|
Adana Valisi'ni 'İzleyin'...
Yıllardır dile getirilmesine rağmen kimsenin ''aldırmadığı'' çok önemli
gerçekleri artık ''sorumluların'' ve ''yetkililerin'' de söylemeye başlaması,
belki de sönmek üzere olan ''umutları'' sanki tazeliyor...
Böyle bir duyguyu, 25 Ocak 2002 günü de Adana 'da yaşadık...
''Kentleşme ve Yerel Yönetimler'' konulu 2 günlük sempozyumun açılışında
konuşan Vali Oğuz Kaan Köksal , bilimsel bildiriler arasındaki hani o ''anlaşılmaz''
türden olanlardan çok daha ''gerçekçi'' saptamaları ve çözüm önerileriyle,
hem yüreklere su serpti; hem de toplantının ''verimini'' yükseltti...
'Çözüm' ortaklığı
Valinin sözlerine geçmeden önce şunu vurgulamalıyım.
Bu konudaki bir sempozyumun; ''Çukurova Üniversitesi'', ''Mimarlar Odası''
ve hemen tüm sivil ve kamu kuruluşlarının bulunduğu ''Adana Kent Konseyi''
tarafından ''birlikte'' düzenlenmiş olması, sorunların ''kalıcı'' çözümleri
için de ''doğru bir ortaklığın'' önemli bir adımıdır...
Çünkü, kentleşme ile yerel yönetimler arasındaki ilişkinin geleceği güvenceye
alacak temel dayanağı ''planlama'' dır... İşte bu ortaklık da planlamanın
hem ''bilimsel'' , hem de ''toplum yararı'' ilkelerine bağlı bir
''demokratik-katılımcı'' süreçle yaşama geçirilebilmesi için artık
olmazsa olmaz bir koşuldur... Ne var ki bu koşulun ''uygulamaya'' yansıyabilmesinde
paralel adımları da ''yetkililerin'' atması gerekmiyor mu?..
Şimdiki yasalar bu ortaklığı açıkça içermiyor olsalar bile, ''imardan
sorumlu'' olanlar da aynı yaklaşımı benimsemeli ve yeni yasalara da esin
kaynağı oluşturacak ''işbirliği süreçlerinin'' artık bu ülkeye ve
kentlere kazandırılması daha fazla ertelenmemeli...
En önemli 'ayrıntı'
İşte, Vali Oğuz Kaan Köksal'ın konuşmasını, bu beklentinin de ''ilk adımları''
olma konusunda ''önemli ayrıntıları'' içermesi bakımından hem keyifle,
hem de ''dikkatle'' dinledik...
Kaçak yapılaşmadan plansız ve kimliksiz kentleşmeye kadar hemen tüm
sorunların temelinde; ''siyasi egemenlerin denetimsiz karar ve uygulamaları''
nın yattığına dikkat çeken Adana Valisi, ''Bu denetimin neden
belediyelerdeki görevli teknik elemanlarca yapılamadığını'' da özetle şöyle
açıkladı:
''Özellikle imar konusundaki teknik kadrolar baskı altındalar... Mesleğin
gereğiyle çelişen isteklere karşı çıkarlarsa, kendilerini ya kapı dışında
ya da toptancı halinde buluyorlar... Bu nedenle, siyasilerin bu sorunları
yaratan isteklerine boyun eğmeyecekleri bir çalışma ortamı güvencesini
yasayla bu elemanlara sağlamak artık şart...''
Gerçekten de yıllardır yakınma konusu olan ne kadar yağmacı ve spekülatif
''imar planı değişikliği'' ya da ''proje oyunları'' varsa, altlarındaki
mimar-mühendis-plancı imzalarının büyük çoğunluğu ''toptancı haline sürülmemek''
için atılmıştır... Bu bakımdan valinin dikkat çektiği bu ''ayrıntı'' ,
aslında toplumun ve kentlerin ''geleceği'' için temel sorunlar arasında değil
midir?..
'Genel' politika...
Adana Valisi'nin, ''kendisine bağlı'' teknik elemanlara nasıl davrandığını
bilmiyorum ve hiçkimseye sormadım da...
Ancak bu konuşmasının, sadece belediyelerde değil, tüm ''kamu çalışanı''
teknik elemanlar için de geçerli olduğunu; hatta çoğu şirketlerdeki ücretli
elemanların da ''firma çıkarları'' uğruna toplum ve ülke yararına aykırı
teknik hizmetlere ''zorlandıklarını'' açıkça söylemek gerek...
Çünkü ''siyasi beklentilerle'' , onları yönlendiren ''ekonomik
beklentiler'' , aslında genel politikanın da ''belirleyici ortaklığını''
oluşturuyor...
Vali Köksal'a teşekkür ederken Adanalıların da bu açık sözleri
nedeniyle ''kendisini izlemelerini'' diliyorum...
Cumhuriyet
- Oktay Ekinci
|