|
25 bin kişi daha ‘koruma altında’
ölümü bekliyor
İstanbul’un
Fatih, Balat, Süleymaniye, Beyoğlu, Tarlabaşı semtlerindeki tarihi binalar SİT
kapsamında koruma altında olduğu için ne yıkılabiliyor ne de tamir
edilebiliyor. Bu binalarda yaklaşık 25 bin kişi ölüm riskine aldırmadan
oturuyor.
İstanbul, Eminönü–Küçükpazar'da önceki gün yıkılan bir ev iki çocuğa
mezar olurken, dün Balat Mürselpaşa Caddesi’nde 3 katlı ahşap bir bina
daha yıkıldı. Evin boş olması yeni can kayıplarının yaşanmasını
engelledi. Önceki gün ölümden kurtulan Aynur ve Kader Yılmaz, hastaneden çıkarıldıktan
sonra yıkılan evleriyle aynı sokakta bulunan anneannelerinin kirada oturduğu
ahşap bir binaya yerleşti. Süleymaniye Hoca Gıyasettin Mahallesi başta
olmak üzere tarihî Eminönü yarımadasında, bakımsız ve köhne binaların
içinde fakirlik sebebiyle Yılmaz ailesiyle aynı kaderi paylaşan yüzlerce
aile bulunuyor. Sarıbeyazıt Sokak’ta yıkılan binanın hemen yanında
oturan 6 kişilik Arslan ailesi de evlerinde yaşamaya devam ediyor.
Seyyar satıcılık yaparak ailesini geçindirmeye çalışan ve 9 senedir İstanbul’da
bir iş sahibi olamayan baba Tevfik Arslan, “Bu mahalle ve civar evlerde en az
2 bin kişi kalıyor.” diyor ve ekliyor: “Meslek yok, iş yok, okuma–yazma
yok. Ne yapalım? Ev kirası verecek param yok. Ayda 80–90 milyon kazanırsak,
bu çocukların nafakasıdır. Benim çocuklarım da bu evde kalıyor. Götürecek
başka bir yerim yok. Memlekete dönemem.”
Her gece korkuyla yattığını, yanlarındaki üç katlı binanın yıkılmasından
sonra 4 çocuğuyla eve girmekten çekindiğini söyleyen anne Sultan Arslan,
“Yıllardır elimizden tutan olmadı. Biz de bu evlere razı olduk.” diye
sitem ediyor. Arslan ailesi bu eve 50 milyon lira kira veriyor.
Diyarbakır’dan göç eden 5 kişilik Çakmak ailesi de çöken binanın
hemen üst sokağında oturuyor. Üç çocuk annesi Naciye Çakmak, 21 yıldır
bu semtte oturuyor. Önce Antalya, oradan İstanbul’a gelen Çakmak ailesinin
reisi Celal Çakmak, plastik fabrikasında çalışmış. Sonra hasta olmuş,
1,5 yıldır ilaç tedavisi görüyor ve işsiz. Anne Çakmak kendilerine bakan
oğullarının askere gitmesiyle mühürlenmiş bir eve taşınmak zorunda
kalacaklarından korkuyor.
Aynı mahallede evini restore ettiren 5 kişilik Kılıç ailesi kendi
deyimleriyle “canları yerine paraya kıyıp” evlerini tamir ettirmişler.
“Elektrik su bedava. 3 defa mühürlenmiş binaya girenler her şeyi göze alıyor.
Devlet ne yapsın?” diyen Şerife Kılıç, 13 yaşında hasta olan bir çocuğunu
kaybetmiş yıllar önce. Şimdi “Yavrularımın canı bu evlerde yaşayacak
kadar ucuz değil.” diyor. Evin restorasyonu için 8 milyar harcamışlar.
Binlerce insanın mesken edindiği binalarda kalanları engellemek için
belediyeler hiçbir şey yapamıyor. Evlerin tehlikeli olduğunu göstermek için
mühürlüyorlar. Evlerin tamir edilmesi de mümkün gözükmüyor. Belediyeler
tarihi binaların restorasyonunun önündeki en büyük engel olarak Kültür
Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan Anıtlar Yüksek Kurulu’nun
kararlarının gecikmesini görüyor.
Eminönü Belediye Başkanı Lütfi Kibiroğlu, ilçe sınırları içerisinde
bulunan 18 bin binadan 6 bininin SİT kapsamında koruma altında bulunduğunu
ifade ediyor. Kibiroğlu’nun verdiği bilgiye göre, gelir düzeyi düşük
aileler ve işsizlerin mekanı haline gelen bu binalar ne yıkılabiliyor ne de
tamir edilebiliyor.
20–30 yıl önce ailelerin oturduğu bu evler zamanla boşalmış. Hoca Gıyasettin
Mahallesi’nde 470 aile yaşıyor, bunun yanında 75 ev de bekar odası şeklinde
kayıtlara geçmiş. Hepsinin ortak noktası, bu insanların yoksul olması.
Eminönü Belediyesi’nin tek başına 6 bin bina için proje üretememesinin
nedenleri arasında belediye gelirlerinin azlığı yer alıyor. İller Bankası’ndan
55 bin kişilik nüfusa göre pay alan Eminönü’nün gündüz nüfusu 2,5
milyonu buluyor. İki hafta önce art arda 4 binanın çöktüğü, 35 bin insanın
yaşadığı Tarlabaşı ve Pera bölgelerinde de aynı sorunun yaşandığını
dile getiren Beyoğlu Belediye Başkanı M. Kadir Topbaş, bakımsızlıktan
çöken binaların İstanbul’a kazandırılması için devlet yardımının şart
olduğunu söylüyor.
Anıtlar Kurulu’nun önündeki en büyük engel olarak aynı anda on
binlerce binaya bakmak zorunda kalması gösteriliyor. Belediye başkanlarının
bu konudaki tavsiyesi ise her bölgenin kendi kurulunun oluşturularak, çalışmanın
hızlandırılması ve bölge bölge İstanbul tarihinin kurtarılması.
Yerel belediyelerin bu evler için yaptığı çalışmaları yetersiz gören
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ağustos 2001’de başlattığı “Tarihi
Yarımada Koruma Amaçlı İmar Projesi” ile teker teker bu evlerin tespitine
çalışıyor. 30 kişilik ekip, Eminönü, Süleymaniye, Zeyrek, Fatih ve
Balat’ın içinde yer aldığı 10 bölgede bütün tarihi evlerin anıt fişlerini
oluşturuyor. Çalışmanın bitmesiyle koruma amaçlı planlar da uygulamaya
konacak.
Bu arada baba Ramazan Yılmaz, kaybettiği iki oğlunu dün sessiz sedasız
toprağa verdi. Anne Evrize Yılmaz’ın tedavisi ise Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde
sürüyor.
Zaman
|