|
Geç deprem kararı
Deprem bölgesinde arapsaçına dönen yargı süreci Yargıtay'ın aldığı
son kararla yeni bir döneme girdi. Yargıtay, zamanaşımı hesaplarında
deprem tarihinin dikkate alınması gerektiğine hükmetti
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, zamanaşımı hesaplarında, depremin meydana
geldiği tarihin esas alınmasına karar verdi. Ancak bölgedeki ceza davalarının
büyük bölümü, suç tarihi binanın yapım tarihi olarak hesaplandığı için
düşmüştü.
Deprem davalarında yeni bir dönemi başlatan kararın seyri şöyle: Şarköy
Asliye Ceza Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 383. maddesine göre,
'tedbirsizlik ve dikkatsizlik
sonucu umumi tehlike yaratacak tahribata ve musibete neden olmaktan' üç kişi
hakkında açılan kamu davasını zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırdı. Müdahil
idare vekili, bu kararı temyiz etti.
Suç tarihi: 17 Ağustos 1999
Temyiz istemini Yargıtay 9. Ceza Dairesi görüştü. Daire kararında, sanıkların
TCK' nın 383. maddesinde belirtilen suçla yargılandıkları belirtilerek, bu
maddenin umumi tehlike yaratan tahribat ve musibet halinin oluştuğu anı suç
tarihi olarak kabul ettiği kaydedildi. Kararda, şöyle denildi:
"Tahribat ve musibet yapının yıkılması olup, tahribat ve musibetin
kendisi olmayan, fakat etkenlerinden biri olan deprem meydana gelmesiyle yapının
yıkılması aynı tarihe tekabül ettiğinden, suç tarihi, binanın yıkıldığı
17 Ağustos 1999 tarihi olup, zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlaması
gerekir."
Yapım tarihi dikkate alınmıştı
Yargıtay'ın son kararı deprem bölgesinde adeta 'arapsaçına dönmüş' yargı
sürecinde yeni bir dönem başlattı. Bölgedeki davaların depremzedelerin
aleyhine sonuçlanmasının en önemli nedenlerinden biri zamanaşımı süresiydi.
Zamanaşımı konusunda kararsızlık yaşayan mahkemeler, ellerindeki davaların
büyük bölümünde suç tarihini binanın yapım tarihi olarak ele almış ve
dosyaları kapatmıştı.
Yüzlerce dosya kapandı
İzmit'te iki ağır ceza mahkemesinde açılan toplam 1640 davadan yaklaşık
200'ü zamanaşımı
nedeniyle ortadan kaldırıldı. Adapazarı'ndaki 650 dosyadan yaklaşık 400
tanesi de yine zamanaşımı gerekçesiyle düştü. Yargıtay bu kararı daha
önce almış olsaydı, davalar kapanmayacaktı.
Çünkü TCK'nın 383. maddesine göre bu davalarda zamanaşımı süresi beş yıl.
Bu durumda kapanan davalar devam edecek ve sorumlular cezalandırılabilecekti.
'Karar daha önce verilmeliydi'
Avukat Remzi Kazmaz, kararı şöyle yorumladı:
"Davalar karıştı. Artık avukatlar ve mağdurlar davaları takip
etmiyor. Yargıtay kararı daha önce almalıydı. Böylece zamanaşımı
konusunda mahkemelere yol göstermiş ve onlarca dava düşmemiş olacaktı.
Mahkemeler şimdi bu karara uyarsa, eldeki dosyalar görülmeye devam edecek.
Ancak Yargıtay'ın kararları bağlayıcı değil. Şarköy Asliye Mahkemesi
kararında direnirse, son noktayı Yargıtay Ceza Genel Kurulu koyacak. Geciken
adalet, adalet değil."
Radikal
|