Köşe Yazısı

“İnsanoğlu Harikalar Diyarında!.” Ya mimarlar?..

Yazan: Şükrü Aykutlu Tarih: 9 Şubat 2006

Geçenlerde bir haber..
Sabah kahvemi keyifle içerken kafamı allak bullak eden o gazete haberi günlerce meşgul etti beni. Bazen birşeye takıldınız mı üstüne kaç kahve de içseniz kolay kolay dönemezsiniz ya o güzel, huzurlu, rölanti halinize.. İşte gene öyle bir takılmak.

Haber ne miydi? Aynen şu;
“Dünyanın 7 Harikası yeniden seçiliyor!”..

Şu gazeteciler işlerinin ehlidirler, bilirsiniz. Son derece gelirgeçer konuları dahi size dakikalarca ustaca okutturuverir, beyninizi bir o kadar da meşgul ederler. Ben de habere kapılıp okudum tabi. Önce bildiğimiz 7 harikanın listesini ve herbirinin kısa öyküsünü.. Sonra, artık insanoğlunun bu eski eşyalarından sıkıldığını ve yeni seçimler yapmak gerektiğini.. Dünya üzerinde daha birçok harikamız bulunduğunu.. Bunların uluslararası bir heyetçe listesinin belirlendiğini.. Yeni harikalarımızın da bu belirlenen liste içinden seçileceğini, bunun için uluslararası bir yarışma düzenlendiğini.. Her bireyin internet üzerinden ilgili sayfaya girip oyunu dilediği harikaya verebileceğini.. Yeni listeye eski 7 harikamızdan sadece birinin girmiş olduğunu.. Biz Türklerin de konuya duyarsız kalmayıp yoğun oylarımızla ülkemizden bir harikayı seçtirebileceğimizi anlatan cümleleri bir çırpıda okudum.

Oy verilmesi istenen listeyi belirleyen uluslararası heyetin ise çoğunlukla mimarlardan oluştuğunu öğrenmek de bu kafa karışıklığının üstüne tuz biber ekti. Evet, listede bir dolu harika eser bulunuyor, ancak bir o kadar da harika sayılamayacak, hatta mimari eser de olmayan başka koordinatların da verildiğini görmek insanı umutsuzluğa da sevketmiyor değil. Polyanna gibi düşünürsek, listedeki uygun olmayan seçenekler, en iyilerin daha kolay seçilebilmesi için yemlik görevi de yapabilir belki ama, “harika”nın ne olduğunun tanımı yapılmaksızın insanların önüne birkaç tabak koyup dilediğinizi yiyebilirsiniz demek te nafile bir seçim olmuyor mu? Birileri turizme yeni bir yön mü vermek istiyor ya da bazı coğrafyalara, bazı kültürlere doğru bir trend mi oluşturulmak isteniyor?.. Orası işin perde gerisi, dolayısıyla bizi aşar. Ancak mimarların, insanları Alis Harikalar Diyarında masalından kurtarıp “harika”nın ne olduğunu, ne olması gerektiğini bir güzel anlatmaları ihtiyacı vardır. Öyle ya, mimarlar sadece ellerinde rapido (artık o da bir nostalji değil mi), proje çizen, uygulayan bir meslek erbabı olmanın ötesinde, insanoğluna gerçek harikalar diyarını öğretecek birer de eğitmen olmalı diye düşünüyorum, bir diğer meslek disiplini içinden baktığımda.

Hoş, pvc yağmur indirme borularının eski harikalarımız ahşap konakların bile üstünü sarmaşık gibi sardığı, yalıbaskı denen o özgün ahşap kaplamanın artık (mertlik bu ya) pvc ile tıpkıbasımının üretildiği, en elit (!) kesimin dahi milyon dolarlık villalarına bu “bilmem ne siding” denen ucubeyi kaplatabildiği, eğri-büğrü kaldırımlarıyla, kırık dökük kiremitleriyle, bina cephelerinde her telden çalan tabelalarıyla, anneannelerimizin bigudileri misali çatılarda eğreti duran günısı depoları ile, yapı tümörlerinden başka şeye benzemeyen klima dış üniteleri ile, Amerikan malikane mimarisi özentisi sütun ve payandaların yüksek konutlarının kimi cephelerine uygulandığı delik deşik caddeleriyle ülkemizde harika aramak biz Türklerin bir başka çılgınlığı olsa gerek, diye de düşünmüyor değilim.

Eskiden doktorlara sorardık; “...şu derdim var, ne tavsiye edersiniz doktor bey?...” Şu an tanıdığımız bildiğimiz belki birkaçı hariç, doktora, hastaneye güveneniniz var mıdır? Eskiden politikacıya güvenilirdi; iyi adam, dürüst siyasetçi filan denirdi.. Şimdi herhangi birine kıvançla bakanınız var mı? Eskiden ekonomistlere birer hoca saygısı ile bakılır, ağzından çıkacak laf merakla beklenirdi.. Şimdi, kimbilir hangi yatırım aracına prim yaptırmak için böyle konuşuyor dedirtmeyen var mı içlerinde?.. Eskiden, aramızdan kopartılmış gazetecilerin cenazelerinde onbinler ağlardı. Şimdi sütununa kalben bağlandığınız bir gazeteci kaldı mı piyasada?

Ben mimarlığın henüz o mertebede saygınlık yitirmemiş olduğunu düşünüyor ve en azından projelerine ‘BilmemneSiding’ kaplattırmayanlarından (onlar yanıtlamasın lütfen) şunu bize bir anlatmalarını istiyorum:
“İnsanoğlunun harikaları olmak, hangi tasarımsal ve mimari ölçütler ile olanaklıdır?..”

Öncelikle ‘antik’ bir geçmiş midir önemli olan, yoksa en yeni bir eser de tarihsel eserlerin ötesine sıçrayıp harika mertebesine layık görülebilir mi? Yoksa ‘görkem’ midir esas olan? Hani şu Eiffel’in yere basan dört ayağından birinin tam altında durup başınızı gökyüzüne kaldırınca kulenin semayı nasıl delip gittiği görüntüsü altında ufalma duygusu yaratan türden bir görkem. ‘Yapım zorluğu’ da olabilir bir diğer kriter örneğin. İnsanoğlunun kendini ve gücünü aşma savaşımının sonuçlarını en iyi gösterebileceği mesleklerin başında gelir mimarlık hem. Keops piramidinin ve diğerlerinin nasıl ve hangi tekniklerle yapılabildiğini hala tartışmıyor mu bilim adamları? ‘Büyüleyicilik’midir yoksa bir harikaya insanları müptela edecek olan? Rokoko sanatının zirvesi sayılabilecek Schonbrunn Sarayının büyüleyici iç atmosferinin harika etkisinden sadece Avusturya imparatoru mu yararlanacaktır? ‘Sanatsallık’da bir kriter olamaz mı örneğin? Michelangelo’nun Musa Heykelini bulunduğu San Pietro in Vincoli bazilikasından bir milim oynatmaya dünyanın hangi harika yüreği yetebilir? Ya ‘ilahi’ duygular? İnsanoğlunun tüm zamanlarda bir numaralı gündemi olan ve olacak olan ilahi gerçeklik üzre konuları görsel bir şenliğe sürükleyen Tac Mahal, Notre Dame ve dahi sayısı onlarca, yüzlerce islam mimarisi örneği harika cami yapıları.. Peki ya ‘işlevsellik’ olmamalı mı bir harikanın harika olmasına karar verirken bakacağımız bir diğer enstrüman? Koca Louvre’un harikalarının insanoğlunca gezilebilmesini son derece pratik hale getiren ve yapılar canlı olsalardı sırf bunun için koca Louvre’un kanatları ile sarmalayıp camdan tepesine koca bir öpücük konduracağına bir an bile şüphe etmeyeceğim o harika düşüncenin eseri Louvre Piramidi.. Yaşama getirdiği ‘kolaylık’ açısından bakarsak eğer, Moskova metrosu örneğin, hem de sanatsal içeriği ile, hem de yapım zorluğu ile, işlevselliği ile, kar-kış altındaki Moskovalı’nın kente adaptasyonunu daha yüz yıl öncesinden çözmemiş midir?

Evet, harika nedir?

Mimar arkadaşlar.. Bir an için bırakın rapidolarınızı, mimarlararası konularınızı. Biz sıradan insanların da bilgiye ihtiyaçları var. Sıradan harikalara oy verdirilmek tehlikesi ile karşı karşıyayız. Bilgiye ihtiyacımız var. Oy veremesek de, harika yaratamasak da en azından villalarımıza BilmemneSiding kaplatma sorunumuz var, görüyorsunuz. Toplumun mimari eğitmenlere ihtiyacı var. Sadece çizmek için okumadınız mimari disiplini. Unutmayın, sıradan insanları da ikinci sınıftan birinci sınıf kompartımanınıza çekmek gibi bir göreviniz var.

Harikayı tarif etmeseniz bile, en azından normali tarif edin ne olur şu çılgın Türklere..

Konuyla İlgili LinklerYazara Görüşlerinizi Bildirmek İçin
Buraya yazacağınız görüşleriniz, Arkitera Forum bölümüne yansımayacak, sadece yazara ulaşacaktır. * İşaretli alanlar mutlaka doldurmanız gereken alanları belirtmektedir.
Sizin:
Adınız, Soyadınız *
E-Posta Adresiniz *
Mesleğiniz *
Telefon Numaranız Adres seçimi:
Adresiniz
Mesajınız:

ÝPUCU: küçük harf "y", sayý sekiz, büyük harf "H", küçük harf "v", küçük harf "h", sayý iki

Lütfen sol imajdaki resimde görülen dizgiyi yandaki kutucuğa giriniz.
Köşe Yazısı Arşivi
Dönem içindeki köşe yazarlarının listesi aşağıdadır. Yazısını okumak istediğiniz yazarı listeden seçiniz. Bütün yazarların listesini görmek için buraya tıklayınız