|
Avrupa, Anadolu'yu izliyor
Federal Almanya ile Türkiye arasında arkeolojik
alanda yıllardır süren yakın işbirliği meyvelerini veriyor.
Anadolu, bir sözcük olarak bugün, Avrupa'da, insanın aklına, daha çok
tarım ekonomisinin belirlediği bir kırsal kesim halkını, günlük emeğinin
peşinde yaşamını sürdürmeye çalışan bir halkı getiriyor. Oysa Anadolu
gezildiğinde, dikkatli bir gözlemcinin çok çabuk saptayacağı en önemli
gerçek, Anadolu'nun çok çeşitli, çok güzel ve büyük bir açık hava müzesi
olduğudur.
Hititolog Tahsin Özgüç gibi, en üst düzeyde kendini bu konuya vakfetmiş
arkeologların yaptığı sayısız kazı ve bilimin bugünkü olanakları
sayesinde, her geçen gün yeni olgular bir araya getirebiliyor. Bu olgular, günümüz
Anadolu'suna bakışı düzeltmeli ve genişletmelidir. Çünkü günümüz Türkiye'sinin
sınırları içinde Anadolu tam bir kültürler beşiğidir. İzmirli Homer 'in
Troya'sından sonra, onun karşısına yerleştirilmiş olarak ''Troya: Düş ve
Gerçeklik'' sergisinin yarattığı bir ''şimdiki zaman'' bulunmaktadır. 28
Nisan'a kadar Bonn'da sürecek olan ''Hititler: Bin Tanrılı Halk'' , Türkiye
dışında hiç sergilenmemiş bulgularla yine Anadolu'dan ama başka bir büyük
kültürü daha gözler önüne seriyor. Sergide, sansasyonel nitelikli altınlar
ve benzeri buluntular yer almıyor. Ancak yine de, izleyiciler, ikinci bir bakışta
son derece dikkate değer bir halk hakkında daha önce örneğine rastlanmamış
bir bakışa kavuşuyor. Başkent Hattuşa'da bulunan 30 bin dikili taş, çivi
yazısı ve hiyeroglifle dolu taşlaşmış tabletler ve ilk kez yüksek bir
kendine özgülük taşıyan zengin yazılı kalıt, daha başka etkili
arkeolojik bulgularla birlikte birer tanıklıktır.
''Doğru değil'' cümlesi, yasalar, mektuplar veya sözleşmelerin en önemli
yerlerinde de öne çıkıyor. Hititler dünyanın sadece ilk anayasasına sahip
olmakla yetinmemişlerdi. Anlaşılan, yazılı yasalar kadar yazıya dökülmemiş
yasaları da tanıyorlardı. Ama en önemlisi, son derece gelişkin bir hukuk
duyarlılığına sahip olmalarıydı. Bu duyarlılıkta, adalet ve tarafsızlık
büyük rol oynamaktaydı. Avrupa ve Asya arasında uzanıyor oluşu, doğanın
oluşturduğu Batı-Doğu yönünde uzanan iletişim yolları, Anadolu binlerce
yıl en farklı kültürlerin karşılaştığı bir bölge halini almasına
katkıda bulundu. Anadolu, yerleşik kültürlerle sonradan gelen kültürler
arasında ve birbirini zenginleştiren ve art arda gelen uygarlıkların oluşturduğu
bir gerilim kuşağıdır. Böyle bir ''döküm potası'' olarak Anadolu, şimdi
de Bonn'daki sergiler ve medyanın geniş ilgisiyle, medyanın ulusal olsun,
uluslararası olsun ilgi odağına oturmuş bulunuyor.
Cumhuriyet
|