reklam

14 Ocak 2002 Pazartesi
Ana Sayfa
>
Haberler

25 bin kişi daha ‘koruma altında’ ölümü bekliyor

İstanbul’un Fatih, Balat, Süleymaniye, Beyoğlu, Tarlabaşı semtlerindeki tarihi binalar SİT kapsamında koruma altında olduğu için ne yıkılabiliyor ne de tamir edilebiliyor. Bu binalarda yaklaşık 25 bin kişi ölüm riskine aldırmadan oturuyor.

İstanbul, Eminönü–Küçükpazar'da önceki gün yıkılan bir ev iki çocuğa mezar olurken, dün Balat Mürselpaşa Caddesi’nde 3 katlı ahşap bir bina daha yıkıldı. Evin boş olması yeni can kayıplarının yaşanmasını engelledi. Önceki gün ölümden kurtulan Aynur ve Kader Yılmaz, hastaneden çıkarıldıktan sonra yıkılan evleriyle aynı sokakta bulunan anneannelerinin kirada oturduğu ahşap bir binaya yerleşti. Süleymaniye Hoca Gıyasettin Mahallesi başta olmak üzere tarihî Eminönü yarımadasında, bakımsız ve köhne binaların içinde fakirlik sebebiyle Yılmaz ailesiyle aynı kaderi paylaşan yüzlerce aile bulunuyor. Sarıbeyazıt Sokak’ta yıkılan binanın hemen yanında oturan 6 kişilik Arslan ailesi de evlerinde yaşamaya devam ediyor.

Seyyar satıcılık yaparak ailesini geçindirmeye çalışan ve 9 senedir İstanbul’da bir iş sahibi olamayan baba Tevfik Arslan, “Bu mahalle ve civar evlerde en az 2 bin kişi kalıyor.” diyor ve ekliyor: “Meslek yok, iş yok, okuma–yazma yok. Ne yapalım? Ev kirası verecek param yok. Ayda 80–90 milyon kazanırsak, bu çocukların nafakasıdır. Benim çocuklarım da bu evde kalıyor. Götürecek başka bir yerim yok. Memlekete dönemem.”

Her gece korkuyla yattığını, yanlarındaki üç katlı binanın yıkılmasından sonra 4 çocuğuyla eve girmekten çekindiğini söyleyen anne Sultan Arslan, “Yıllardır elimizden tutan olmadı. Biz de bu evlere razı olduk.” diye sitem ediyor. Arslan ailesi bu eve 50 milyon lira kira veriyor.

Diyarbakır’dan göç eden 5 kişilik Çakmak ailesi de çöken binanın hemen üst sokağında oturuyor. Üç çocuk annesi Naciye Çakmak, 21 yıldır bu semtte oturuyor. Önce Antalya, oradan İstanbul’a gelen Çakmak ailesinin reisi Celal Çakmak, plastik fabrikasında çalışmış. Sonra hasta olmuş, 1,5 yıldır ilaç tedavisi görüyor ve işsiz. Anne Çakmak kendilerine bakan oğullarının askere gitmesiyle mühürlenmiş bir eve taşınmak zorunda kalacaklarından korkuyor.

Aynı mahallede evini restore ettiren 5 kişilik Kılıç ailesi kendi deyimleriyle “canları yerine paraya kıyıp” evlerini tamir ettirmişler. “Elektrik su bedava. 3 defa mühürlenmiş binaya girenler her şeyi göze alıyor. Devlet ne yapsın?” diyen Şerife Kılıç, 13 yaşında hasta olan bir çocuğunu kaybetmiş yıllar önce. Şimdi “Yavrularımın canı bu evlerde yaşayacak kadar ucuz değil.” diyor. Evin restorasyonu için 8 milyar harcamışlar.

Binlerce insanın mesken edindiği binalarda kalanları engellemek için belediyeler hiçbir şey yapamıyor. Evlerin tehlikeli olduğunu göstermek için mühürlüyorlar. Evlerin tamir edilmesi de mümkün gözükmüyor. Belediyeler tarihi binaların restorasyonunun önündeki en büyük engel olarak Kültür Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan Anıtlar Yüksek Kurulu’nun kararlarının gecikmesini görüyor.

Eminönü Belediye Başkanı Lütfi Kibiroğlu, ilçe sınırları içerisinde bulunan 18 bin binadan 6 bininin SİT kapsamında koruma altında bulunduğunu ifade ediyor. Kibiroğlu’nun verdiği bilgiye göre, gelir düzeyi düşük aileler ve işsizlerin mekanı haline gelen bu binalar ne yıkılabiliyor ne de tamir edilebiliyor.

20–30 yıl önce ailelerin oturduğu bu evler zamanla boşalmış. Hoca Gıyasettin Mahallesi’nde 470 aile yaşıyor, bunun yanında 75 ev de bekar odası şeklinde kayıtlara geçmiş. Hepsinin ortak noktası, bu insanların yoksul olması. Eminönü Belediyesi’nin tek başına 6 bin bina için proje üretememesinin nedenleri arasında belediye gelirlerinin azlığı yer alıyor. İller Bankası’ndan 55 bin kişilik nüfusa göre pay alan Eminönü’nün gündüz nüfusu 2,5 milyonu buluyor. İki hafta önce art arda 4 binanın çöktüğü, 35 bin insanın yaşadığı Tarlabaşı ve Pera bölgelerinde de aynı sorunun yaşandığını dile getiren Beyoğlu Belediye Başkanı M. Kadir Topbaş, bakımsızlıktan çöken binaların İstanbul’a kazandırılması için devlet yardımının şart olduğunu söylüyor.

Anıtlar Kurulu’nun önündeki en büyük engel olarak aynı anda on binlerce binaya bakmak zorunda kalması gösteriliyor. Belediye başkanlarının bu konudaki tavsiyesi ise her bölgenin kendi kurulunun oluşturularak, çalışmanın hızlandırılması ve bölge bölge İstanbul tarihinin kurtarılması.

Yerel belediyelerin bu evler için yaptığı çalışmaları yetersiz gören İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ağustos 2001’de başlattığı “Tarihi Yarımada Koruma Amaçlı İmar Projesi” ile teker teker bu evlerin tespitine çalışıyor. 30 kişilik ekip, Eminönü, Süleymaniye, Zeyrek, Fatih ve Balat’ın içinde yer aldığı 10 bölgede bütün tarihi evlerin anıt fişlerini oluşturuyor. Çalışmanın bitmesiyle koruma amaçlı planlar da uygulamaya konacak.

Bu arada baba Ramazan Yılmaz, kaybettiği iki oğlunu dün sessiz sedasız toprağa verdi. Anne Evrize Yılmaz’ın tedavisi ise Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde sürüyor.
Zaman

Ocak 2002 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Diyalog 2002'nin ilk konuğu Murat Tabanlıoğlu  10 Ocak 2002'de Diyalog bölümümüze konuk olarak sorularınızı yanıtladı.

Murat Tabanlıoğlu

Arkitera Forum'da Buluşmayı okumak için tıklayın...

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz