Bu alt düzlem tamamen yeme - içme olarak düzenlenmiştir ve +7.50 kotunda bağladığı kotlar itibariyle iki uctan yeşile açılan +4.00 kotundaki parkın alt düzlemiyle ilişki kurabilen gölgelikli bir alan oluşturulmuştur.
Park düzleminde ise omurganın sadece taşıyıcıları görülemkte, yaklaşık 1.000 m2 alanla kentli için yeşilin sürekliliğini bozmayan gölge bir alan yaratmaktadır. Yapısal omurgayı, gölgelik ve kimlik yaratan foli ile taçlandırmıştır. Bu eleman aynı zamanda omurganın taşıyıcısı olmakta, gölge yaratmakta kullanılmakta, ihtiyaç duyulan kapalı alan yaratmak için mekan oluşturmakta, gelişebilir kentsel mekanlar elde etmek için kullanılmaktadır.
Arazinin morfolojisinde bulunan ve kanyonu şekilleyen yamaçlar, parkın içine kadar sokulmakta ve tepenin etrafında kaybolmaktadır. Tasarım zonlaması olarak bu yamaç ön plana çıkarılmış ve doğal bir veri olarak benimsenmiştir. Alanın Dumlupınar Bulvarı kısmında bir üst park yaratılmış, bu park kentsel donatılarla ve “patchwork” kullanımlı yorumu ile bir yaya yolu olarak yorumlanmıştır.
Ancak 4.00 kotu ve 20’li kotlar arasındaki kot farkı suni tepelerle koparılarak park için “gizem” yaratacak bir kurgu ile değerlendirilmiştir.
Arazinin en üst kotlarında tanımlanan sık yeşil ise kanyonu korumak amaçlıdır.
Peyzaj Açıklaması
Konsept, mevcut doğal konyonun plajdaki insanlarla hiçbir fiziki engelle karşılaşmadan ve doğaya en az zarar vererek buluşturulmasıdır. Ayrıca, Kültür Parktan gelen yaya aksının devamı niteliğinde, alana düşen bir aks olarak değerlendirilmiştir. Kanyon ve Kültür Parklı yaya aksı arasında geniş tampon alanlar tutulmuş ve kanyonun zarar görmesi engellenmiştir.
Proje alanının çok büyük bir bölümünün yapısız ve kesintisiz yeşil alan olarak ayrılması, ekolojik sürdürülebilme için en önemli karardır. Bunun dışında peyzaj tasarım düzenlemeleri, mevcut kanyon göz önüne alınarak yapılmıştır.
Park tasarımında; Kültür Park ile bağlantıyı sağlayan aksın geçirilmesinde, omurga ve etrafı ile ilişkilendirmede Akdeniz’e olan manzaranın hiçbir noktada kesintiye uğramamasına özen gösterilmiştir. Park alanı içindeki kanyonun açık bir hava müzesi olması tasarımda büyük önem taşımaktadır. Bütün düzenlemeler bakımı kolay, sürdürülebilir bir anlayışla yorumlanmıştır. Kent mobilyaları kalıcı malzemeyle abartısız bir anlayışla ele alınmıştır.
Park tasarımının çok temel kriterleri olan su, yeşil ve sert zemin dengesi yeşilden ve sudan yana kullanılmış olup, sert zeminlerde bile yeşil aranmış, mümkün olduğunca az sert zemin yapılmıştır.
Bir alanın koruma alanı veya sit bölgesi olarak ayrılması koruma için yeterli bir araç olmamaktadır. Korumadan anlaşılan alana hiçbir müdahale yapmadan kaderine terk etmek olmamalıdır. Korumanın özünde kullanım ile bütünleşmiş bir anlamı vardır. Bu anlamın toplumsal ve kültürel yapıya bağlı olarak değişip gelişemeyeceği doğaldır.
Peyzaj düzenlemesinde, yörenin zengin ve çarpıcı bitki örtüsü abartılmadan tasarlanmıştır. Kültür Parkı’ndan gelen aks, hem yapısal öğeler (gölgelikler) hem de gölge sağlayan bitkilendirme ile meydanın tüm mevsimlerde rahatlıkla kullanımı sağlanmıştır. Kanyondan gelen yanal yüzey alan içine taşınılmış ve alandaki doğal vadi devamı olarak değerlendirilmiştir. Kanyonun hava sirkülasyonu hiçbir şekilde engellenmemiştir. Alan içindeki vadi yamaçları ise arboretum olarak değerlendirilmiş, özellikli bir peyzaj tasarımı yapılmıştır.Projede suyun serinletici etkisi değerlendirilerek tematik parkların olduğu alanda, packwork tarzıyla oluşturulan üst parkta ve vadi çeperinin taban düzlemiyle buluştuğu alanda su yüzeyleri oluşturulmuş, bunun rekreasyon kullanımına katılımı sağlanmıştır. Vadi tabanındaki su yüzeyinde ve tematik parklarda flora - fauna dengesi sağlanmıştır. Su yüzeyi içinde fauna barınaklarına yer verilmiştir. Bitkiler yön gösterme, tanımlama, sınırlandırma, gizem ve simgesel özellikleri dikkate alınarak düzenlenmiştir. Bitkiler aynı zamanda meydanın tanımlanması ve mekanların birbirinden ayrılması amacıyla kullanılmıştır. Tematik parkların olduğu meydanda hem estetik olarak plantasyona katılacak, hem de gölge ve pasif iklimlendirme yaratacak yaprak döken bitkiler kullanılmıştır Meydanda ve yaya yollarında kullanılan yüksek gövdeli taçlı ağaçlar hem gölge sağlamakta hem de rüzgarı altına alarak hava sirkülasyonunu sağlamaktadır.
Yapilar İcmali
Minicity - 1.700 m²
Akvaryum - 2.950 m²
Doğa Müzesi - 790 m²
Planatoryum - 415 m²
İdari Üniteler - 250 m²
Restoran - 300 m²
Kafe (Üst Düzlem) - 100 m²
Kafe (Orta Düzlem) - 100 m²
Yeme İçmeler - 200 m²
Toplam - 6.670 m²
Antalya Büyükşehir Belediyesi Konyaaltı Doğa ve Kültür Parkı Alanı Mimari ve Çevre Düzenleme Proje Yarışması
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamış
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!





