|
Ah şu 'bizdeki' Suudiler!..
Osmanlı'nın Ecyad Kalesi 'ni bir ''otel'' projesine kurban eden Suudiler,
acaba böylesine yüksek bir tepkiyi ''bizden'' bekliyorlar mıydı?..
Gerçi, bekleseler bile ''Suudi kafası'' bundan yine geri adım atmazdı.
Ancak, tepkilere karşı ''söylediklerine'' bir bakın... Sanki ''bizden öğrenmiş''
gibiler...
'Liderleri' buradaydı...
Örneğin, Suudilerin Kâbe'deki Osmanlı mirası ''revakları'' yıkmalarını
''engellediği'' yönünde düzenlenmiş haberlerle yine medya sayfalarında
''hasretle'' anılan Turgut Özal 'ın bu tür konulardaki ''genel tavrını''
anımsayalım...
Tarihin gözbebeği İstanbul 'a Park Otel'leri, Gökkafes'leri sıralatan Özal,
Köyceğiz'deki antik ''Pisilis'' kentinin ''tam üzerinde'' inşa edilen otelin
açılış töreninde konuşurken, tepkilere yanıt olarak; ''Canım, bu eski
tarihi duvarlar mı güzeldi; yoksa şimdi bu otel mi daha güzel?..'' demişti.
Şimdi Suudiler de Ecyad Kalesi'nin yerinde yükselecek otel için ''Dünyanın
en güzel mimari şaheseri olacak...'' demiyorlar mı? Özal gibilerimizden ve hâlâ
ona ''hayran'' olanlarımızdan ''ders almış'' olmuyorlar mı?
'Korumacılarımız' nelere izin verdiler?
Suudi yetkililer tepkilere karşı diyorlar ki: ''Kaleyi yok etmedik, başka
yerde yeniden aynısını, aynı taşlarıyla yapacağız...''
Bu olur mu?.. ''Olmaz'' diyen kimi ''uzmanlara'' ve ''imar yetkililerine''
soralım... Sizler, örneğin İstanbul'da sayısız ''sağlam'' konağın yıkılıp
tarihi bahçesinin ''kenarına'' çekilerek, boşalan alana apartmanlar
dikilmesine, üstelik ''koruma projesi'' (!) adıyla onay verenlerden misiniz?..
Eğer değilseniz, neden tepki göstermediniz?..
Üstelik Suudiler ''özgün taşlarıyla'' yapacağız falan da diyorlar. O güzelim
konakların ise şimdi sözde ''aynısı'' denilen, ''betonarme taklitleri''
var... Hatta, bazılarında da bahçeleri küçük olduğu için-aynı
apartmanlar ''tepelerine'' kondurulmuş durumda...
Osmanlı'yla 'barışanlar'!
Yine Suudi diyor ki: ''Siz zaten Cumhuriyet devrimiyle Osmanlı'yı sildiniz, adını
bile anmaya hakkınız yok...''
Ben eminim ki bu sözü söyleyen Suudiler, yine bizdeki o densiz ve cahil
''Osmanlı'yla barışıyoruz'' söylemlerinden de cesaret alıyordur...
Cumhuriyet'i kuran ''Osmanlı devrimcilerinin'' , Osmanlı'nın kültür
mirasına değil, o mirasın bile değerini bilemez hale gelen ''siyasetine''
karşı ülkeyi kurtaran ulusal zaferi kazandıklarını ''göremeyen'' sözde
çağdaş kılıklı ''liboşlardan'' yararlanıyorlardır...
Oysa Atatürk , daha 1924 yılında ve onca parasızlık içinde İstanbul'daki
Osmanlı dönemi mimari yapıtları ''korumak'' için Eski Eserler Encümeni 'ni
kurduğunda, ortada ne UNESCO vardı, ne de şimdiki kadar bol ''koruma uzmanı''
...
Bugün ise Milli Eğitim Bakanlığı'nın; ''Artık çağdaş edebiyata daha
çok yer verilecek'' sözünü bile, ''Çok şükür failatün dönemi bitti''
diye manşet atarak duyuran ''medya'' mızın, Suudi'nin; ''Siz zaten Osmanlı'ya
karşısınız'' sözüne tepki göstermeye acaba ne kadar hakkı var?..
Atatürk'le barışalım...
Atatürk, hem Karacaoğlan 'ı, hem de mezarı bile Mekke'de olan Hammamizade İsmail
Dede 'yi sevip söyleyerek, ''vals yapmayı'' da hakkıyla yerine getiren
''Anadolu kökenli'' bir ''aydınlanma devriminin'' büyük önderidir...
Osmanlı'yla barışabilmek için bile, galiba önce ''Atatürk'le barışmamız''
, ondan sonra Suudilerin Osmanlı düşmanlığına ''başımız dik'' yüklenmemiz
gerekiyor...
Evet... Ne diyelim? ''Ah şu bizim kravatlı Suudilerimiz...''
Cumhuriyet - Oktay Ekinci
|