26-30 Haziran tarihleri arasında Anadolu Üniversitesi’nde gerçekleşen “kesişim” üst başlığı altındaki “öğrenci buluşması”nın gözleri kapalı dinlediğimiz ve gözleri kapalı sevdiğimiz mimarlığa katkısı üzerine biraz durmak ve düşünmek gerekiyor. Önce etkinliğin tema metninden bahsedersek, metin daha ilk cümlesinde disiplinlerarası çalışmanın önemine odaklanıyor. Hem tasarımda özgünlüğün hem bir tasarımcı olarak dünyada yer edinebilmenin bu kesişmelerde, geçirgenlikte ve etkileşimde saklı olduğunu söylüyor. Dahası etkinliğin adında geçen “mimarlık, tasarım ve sanat” üçlemesini ayrı ayrı değil, her birinin birbirini beslediği düşüncesinden yola çıkarak, büyük bir duyarlılıkla gerçekte “tasarım”ı konuşmak üzere bir araya gelmeliyiz mesajını veriyor, bizlere ve öğrencilere.
Özellikle 2005 yılından beri gündemde olan, siyasetle gündelik hayatın uyuşmaz içeriklerini tam bir özentiyle sürdüren, tüzükler, Oda savaşları, yönetim kurulları, başkanlar, muhtıralar, biraz daha devam ettiğimizde içinde postal sesleri duyacağımız mesleki yetki ve ayrımlar tuzağını hatırlarsak, burada ortaya konulan içeriğin mütevazılığı ve kapsayıcılığı karşısında sanırım hepimiz amatör kalırız.
Mimarlık, tasarım ve güzel sanatlar fakültesi öğrencilerinin organize ettiği buluşmada, Türkiye’nin pek çok kentinden, üniversitesinden gelmiş 200’ü aşkın öğrenci ve bu disiplinlerin aktörleri, sayısı 20’ye varan atölyelerde, Anadolu Üniversitesi İki Eylül Yerleşkesi’nin çayırlarına, avlularına, açık, kapalı mekanlarına yayılarak iki gün boyunca bir sürü kavramı silkeledi, işler ortaya koydu, resimler, maketler, uçurtmalar, masklar, heykeller yaptı, camla uğraştı, filmler, fotoğraflar çekti, bir taraftan eğlendi, bir taraftan yeni türden karşılaşmalar, içerikler, malzemeler, araçlar üzerinden yapmanın doğasına ait farklı doğaları sınadı, ve bu tablo kesinlikle ümit verici kısma aitti. Çünkü bu bir mimarlık buluşması değildi. Çünkü bu buluşma farklı disiplinleri, onların öğrencilerini, eğitmenlerini, pratiğini, içeriğini çakıştırmaya, biraraya getirmeye çalışan amaçları ve niyetleriyle bugüne kadar ki öğrenci buluşmalarından tümüyle ayrışan bir ilkti. Desteklenmesi ve sürdürülmesi gereken bir ilk. Üniversiteler, bölümler, meslek kuruluşları, yetkiler, yasalar, diretmeler, zorlayıcılıklar, Odalar üstü bir içerikle karşımıza çıkan bir ilk. Ve daha önemlisi bunun sahibinin öğrenciler olması. Ve sanırım bizler bu nedenlerle bir kere daha amatör kalacağız.
Onları, özellikle organizasyondaki öğrencileri dinlediğiniz zaman, farklı bölümlerden öğrencilerin biraraya gelerek ortak hareket etmesinin hiç kolay olmadığını anlıyorsunuz. Eğitimleri, programları, sorunları farklı görünen bu grupların birbirini anlama ve tanıma çabası, hatta anlamak ve tanımak için birbirilerinin meslekleri hakkında araştırmalar, ön çalışmalar yapmış olması gerçekten hayret uyandırıcı. Bu anlamda onların yaşadığı sıkıntılar, biraraya gelmekte çektikleri güçlükler çok açık ki daha ileri ki yıllarda, bugün birbirine rakip hale gelmiş ya da birbiriyle çalışmaktan son derece uzak duran disiplinlerin temelde birbirlerinin tamamlayıcısı olabileceğini onlara gösterecektir. Daha önemlisi, şu da çok açık ki, ancak böylesi bir platformda ve ancak böylesi ortamların sürekliliğinde, tasarım adı altında buluşabilen her disiplinin kendi yetkinliğinden emin varlığı ve diğerine ihtiyaç duymadığına olan inancı hafif hafif sarsılmaya başlayacaktır.
