|
Mimarlar Odası Ecyad
Kalesi'nin Yıkılmasına Yönelik Tepkileri Sorguluyor
Suudi Arabistan'daki şeriatçı yönetimin Osmanlı dönemine ait Ecyad
Kalesi'ni yıkması, bu anlayışın ilk kültür kıyımı olmayıp, sonuncusu
da olmayacaktır… Çünkü şeriatın ve gericiliğin her türlüsü insanın
emek, yaratıcılık ve toplumsal tarihini belgeleyen kültür mirasının da düşmanıdır….
ANCAK MİMARLAR ODASI, NE YAZIK Kİ ÜLKEMİZDE DE YAŞANAN BENZER SAYISIZ
DUYARSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYI YEĞLEYEN VE HATTA "KALKINMA" SÖYLEMİYLE
DESTEK BİLE OLANLARIN BU OLAYDAKİ "TEPKİ GÖSTERİLERİNİ" DE İBRETLE
İZLEMEKTEDİR…
Suudi Arabistan'ı yönetenler,yıllardır ülkelerindeki sadece Osmanlı dönemi
kültür varlıklarına karşı değil, kendi tarihsel değerlerine ve eski
kentlerine karşı da şimdi Ecyad Kalesi örneğindeki ilkel tutumları sürdürüyor…Mekke'nin
tarihsel peyzajını tarihe gömen ve Müslümanların hac inançlarını dünyanın
en kazançlı turizm gelirine dönüştürmek üzere bu kutsal kentin korunması
gereken otantik silüetini sıradan RANT KENTLERİNE benzeten bir anlayışın,
aynı kültür yoksunu imar uygulamasını Ecyad Kalesi'ni de yok ederek yerine
dikeceği otelle sürdürmesine şaşmamak gerekir…
Bu uygarlık düşmanı davranışın temelinde ise sadece "rant hırsı"
olmayıp, bu hırsın da böylesine gözü kara düzeye tırmanmasındaki asıl
neden olan "insana ve insan aklı ile emeğinin yaratıcılık tarihine karşı
duyarlılık ve bilinç yoksunu" şeriatçı ve aydınlanmamış kafalar
yatmaktadır.
Nitekim, yine insanın tarih içindeki kültürel birikimlerine hiçbir değer
vermeyen aynı kafa, Kabe'deki, üstelik kimi kaynaklarda Mimar Sinan'la ilişkilendirilen
tarihi revakları bile bu hac alanına daha fazla insan sığdırabilme adına yıkmaya
yeltenebildiği gibi, Balkanlardaki savaşta hasar görmüş camileri sözde
restorasyon yardımı ile özgün Osmanlı dönemi mimarisinden tümüyle çıkartıp,
yerine Arabistan'dakilere benzer camiler yapmaktan da çekinmemiştir…
BİZ UYARIRKEN SUSULMUŞTU…
Suudilerin işte bütün bu tutumları, yine yıllardır hemen her kültür
katliamında bizler tarafından tepkiyle karşılanıp gerekli uyarılar da yapılmasına
rağmen, aynı örneklerde sürekli bir "atalet" ve hatta suskunluk içinde
olanların, şimdi bugüne dek görülmemiş bir düzeyde ve adeta "gösteri
yarışı" şeklinde protesto kampanyasına katılmaları, elbette ki
olumlu bir aşama sayılsa bile "düşündürücüdür".
ÇÜNKÜ; Bu yılların suskunluğunu "artık" bıraktıkları anlaşılan
"protestocu" kesimlerin yine gözleri önünde gerçekleşen ve hatta
"kalkınma" söylemleriyle destek bile verdikleri sayısız benzer kültür
kıyımı, ülkemizde de ne yazık ki eşi bulunmaz bir mirasın hızla azalmasına
ve yok edilmesine neden olmuştur…
İşte bunun da temel nedeni aslında sadece o sanki artık "kanıksamaya"
bile başladığımız "rant hırsı" değil, tıpkı Suudilerdeki
gibi; "insana ve insan emeği ile aklının yaratıcılık tarihine karşı
duyarlılık ve bilinç yoksunu" gerici ve aydınlanmamış kafaların Türkiye'de
de etkin olabilmeleridir.
Üstelik, ülkemizdeki bu tür kafalar sadece şeraitçi kesimler içinde değil,
şimdi Ecyad Kalesi'nin yıkımına tepki gösterenler arasındaki liberal ve
hatta sol söylemli çevrelerde de yaygındır…
Denebilir ki bütün bu değişik siyasal görünümlü ancak kültür mirasının
korunması çabalarına karşı "reflekslerinde" yıllardır ortak
olanların asıl buluştukları yer; "tarihin yaşam ve uygarlık
birikimlerinden beslenecek bir toplumsal ilerlemenin kimlikli ve bilime bağlı
bir geleceğin de güvencesi olacağı" gerçeğini kavrayabilecek bir aydınlanma
bilincinden hala uzak kalmalarıdır…
TÜRKİYE GERÇEĞİNİN ÖZETİ
Bazıları için "abartı" gelebilecek ve hatta kimileri için de
"haksız" yorumları yapılabilecek bu saptama ve değerlendirmelerimizin
dayanağı olan "Türkiye gerçeğinin" başlıca göstergeleri ise özetle
şöyledir:
- 1980'lerden bu yana iktidara gelen tüm ve her görüşten siyasal
partiler, örneğin KÜLTÜR BAKANLIĞI bütçesinin oranını daha da azaltmışlar
ve UNESCO'nun en az %1 olan kararına rağmen bugün "binde" 2'lere
kadar düşürmüşlerdir… Buna karşın, ülkemizde Ecyad Kalesini yıkanlarla
aynı kafada olanların örgütlenme yuvaları haline gelen din kurumlarının bütçeden
aldıkları paylar, şimdi bu yıkımı kınayanların da oylarıyla, kültürel
mirasın korunmasına ayrılandan akıl almaz düzeyde fazla tutulmaktadır…
- Kentlerimizin çoğu, yine hemen her görüşten yönetim dönemlerinde,
Suudilerin Mekke'ye sıraladıkları türden ve kentin tarihsel dokusu ile özgün
peyzajını paramparça eden kimliksiz rant yapılarıyla ezilmektedir… Bu yapılar
arasında, doğrudan kültür varlıkları yok edilerek, hatta onların kalıntıları
üzerinde bile yükselmelerine izin verilenler çok sayıda olduğu gibi,
bunlara engel olmak isteyen kamu görevlileri mimarlar, arkeologlar, sanat tarihçilerine
karşı uygulanan kıyım karşısında da şimdi Suudi kınamasında sıraya
girenlerin çoğu suskun kalmışlardır.
- Özellikle son zamanlarda TBMM'den geçen ya da henüz taslak olarak sıraya
alınan yasaların büyük çoğunluğu, şu veya bu bahaneyle ama mutlaka
"ekonomik güçlenme" adına SİT'lerin koruma kurallarını daha da
etkisiz hale getirmeye ve hatta tümüyle kaldırmaya yöneliktir… Bu düzenlemeleri
"dünyayla bütünleşme" adına alkışlayanların, Suudilerin de aynı
beklentiyle tarihi Kale'mizi "ranta engel olmaktan" çıkardıklarını
görmeleri, acaba bir "ders" olabilecek midir?..
- Ecyad Kalesi'nden çok daha eski kalelerimizin üzerinden yol projeleri geçiren,
benzer yolları SİT'lerimizin dışından dolaştırmayı "maliyet arttığı"
için kabul etmeyen, Sinan'ın camilerinin bile yanına onları ezercesine
kuleleri diken, Osmanlı yapı kalıntılarını yeniden ihya etmek yerine kat
otoparklarının altına gömen, anıt eserleri "restore" adına tüm
tarihsel niteliklerini bozarak bilgisiz ve tüccar onarım müteahhitlerine
zaten kıt olan koruma bütçemizi yağmalatırken, sivil mimarlık örneği ve
yine Osmanlı dönemi konut ve kent kültürünün tanıkları eski evlerimizin
apartmanlara dönüşmesi için hemen her davranışı gösterebilen "her görüşten"
ilgili ve yetkililerin de şimdi Suudilere yönelik tepkilerini gerçekten bir
"kültür duyarlılığı" olarak kabul etmemiz, ancak bütün bu
"unutulmaz" ve "kalıcı tahribat yaratmış" tutumlarından
artık pişman olduklarını ve kesinlikle vazgeçtiklerini ilan etmeleriyle
belki mümkün olabilecektir…
- …Ve yine şimdi Ecyad Kalesi için ayağa kalkanların, yerlerine
oturmadan HASANKEYF için de ve diğer tüm sözde "kalkınma"
projeleri için gözden çıkartılan ve aynı politikaların kurbanı olmayı
bekleyen eşsiz tarih hazinelerimiz için de aynı tepkiyi göstermelerini
beklediğimizi yineliyor, SUUDİ YÖNETİMİNİN İSE ÜLKEMİZDEKİ GİZLİ YA
DA AÇIK YANDAŞLARYLA BİRLİKTE KINANMASI DİLEĞİMİZİ kamuoyunun ve
ilgililerin bilgi ve değerlendirmesine sunuyoruz…
Arkitera
|