Osmanlı zamanında ise Kadıköy Çarşısı içindeki, 1550 yılında Kethüda ve 1612 yılında Osmanağa Camileri'nin inşası, daha sonra ise 1700'lü yıllarda kiliselerin inşasından görülüyor ki, Kadıköy'de önce Müslümanlar daha sonra Hristiyanlar yerleşmişlerdir.
16. yüzyılda Kanuni Sultan Süleyman'ın Fransızlar'a tanıdığı kapitülasyon haklarından sonra, Osmanlı Toprakları'na giren batılı tüccarlardan oluşan Levantenler ise Kadıköy'ün Moda Semti'nde yerleşmişlerdir. Müslim ve gayrimüslim orta hallilerin semti ise Kadıköy'de Yel Değirmeni olarak öne çıkmaktadır.
Buraya kadar olan bilgiler her ne kadar Kadıköy'ün geçmişi hakkında ise de, bu günün Kadıköy'ünün oluşması daha çok Cumhuriyet sonrası bölgeye taşınmalarla gerçekleştirilmiştir.
Cumhuriyet'in ilanı sonrası uzun yıllar taşradan İstanbul'a gelenler Topkapı'daki Garajlar'da (Otogar) kentin topraklarına ayak basıyorlardı. Dolayısıyla bu insanlar İstanbul'a taşındıklarında da, o civarda yerleşmeyi tercih etmişlerdi. O yıllarda Kadıköy sayfiye yeri olarak değerlendirilmekte idi. Yel Değirmeni ve Moda semtleri dışındaki alanlar, özellikle Kızıltoprak'tan ötesi tamamen yazlık evlerle doldurulmuştu. Kadıköy, bütün yazlık semtler gibi ucuz yaşanılan bir yerdi. Ancak karşı yakada yaşayanlar için oldukça sapa bir bölge olduğu da kesin idi. Bu durum o yıllarda Kadıköy'e misafirliklerin genellikle yatılı olarak gerçekleştirilebilmesinden açıkça anlaşılabiliyordu.
Kadıköy'ün ucuz yaşanılan bir bölge olması, sapalığına rağmen karşı yakada (Avrupa Yakası) oturan orta ve düşük gelirliler için bir süre sonra yerleşim yeri olarak tercih edilmesine sebep olmuştu.Bunun yanında, ekonomik durumu iyi olanlar da sakinliği sebebi ile Kadıköy'de yaşamayı tercih etmişlerdi. Bu insanların ortak özelliği, kentli olma stajlarını Avrupa Yakası'nda tamamladıktan sonra Kadıköy'e taşınmış olmalarıdır. Yani Kadıköy'e taşradan direkt taşınma olmamış, aksine İstanbul'un Avrupa Yakası'ndan taşınmalar olmuştur. Bu sebepten olsa gerek yıllardır Kadıköy'de yaşayanlar için "kültürlü, medeni, kentli ilişkiler için de olan insanlar" yakıştırması yapılmıştır. Nitekim Avrupa Yakası'ndaki kültürel etkinliklerin çoğunluk izleyicileri ve katılımcıları olarak Kadıköylü'lerin olduğu tespiti öteden beri hep yapılmaktadır.
Kadıköylü yıllardır Kadıköy'e geldiğinde derin ve rahat bir nefes alır ve kendisini köyünde imiş gibi hisseder.
Kadıköy bugün hala sayfiye yeri ruhunu yaşatabilmektedir.
Son yıllarda Kadıköy'de gerçekleştirilen bazı projeler, bu sayfiye yeri ruhunu yok etmek amacının oluştuğunu belli etmektedir. Ayrılık Çeşmesi Sokağı yıkımı, Mühürdar Sahili'nde bir otel, Kuşdili Çayırı'na bir alışveriş merkezi, Meteoroloji Alanı'na dört adet 156 metre yüksekliğinde iş merkezi ve rezidans, Kalamış Sahili'ne bir otel, Suadiye Sahili'ne daha büyük bir otel, Merdivenköy'deki Darüşafaka'nın Arazisi'ne iş merkezleri, Yel Değirmeni'nin sponsorlarla yenilenmesi düşüncesi, Kadıköy Çarşısı'nın çarşılıktan çıkarılması, Fikirtepe civarında düşünülen kentsel dönüşüm projesi ve en önemlisi vahşi Haydarpaşa Projesi, bunlardan hemen aklımıza geliverenlerdir. Bunların dışında henüz kamuoyunun bilmediği gizli dosyalarda bulunan projelerin de olabileceği gerçeğini gözardı etmeyelim.
Bu projeler gösteriyor ki, Kadıköy rantçı ve talancıların yeni gözdesi ve iş alanı olarak düşünülmektedir. Önümüzdeki dönemde Kadıköy'de bu tip projelerin patlayacağı ve bunlarla birlikte seçimden sonra çıkarılması belli olan Kentsel Dönüşüm Yasası ile de başka projelerin ortaya çıkacağı, dolayısıyla dönüştürülme sırasının Kadıköy'e geldiği açıkca belli olmaktadır.
Kadıköy, hızla ticaret ve eğlence fonksiyonlarının yer aldığı bir alan haline sokulmak istenmektedir. Görülüyor ki, önümüzdeki yıllarda Kadıköy'de aile, iskan, mahalle, semt olguları kalmayacaktır. Kadıköylü'nün bu konularda bilinçlendirilmesi ve mücadele etmesi gerekmektedir. Kadıköy kesinlikle sayfiye yeri ruhunu kaybetmemelidir.
Bu konular yeni hazırlanan 1/100000'lik Çevre Düzeni Planı'nda açıkça belirtilmiştir. Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye ve Kartal, İstanbul'un yeni birinci derece kent merkezleri olarak gösterilmiştir. Daha önce Eminönü - Laleli arasındaki tek kent merkezi'nin bundan sonra çoklulaştırılacağı ve İstanbul'un tek merkezliden, çok merkezli kent haline getirileceği belirtilmektedir. Yani, Kadıköy bu plana göre Eminönü - Laleli arası gibi düşünülmektedir. Kadıköy hızla gündüz ticaret yapılan, gece eğlenilen bir alana dönüştürülmek istenmektedir.
Bütün bu konularda Kadıköylüler'in tavırlarını koymaları gerekmektedir. Bu konuda Kadıköylüler'in tarihten gelen kültürlülük özellikleri onlara bu sorumluluğu yüklemektedir. Zira Kadıköy, sadece bugünkü ilçe sınırları ile düşünülmemelidir. Yüz yıldır Kadıköy denilince tüm Anadolu Yakası akıllara gelmiştir. Kadıköy bütün Anadolu Yakası'na öncülük etme sorumluluğunu üstlenmek zorundadır.
Bu, Kadıköy ve Kadıköylü'ye tarihin verdiği bir görevdir.
Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin




