reklam

14 Ocak 2002 Pazartesi
Ana Sayfa
>
Haberler

Mimarlar Odası Ecyad Kalesi'nin Yıkılmasına Yönelik Tepkileri Sorguluyor 

Suudi Arabistan'daki şeriatçı yönetimin Osmanlı dönemine ait Ecyad Kalesi'ni yıkması, bu anlayışın ilk kültür kıyımı olmayıp, sonuncusu da olmayacaktır… Çünkü şeriatın ve gericiliğin her türlüsü insanın emek, yaratıcılık ve toplumsal tarihini belgeleyen kültür mirasının da düşmanıdır….

ANCAK MİMARLAR ODASI, NE YAZIK Kİ ÜLKEMİZDE DE YAŞANAN BENZER SAYISIZ DUYARSIZLIK KARŞISINDA SUSMAYI YEĞLEYEN VE HATTA "KALKINMA" SÖYLEMİYLE DESTEK BİLE OLANLARIN BU OLAYDAKİ "TEPKİ GÖSTERİLERİNİ" DE İBRETLE İZLEMEKTEDİR…

Suudi Arabistan'ı yönetenler,yıllardır ülkelerindeki sadece Osmanlı dönemi kültür varlıklarına karşı değil, kendi tarihsel değerlerine ve eski kentlerine karşı da şimdi Ecyad Kalesi örneğindeki ilkel tutumları sürdürüyor…Mekke'nin tarihsel peyzajını tarihe gömen ve Müslümanların hac inançlarını dünyanın en kazançlı turizm gelirine dönüştürmek üzere bu kutsal kentin korunması gereken otantik silüetini sıradan RANT KENTLERİNE benzeten bir anlayışın, aynı kültür yoksunu imar uygulamasını Ecyad Kalesi'ni de yok ederek yerine dikeceği otelle sürdürmesine şaşmamak gerekir…

Bu uygarlık düşmanı davranışın temelinde ise sadece "rant hırsı" olmayıp, bu hırsın da böylesine gözü kara düzeye tırmanmasındaki asıl neden olan "insana ve insan aklı ile emeğinin yaratıcılık tarihine karşı duyarlılık ve bilinç yoksunu" şeriatçı ve aydınlanmamış kafalar yatmaktadır.

Nitekim, yine insanın tarih içindeki kültürel birikimlerine hiçbir değer vermeyen aynı kafa, Kabe'deki, üstelik kimi kaynaklarda Mimar Sinan'la ilişkilendirilen tarihi revakları bile bu hac alanına daha fazla insan sığdırabilme adına yıkmaya yeltenebildiği gibi, Balkanlardaki savaşta hasar görmüş camileri sözde restorasyon yardımı ile özgün Osmanlı dönemi mimarisinden tümüyle çıkartıp, yerine Arabistan'dakilere benzer camiler yapmaktan da çekinmemiştir…

BİZ UYARIRKEN SUSULMUŞTU…

Suudilerin işte bütün bu tutumları, yine yıllardır hemen her kültür katliamında bizler tarafından tepkiyle karşılanıp gerekli uyarılar da yapılmasına rağmen, aynı örneklerde sürekli bir "atalet" ve hatta suskunluk içinde olanların, şimdi bugüne dek görülmemiş bir düzeyde ve adeta "gösteri yarışı" şeklinde protesto kampanyasına katılmaları, elbette ki olumlu bir aşama sayılsa bile "düşündürücüdür".

ÇÜNKÜ; Bu yılların suskunluğunu "artık" bıraktıkları anlaşılan "protestocu" kesimlerin yine gözleri önünde gerçekleşen ve hatta "kalkınma" söylemleriyle destek bile verdikleri sayısız benzer kültür kıyımı, ülkemizde de ne yazık ki eşi bulunmaz bir mirasın hızla azalmasına ve yok edilmesine neden olmuştur…

İşte bunun da temel nedeni aslında sadece o sanki artık "kanıksamaya" bile başladığımız "rant hırsı" değil, tıpkı Suudilerdeki gibi; "insana ve insan emeği ile aklının yaratıcılık tarihine karşı duyarlılık ve bilinç yoksunu" gerici ve aydınlanmamış kafaların Türkiye'de de etkin olabilmeleridir.

