Bosna-Hersek’in güneybatısında yer alan ve Neretva Nehri’nin karşılıklı iki kıyısına yerleşmiş olan Mostar Kenti, yüzyıllar boyunca üç ayrı etnik grubu; Boşnak, Sırp ve Hırvatlar’ı bünyesinde barındırarak oluşturduğu kültür, din ve insan harmonisiyle Bosna - Hersek Bölgesi'nin en önemli, ve aynı zamanda da en fazla sayıda tarihi ve mimari esere sahip kenti olmuştur.
Bu yazı, Mostar Kenti’nde yürütülmüş olan 2000 yılına ait Yüksek Lisans Tezi, “Mostar’da Yeni Yerleşim Alanlarında Toplu Konut Üretim Örgütlenme ve İşletme Modeli”ne ve tezin ortaya çıkarılabilmesi için yapılmış olan alan çalışmaları verileri ile Mostar 2004 Projesi kapsamında yapılmış olan çalışmalardan edinilmiş bilgi ve dokümanlara dayanılarak hazırlanmıştır.
Mostar kenti ve çevresi hakkında Osmanlı dönemi öncesine ait veriler oldukça sınırlı olmakla birlikte Mostar vadisinde rastlanan tarih öncesi ve Roma dönemine ait izler, bölgede çok eski çağlara ait yerleşim olduğunu kanıtlamaktadır. Buna karşılık kentin, Osmanlılar tarafından 1468 yılında kent yakınında yer alan Balagaj ve kulelerinin ele geçirilerek kurulduğu bilinmektedir [1]. Bölgedeki Osmanlı hakimiyeti 400 yıl boyunca sürmüş, bu süre zarfında kent Bosna-Hersek Bölgesi’nin sancağı olmuştur. 19. yüzyılda Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun egemenliği altına giren kent, 1918 yılından itibaren Yugoslavya’nın bir parçası haline gelmiştir. 1992-1995 yılları arasında yaşamış olan Yugoslavya iç savaşıyla Yugoslavya bölünmüş, kent Bosna-Hersek’in sınırları içinde kalmıştır [2].
1992 yılında başlayan ve 1995 yılına kadar süren Yugoslavya iç savaşından sonra kent, Bosna-Hersek Bölgesi içinde en çok zarar gören şehirlerden biri olmuş, sadece, fiziksel ve ekonomik yapısı değil, sosyal yapısı da değişmiştir. Uğradığı fiziksel zararın yanı sıra simgesel anlamlarını da yitirmiş, kent nüfusunda azalmalar yaşanmıştır. İç savaş yıllarına kadar yüzyıllarca bir arada yaşamış olan Sırplar, Boşnaklar ve Hırvatlar kopma noktasına gelmiş, savaş sonrasında, Sırpların büyük çoğunluğu kenti terk ederken, Hırvatlar ve Boşnaklar arasında kent resmi olmayan sınırlarla bölünmüştür. Taraflar tarafından sınır kabul edilen Boulevard Caddesi’nin üzerinde yer alan yapılar, sınırın keskinleşmesi bağlamında herhangi bir restorasyon çalışmasına konu olmamışlardır (Şekil 1) [2].
Savaş sırasında yaşanmış olan yıkımın bir getirisi olarak kentte oldukça önemli bir oranda konut açığı ortaya çıkmış, çevre köy halklarının da savaş sonrasında Mostar’a göçü ile bu açık giderek büyümüştür. Sırpların kenti terk etmesi ve Hırvatlar ile Boşnaklar arasında kent bütünü içinde resmi olmayan bir sınırın çizilmesi ile ortaya çıkan mülkiyet karmaşası kentteki konut sorununun boyutunu arttırmıştır [2].
1995’ten günümüze gelinene dek kentin onarım ve restorasyonu için çeşitli projeler ve uygulamalar yapılmıştır. Ancak kentsel anlamda kentin gelişim bölgeleri ve yeni yerleşim alanları için özellikle uygulama anlamında herhangi bir çalışma yürütülmemiştir. Savaş sonrasında bu anlamda yapılan çalışma kentin gelişim aksını belirlemeyi, bu yerleşim alanlarının sınırlarını çizmeyi ve yeni yerleşim alanları için gerekli olan bilgileri kapsamaktadır [2].
Yaklaşık olarak 500 yıllık bir geçmişe sahip olan Mostar Kenti’nin gelişimini üç ayrı aşamada incelemek mümkündür (Şekil 2). Kente ait tarihsel gelişimin aşamalarından birincisi, 1468-1878 arasında Osmanlı egemenliğinde oluşmuş kent dokusu, ikincisi, 1878-1908 arasında yaşamış olduğu Avusturya-Macaristan Dönemi’nin kentteki etkileri, ve son olarak üçüncüsü de, II. Dünya Savaşı sonrasında modern akımların etkisiyle ortaya çıkmış olan toplu konut mimarisi olduğunu belirtmek gerekmektedir.
Sözü edilen bu üç aşamanın doğal sonucu olarak Mostar kenti hem Doğu hem de Batı kültürünün etkilerinin rahatlıkla izlenebildiği bir sentez olarak ortaya çıkmaktadır. Kentin bugünkü durumu incelenecek olursa, kent merkezi ve çevresinde oluşmuş olan tarihi dokuda Osmanlı etkileri yoğun olarak hissedilirken, Avusturya-Macaristan Dönemi etkileri kentin daha çok batı kıyılarında gözlemlenmektedir. Toplu konut bölgeleri ise bütünüyle kent merkezi ve çevresinin dışında ve ağırlıklı olarak da taraflarca kabul edilmiş resmi olmayan sınıra göre Hırvat Bölgesi’nde yer almaktadır [2].
Mostar kentinde Osmanlı kent yerleşimlerinin geometriden uzak yerleşim düzenini izlemek mümkündür. Konut bölgeleri çarşı bölgesinden kesin bir biçimde ayrılmış olup, cami, okul, dükkan gibi günlük yaşam için gerekli olan kamusal alanlara ait hizmetleri kendi içinde barındıran komşuluk birimlerinden meydana gelmektedir. Tipik Osmanlı Konutu tarzındaki konut birimlerinin oluşturdukları sokak dokusu kentin topografyası ile bütünleşerek organik yapıyı daha da güçlendirmişlerdir (Şekil 3). Genellikle iki katlı olan konut birimlerinin yükseklikleri, hacimleri ve kütle oranları hemen hemen birbirlerinin aynısı olmakla birlikte, gerek yapılar arası boş alanların gerekse de yapı birimlerinin sokak dağılımlarında herhangi bir geometrik tekrar gözlemlemek mümkün değildir [3]. Kentin eğimi az olan bölgelerinde düze yakın bir biçimde devam eden sokaklar, özellikle doğu yakasında bulunan çok eğimli bölgelere gelince basamaklı bir biçim almaktadır (Şekil 4). Organik sokak örgüsü ile oluşmuş olan doku her ne kadar zaman zaman çıkmaz sokaklarla kesiliyor gibi gözükmekte de olsa, aslında çıkmaz sokaklar ile zenginleşerek kendi içinde çözülmüş bir ağ şeklinde kent bütününe yayılmaktadır [1].

Mostar, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun egemenliği altına girmesi ile birlikte sanayi dönemine geçmiş, kent sisteminin değişmesi kente büyük bir yapısal değişiklik de getirmiştir. Bu dönemde uygulanmış olan yeni kent planlama stratejileri doğrultusunda kent, batı kıyısında bulunmakta boş alanlara doğru genişletilirken, kent merkezinde yapılaşmadan uzak durulmaya çalışılmıştır [2]. Izgara sistem yol şeması benimsenerek anıtsal caddeler ve bağlandıkları merkezler oluşturulmuş, inşa edilen konut binaları da dahil olmak üzere tüm yapılar bu geometrik düzen birer parçası olmuşlardır. Avusturya-Macaristan’lı plancılar getirdikleri bu yeni düzenlemeler hemen her nehir yerleşmesinin özelliği olan kentteki asimetriyi bozmuşlar ve kente yeni dinamikler katmışlardır [4].
Kentin doğu kıyısındaki geçmişini ve içinde bulunduğu durumu inceleyerek batı kıyısının gelişimine işaret eden yeni devletin, gerek bürokrasisinde ve gerekse de yerel burjuvazisinde Avrupa’nın o dönemlerine ait eklektik, neogotik ve rönesans akımlarının biçimlendirdiği apartman bloklarına ciddi oranda talep oluşmuştur. Avusturya-Macaristan Dönemi’nde kentteki para akışının hızlanması ve beraberinde nüfusun artması ile konut ihtiyacında bir artış meydana gelmekle kalmamış, kentin değişen sosyal ve ekonomik çehresinden ötürü apartmanlaşma ve konutta standart kalitenin ötesinde lüks arayışını beraberinde getirmiştir [4].
Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Dönemi’nde inşa faaliyetleri şehrin batı kıyısındaki boş alanlara doğru yayılmış olduğundan, kent merkezinde bu döneme ait yapı, özellikle de konut örneklerine nadir olarak rastlanmaktadır. Dönemin konut örnekleri genellikle üç katlı yığma yapılar olup, içlerinde birden fazla ailenin yaşayabileceği niteliktedir (Şekil 5). Bu yapıların sokağa bakan cephelerinde, çoğunlukla neo-klasik dönemin mimari özelliklerini gözlemlemek mümkündür [3].
İkinci Dünya Savaşı sonrasında tüm Bosna-Hersek kentlerinde olduğu gibi, uygulamaya geçen rejimin planlama ve mimari biçimleri kentsel gelişimde ana aks olmuştur. Mostar’ın endüstriyel üretim kapasitesinin arttırılması ve hazırlanan altyapı projeleri ile kentin genişlemesi hedeflenmiştir. Yeni kurulan fabrikalarla kent, şiddetli göçlerin etkisi altında kalmış, demografik profili ciddi değişimlere sahne olmuştur [2]. Tam da bu noktada sosyalist Mostar’ın en önemli ihtiyacı konut yapıları haline gelmiştir. Bu konut gereksinimini karşılayabilmek için devletin planlama ve denetim teşkilatı devreye girmiş ve yeni konut alanları böylece oluşturulmuştur. Kentin doğusunda yer alan Eski Kent (Stari Grad) ve çevresinin 19. yüzyıl boyunca giderek kalabalıklaşmasının yanısıra, kentin batıya doğru olan bu gelişiminin Avusturya-Macaristan’lı plancıların öngörülerini doğrular nitelikte olduğunu söylemek mümkündür. İkinci Dünya savaşı sonrası yaşanan dönem, zamanın Doğu Avrupa’sına egemen olan fonksiyonel estetiğin özelliklerini taşıyan büyük ve modern konut blokları ile Mostar Kenti’ne de damgasını vurmuştur [4]. Kentin yeni tasarımcıları, kentin batı kıyısında oluşturulmuş olan Avusturya-Macaristan aksları boyunca tekrarlayan modüllere ve prefabrikasyon yapılara ağırlık vererek kentin yeni şeklini belirlemişlerdir.
Bugün kent içinde sınır kabul edilen Boulevard Caddesi’nin batısında kalan Hırvat kesimi bütüne yakın bir oranda bu toplu konutlardan (Şekil 6) oluşmuş tam bir modern şehir görünümündedir. Mevcut toplu konutların ilk örnekleri daha çok az katlı ve uzun bloklardan oluşan ve konumlandırılışlarıyla iç avlular oluşturulan sistemlerdir. Bu örnekler içinde “U” ve “L” avlulu blok sistemlerine de rastlamak mümkündür.
İnşa edilmiş olan toplu konut örneklerinin tarihleri günümüze yaklaştıkça kat adetleri artmış ve bloklar giderek noktasallaşmışlardır. İnşa edilen ilk örnekler klasik sistem betonarme yapılar olarak uygulanmışken, geç dönem örnekler arasında prefabrikasyon hızlı üretim teknolojilerinin kullanıldığının gözlemlenebileceği söylenebilmektedir. Toplu konut alanlarında otopark, yeşil alan gibi öğeler düşünülerek gerekli boşluklar bırakılmaya çalışılmıştır. Savaş öncesinde inşa edilmeye başlanmış olan ancak savaş sırasında kesintiye uğrayarak yarıda kalan toplu konut örneklerinin pek çoğu bugün yaşanmakta olan ekonomik sıkıntılar nedeniyle hala tamamlanamamıştır [2].
-------------------------------------------------------------------------------------------------
Kaynaklar
[1] Pašić, A., (1994), Islamic Architecture In Bosnia And Hercegovina, IRCICA, 1994, İstanbul.
[2] Engincan, P., (2000), Mostar’da Yeni Yerleşim alanlarında Toplu Konut Üretim Örgütlenme ve İşletme Modeli, Yüksek Lisans Tezi, Haziran 2000, YTÜ, İstanbul.
[3] “Mostar Urban Heritage Map and Rehabilitation Plan of Stari Grad”, Unesco, 1997, Floransa.
[4] “Reclaiming Historic Mostar Oppurtunities for Revitalization”, The World Monuments Fund, Ağustos 1999, İstanbul. Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin





