Köşe Yazısı

Mimarlığın Sınırları

Yazan: Saitali Köknar Tarih: 18 Kasım 2005

Her türlü mimarlık kulisinde hakim olan hava bir çeşit küskünlük değil mi? Mimara ihtiyaç duymayan duymadığını her fırsatta haykıran yaşadığımız topluma, mimarların mesleki faaliyetlerini düzenlemesi gereken odalarına, klüpleşen derneklere, işlevsiz vakıflarına, tüccarlaşmış yayıncılara, hep geriden gelen üniversiteye, eh bunları toplayınca kişinin yaptığı işe ve en nihayetinde kendine karşı bir küskünlük hali.

Halbuki gerçek bu değildir. Yaşadığımız mesleki-toplumsal çıkmazdan kaynaklanan ruh halini küskünlük diye adlandırmak, tamamen yanlış bir okuma, hatalı bir yorum olacaktır. Mesleki bir açmazın bünyelerde yarattığı bunaltının küskünlükten kaynaklandığını ya da küskünlüğe neden olduğunu kendimize söylemek, problemi başımızdan savmaya çalışmaktan onu görmezden gelmekten ibarettir.

Aslında yaşanan, değişen toplumsal dinamiklere karşı mimarlığın alışageldiği hizmet üretim biçimlerinin, metodların, örgütlenmelerin güncel sorunlara çözüm üretememesinden kaynaklanan bir çaresizliktir. ‘Çaresizler’ tarifi bizi ‘küskünler’ analizine oranla önü daha açık, ufku daha geniş bir yola koyuyor. Çünkü bakış açısı değiştiğinde ya da oyunun kuralları değiştirildiğinde açmaz aşılır, çare bulunur. Büyük olasılıkla yeni çarenin tetikleyeceği bir sonraki açmaza kadar... Kanımca bu aşamada hedeflenmesi gereken öne sürdüğüm bu döngünün dalga boyunu mümkün olabilen en kısa zaman dilimine kısaltmak, nesillere çağlar boyu okullarda belirli bir çareyi ezberletip sorunu derinleştirmeden -ki günümüzde meslek çevrelerinin okullardan talebi ve genelde okulların uygulaması da budur-, her projeyi yeni bir açmaz olarak görüp, hiç bir bireysel-kurumsal bütünlük arayışına girmeden, sorunla taze ve samimi bir şekilde yüzleşmektir. Yüzleşmek kelimesi burada önemli. Sorunun terkibini değiştiriyor. Sorun yüzleşme evreninde, bünyeden atılması, taarruz edilip bertaraf edilmesi gereken kusurlu bir şeyden, varlığı belirli bir olgunlukla kabul gören, sorun ve sorunu çözen olarak ikiye ayrılmamış, birbirleriyle alış veriş içerisinde olan işteş bir şeyler bütününe dönüşüyor. Metnin başındaki paragrafa dönerek sorun olarak karşımızda gördüğümüz toplum, oda ya da bir derneği bu yeni tarifle şimdi bir kere daha düşünelim. İçimiz mi sıkışıyor yoksa kafamızın içinde yeni açılımlar mı belirmeye başlıyor? İşte beni ilgilendiren bu açılımlar.

Yaşadığımız açmazın ‘milli’ bir mesele olmadığını da söyleyebilirim. Şu günlerde Berlin’de bir etkinlik, güncel mimarlığın çıkmazlarını zorlayan genç mimarları konuk ediyor. Ev sahibi kurum 1980’de Avrupa’nın ilk özel mimarlık galerisi olarak kurulmuş AedesBerlini. Galeri-forum-yayıncı Aedes’in bizzat kendisi de düzenledikleri ‘find the gap- boşluğu bul’ adlı etkinliğe konu olabilecek bir açılımı tarif eden mimari bir örgütlenme biçimi. Yıllardır mimarlık camiasının entelektüel kesimi ile kitleleri buluşturmaya çalışıyor. Etkinliğe davetli 15 genç mimari örgütlenmeyi ve mimarlık yapma biçimlerini tek tek incelemenizi tavsiye ederim. Almanya’nın doygun mimarlık cengelinde hayatta kalabilmek için mimarlığın sınırlarında dolaşarak kendilerine nişler arayan bulamayınca yaratan bu ofisler önümüzdeki yıllarda mimarlığın ne olacağına, nasıl yapılacağına dair bize fikir veren ipuçları taşıyorlar.

Etkinliğe katılan Complizen, Raumlabor ve Peanutz gruplarının işlerini yakından biliyorum. Uğraşlarını mimarlıkla ilişkilendiriş biçimleri ve bu süreci finanse edebilme becerileri bildiğim hiç bir konvansiyona uymuyor. Genelde otuzunu geçmiş mimar ve mimar olmayan disiplinlerarası ekiplerden oluşan, inşa edilmiş binaları olmayan, tek tük dekorasyon projesi yapmış, belki yarışmalarda bir iki derecesi olan ama yayınlanmış birden fazla kitabı bulunan, kuşaklarının bayrağını taşıyan ofisler bunlar. Yani çok meşguller, çok ilham vericiler ama “iş”sizler. Gerçekten öyle mi?