Üstelik, ülkemizdeki bu tür kafalar sadece şeraitçi kesimler içinde değil, şimdi Ecyad Kalesi'nin yıkımına tepki gösterenler arasındaki liberal ve hatta sol söylemli çevrelerde de yaygındır…

Denebilir ki bütün bu değişik siyasal görünümlü ancak kültür mirasının korunması çabalarına karşı "reflekslerinde" yıllardır ortak olanların asıl buluştukları yer; "tarihin yaşam ve uygarlık birikimlerinden beslenecek bir toplumsal ilerlemenin kimlikli ve bilime bağlı bir geleceğin de güvencesi olacağı" gerçeğini kavrayabilecek bir aydınlanma bilincinden hala uzak kalmalarıdır…

TÜRKİYE GERÇEĞİNİN ÖZETİ

Bazıları için "abartı" gelebilecek ve hatta kimileri için de "haksız" yorumları yapılabilecek bu saptama ve değerlendirmelerimizin dayanağı olan "Türkiye gerçeğinin" başlıca göstergeleri ise özetle şöyledir:

- 1980'lerden bu yana iktidara gelen tüm ve her görüşten siyasal partiler, örneğin KÜLTÜR BAKANLIĞI bütçesinin oranını daha da azaltmışlar ve UNESCO'nun en az %1 olan kararına rağmen bugün "binde" 2'lere kadar düşürmüşlerdir… Buna karşın, ülkemizde Ecyad Kalesini yıkanlarla aynı kafada olanların örgütlenme yuvaları haline gelen din kurumlarının bütçeden aldıkları paylar, şimdi bu yıkımı kınayanların da oylarıyla, kültürel mirasın korunmasına ayrılandan akıl almaz düzeyde fazla tutulmaktadır…

- Kentlerimizin çoğu, yine hemen her görüşten yönetim dönemlerinde, Suudilerin Mekke'ye sıraladıkları türden ve kentin tarihsel dokusu ile özgün peyzajını paramparça eden kimliksiz rant yapılarıyla ezilmektedir… Bu yapılar arasında, doğrudan kültür varlıkları yok edilerek, hatta onların kalıntıları üzerinde bile yükselmelerine izin verilenler çok sayıda olduğu gibi, bunlara engel olmak isteyen kamu görevlileri mimarlar, arkeologlar, sanat tarihçilerine karşı uygulanan kıyım karşısında da şimdi Suudi kınamasında sıraya girenlerin çoğu suskun kalmışlardır.

- Özellikle son zamanlarda TBMM'den geçen ya da henüz taslak olarak sıraya alınan yasaların büyük çoğunluğu, şu veya bu bahaneyle ama mutlaka "ekonomik güçlenme" adına SİT'lerin koruma kurallarını daha da etkisiz hale getirmeye ve hatta tümüyle kaldırmaya yöneliktir… Bu düzenlemeleri "dünyayla bütünleşme" adına alkışlayanların, Suudilerin de aynı beklentiyle tarihi Kale'mizi "ranta engel olmaktan" çıkardıklarını görmeleri, acaba bir "ders" olabilecek midir?..

- Ecyad Kalesi'nden çok daha eski kalelerimizin üzerinden yol projeleri geçiren, benzer yolları SİT'lerimizin dışından dolaştırmayı "maliyet arttığı" için kabul etmeyen, Sinan'ın camilerinin bile yanına onları ezercesine kuleleri diken, Osmanlı yapı kalıntılarını yeniden ihya etmek yerine kat otoparklarının altına gömen, anıt eserleri "restore" adına tüm tarihsel niteliklerini bozarak bilgisiz ve tüccar onarım müteahhitlerine zaten kıt olan koruma bütçemizi yağmalatırken, sivil mimarlık örneği ve yine Osmanlı dönemi konut ve kent kültürünün tanıkları eski evlerimizin apartmanlara dönüşmesi için hemen her davranışı gösterebilen "her görüşten" ilgili ve yetkililerin de şimdi Suudilere yönelik tepkilerini gerçekten bir "kültür duyarlılığı" olarak kabul etmemiz, ancak bütün bu "unutulmaz" ve "kalıcı tahribat yaratmış" tutumlarından artık pişman olduklarını ve kesinlikle vazgeçtiklerini ilan etmeleriyle belki mümkün olabilecektir…

- …Ve yine şimdi Ecyad Kalesi için ayağa kalkanların, yerlerine oturmadan HASANKEYF için de ve diğer tüm sözde "kalkınma" projeleri için gözden çıkartılan ve aynı politikaların kurbanı olmayı bekleyen eşsiz tarih hazinelerimiz için de aynı tepkiyi göstermelerini beklediğimizi yineliyor, SUUDİ YÖNETİMİNİN İSE ÜLKEMİZDEKİ GİZLİ YA DA AÇIK YANDAŞLARYLA BİRLİKTE KINANMASI DİLEĞİMİZİ kamuoyunun ve ilgililerin bilgi ve değerlendirmesine sunuyoruz…
Arkitera

Ocak 2002 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Diyalog 2002'nin ilk konuğu Murat Tabanlıoğlu  10 Ocak 2002'de Diyalog bölümümüze konuk olarak sorularınızı yanıtladı.

Murat Tabanlıoğlu

Arkitera Forum'da Buluşmayı okumak için tıklayın...

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz