reklam

17 Ocak 2002 Perşembe
Ana Sayfa
>
Haberler

Geç deprem kararı

Deprem bölgesinde arapsaçına dönen yargı süreci Yargıtay'ın aldığı son kararla yeni bir döneme girdi. Yargıtay, zamanaşımı hesaplarında deprem tarihinin dikkate alınması gerektiğine hükmetti

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, zamanaşımı hesaplarında, depremin meydana geldiği tarihin esas alınmasına karar verdi. Ancak bölgedeki ceza davalarının büyük bölümü, suç tarihi binanın yapım tarihi olarak hesaplandığı için düşmüştü.
Deprem davalarında yeni bir dönemi başlatan kararın seyri şöyle: Şarköy Asliye Ceza Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 383. maddesine göre, 'tedbirsizlik ve dikkatsizlik
sonucu umumi tehlike yaratacak tahribata ve musibete neden olmaktan' üç kişi hakkında açılan kamu davasını zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırdı. Müdahil idare vekili, bu kararı temyiz etti.

Suç tarihi: 17 Ağustos 1999
Temyiz istemini Yargıtay 9. Ceza Dairesi görüştü. Daire kararında, sanıkların TCK' nın 383. maddesinde belirtilen suçla yargılandıkları belirtilerek, bu maddenin umumi tehlike yaratan tahribat ve musibet halinin oluştuğu anı suç tarihi olarak kabul ettiği kaydedildi. Kararda, şöyle denildi:
"Tahribat ve musibet yapının yıkılması olup, tahribat ve musibetin kendisi olmayan, fakat etkenlerinden biri olan deprem meydana gelmesiyle yapının yıkılması aynı tarihe tekabül ettiğinden, suç tarihi, binanın yıkıldığı 17 Ağustos 1999 tarihi olup, zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlaması gerekir."

Yapım tarihi dikkate alınmıştı
Yargıtay'ın son kararı deprem bölgesinde adeta 'arapsaçına dönmüş' yargı sürecinde yeni bir dönem başlattı. Bölgedeki davaların depremzedelerin aleyhine sonuçlanmasının en önemli nedenlerinden biri zamanaşımı süresiydi. Zamanaşımı konusunda kararsızlık yaşayan mahkemeler, ellerindeki davaların büyük bölümünde suç tarihini binanın yapım tarihi olarak ele almış ve dosyaları kapatmıştı.

Yüzlerce dosya kapandı
İzmit'te iki ağır ceza mahkemesinde açılan toplam 1640 davadan yaklaşık 200'ü zamanaşımı
nedeniyle ortadan kaldırıldı. Adapazarı'ndaki 650 dosyadan yaklaşık 400 tanesi de yine zamanaşımı gerekçesiyle düştü. Yargıtay bu kararı daha önce almış olsaydı, davalar kapanmayacaktı.
Çünkü TCK'nın 383. maddesine göre bu davalarda zamanaşımı süresi beş yıl. Bu durumda kapanan davalar devam edecek ve sorumlular cezalandırılabilecekti.

'Karar daha önce verilmeliydi'
Avukat Remzi Kazmaz, kararı şöyle yorumladı:
"Davalar karıştı. Artık avukatlar ve mağdurlar davaları takip etmiyor. Yargıtay kararı daha önce almalıydı. Böylece zamanaşımı konusunda mahkemelere yol göstermiş ve onlarca dava düşmemiş olacaktı.
Mahkemeler şimdi bu karara uyarsa, eldeki dosyalar görülmeye devam edecek. Ancak Yargıtay'ın kararları bağlayıcı değil. Şarköy Asliye Mahkemesi kararında direnirse, son noktayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu koyacak. Geciken adalet, adalet değil."
Radikal

Ocak 2002 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Diyalog 2002'nin ikinci Gökhan Avcıoğlu  22 Ocak  2001'de Diyalog bölümümüze konuk oldu. 

Gökhan Avcıoğlu
Arkitera Forum'da bu buluşmayı  okumak için...

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz