|
Uygarlıkların İzinde
Avrupa Mimarlar Konseyi'nin (ACE) 'yarının kenti ve mimarlığı' raporu Türkiye'de
Rehberimiz 'Beyaz Kitap'
Avrupa'da mimarlık ve kent politikasının temelinin ''eskiyi gözetmeyen bir
yenileşme'' değil, eskiden ders alarak çağdaşlığı öğrenen bir
''ilerleme'' olduğunu artık herkes bu kitapta okuyacak...
Türkiye'de ''çağdaş olmak'' denilince, çağların getirdiği uygarlık
birikimlerini ''yadsımak'' moda oldu... Özellikle 1950'lerden sonraki ''Küçük
Amerika'' arzusuyla bütünleşen bu sözde ''Batılı'' (!) tavır, kimileri
tarafından da ''modernleşme'' adı altında ''olağan'' kabul edilerek, çoğu
''yeni'' yetişen aydınlarımızı bile ''etkiler'' hale geldi...
Oysa Batılılaşmanın Avrupa'daki felsefi ve kültürel kaynağını oluşturan
''aydınlanma'' devrimi, ne geçmişin ''insan yaratıcılığı kazanımlarını''
reddetmek, ne de tarihsel birikimleri tarihe gömen bir ''kimliksizlik''
demekti...
Nitekim, bugün bile Avrupa kentlerindeki ''geçmişten geleceğe akan''
tarihsel ve çağdaş mimari peyzajın ''sırrı'' işte o aydınlanma
bilincinin tasarımda, planlamada ve kent kültüründe ''kurumsallaşması'' dır...
ACE'nin 'Avrupa Raporu'
İşte bu bilincin, mimarlık ve şehircilikteki en son belgelerinden olan
''Beyaz Kitap'' , sonunda Mimarlar Odası'nca Türkçeye çevrilip yayımlanarak,
tarih ve kültür ülkesi Türkiye'deki mimarlığa ve şehirciliğe hâlâ
''modernleşmeyi'' (!) dayatanların önüne konulmuş durumda...
''Sonunda'' diyorum, çünkü kitabın ''müellifi'' olan ''Avrupa Mimarlar
Konseyi'' (Architects Council of Europe/ACE) Türkiye AB üyesi olmadığı için
ACE üyeliğine de uygun görmediği Mimarlar Odası'nı nihayet Kasım
2001'deki Viyana toplantısında ''arasına'' almayı ''oybirliğiyle'' kabul
etti...
Aynı nedenle şimdilik ''gözlemci üye'' şeklinde belirlenen bu katılımın
''gerekçesi'' ise; yine Mimarlar Odası'nın, ülkenin kültür ve doğa değerlerine
duyarsız imar ve mimarlık kararlarına karşı sürdürdüğü ''ödünsüz
eleştirel tavrı'' ... Nitekim bu tavır ACE'nin Avrupa bütününde savunduğu
''yöresel kimlikleri ve çevreyi gözeten'' Beyaz Kitap ilkeleri ile de tam bir
''uyum'' gösteriyor...
'Çağdaş' uyarılar...
Örneğin, Türkiye'nin tarihsel mimari zenginliğine ''taklit olmasın''
diyerek sırtını dönüp tarihi geçmişi olmayan ülkelerdeki ''okyanus ötesi
tasarımları'' çağdaşlık adına örnek alanlar için Beyaz Kitap diyor ki:
''Dünyanın öbür ucundakilere komşusundakinden daha yakın mimari stiller
Avrupa kültürüne yabancıdır...''
Benzer şekilde, tarihi çevrede bile ''tasarım özgürlüğü'' peşinde koşarak,
çağdaş ''farklılık'' adı altında uyumsuzluğu dayatanlarımız için de
Avrupa'nın şu ''geleneği'' anımsatılıyor:
''Yapıların cephelerinin 700 yıldır denetlenmesi sayesinde, yerel iklime
ve geleneğe uygun bir sentezle kültürel süreklilik sağlanıyor...''
Peki; şimdi denecek ki ''daha gelişkin'' nasıl olacağız?.. ''Eskiyi''
nasıl aşacağız?..
Bizdeki ''modernitecilerin'' bu çok sevdiği soruyu da Beyaz Kitap daha
''giriş'' bölümünde özetle şöyle yanıtlıyor:
''Koruduğumuz kentler, binlerce yıllık (...) bir kültürel emeğin tanıklarıdır.
(...) Atalarımızın, bizimkilere kıyasla çok daha sınırlı olan ekonomik
ve teknik olanakları ile yaşam sorunlarını nasıl çözdüklerini gösteriyorlar...''
İşte biz de kendi tarihimizin akıl ve emek ürünlerini koruyarak onlardan
''daha çağdaş olabilmeyi'' öğrenebilirsek, AB üyesi olmak şöyle dursun,
uygarlıkta Avrupa'yı bile sollar geçeriz...
Çünkü Anadolu uygarlıkları, binlerce yıl önceden mimarlığı ve şehirciliği
insanlığa armağan ederken, Avrupa'da ''vahşi yaşamdan'' başka bir kültür
yoktu...
Beyaz Kitap'ı güle güle okuyun ve ''rehber'' alırken de çağdaşlaşma
adına yitirdiğimiz değerlere ise ''hayıflanın'' ...
Cumhuriyet- Oktay Ekinci
|