Küçülen kentlerin merkezi olarak anılan Halle merkezli Complizen, “sportification” diye adlandırdıkları, terkedilmiş, boş binalar ve kamusal alanlarda organize ettikleri spor faaliyetleri ile öne çıkıyor. Yüksek blokların merdiven kovalarında bmx-bisiklet yarışları, altı yedi katlı binaları aşarak ilerleyen freezbee maratonları gibi alternatif sporlarla ilgilenen genç nüfusa hitap eden yeni kentsel deneyimler kurguluyorlar. Öte yandan terkedilmiş Halle-Neustadt tren istasyonunun program olarak öncülü olmayan "zfzk"ii adlı bir güncel kültür merkezine dönüştürülmesi için lobicilik yapıp, workshoplara katılıp, ortak çalışmalar düzenliyorlar. Şu ana kadar “iş” olarak alabildikleri tek şey istasyonun adi bakımının yapılması olmuş. Ancak yerel otoriteler ve kültür bürokratları projeye yeşil ışık yakmış durumda. Ekim ayında “zfzk” adı altında ilk etkinlik gerçekleşecek. Alın size yoktan varolmuş bir “iş”.

Oralardan buralara geri dönecek olursak, yeni açılımların bir adresi, bir şekli var mıdır? Benim izlediğim kadarı ile örgütlenme biçimleri ‘tek imza mimar’dan kollektiflere doğru evriliyor. Tasarımın dinamikleri, ofis giderleri, ihtiyaç duyulan zengin mimari içeriğin sağlanabilmesi, hızlı gelişen gündemi takip edebilmek açısından çok daha elverişli bir sistem. Ancak henüz disiplinlerarası takımları göremiyoruz. Mimarlara sanat kollektiflerinde rastlıyoruz ama sanatçı, sosyolog, ekonomistlere mimari kollektiflerin bünyesinde -henüz- karşılaşmıyoruz. Mimari tasarım danışmanlığı, dışarıdan ortaklıklar da yaygın değil. Yakın gelecekte çok önemli projelere gebe kentsel tasarım, kentsel peyzaj gibi disiplinlerarası alanlarda da henüz kayda değer bir gelişme yok. Bilakis odaların teşkilatçığının, kişisel garez ve hırsların da yarattığı bir düşmanlıkla tasarımın uzmanlık alanları birbirinden hızla uzaklaşıyor. “Tüm tasarım uğraşları yeni bir oda altında birleşsin!” çağrısı şu an için kulağa çok uzaktan gelen bir yankı. Ama odalar ile bu anlamda ilgilenmek de yeni bir açılımı tarif eden bir uğraş olarak karşımıza çıkıyor. Yıllardır unutulan uzman-yönetici iletişimini yeniden kurmayı hedefleyen İstanbul Metropolitan Planlama ve Kentsel Tasarım Merkezi de olumlu bir gelişme. Ancak asıl hareket ve rengin sivil inisiyatif ile çalışan varolan ve yeni kurulacak vakıf, dernek, araştırma merkezi, enstitülerden gelmesi gerekiyor. Mesela korkunç bir imar yasamız var. Yeni bir imar yasası üzerinde çalışmak kimin üzerine vazife? Bence şikayeti olan herkes uzmanları bir araya getirerek odada, vakıfta, dernekte ya da bağımsız olarak bir çalışma grubu kurarak taslak bir metin üzerinde çalışabilir. Başbakan bizzat Menderesvari bir girişkenlikle İstanbul’a üçüncü bir köprü için çalışıyor. Başka hangi oluşum, grup, takım karşı proje ya da alternatif üretiyor? Böyle siparişi verilmemiş, ferdi inisyatiflerle başlayan ve ilgili kuruluşlarca finanse edilen projelere neden rastlayamıyoruz? Küskünlükten mi? Çoğumuz sürgitin içinde maaş derdinden ufuk tutulmasına kapılmış bir vaziyette, burnumuzun ucunda duran açmazı görmezden gelip yakınıyoruz. Açmaz orada. Git aç.

“Müşteri gelir, ne istediğini bilmektedir, tarif eder, proje çizilir, mimar -mimarlar değil- imza atar, belediye onay verir, yapı inşa edilir, belki yayınlanır bir iki ödül alır” modeli buralarda işleyen ve sık görülen bir model midir? Bu süreç üzerine kariyer, eğitim, ofis organizasyonu inşa etmek ne kadar anlamlıdır artık? Tasarım süreci boyunca insanı küskünlük ve bıkkınlık arasında savuran alışılageldik hizmet üretim biçimleri ile maddeten ve manen daha nereye kadar devam edilebilir? Yüzümüzü ticari kurnazlığı elden bırakmadan ama ille de inandığımız ilkeler doğrultusunda mesleğin vaad ettiği yeni açılımlara yöneltmemiz gerekiyor. Buralarda mimara çok iş var, taştan çıkarırsan.

i www.aedes-galerie.de  
ii www.zfzk.net  

Yazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin
Buraya yazacağınız görüşleriniz, Arkitera Forum bölümüne yansımayacak, sadece yazara ulaşacaktır. * İşaretli alanlar mutlaka doldurmanız gereken alanları belirtmektedir.
Sizin:
Adınız, Soyadınız *
E-Posta Adresiniz *
Mesleğiniz *
Telefon Numaranız Adres seçimi:
Adresiniz
Mesajınız:

ÝPUCU: sayý sekiz, sayý dört, sayý iki, sayý dört, büyük harf "A", küçük harf "k"

Lütfen sol imajdaki resimde görülen dizgiyi yandaki kutucuğa giriniz.
Köşe Yazısı Arşivi
Dönem içindeki köşe yazarlarının listesi aşağıdadır. Yazısını okumak istediğiniz yazarı listeden seçiniz. Bütün yazarların listesini görmek için buraya tıklayınız