reklam

30 Ocak 2002 Çarşamba
Ana Sayfa
>
Haberler

Avrupa, Anadolu'yu izliyor

Federal Almanya ile Türkiye arasında arkeolojik alanda yıllardır süren yakın işbirliği meyvelerini veriyor.

Anadolu, bir sözcük olarak bugün, Avrupa'da, insanın aklına, daha çok tarım ekonomisinin belirlediği bir kırsal kesim halkını, günlük emeğinin peşinde yaşamını sürdürmeye çalışan bir halkı getiriyor. Oysa Anadolu gezildiğinde, dikkatli bir gözlemcinin çok çabuk saptayacağı en önemli gerçek, Anadolu'nun çok çeşitli, çok güzel ve büyük bir açık hava müzesi olduğudur.

Hititolog Tahsin Özgüç gibi, en üst düzeyde kendini bu konuya vakfetmiş arkeologların yaptığı sayısız kazı ve bilimin bugünkü olanakları sayesinde, her geçen gün yeni olgular bir araya getirebiliyor. Bu olgular, günümüz Anadolu'suna bakışı düzeltmeli ve genişletmelidir. Çünkü günümüz Türkiye'sinin sınırları içinde Anadolu tam bir kültürler beşiğidir. İzmirli Homer 'in Troya'sından sonra, onun karşısına yerleştirilmiş olarak ''Troya: Düş ve Gerçeklik'' sergisinin yarattığı bir ''şimdiki zaman'' bulunmaktadır. 28 Nisan'a kadar Bonn'da sürecek olan ''Hititler: Bin Tanrılı Halk'' , Türkiye dışında hiç sergilenmemiş bulgularla yine Anadolu'dan ama başka bir büyük kültürü daha gözler önüne seriyor. Sergide, sansasyonel nitelikli altınlar ve benzeri buluntular yer almıyor. Ancak yine de, izleyiciler, ikinci bir bakışta son derece dikkate değer bir halk hakkında daha önce örneğine rastlanmamış bir bakışa kavuşuyor. Başkent Hattuşa'da bulunan 30 bin dikili taş, çivi yazısı ve hiyeroglifle dolu taşlaşmış tabletler ve ilk kez yüksek bir kendine özgülük taşıyan zengin yazılı kalıt, daha başka etkili arkeolojik bulgularla birlikte birer tanıklıktır.

''Doğru değil'' cümlesi, yasalar, mektuplar veya sözleşmelerin en önemli yerlerinde de öne çıkıyor. Hititler dünyanın sadece ilk anayasasına sahip olmakla yetinmemişlerdi. Anlaşılan, yazılı yasalar kadar yazıya dökülmemiş yasaları da tanıyorlardı. Ama en önemlisi, son derece gelişkin bir hukuk duyarlılığına sahip olmalarıydı. Bu duyarlılıkta, adalet ve tarafsızlık büyük rol oynamaktaydı. Avrupa ve Asya arasında uzanıyor oluşu, doğanın oluşturduğu Batı-Doğu yönünde uzanan iletişim yolları, Anadolu binlerce yıl en farklı kültürlerin karşılaştığı bir bölge halini almasına katkıda bulundu. Anadolu, yerleşik kültürlerle sonradan gelen kültürler arasında ve birbirini zenginleştiren ve art arda gelen uygarlıkların oluşturduğu bir gerilim kuşağıdır. Böyle bir ''döküm potası'' olarak Anadolu, şimdi de Bonn'daki sergiler ve medyanın geniş ilgisiyle, medyanın ulusal olsun, uluslararası olsun ilgi odağına oturmuş bulunuyor.
Cumhuriyet

Ocak 2002 Arşivi

pt sl çr pr cm ct pz
01 02 03 04 05 06
07 08 09 10 11 12 13
14 15 16 17 18 19 20
21 22 23 24 25 26 27
28 29 30 31
diğer aylar için tıklayın

Copyright © 2000-2002 Arkitera Bilgi Hizmetleri [email protected]

Reklam vermek için - Danışmanlarımız - Editörlerimiz