Yazar: Sâi Mustafa ÇelebiYayın Evi: Koç Kültür Sanat Tanıtım
Dil: İngilizce - Türkçe
Sayfa Sayısı: 250
Boyut: 14 cm x 21 cm
Yer: İstanbul
'Yapılar Kitabı', Sinan'ın genç dostu Sâi Mustafa Çelebi'nin kaleme aldığı, yapıtın başında Sinan'la yapılan bir "hasbıhal"la oluştuğu belirtilen otobiyografik iki el yazması, Tezkiretü'l - Bünyan ve Tezkiretü'l - Ebniye'nin birarada ve ilk eleştirel basımları. Hem düzyazı hem de şiirsel bölümleri olan metinlerde, Sinan'ın anıları kendi ağzından anlatılıyor.
Doğan Kuban'ın önsözü, Hayati Develi'nin çevriyazı ve notları, Samih Rifat'ın fotoğraflarıyla sunulan kitabın üç ana bölümü var. İlk bölümde iki yazmanın günümüz diline aktarılmış hali, ikinci bölümde Çevriyazı hali, son bölümde ise tıpkıbasımı bulunuyor.
Osmanlı İmparatorluğu'nun en görkemli döneminde bir Yeniçeri iken mimari zekasıyla öne çıkıp önemli yapılar yapma fırsatı yakalayan Sinan, kalıplara bağlı kalmadan hep kendisini kalıcı ve büyük yapacak arayış ve denemelerle dolu bir hayat yaşamış. Onun kendi anlattıklarını okuyarak, zamanına kadar yapılmış olanları aşmayı amaçlamış Osmanlı mimari ustasının merak uyandıran dünyasıyla tanışıyoruz.
"Ustamın hizmetinde, tıpkı bir pergelin sabit ayağı gibi kararlı bir biçimde çalıştım, merkezi ve çevreyi gözledim. Sonra da yine pergelin gezen ayağı gibi başka diyarları gezmeye özendim.
Bir zaman, padişah hizmetinde, Arap ve Acem diyarlarında gezip dolaşarak her yüksek eyvandan bir köşe ve her viran tekkeden bir kırıntı belleyip yine Istanbul'a döndüm..."
Şimdiye kadar bu elyazmaları üzerine yapılmış birçok çalışma mevcut, fakat bu metinlerin birden fazla nüshalarının karşılaştırıldığı, yanlışların ayıklanarak yeni bir metnin oluşturulduğu eleştirel bir basım ilk kez gerçekleştiriliyor. Bu boşluğu dolduran Yapılar Kitabı'nda, araştırmacılar için nüsha farklarını da gösteren doğru metnin kurulması hedeflenmiş. Ayrıca uzman olmayan meraklı okurlar için de bol miktarda verilmiş açıklama ve dipnotlar, kitabın ek kaynaklara ihtiyaç duyulmadan rahatlıkla okunabilmesine olanak veriyor.
Diledim ki bir mimar olayım
Usta olup dünyada eserler bırakayım
Derdim ki bağışlasa da hak
Nasip olsa bana yüce bir cami yapmak
Olacağı varmış hikmet Allah'ın
Gelip gözdesi oldum padişahın
Tezkiretü'l - Bünyan, Sinan'ın sanatına ve hayata dair görüşlerine en fazla rastladığımız metin. Yazma, Sinan'ın mimarlığa getiriliş sürecinin anlatılmasından sonra İstanbul'a su getirme çalışmalarının, Şehzade Camii, Süleymaniye Camii, Büyük Çekmece Köprüsü ve Selimiye Camii'nin yapım süreçlerinin hikayelerini içeriyor. Tezkiretü'l - Ebniye'de ise bir manzum giriş bölümünden sonra Mimar Sinan'ın inşa ettiği yapıların listesi onüç bölüm halinde listeleniyor.
"Hemen yapı ustaları ve taşçılar toplayıp uğurlu bir zamanda ve yüce bir saatte binanın temeli atıldı; yapı yavaş yavaş yükselip kubbeleri güzellik denizinin kabarcıkları gibi yüceldi; renkli kemerleri gökkuşağı gibi göğe ulaştı."
Kanuni'nin en çok sevdiği söylenen ve çok genç yaştayken kaybettiği oğlu Şehzade Mehmet için Sinan'a yaptırdığı türbe ve camideki mimari elemanlar ile kurulmaya çalışılan cennet metaforları, büyük mimarın dünyasını ve zamanın mimari esere bakış açısını anlamamıza yardımcı olacak ipuçlarını bize veriyor.
"Umarım keyif alır bu sudan içen
Duacı olur hep fakir mimarından."
Kanuni Süleyman'ın da özellikle önemsediği İstanbul'a su getirilmesi işi için yapılan çalışmalara geniş yer vermiş Mimar Sinan anlattıklarında. Birkaç defa rastladığımız, su kemerlerinin Allah'ın rahmetinin habercisi gökkuşaklarına benzetilme isteği yapılan işlerin tinsel tarafına işaret ediyor.
Sigetvar seferi sırasında 17 günde köprü yapımı, Süleyman'ın ölümü ve bunun askerlerden gizlenmesi, Şehzade Selim Han'ın aceleyle çağırtılıp tahta geçirilmesi gibi Osmanlı tarihinin kimi olaylarının izlerini de Sinan'ın anlattıklarında bulmak mümkün. Bu sayede anlatılanları da bağlamında değerlendirme olanağı doğuyor.
Son seferine giderken yapımı süren Süleyman'ın (Büyükçekmece) Köprüsü'nün Sultan Selim Han zamanında bitirilmesi de mimara köprünün hayat ve ölüme dair çağrıştırdıklarıyla birlikte hikaye edilmiş.
Çünkü bir köprüdür dünya, geçmektedir ne insanlar
Ne dilenci kalır burada, mutluluğa ermiş hükümdar.
...
Bu fani dünya, yokoluş seli üstünde bir köprüdür
Bugün ondan geçen, boyun eğmeyi bilir, özgürdür.
Her yapısında geliştirdiği kubbe mimarisinin arkasındaki, gökyüzü gibi direksiz bir kubbe yaratma özlemi Selimiye Camii'nin yapımıyla ilgili anlatılanlarda oldukça belirginleşmiş.
Kubbesi asılmış sanki göğe samanyoluyla
Bir top ayna benzeri içinde seyredilir dünya.
Sinan'ın gördüğü önemli yapılar ve mimari buluşlarla girdiği boy ölçüşme mücadelesi sürekli karşımıza çıkıyor. Yer yer zamanın yapı teknolojileri ve metodlarından da bahislere rastlanan metinlerde mimariyle birlikte kullanılan sanatlardan da sözedildiğini görüyoruz. Minyatürler, dil kullanımları, düzyazıya yedirilmiş manzum anlatımlar ve dini efsaneler de o zamanın atmosferini ve mimari tasarımların ardındaki bazı motivasyonları kurgulamamızı kolaylaştırıyor. Zamanın hayata ve ölüme bakış açıları, manevi ve ahlaki değerlerle ilgili izlenebilecek patikalar yaratıyor.
Bu anlatılarda Osmanlı'nın Klasik dönem mimarisinin, uzun hayatı boyunca üç padişah döneminde de hizmet etmiş en büyük üstadının dönemin iktidarlarıyla ilişkileri, korkuları, sevinçleri, hedefleri var. Kayıt etme alışkanlığının pek olmadığı toplumumuzda mimarının ağzından bu yapıları dinlemek benzersiz bir imkan.
Nalan Bahçekapılı





