Köşe Yazısı

Şehir Haltları

Yazan: Korhan Gümüş Tarih: 17 Mart 2009
İstanbul Büyükşehir Belediyesi şöyle bir ilan asmış: Sizin oylarınızla seçilen Fatih vapuru denize indi... Hayırlı olsun! Kadirbilir belediyemiz bize teşekkür ediyor. Borçlu kalmayalım, madem öyle, hepimize hayırlı olsun. Siyaset konuşunca, bize susmak kalıyor.

Kendi kendisini oryantalize etmeyi amaçlayan Yeni Osmanlıcı yönetim hala güncelliğini koruyor, kenti fethetmesi anlamında. Hayret nasıl oldu da bugüne kadar vapurlara Yavuz Sultan Selim, Kanuni Sultan Süleyman gibi adlar koymak kimsenin aklına gelmedi?

Başına da bir ŞH konmuş. Fatih'in "Şehir Hatları" olmalı. Olmayan var mı?

Kentin vapurlarını adlandırmak için padişah isimleri dururken neden Fenerbahçe, Paşabahçe, Dolmabahçe, Kalamış, Suadiye gibi semtlerin adını koydular? Şimdi şehir hatları vapurları savaş gemileri ile yarışacaklar. Hayırlı olsun!

Vapur denen şey yüzer bir anıt gibidir.

Vapurların, bu nedenle kültür mirası olarak korunması değil, sırf bu nedenle yenilenmesi gerek. Yoksa icraat yapıldığı anlaşılmaz, paralar boş yere harcanmaz. Nitekim eğer halkımız eski vapur biçimini beğenmiş olsaydı, sekiz seçenek içinde bir tane de eskisi vardı, ona oy verirdi. Dünyanın en güzel vapurlarına sahip olmuş, metropoliten ulaşım ağı denizde kurulmuş olan bu kentin en büyük zenginliği jilet yapıldı. Demokrasi katlanmayı gerektirir. Beğenmiyorsanız, siz de kenti ele geçirin, istediğiniz vapuru yaptırın!

Vapuru ben de gördüm. Üstelik tam da Kabataş'ta, Paşabahçe'nin karşısına yanaşmış olarak.

Biri ellidört sene önce yapılmış. Ama fark tersi gibi. Fatih ismini taşıyan vapur bir ucube. Bir tasarım felaketi. Ama maliyet olarak Venedik'teki vapurettolardan on misli pahalı. İçinde mutlaka süslü seramik tuvaletleri olmalı. Eğer tasarım dünyasında rüküşlük ödülü verilse, birinci olacağı muhakkak. Hadi diyelim vapur berbat bir şey oldu. Bu ucubeye ismini verdiğimiz ve saygı duyduğumuz bir kişilik olarak Fatih Sultan Hazretleri'ne biraz ayıp olmuyor mu? İthal makineleri mutlaka iyi tasarlanmıştır, çünkü bugün artık dizel motorlar çok büyük gelişme gösterdi. Seyir aletleri mutlaka çok yüksek teknolojiyi barındırıyordur, çünkü bugün elektronik teknolojisi çok ileri düzeyde.

Peki bunlar yeterli mi? Bir kere vapur seçmek için seçim de olsa, yarışma da düzenlense, bugün bir vapurun tasarımı için bir tasarım ekibinin, tasarımcının olması gerekir. Günümüzde tasarım geleneksel, anonim, isimsiz bir şey değildir. Arkasında bir iddia vardır.

Fatih Vapuru'nun ise tasarımcısı bile belli değil. Mutlaka birileri tasarlamış olmalı. Ancak utandığından olacak, ismi saklı.

Çünkü zaten ortaya konan sekiz resimden hiçbiri bir tasarım değildi. Yalnızca hangisi sizin zevkinize hitap ediyor gibilerinden, güya eski modele benzeyenden, modern biçimli gibi olana sıralanmışlardı. "Haydi İstanbul Vapurunu Seç" kampanyasının sekiz vapur modeli güya her zevke hitap edecek seçenekleri kapsıyordu: Tarihi vapur istiyorsanız, alın size tarihi. Modern istiyorsanız, alın size modern! Daha ne istiyorsunuz? Dolayısı ile bugün tasarımdan anladığımız şeyi yalnızca bir benzetmeye indirgeyen şapşalca bir durumdu. Anonimlik kamunun çoklu fikre açılması gereğini halktan gizler. Restorasyon da sanıldığı gibi anonim bir iş değildir, onun da güncel bir tasarım olarak yaratıcılığa açılması gerekir.

İstanbul, eşsiz bir kültür varlığı olan vapurlarını bence restore ettirmeliydi, gerekiyorsa makineleri falan da değişebilirdi. Ama bu benim fikrim. Başkası yeni bir vapurun nasıl tasarlanması gerektiği konusunda bir düşünce sergileyebilir. Kamunun görevi piyasa mamülü gibi ürünü karşımıza koymak değil, bu fikirlerin ilişkili olabileceği bir durum yaratmaktır.

İşte bu nedenle Kadir Topbaş'a kendi adıma seslenmek istiyorum.

Lütfen, adı ne olursa olsun, karşımıza koyduğunuz o ucubeden başka ürettirmeye kalkmayın. Çünkü vapur denen şey kalıcı bir şey. Yıllarca, ömrümün sonuna kadar bu kazuleti seyretmek istemiyorum. Bir tane denediniz, hevesinizi aldınız. Bir Fatih yeter, fazlası ise kabak tadı verir. Yok halkımız çok beğenmişmiş, çok güzelmiş... İstanbul gibi bir kentin vapuru böyle mi olur? Bırakın elli yıl önce yapıldığı gibi doğru dürüst bir vapur yapılsın, daha iyisi yapılsın da ondan sonra tartışalım. Çocuk mu kandırıyoruz? En azından kendimi şapşal yerine koydurtmamaya, yani bunu söylemeye hakkım olmalı.

YorumlarYorum Sayısı: Henüz hiç yorum yapılmamışBütün yorumları forumda okuyun!
Bütün yorumları forumda okuyun!
Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin
Buraya yazacağınız görüşleriniz, Arkitera Forum bölümüne yansımayacak, sadece yazara ulaşacaktır. * İşaretli alanlar mutlaka doldurmanız gereken alanları belirtmektedir.
Sizin:
Adınız, Soyadınız *
E-Posta Adresiniz *
Mesleğiniz *
Telefon Numaranız Adres seçimi:
Adresiniz
Mesajınız:

ÝPUCU: sayý 9, büyük harf "Y", büyük harf "M", büyük harf "E", sayý üç, sayý dört

Lütfen sol imajdaki resimde görülen dizgiyi yandaki kutucuğa giriniz.
Köşe Yazısı Arşivi
Dönem içindeki köşe yazarlarının listesi aşağıdadır. Yazısını okumak istediğiniz yazarı listeden seçiniz. Bütün yazarların listesini görmek için buraya tıklayınız