Bu yıl TÜMÖB yapılmadığı için katılım ağırlıklı olarak mimarlık öğrencilerinden olsa da, diğer bölümlerin geleneğinde bu türden buluşmalar pek yaşanmadığı için ilgileri daha az olsa da ve organizasyon tanıtımda biraz zayıf kalsa da, hiç önemli değil. İlki gerçekleşen bu etkinliğin öğrenciler kısmına baktığınızda kendinizi gerçekten iyi hissediyorsunuz.
Peki diğer tarafa, yani bizlere baktığınızda acaba onlar kadar “açık” ve “karşılaşmaya hazır” mıyız? Fazlasıyla kirlenmiş ve gerçeklik çölünde kuruyup gitmek üzere olan bizler için durum bu kadar basit mi acaba? Mimarlığı bir büyük tablo olarak gören, diğerlerini bu tablonun son rötuşlarını yapması için davet eden bizlerin durumu onların çabasından oldukça uzağa düşmüyor mu acaba? Tasarımın bu kadar az talep edildiği bir ülkede, her mimari ürün nadide bir eser olarak ortaya çıktığından olsa gerek, bizler o nadide anları başkalarıyla paylaşmak istemeyecek kadar benciyizdir. Tasarımcının risk alabilmek, ortamı zorlayabilmek, yeni bir şeyler denemek, cesur olabilmek için tabi ki bu “ben”e ihtiyacı vardır. Ama bu “ben”, ısrarla en az riskle idare edip onaylanmış doğruların peşinden koşmaya, asla akılcılığı elden bırakmamaya, o nadide bulunur müşterilerle temkinli bir ilişkiye girmeye hizmet ediyorsa, acaba bu gençlerin taleplerine biz nasıl yanıt verebiliriz? Bu anlamda açık bir yaraya parmak bastıkları ortada ve onlarla konuştukça anlıyorsunuz ki kendilerini bir başka tasarım ortamına hazırlıyorlar.
Dolayısıyla aldıkları eğitimi de sorgular haldeler. Onları bina içine kıstıran, dersler ve dersliklerle boğan, kanıtlanmış doğruları tashihlerle ezberletmeye çalışan, deneme yanılmalarına, hatta hata yapmalarına hiç olanak tanımayan mevcut eğitim sistemini; ve tasarıma ait serüveni, bilgi birikimini tapınası içeriklerle, neredeyse tek bir kalıba dökülmüş değişmezlerle sunan okullarını eleştirerek. Çünkü arzuları, yapma ve düşünme eylemini yeni türden karşılaşmalarla zenginleştirecek, disiplinlerarası işbirliklerini onlara teşvik edecek, bir başka eğitim.
Bu buluşmanın içeriğini şekillendiren, öğrencileri böylesine “anlamlı ve önemli” bir organizasyona teşvik eden mimarlık düşüncesinin, bizdeki görüntüsü ile onlarla bu düşünce arasındaki uyuşmazlık açık. Bu durumun nedenleri üzerine söz söylemeyi, onlar adına daha fazla konuşmadan bitirmek gerekiyor. Ama “mimarlığının amacının, sadece insanların barınma ihtiyacını karşılayan ya da insanların kafasına belirli bir düşünceyi o fikrin taştan ifadesinin göz kamaştırıcılığı yoluyla yerleştirmek olmadığını” söyleyenler de onlar. İsteğim, sözlerini ve beklentilerini daha yüksek sesle dile getirme cüretkarlığına sahip olmaları. Çünkü sahip oldukları ortak aklın önemli bir boşluğu işaret ettiği kaçınılmaz bir gerçek.Konuyla İlgili Linkler
- Arkitera Etkinlik Dosyası'nda 2007 Eskişehir Mimarlık Tasarım Sanat Öğrencileri Buluşması
- Farklı Disiplinler Eskişehir’de Bir Araya Geldi
YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamış
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin
Bütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!





