|
Erzurum büyük köy olma yolunda
10 yıl önce Doğu’nun Paris’i olarak adlandırılan Erzurum, geçen
zaman içerisinde bir taraftan ekonomik olarak kan kaybederken, ilde yaşanan
iki yönlü göç şehrin kültür yapısını da vurdu. Eğitim seviyesi yüksek
insanların Erzurum’u terk ettiği bu dönemde şehir vasıfsız insan akınına
uğradı. Sonuçta Erzurum birbirinden farklı kültürleri barındıran koca
bir köy sendromuna girdi.
Atatürk Üniversitesi’nde yapılan bilimsel bir çalışmada Erzurum’un
tüyler ürperen hali bilimsel verilerle gözler önüne serildi. Fen Edebiyat
Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde 2 yıl boyunca sürdürülen araştırma
sonunda Erzurum’da çok hızlı kültürel değişmelerin yaşandığı,
bireylerin geleneksel kültür değerlerinden koptukları, kent kültürü taşımadıkları,
kırsal kesimden göç eden insanların Erzurum’da kentlileşmedikleri, aksine
şehre gecekondu kültürünün hakim olmasına neden oldukları tespit edildi.
‘Getto’ adı verilen gecekondu kültürünün şehre hakim olmasının bir müddet
sonra sürekli suç işlenen kent kimliğinin doğmasına neden olmasına yol açacağına
dikkat çekildi.
Hamza Koç tarafından hazırlanan ‘Erzurum’un Kentleşme Sürecinde Kültürel
Yapılanma’ adlı bilimsel çalışmada, şehirde bireyler arasında çıkar
duygusunun ön planda olduğu ifade edilirken, Erzurum’un geleneksel kültürünün
bazı mahalelerde görülebilmesine rağmen, özellikle genç kuşağın hiçbir
mahallede bu kültürü sahiplenme ve yaşatma gayreti olmadığı, bu olumsuz
durumda bir nedeninin ise bu tür mahalelere yapılan yatırımların ve
belediye hizmetlerinin eşit ve dengeli dağılmamasında yattığı kaydedildi.
Erzurum’daki bireylerin kimliksizleşme, kitap okuma, sosyal faaliyetlere katılma
gibi sorunlara duyarsız kaldığının ifade edildiği çalışmada, bunun altında
yatan en önemli sebebin bireylerin kent yaşamı içinde istenilen düzeyde
ekonomik gelire ulaşamamaları gösterildi. Büyük ekonomik potansiyale sahip
olmasına rağmen Erzurum’un ekonomik bakımdan verimsiz bir dönüşüm içine
girmesinin kentleşme açısından olumsuz kabul edilen göç olgusunu ortaya çıkardığına
işaret edilen çalışmada, şehirde yaşayan Erzurumlu ve Erzurumlu olmayan
bireylerin kenteki ekonomik imkanların yetersizliğini, var olan ekonomik
potansiyelin ortaya çıkarılamamsından, karşılıklı ilişkilerdeki kabalık
ve anlayışsızlıktan şikayat ettikleri belirtildi. Kentleşmenin Erzurum’a
birtakım avantajlar getirmesi gerekirken göç ile birlikte gelen nüfus yoğunlaşmasından
ekonomik ihtiyaçların şehirde sosyal ve kültürel ihtiyaçların önünü
kapattığına dikkat çekilen araştırmada, ‘Erzurum’un kentleşme
sorunlarının çözümüne yönelik bir kurumdan’ yoksun oluşunun sadece bu
sorunların varlığını devam ettirmesine değil daha da ağırlaşmasına yol
açtığı vurgulandı. Şehirlerin de insanlar gibi iyi günlerinin, kötü günlerinin
ve bir ömürlerinin olduğunun kaydedildiği araştırmada, bütün bu sorunların
aşılabilmesi için Erzurum’daki yerel ve kamu kuruluşlarının halkı da içine
alacak kalkınma modelleri üretmesine ihtiyaç olduğu ifade edildi.
Erzurum halkının eğitim ve ekonomik açısından en fazla yararlanacağı
üniversite ile ile işbirliğine gidemediğinin, konunun çözümü için yeni
yöntemlerin geliştirilmesinin zorunlu olduğunun kaydedildiği çalışmada, bütün
bu toplumsal eşetsizliklerin yanında ‘Kent planlanma politikaları’nın
uygulanmadığı şehirde bir yandan yüksek gelir gurupları için etrafı
duvarlarla çevrili siteler inşa edilirken bir yandan da düşük gelir gruplarının
hemşerilik, akrabalık ve etnik köken bağlarının egemen olduğu yoksul
mahalelerde yaşar hale geldiğa dikkat çekildi.
Zaman
|